VİDEO | Ankara Baro Başkanı Sağkan: 5 kişi de avukat arkadaşlarımıza işkenceyi anlattı

Ankara Emniyeti’ndeki diplomatlara işkence dünya gündeminde...

Ankara Baro Başkanı Erinç Sağkan, TBMM İnsan Hakları İnceleme Komisyonu Üyesi Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun Meclis’ten yaptığı canlı yayına katıldı. Ankara Emniyeti’ndeki işkence olaylarını masaya yatıran ikili, günlerdir yaşanan işkence ve kötü muamelelerine ses çıkarılmaması ve tepki verilmemesini kınadı.

SORUŞTURMA EKİBİ; KOLLUK DERHAL GÖREVDEN ALINMALI, KAMERA KAYITLARI EMNİYETE ALINMALI

Baro Başkanı Avukat Sağkan, ‘İddialar çok ciddi. İşkence bir suçtur. Kişilerin bu soruşturma dosyasındaki durumlarına bakmadık. Biz işkence ve kötü muamele yapıldığını tespit ettik. Bu soruşturmayı yapan kolluk ve soruşturma makamlarının derhal görevden alınması gerekir. Re’sen işkence soruşturma açılması, emniyet kayıtlarının yok edilmeden, kamera görüntülerinin ve kayıtların emniyete alınması gerekir. Personel derhal açığa alınmalı. Bu iddialar çok ciddi. Gözaltı sürelerinin uzatılması için Sulh Ceza Hakimine çıkan biri işkenceye uğradığını  söylüyor. Hakim bu kadar kişi de sen mi uğradın diyor. Başka birileri çıkıyor biz de aynı şeye maruz bırakıldık diye. Ama bu beyanlar kayda alınmıyor. Soruşturma hakimi birşey yapmıyor. Bu görevi ihmaldir. İlgili hakim hakkında soruşturmanın bir an önce yapılması gerekir. 2019’da Türkiye gözaltındaki kişilere işkence yapılan bir ülke olarak anılmamalı” dedi.

GERGERLİOĞLU: HALFETİ’DEN İŞKENCE BAŞKENTE SIÇRADI

Halfeti’de yaşanan işkence olaylarının ardından,  başkent Ankara’dan işkence haberleri geldiğini hatırlatan Gergerlioğlu, avukatların Ankara Emniyeti Mali Şube’de gözaltına alınanların ağır işkenceye, makata jop sokmaya kadar ağır ihlallerin bilgisini verdiğini kaydetti.Gergerlioğlu, Dışişleri Bakanlığı’na Ahmet Davutoğlu döneminde (2010-2011) alınanların aralarında yer aldığı 100’den fazla diplomata yönelik işkence iddialarının Ankara Barosu’ndan 8 avukatla incelendiğini ve raporlaştırıldığını kaydetti.

6 KİŞİDEN 5’İ İŞKENCEYİ ANLATTI

Ankara Baro Başkanı Erinç Sağkan şu bilgileri paylaştı: “Dün itibariyle gerçekçi bilgilere sahip olduk. Biz daha çok orada şüphelilerin müdafiliğini yapmaya çalışan avukatlardan haber aldık. İşkenceye varan kötü davranışlar olduğu bilgisi geldi. Bir ekip oluşturup, emniyet birimine gönderdik. Cumhuriyet Savcısı’nın talimatıyla avukatlara bir tutanak imzalatılmak istendi. Ben şu kişiyle görüşeceğim, diye yazılı taahhüt istendi. Bu CMK’da yok. Bir kişi avukat hizmetinden faydalanmak istendiğinde o kişinin avukatı olduğunu söyleyen kişi buna iştirak edebilir. Sadece dosyadan fotokopi almak isterse, vekaletname istenir. CMK ve Avukatlık kanununa açık aykırı bir talep, avukatlara gözdağı ve bakın sizi fişliyoruzun açık ilanı. Bu uygulamaya daha sonra son verildi.Elimize 6 kişilik liste gelmişti. Bu listedeki 6 kişiyle ayrı ayrı görüşme gerçekleştirildi. Bu 6 kişiden biri hariç 5 kişi, aynen örtüşen beyanlarla işkence, kötü muamele ve hakarete uğradıklarını ifade ettiler.  Avukatının olmadığı bir zamanda gecenin bir yarısı, gözleri bağlanarak mülakat adıyla bir odaya götürüldüğünü söylüyorlar. Çırıpçıplak soyundurulduklarını, dizlerinin üzerinden süründürüldüklerini, copla kafalarına vurulduğunu anlattı bu kişiler. İşkenceyi yapanların jopla tecavüz ve hakaret girişiminde bulunduklarını 5 kişide benzer ifadelerle aktardı.”

ETKİN PİŞMANLIKTAN YARARLANDI DENEN ŞÜPHELİLER DE KÖTÜ MUAMELEYE UĞRAMIŞ

Erinç Sağkan, gözaltındaki kişilerin hastanede yanlarındaki kolluk personelinin baskısı nedeniyle işkence ve kötü muameleyi anlatamadıklarını aktararak, bir kişinin yanındaki polislere rağmen gözaltında doktora yaşadıklarını anlatabildiğini kaydetti. Gözaltındaki ismin doktorunun yanında kolluk bulunamayacağını aktaran Baro Başkanı Sağkan, bir kişinin dizlerindeki morlukların avukatlarca fotoğraflanarak delillendirildiğini kaydetti.Etkin pişmanlıktan yararlandığı, itirafçılık yapması istenen 3 kişinin özel avukatından aldığı detayları da paylaşan Erinç Sağkan, şüphelilerin özel avukatının iki müvekkilinin uğradığı kötü muamele dayak ve işkenceleri hastane raporuyla raporlaştırdığını öğrendiklerini vurguladı.

İŞTE RAPORUN TAM NETNİ:

“ANKARA BAROSU

AVUKAT HAKLARI MERKEZİ, CEZAEVİ KURULU VE İNSAN HAKLARI MERKEZİ

ANKARA İL EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ MALİ SUÇLAR SORUŞTURMA BÜROSUNDAKİ İŞKENCE İDDİALARINA DAİR RAPORDUR

 

Konu     : 26 Mayıs 2019 günü kamuoyuna ve basına yansıyan Ankara İl Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlar Soruşturma Bürosundaki işkence iddialarına ilişkin Ankara Barosu Avukat Hakları Merkezi, Cezaevi Kurulu ve İnsan Hakları Merkezi tarafından yapılan görüşme incelemelere ilişkin rapordur.

 

AÇIKLAMALAR

26 Mayıs 2019 günü ilk olarak Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun sosyal paylaşım sitesi Twitter hesabından “Ankara Emniyetinde işkence iddiaları var” şeklinde paylaşımda bulunmuştur. İşkence iddialarını ile ilgili olarak ilerleyen saat ve günlerde basına Mali Suçlar Soruşturma Bürosunda gözaltında tutulan KHK ile ihraç edilen Dış İşleri Bakanlığı personeli olduğu ifade edilen ve yaklaşık 100 kişi olduğu söylenen diplomatlarla ilgili olarak;“bayılıncaya kadar dövme, taciz ve işkenceye maruz kalanları izletme, en az dört ayrı vakıada insanlık onuruna yakışmayacak işkenceler yapıldığı, işkencenin Ankara Emniyetine dışarıdan gelen ve kendilerini MİT olarak tanıtan kişiler tarafından yapıldığı, bayılan kadar dövülen bir diplomatın hastaneye kaldırıldığı, doktorların buna dair herhangi bir rapor düzenlemediği, işkencenin halen devam ettiği ve gittikçe daha da ağırlaşacağının dile getirildiği, işkenceyle ifade imzalatılmaya çalışıldığı”iddiaları kamuoyuna ve basına yansımıştır.

Konuyla ilgili kötü muamele ve işkence iddiaları ile ilgili gözaltında olan kişilere hukuki yardımda bulunan müdafilerce de baromuz merkez ve kurullarına şikayetlerde bulunulmuştur.

İşkenceye ilişkin şikayetlerin yanı sıra müdafilik görevi kapsamında gözaltındaki müvekkilleri ile görüşmeye giden meslektaşlara savcılık yazılı talimatı doğrultusunda “… görüşeceğim şahsın soruşturma dosyası ile ilgili müdafiliğini yapacağıma dair vekalet alarak soruşturma dosyasına konulmak üzere Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına sunacağımı beyan ve taahhüt ederim” yazılı CMK hükümlerine aykırı bir şekilde tutanak imzalatılmak istendiği yönünde de şikayetler ulaşmıştır. (Ek-1 Savcılık talimat yazısı ve imzalatılmak istenen örnek tutanak)

Kötü muamele ve işkence iddiaları ve CMK hükümlerine aykırı olarak müdafiden vekalet sunacağına dair yazılı taahhüt alınmak istenmesi iddialarını yerinde incelemek üzere baromuz Avukat Hakları Merkezi, Cezaevi Kurulu ve İnsan Hakları Merkezi tarafından görevlendirmeler yapılmış ve görevlendirilen meslektaşlar, Ankara İl Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlar Soruşturma Bürosuna 27 Mayıs 2019 günü görüşme ve incelemelerde bulunmak üzere gitmiştir.

Mali Suçlar Soruşturma Bürosuna Gidiş ve Yaşananlar

İlgili büroya ilk olarak baromuz Avukat Hakları Merkezi yetkilileri intikal etmişlerdir. CMK hükümlerine aykırı olarak müdafiden vekalet sunacağına dair yazılı taahhüt alınmasına dair savcılık talimatı ile ilgili olarak yapılan görüşmeler neticesinde Mali Suçlar Soruşturma Bürosu amirlerince tutanak ile taahhüt alınması uygulamasına son verilmiştir.

Tutanak ile taahhüt alınması uygulamasının baromuz Avukat Hakları Merkezince yapılan görüşmeler neticesinde sonlandırılmasının ardından Mali Suçlar Soruşturma Bürosuna giden Cezaevi Kurulu, İnsan Hakları Merkezi ve Avukat Hakları Merkezi üyelerinden oluşan ikinci bir heyet kötü muamele ve işkence iddiaları ile ilgili olarak isimleri bildirilen 6 kişiyle kapalı bir odada görüşme gerçekleştirmiş ve kötü muamele ve işkenceye maruz kalan kişilerle birlikte, kişilerin anlatımlar tutanak ile imza altına alınmıştır. (Görüşülen kişilerin isimleri iş bu raporda gizli tutulmuştur.)

Tutanaklar ile de sabit olan ve yapılan görüşmeler neticesinde kötü muamele ve işkence iddialarına dair tespitler şunlardır:

 

 

 

Bu yaşananların ardından; 3 kişi tamamen soyulduklarını, 1 kişi belden altı soyulduğunu, 1 kişi ise pantolonun yarıya kadar soyulduğunu ve devamında; tamamen ve bel altı soyulan toplam 4 kişi, tekrar ters kelepçelenerek cenin pozisyonuna getirildiklerini, makatlarında jop gezdirildiğini, bu sırada konuşmaları konusunda tehdit ve hakaretlere maruz kaldıklarını, kendilerine bir ile iki dakika arasında değişen süreler verildiğini, sonrasında “ikinci aşamaya geçiyoruz” denilerek makatlarına yağ veya kayganlaştırıcı olduğunu düşündükleri bir madde döküldüğünü, yine makatlarında jop gezdirilerek işkenceye maruz kaldıklarını ifade etmişlerdir. 1 kişi ise pantolonun çıkarılmaya çalıştığını, pantolonunun yarıya kadar zorla çıkarıldığını, zorlayarak geri çektiğini, vücudunda ve kıyafetleri üzerinde iken jop gezdirerek işkenceye maruz kaldığını ifade etmiştir.

 

 

 

 

 

 

 

DEĞERLENDİRMELER

Görüşme öncesi Mali Suçlar Soruşturma Bürosu yetkililerine baromuz merkez ve kurullarından görevli olarak giden meslektaşlarımız görüşme yapmak istediklerini kişilerin isimlerini bildirdiklerinde bu kişilerden 3’ünün etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmak istedikleri için ifadelerinin alındıkları ve salıverildikleri bildirilmiştir. Bu kişilerin dosyaları incelenmiş, dosyalarında rapor edilmiş, bir işkence ve kötü muamele bulgusuna rastlanmamıştır. Aynı şekilde görüşme yapılan ve yukarıdaki tespitlere konu kişilerin raporları da incelenmiş ve herhangi bir darp ve cebir izine rastlanmadığını rapor edilmiştir. Tespite konu görüşmelerin yapıldığı kişiler etkin pişmanlıktan faydalanarak salıverilen 3 kişinin de ismini vererek onlarında da kendileri gibi işkence ve kötü muameleye maruz kaldıklarını mülakatlara giden kişilerden ve gözaltı süre uzatım kararı için adliyeye sevk edildiklerinde Sulh Ceza Hakimliğinde karşılaştıkları diğer kişilerden duyduklarını ifade etmiştir. AİHS ve diğer uluslararası sözleşmelerde de yazılı olduğu üzere doktor raporunun varlığı tek başına işkence ve kötü muamele yaşanmadığının göstergesi değildir. Yukarıda tespitlere konu anlatımlar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; kişiler kolluk görevlisi nezaretinde doktor muayenesine hukuka aykırı bir şekilde çıkarılmıştır. Dinlenen kişilerin anlatımları birbirleri ile çelişmemekte, aksine uyum göstermektedir. Anlatımlar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, kişilerin darp, cebir izi bırakılmayacak şekilde işkence ve kötü muameleye maruz kaldıklarını doğrulamaktadır.

Anayasa’nın işkence yasağını düzenleyen 17/3 md. hükmü şu şekildedir:

“Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz; kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamaz.”

AİHS md 3 hükmü ise daha şu şekildedir:

“Hiç kimse işkenceye veya insanlık dışı ya da aşağılayıcı muamele veya cezaya tabi tutulamaz.”

İşkence ve Diğer Zalimane, İnsanlık Dışı veya Aşağılayıcı Muamele veya Cezaya Karşı Birleşmiş Milletler Sözleşmesi’nin 1. maddesi şu şekildedir:

“Sözleşme amaçlarına göre, “İşkence” terimi, bir şahsa veya bir üçüncü şahsa, bu şahsın veya üçüncü şahsın işlediği veya işlediğinden şüphe edilen bir fiil sebebiyle, cezalandırmak amacıyla bilgi veya itiraf elde etmek için veya ayırım gözeten herhangi bir sebep dolayısıyla bir kamu görevlisinin veya bu sıfatla hareket eden bir başka şahsın teşviki veya rızası veya muvafakatıyla uygulanan fiziki veya manevi ağır acı veya ızdırap veren bir fiil anlamına gelir. Bu yalnızca yasal müeyyidelerin uygulanmasından doğan, tabiatında olan veya arızî olarak husule gelen acı ve ızdırabı içermez.

Bu madde, konu hakkında daha geniş uygulama hükümleri ihtiva eden herhangi uluslararası bir belge veya millî mevzuata halel getirmez.”

Hükümleri ile işkence ve kötü muamele uluslararası ve ulusal normlarda yasaklanmıştır.

İşkence ve Diğer Zalimane, İnsanlık Dışı veya Aşağılayıcı Muamele veya Cezaya Karşı Birleşmiş Milletler Sözleşmesi’nin 4. maddesi şu şekildedir:

Her Taraf Devlet, tüm işkence eylemlerinin kendi ceza kanununa göre suç olmasını sağlayacaktır. Aynı şekilde, işkence yapmaya teşebbüs ve işkenceye iştirak veya suç ortaklığı yapan şahsın fiili suç sayılacaktır.

Her Taraf Devlet, fiilleri ağırlıklarını dikkate alarak uygun müeyyidelerle cezalandıracaktır.

Uluslararası normlarda işkencenin suç olarak tanımlanmasını ve cezai müeyyideler uygulanması gerektiği hükme bağlanmıştır. Türkiye’de yukarı bahsi geçen sözleşmeye taraf devletlerden biridir.

Türk Ceza Kanununun İşkence başlıklı 94.maddesi şu şekildedir;

“(1) Bir kişiye karşı insan onuruyla bağdaşmayan ve bedensel veya ruhsal yönden acı çekmesine, algılama veya irade yeteneğinin etkilenmesine, aşağılanmasına yol açacak davranışları gerçekleştiren kamu görevlisi hakkında üç yıldan oniki yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

(2) Suçun;

a) Çocuğa, beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye ya da gebe kadına karşı,

b) Avukata veya diğer kamu görevlisine karşı görevi dolayısıyla, İşlenmesi halinde, sekiz yıldan onbeş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

(3) Fiilin cinsel yönden taciz şeklinde gerçekleşmesi halinde, on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

(4) Bu suçun işlenişine iştirak eden diğer kişiler de kamu görevlisi gibi cezalandırılır.

(5) Bu suçun ihmali davranışla işlenmesi halinde, verilecek cezada bu nedenle indirim yapılmaz.”

Türk Ceza Kanunumuzda işkence suçu cezai müeyyideye sahiptir. Bu açıdan yukarıdaki tespitler de dikkate alınarak ilgililer hakkında derhal soruşturma başlatılmalı ve işkence suçuna göz yuman ve işkence suçunu işleyen kişiler başta olmak üzere kişilerin maddi ve manevi varlığına saldırıda bulunan kişilerin tespit edilerek cezalandırılması gerekmektedir.

 

Bu amaçla;

 

 

 

 

 

 

 

Hukukun bir gereği ve zorunluluktur. Bu açıdan Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca talep edilmesi halinde baromuz kurul ve merkez üyelerince tutulan tutanak ve kayıtları talep ve gereği halinde sunmaya hazır olduğumuzu, Ankara Barosu olarak işkence ve kötü muamelelerin son bulması için her alanda hukuki mücadelemizi sonuna kadar vereceğimizi kamuoyunun bilgisine sunarız. 28.05.2019

 

ANKARA BAROSU BAŞKANLIĞI”

Ankara Emniyeti’nde işkence iddiaları: “Gözaltındaki diplomatlara cop soktular”

Exit mobile version