Eymen Yağmur

Gagarin’in Körlüğü: Maddeye Hapsolmuş Akıl

Gagarin'in boşluktaki arayışı...

12 Nisan 1961 sabahı Vostok 1 kapsülü ateşlendi. Yuri Gagarin, atmosferi delip geçen ilk insan olarak tarihe geçti. Dünyanın çevresini 108 dakikada turladı, sonsuz karanlığa baktı ve sessizliği şu sözlerle bozdu: “Burada hiçbir Tanrı görmüyorum.” (Sovyet resmi makamları tarafından dünyaya servis edilen anlatıya göre)

Gagarin’in bu sözü, bilim ile inancın özündeki uyumu değil; dogmatik yorumların ve sığ materyalizmin yarattığı yapay uçurumu gözler önüne serdi. Oysa kapsülün içine hapsolan şey hakikatin kendisi değil, insanın sınırlı algısıydı.

Maddeye Hapsolmuş Akıl

Binlerce yıl önce Firavun, veziri Hâmân‘a seslenerek, “Bana yüksek bir kule yap, belki Musa’nın Tanrısı’na ulaşırım” demişti. Nemrut, Babil‘in tepesinde oklarını semaya fırlatırken aynı yanılgının esiriydi. Biri kerpiçten kulelerle, diğeri titanyumdan kapsüllerle aynı sorunun peşine düştü: Varlığı kendinden olan mutlak gücü, maddenin dar kalıplarıyla ölçmeye çalışmak.

Zaman değişiyor, teknoloji devleşiyor ancak insanın “sadece gördüğüne inanma” kibri değişmeden kalıyordu. Gagarin’in beyanı, maddeye hapsolmuş bir aklın dışavurumuydu.

Amfideki Deney

Bir dönem üniversite kürsüleri ideolojilerin kalesi haline gelmişti. Bilim, Sanatkâr’ı perdelemek için bir kalkan gibi kullanılıyordu. Bir amfide yaşananlar, sadece bir fizik deneyi değil; bir zihniyet devrimiydi.

Profesör, yağmurun oluşumunu deneyle açıklarken Tanrı’nın gereksizliğini iddia etti. Ancak bir öğrenci, deneyin bile bir irade ve ilim gerektirdiğini hatırlatarak şu soruyu sordu: “Sizin bu küçük düzeneğiniz bir profesöre muhtaçsa; kâinat çapındaki bu muazzam düzen bir Rabb’e muhtaç değil midir?”

İsviçre’deki Tıp Fakültesi

Yıllar sonra bir tıp fakültesinde profesör gözyaşının oluşumunu anlattı. Bir öğrenci sordu: “Gözyaşı neden akar?” Profesör duraksadı: “Evladım, ‘nasıl’ sorusu bizim işimizdir. Ama ‘neden’ sorusunun cevabını ancak Yaratıcı’ya sorabilirsin.”

Kanunu Kudret Sanma Yanılgısı

Bilim kâinat kitabının kelimelerini heceler. Ancak hiçbir kural, o kitabın kendi kendine yazıldığını ispat edemez. Yerçekimi formülü, kütleleri boşlukta birbirine bağlayan kudreti açıklamaz. Tarif, ustayı inkâr edemez.

Bilim adamı kâinatın nasıl işlediğini anlatırken aslında Sanatkâr’ın defterini okumaktadır. O defteri okuyup da “Yazar yok” demek, ideolojik körlüğün neticesidir.

Akıl Tutulmasının Zirvesi

Sanatkâr’ı sanatın içinde, Yazarı kitabın satırlarında aramak en büyük tuzaktır. Gagarin’in “Tanrı’yı göremedim” sözü, bir resmin içinde ressamı aramak gibidir. Oysa bu körlük, yokluğun değil; bakışın eksikliğidir.

Son Söz

Bilim bir fenerdir; kâinat kitabını hecelemek için bir araçtır. Bilim “Nasıl?”ı anlattıkça, “Kimin?” sorusunun azameti daha da parlamaktadır. Ancak insan, kitabı satır satır heceleyip yazarını inkâr etme gafletine düşerse, akıl madde içinde boğulur.

Eymen Yağmur

Ukrayna Haber

Ukrayna'nın, ilk Türkçe haber sitesi.

Bir Cevap Yazın

Başa dön tuşu