[RUS İSTİLASI] Ruslar, Ukrayna’ya neden saldırdı?

Savaş, tıpkı kaçması imkânsız bir fırtına gibi üzerimize doğru geliyordu ve kimse bilmiyordu.

Ukrayna’nın askeri istihbarattaki üst düzey bir tanıdığımla, Ukrayna’nın ortasından geçen, Dinyeper Nehri’nin kenarında piknik yapıyorduk. Takvimler 16 Ağustos 2020’yi gösteriyordu. Bir taraftan semaverde kuyu suyundan yapılmış çay demini alıyor, diğer taraftan çam ağacının harlı alevleri üzerindeki büyük tavada komşumu getirdiği iri sazanları kızartıyordum. Ben balığı temizlerken, unlarken, kızartırken bütün aşamalarda dikkatlice beni izliyordu. Sofra kurulmuştu artık, balık ve salata eşliğinde kıdemli istihbaratçıyla muhabbet ediyorduk. Masanın üzerinde dört telefon duruyordu iki tanesi oldukça eski tuşlu telefonlardı. Diğerleri ise yeni model akıllı telefondu. Hatta tuşlu telefonlardan birisi o kadar eskiydi telefonun pil kapağını tutturmak için para lastiği takmıştı. Küçük kızım sordu neden bu kadar çok telefonun var diye. Ben biliyordum aslında cevabı ama istihbaratçının ne cevap vereceğini de merak ediyordum. İstihbaratçı, “Her telefon ayrı işler için, bu arkadaşlar, bu ailem, bunlar da iş görüşmeleri için” şeklinde bir cevap vermişti.

Havadan, sudan, balıktan sohbet ediyorduk ama oldukça gergin gözüküyordu. Sebebini sorunca bir müddet görüşemeyeceğimizi söyledi.

Anlatmaya başladığında gün batıyordu. Elimizde semaverde demlenmiş Karadeniz dağlarının eşsiz çayı içinde de limon…

Ne diyeceğimi şaşırmıştım. Eşini bana emanet edecek kadar kötü ne olabilirdi ki? Bir taraftan bana bu kadar güvenmesi hoşuma gitmiş diğer taraftan işlerinin gizliliği bildiğim için sormaya cesaret edemiyordum.

Ben düşünüyordum artık dedikleri yabana atılacak cinsten değildi. Savaş, tıpkı kaçması imkânsız bir fırtına gibi üzerimize doğru geliyordu ve kimse bilmiyordu.

Artık susmuştum derin bir sessizlik olmuştu. Söz konusu dünyanın en acımasızı aynı zamanda da ikinci büyük ordusuydu. Ruslar, birinci dünya savaşında, İstanbul’a kadar gelmişlerdi. Ateş sönmüş alevler yerini dumana bırakmıştı. Duman bir taraftan da iyi oluyordu akşamüstü nehir kenarında çoğalan sivrisinekleri bizden uzak tutuyordu. Semaverde köz hala canlıydı, hafi cızırdayan suyun sesi, ağustos böcekleri haricinde derin bir sessizlik olmuştu. Çayları tazelemenin zamanı gelmişti…

Devam edecek…

Yunus Erdoğdu | Kıyiv – yunuserdogdu@hotmail.com

Twitter: @Yunus_Erdogdu

Facebook: facebook.com/erdogduy

Son Dakika için Telegram Haber Kanalımız:
https://t.me/ukraynahaber

 

Exit mobile version