29 Mayıs 2017
SON HABERLER:

Anket

Sizce erken seçimlerde hangi parti oy kaybeder?





Sonuçlar


Ramazan ayına günler kala, iftar ve sahurda için mutfak alışverişleri tamamlandı.
Günlerin uzun ve sıcak olduğu Ramazan boyunca, açlık ve susuzlukla baş edebilmek için uzmanlar uyarılarda bulunuyor.

Tüketici Başvuru Merkezi Gıda Komitesi üyesi, Aile Hekimi ve Sağlıklı Beslen Uzmanı Dr. Eyyüb Yılmaz, susuzluğa dikkat çekerek, doğru bilinen yanlışlar konusunda “Ne kadar çok yerseniz yiyin açlığınızı en fazla 1-2 saat ertelerken hissedeceğiniz susuzluğu çok daha derinleştirdiğiniz gibi açlık şiddetinizi artırmış olacaksınız. Çünkü fazla yenen her lokmanın sindirilmesi için gerekli olan suyun miktarından haberimiz yok. Örneğin, 100 gr protein içeren bir gıdanın atıklarının temizlenmesi için yarım litre suya ihtiyaç olur” diyor.

PROTEİN TÜKETİMİ

Yılmaz, susuzluğun hesaplanarak gıda tüketilmesinin önemini vurgulayarak, “Özellikle peynir, sucuk, salam gibi yoğun protein içeren bir sahur yaptığımız takdirde sabah ağzınız diliniz kuru uyanırsınız. En zor orucu bu kişiler tutar. Sahurda tüketilen peynir, karpuz, ekmek üçlüsü en masum ve en çok rağbet gören hafif sahur olarak düşünülür. Ancak, tuzlu peynir su tutucu özelliği nedeni ile su ihtiyacınızı doğal olarak artıracaktır. Peynir yoğun protein içerir, bu nedenle sindirimin 7-8. Saatlerinde açığa çıkacak olan ürik asidin temizliği için bol su kullanılacak, 100 gr proteinden dolayı oluşacak ürik asidin temizliği için kullanılacak olan su miktarı yaklaşık yarım litre olacaktır. Bu suyu içemediğiniz için susuzluğunuz bir kat daha derinleşmiş olacaktır” dedi.

SUSUZLUK YARATAN GIDALAR

Eyyüb Yılmaz, karpuzun idrar söktürücü etkisi olduğunu belirterek, “Karpuz, bedeninizde zorlu bir idrar çıkışı oluşturarak kısıtlı su kaynaklarınızı tüketeceğinden sizi gerçekten çok zor bir gün beklemiş olur. Susamamak için bol bol su içmek ayrı bir sorunla sizi karşılaştırır. İçilen fazla su yediklerinizin sindirimini bozar, mide yeterli asitlik düzeyine ulaşamaz, yediklerinizi sindirememenin sonucunda, gazlı bir bağırsakla gününüzü geçirirsiniz. Sabah uyandığında ağır ağız kokusu ile uyananların hatalarından biri de budur. Susamamak için içtiğiniz fazla su 3 saat içinde vücuttan atılır, gerçek su ihtiyacımızın zamanı olan 7-8.saatte bedeninizde yeterli su bulamazsınız. Aşırı tatlı olan her gıdanın sindiriminin nihayetinde tüketilen şeker miktarının 10-15 katı kadar su kullanılarak metabolize olabilir. Kanda yükselen şekerin düzenlenmesi için bu suya ihtiyaç duyulur. Ayrıca bu şekerin enerjiye dönüştürülmesi aşamasında yeniden suya ihtiyaç olacaktır. Reçel, pekmez, helva gibi tatlılar kan şekerini hızlı yükselteceğinden insülin salınımına neden olur. Bu nedenle en erken acıktıran gıda hamur ve şekerli ürünlerdir. Bu kurallara göre sahurda uzak durulması gereken gıdalar, reçel, helva, pekmez, kaşar ve peynir çeşitleri, salam, sosis, sucuk, her türlü ekmek, pilav, makarna ve börek” dedi.

SAHURDA DOĞRU TERCİHLER

Yılmaz, sahurda tüketilmesi gereken gıdalar olarak da şunları önerdi:

“Havuç ve kıvırcık, tereyağlı yumurta, semiz otlu yoğurt, cacık yediğinizi düşünelim.

Bu ürünlerin sindirilmesi için neredeyse çok ama çok az su harcanır. Bu nedenle kanınızdan fazla su çekilmediğinden sabahın ilk saatlerinde hiçbir susuzluk duymazsınız. Günün ilerleyen saatleri içinde taze kıvırcık ve havucun suyu bağırsaklardan emilmeye devam edeceği için açlığın 6 ve 7. saatinde bile sanki bir çeşmeden su içiyormuş gibi rahat olduğunuzu fark edeceksiniz. Tereyağlı 1-2 yumurta sarısının, rafadan olması halinde sindirimleri için bir bardak su yeterlidir. Tereyağının metabolizma atığı et gibi fazla su istemeyeceği için gün içinde su maliyeti fazla olmaz. Derin susuzluk hissi yaşamazsınız. Ayrıca bilinmeyen bir ayrıntıyı paylaşmak istiyorum, yağlar bedenimizin su kaybını azaltan gıdalardır.”


Yılmaz, yağların terlemeyi azalttığı, metabolize edilirken su açığa çıktığını ifade ederek, “Yanlış anlaşılmamak için baştan belirtmem gerekiyor, benim kast ettiğim yağlar sadece işlenmemiş, rafine edilmemiş yağlardır, sade tereyağı, soğuk sıkım zeytinyağı, hindistan cevizi gibi yağlardır. Açlığın süresini kısaltan yani hızlı acıkmamızın tek nedeni glisemik indeksi yüksek tüm gıdalardır. Yani hamur ve şekerdir. Bu ürünlerden ne kadar yemişseniz o kadar açlığı derinlemesine hissedeceğinizi garanti edersiniz. Vücudun su kaynaklarını tüketenlerin başında ekmek gelir, bu nedenle sahurda ekmek yememeniz çok önemli” şeklinde konuştu.

VÜCUDA SU VEREN GIDALAR

Uzm. Dr. Yılmaz vücuda su veren gıdaları ise şöyle sıraladı:

- Geceden suda bekletilmiş kavrulmamış badem, ceviz, fıstık, fındık

- Tereyağı, zeytin yağı, hindistan cevizi .

- Semiz otu, roka, salatalık, tere, lahana, mor kıvırcık, özellikle havuç hem tok tutar hem de ekmek yerine kullanılabilir


Örnek sahur menüleri

Uzm. Dr. Yılmaz sahurda tüketilmesi gereken gıdalarla ise şöyle reçeteler öneriyor:

1-) Semizotlu bir cacık, havuç, tereyağında yumurta, 3-5 adet suda bekletilmiş ceviz

2-) Semizotu salatası içinde geceden ıslatılmış ceviz veya badem, tereyağında menemen(domatesi az bol al biberli). Ekmeksiz yemenizi öneririm.

3-) Tarhana çorbası yanında bol bol az tuzlu yeşil zeytin, havuç.


4-)Mor havuç , şalgam salatası , avokado karıştırın

içine muhakkak ıslatılmış 3-5 ceviz veya bir avuç badem

5-)Hindistan cevizi tek başına harika bir sahurdur kesinlikle deneyin.


6-)Bol domates, al biber , yeşil biber ,tereyağı ile hazırlanmış pirinç pilavı şaşırtıcı bir şekilde sizi tok tutar ve susatmaz.

7-)Sahurda et veya ciğer yemek isteyenler muhakkak bol salata ile yemeli

8-) Mevsim meyvelerinden oluşan sofralar hazırlayın, yanına biraz suda bekletilmiş kuruyemişler ile tüketin.

Kaynak: Hürriyet



Editörün notu: Bu Ramazan açlık ve susuzluk yaşamayacağınız için sevabınız biraz düşük oldu diye düşüneceksiniz , unutmayın ki dinimiz kolaylık dinidir, bedeninize eziyet etmeniz için oruç tutmuyorsunuz, nimetin sahibini hatırlamak için oruç tutuyoruz.

Akşama kadar nefis terbiyesi ile birlikte aksam bir insanın yiyeceğinin dört mislini yemek hakiki bir oruç maksatlı Ramazan olmayacaktır...

Kategori Aile-Sağlık

Azı karar çoğu acil servis ziyareti! Ramazan ayında, ziyafete dönüşen sofraların büyüsüne kapılıp kronik hastalıklarınız olduğu halde yemeği fazla kaçırıyorsanız; hiç istemeseniz de özellikle iftardan sonra hastaneye gitmeniz gerekebilir.

Ramazan ayında hastanelerin acil servislerinde en çok karşılaşılan problemleri Hastane Derindere Acil Servis Hekimi Dr. Serdar Çifçili’den öğrendik…

Ramazan’da hangi hastalıklar görülebilir?
Tüm kronik hastalığı olan kişilerde hastalık belirtilerinin ağırlaşması,
Hipertansiyon hastalarında metabolizmanın yavaşlamasına bağlı olarak tansiyon yükselmesi,
Yanlış beslenmeye dayalı ülser ve gastritlerin kötüleşmesi,
Şeker hastalarında su kaybı, kan şekeri düşmesine bağlı olarak bayılma ve halsizlik,
Yaşlılarda sıvı kaybının sonucu oluşabilecek üre yükselmesinin yarattığı bulantı ve kusma,
Kan şekeri düşüklüğüne ya da gıda ile tetiklenen migrene bağlı şiddetli baş ağrıları,
Hassas ülser ya da gastriti olan hastalarda mide yanmaları, karın ağrısı ve şişkinlik.
Mikrobik ishali ya da besin zehirlenmesi olan hastalarda elektrolit ve sıvı dengesinin bozulmasının yarattığı genel durum bozukluğu belirtileri,
Bunun yanında özellikle iftarda dengesiz ve hızlı yemeye bağlı olarak oluşan mide-barsak rahatsızlıkları Ramazan ayında hastane acil servislerinde en sık görülen hastalık ve şikayetlerdir.

UKRAYNA HABER


Kategori Aile-Sağlık
Çarşamba, 25 Mayıs 2016 09:36

Tiroid tehlikesini ciddiye alın!

Tiroid kanseri, günümüzde sık rastlanan bir kanser türü haline geldi. En sık olarak kadınlarda görülebilen tiroid kanseri, hiçbir belirti vermeden sinsice ilerleyebiliyor. Erken teşhis ile birlikte tedavide yüksek oranda başarı sağlanabilen hastalık hakkında Hisar Intercontinental Hospital Genel Cerrahi Bölümü Uzmanı Op. Dr. İlker Abcı ile konustuk…

BOYUNDAKİ ANİ ŞİŞLİKLERE VE BÜYÜMELERE DİKKAT EDİLMELİ
Tiroid bezinde yer alan hücrelerin kontrolsüz çoğalmasıyla oluşan kanser, boyunda ön kısmında oluşan nodül olarak kendini ele verebilmektedir. Nodüllerin ciddiye alınması ve riskli nodüllerin incelenerek düzenli takibinin yapılması büyük önem taşımaktadır.

İYOT EKSİKLİĞİ EN BÜYÜK RİSK FAKTÖRÜ!
• Kadınlarda daha sık görülmektedir.
• Tiroid bezinde nodül olan hastalar risk altındadır.
• Çocukluk döneminde baş boyun bölgesine ışın tedavisi uygulanan kişiler dikkat etmelidir.
• Nedeni tam olarak bilinmese de özellikle bazı radyoaktif maddelere (uranyum gibi) maruz kalan kişilerde daha fazla görüldüğü için radyoaktif maddelere maruz kalanlar risk altındadır.  
• İyot eksikliği bulunan kişilerde görülebilmektedir.

BELİRTİ VERMEDEN SİNSİCE İLERLEYEBİLİYOR
Tiroid kanserlerinin çoğunda hiçbir şikayet olmayabilir. Çoğu hastada tiroid kanseri, belirli bir seviyeye ilerleyerek lenf bezlerine de yayılması sonucu tanınabilir. Hastalık çok fazla belirti göstermemekle birlikte; hastalarda boyunda şişlik, boğazda sıkıntı hissi, ağrı, yutkunma güçlüğü, nefes almada güçlük, ses kısıklığı, kilo artışı, sinirlilik, saçlarda zayıflık ve cilt kuruluğu gibi belirtiler gözlemlenebilir.

ERKEN TEŞHİS EDİLDİĞİNDE TEDAVİDE BAŞARI ORANI OLDUKÇA YÜKSEK!
Erken teşhis ve tedavi ile hastalık tamamen ortadan kaldırılabilir. Öncelikle kandaki tiroid hormonların düzeyini belirlemek için testler yapılır. Elle muayene sonrası yapılacak ultrasonografi ile nodülün varlığı, büyüklüğü ve yapısı hakkında değerli bilgiler edinilebilir. Yine nodüllerden alınan iğne biyopsileri ile hücresel özellikleri tanınabilir. Teşhis konulduğunda hasta ameliyat edilerek tiroid bezi çıkarılır. Kanserin tipine göre lenf bezlerine müdahale edilmesi gerekebilir. Gelişen teknoloji ile birlikte yapılan minimal invaziv tekniklerle hastanın minimum dikiş iziyle ertesi gün evine dönmesi mümkündür. Ayrıca ameliyat sonrası tiroid kanserlerin bazı tiplerinde radyoaktif iyot tedavisi gerekebilir. Bu tedavide zırhlı hastane odalarında kanserin yayılma derecesine göre belli dozlarda radyoaktif iyoda maruz bırakılarak vücudun başka yerinde var olan kanser hücrelerinin yok edilmesi hedeflenir. Tedavi süreciyle birlikte hastanın TSH değeri sürekli kontrol altında tutularak kanserin tekrarlama ihtimali engellenebilir.

| UKRAYNA HABER

Kategori Aile-Sağlık
Pazartesi, 23 Mayıs 2016 15:11

Hazır meyve suları tehlike saçıyor

Sağlıklı ve kaliteli bir yaşam adına, kurduğumuz beslenme düzeninde gün içinde yediklerimize oldukça dikkat etmekteyiz. Peki ya içtiklerimiz?

Marketlerde hazır paketlerde satılan meyve sularının, gazlı içeceklere göre daha sağlıklı olduğunu düşünüyoruz ama sanıldığının aksine, meyve suları o kadar da masum değil.

Aslında hazır meyve suyu tüketen kişilerin vücuduna, içinde yüksek miktarda şeker (glukoz) bulunan sudan başka hiçbir şey girmiyor. Vücuda sayısız olumsuz etkisi bulunan meyve suları, başta metabolizma olmak üzere; kanser, obezite, diyabet gibi birçok hastalığa karşı da savunmasız bırakıyor.

Hisar Intercontinental Hospital Klinik Laboratuvar Bölüm Başkanı Prof. Dr. Bekir Sami Uyanık ile “hazır meyve suyu tüketmenin vücudumuzda yol açabileceği olumsuzluklar” üzerine konuştuk..

KONTROLSÜZ MEYVE TÜKETİMİ ŞEKER HASTALIĞINI TETİKLİYOR!

  • Marketlerde satılan meyve sularında, miktarları değişen oranlarda meyve özünden başka katkı maddesi olarak; meyve aroması, sofra şekeri ve fruktoz şurubu bulunmaktadır. Bu maddeler ile çeşitli kimyasalların birleşmesi meyvemsi bir tat yaratırken, birçok hastalığı da beraberinde getirmektedir. Bu nedenle meyve suyu yerine, meyvelerin kendisini tüketmek sağlığımız için daha yararlıdır. Meyveler bir bütün olarak, sindirim sisteminde daha düzenli emilir ve kan şekeri ani olarak yükselmediğinden, ani insülin salgılanmasına sebep olmaz. Metabolizma normal işleyişiyle vücutta daha düzenli kullanılır. Özellikle glisemik indeksi yüksek olan kavun, karpuz, üzüm gibi meyvelerde de, aşırıya kaçmamak, kontrollü olmak gerekir. Kontrolsüz meyve tüketimi, gizli şekeri olanlar ve diyabetli hastalarda kan şeker düzeyinin yükselmesine (hiperglisemiye) yol açabilmektedir.


YÜKSEK KAN ŞEKERİNİN VÜCUTTAKİ HASARI KAÇINILMAZ MI?

  • Kandaki glukoz (şeker) miktarının fazla olması, vücudumuzda bulunan proteinlere, glukozun bağlanmasına neden olmaktadır. Glukoz bağlanmış proteinlerin fonksiyonelliği azalır, bulunduğu doku veya organda özel görevlerini yapamaz hale gelerek,  vücudun yaşlanmasına yol açar.
  • Aşırı tüketilen meyve suları ve asitli içecekler, fazla miktarda şekerin vücuda girmesiyle, kan şekerini yükselterek, şeker hastalığı, obezite ve eklem hastalıkları yanında, böbrek, göz, kalp ve damar hastalıklarına da yol açabilmektedir.
  • Ayrıca, yüksek kan şekeri, vücutta yağa dönüşerek, sadece karın çevresinde değil, karaciğer başta olmak üzere doku ve organlarda yağ birikmesine neden olmakta, asıl hücrelere baskı yapmakta, onları işlemez hale getirmektedir.


AŞIRI ŞEKERLİ YİYECEK VE İÇECEK TÜKETİMİ KANSER RİSKİNİ ARTTIRIYOR!

  • Şeker, tümör oluşumuna ve kanserin büyümesine de neden olabilmektedir. Bu sebeple meyve suları içerisinde bulunan yüksek miktardaki glukoz, aroma ve kimyasallar nedeniyle meyve suyu tüketen kişilerde, metabolik denge bozulmakta, diğer kanser faktörlerinin de etkisiyle, özellikle mide ve bağırsak kanseri olmak üzere tüm vücut kanserleri riskini de artırmaktadır.


ŞEKER BİRÇOK ORGAN HASTALIĞINA NEDEN OLABİLİYOR

  • Kişinin vücudundaki yüksek şeker oranı, başta göz olmak üzere; böbrek, beyin, kalp ve bacak damarlarının erken yaşlanmasına neden olmaktadır. Yemeklerden sonra, özellikle de, şekeri yüksek meyve suyu ve asitli içeceklerin alımından sonra hızla yükselen kan şekerini, vücut kendisini korumak için düşürmeye çalışmaktadır. Günlük aktivitelerimize ve yaptığımız işlere göre yükselip alçalan kan basıncı değişikliklerine karşı koruyucu mekanizmaları, yüksek kan şekerinden olumsuz etkilenerek, küçük damarların zarar görerek, çatlaklara neden olmaktadır. Bunun sonucunda damarlar, sertleşmekte, tıkanmakta ve yaşlanması hızlanmaktadır. Hafif olan damar hastalıkları da insanın enerjisini yok ederek, yorgun ve yaşlı hissettirebilmektedir.


MEYVE VE SEBZELERİN TAZE SIKILIP İÇİLMESİ, HASTALIKLARA KARŞI KORUYOR

  • Meyve sularının hazır paketler halinde alınması yerine, meyvelerin taze olarak alınıp, suyunun sıkılıp, yenmesi oldukça faydalıdır. Taze olarak sıkılan meyve sularının bekletilmeden içilmesi ve içerisindeki vitaminlerin, liflerin kaybolmadan tüketilmesi hastalıklara karşı da korumaktadır.



LİFLİ GIDALAR KAN ŞEKERİ DÜZEYİNİ DENGELİYOR

  • Besleyici ve düşük kalorili yiyecekler, genç ve sağlıklı olmada çok önemli olan bağışıklık sistemimiz için çok yararlıdır. Meyveler kadar, sebzeler ve tam tahıl ürünleri de bol lif içerdiğinden, besinlerin kana düzenli emilmesine, çabuk doymamıza yardımcı olarak, kan şekeri düzeyinin dengelenmesinde çok önemli fonksiyon görürler. Ayrıca, sindirim sürecini hızlandırarak, vücudun atıklardan, olası kanserojen maddelerden daha çabuk kurtulmasını sağlayarak, mide-bağırsak, kalp ve damar hastalıklarına yakalanma riskini azaltırlar.

| UKRAYNA HABER

Kategori Aile-Sağlık

Ukrayna’da Karkade (Каркаде - Kerkedeh - narçiçeği) olarak bilinen yaygın şekilde tüketilen Mekke Çayı'nın, faydaları saymakla bitmiyor.

Sudan çöllerinde yetişen Karkade susuzluk gideren bir bitki olarak anılıyor. Zaten Latince ismi olan ‘Hibiskus’ da vücuda şifa veren, ferahlatan anlamındadır. Çay gibi demlenip içilir. Sudan’ın geleneksel bir içeceğidir. Halk dilinde yaprakları güle benzetildiği için Mekke gülü ya da Narçiçeği olarak da bilinmektedir.

“Agua de Jamaica” veya “Jamaika Gülü” adı verilen “hibiscus sabdariffa” bitkisi Jamaika, Meksika, Orta Amerika, Güney Amerika ve Karayip adalarına özgü bir bitkidir. Jamaika’da genellikle zencefil ile birlikte karıştırılıp, çay veya soğuk içecek olarak tüketilir. Hibiskus çayı “ekşi çay” olarak da bilinir. ABD’de özellikle Kaliforniya eyaletinde en popüler çaylar arasında yer alan hibiskus çayı, başta Kuzey Afrika, Kuzey Amerika ve Güney Amerika ülkeleri olmak üzere tüm dünyada yaygın olarak kullanılmaktadır.

Yağları Yakıyor


İçeriğinde yüksek oranda C vitamini bulunduran narçiçeği, vücudun güçlenmesini ve yağ hücrelerinin yakılarak yok edilmesini sağlıyor. Özellikle basen, göbek, bel çevresinde birikmiş yağlar için narçiçeği çayı faydalı etki gösteriyor.

Kan Şekerini Düzenliyor

Bilimsel araştırma sonuçlarına göre narçiçeği çayı, kan şekerini düzenliyor. Bu sayede sık sık acıkma, geç doyma sorunlarını da ortadan kaldırıyor. Kan şekeri düzenli olduğunda açlığa bağlı halsizlik, sinir, mide bulantısı gibi olumsuz etkiler de ortadan kalkıyor.

Mide Şişkinliğini Alıyor


Narçiçeği çayı faydalarından biri de sindirim sistemini güçlendirmesi ve hazmetme sorunu yaşayan kişilerde tedaviye yardımcı olmasıdır. Bağırsaklardaki kurt ve parazitleri temizleyen bitki, aynı zamanda kabızlık problemi için de harika bir çözüm sunuyor!

Tatlı Krizlerini Kesiyor

Tatlı krizlerini kesmek istiyorsanız, narçiçeği çayı size bu konuda destek sağlıyor. Günde bir iki fincan içilen çay sayesinde kan şekeri ve tokluk hissi düzenleniyor; tatlı yeme isteği yok oluyor. Bu sayede kilo veriyor ve fazla yağlardan kurtuluyorsunuz. Kafeinsiz olan ve yüksek C vitamini içeren hibiskus bağışıklık sistemini güçlendirir.

Nar Çiçeği Çayı Nasıl Hazırlanır?

Aktardan alabileceğiniz bir tutam kuru narçiçeğini 1-2 fincan kaynamış suya atarak 4-5 dakika demleyebilir ve içerisine tarçın, limon, karanfil ekleyerek tüketebilirsiniz. Sıcak çay tüketmekten hoşlanmayanlar, narçiçeği çayı demlendikten sonra oda sıcaklığında soğutup buz ekleyip içebilirler.

Hibiskusun Faydaları:

Ölü hücreleri yenileyicidir.
Grip ve öksürükte nefes açıcı olarak kullanılmaktadır.
Böbrek iltihabına iyi gelmektedir.
Kireçlenmeyi önleyicidir.
Tansiyonu düşürür
Tip 2 diyabette yüksek kan basıncını düşürmek için kullanılır
Bağışıklık sistemini güçlendirir
Antioksidandır
Kolesterolü düşürür
Mide kanserine karşı koruma sağlar
Şişliği alır
Sindirim sistemini çalıştırır
Kalp ve karaciğer hastalıklarına karşı kullanılır
Kilo vermeye yardımcıdır

www.ukraynahaber.com

Kategori Aile-Sağlık

Ukrayna’da havaların soğumasıyla birlikte grip vakalarının sayısı 2,6 milyonu aştı. Domuz gribinden de ölümlerin yaşandığı ülkede, hayatını kaybedenlerin sayısı 83’e ulaştı.

Ukrayna’da grip salgının başladığını resmen açıklayan, Ukrayna Sağlık Bakanı Aleksandr Kvitaşvili bakanlık bünyesinde kriz masasının kurulduğunu söyledi.

Kvitaşvili: “Ukrayna genelinde toplam 2,6 milyon kişiye grip ve ağır akut solunum yolu yetersizliği sendromu (SARS) teşhisi konuldu. 83 kişi hayatını kaybetti. Can kayıplarının başlıca nedeni doktora geç başvurulması hastalığın aşırı ilerlemesi olarak tespit edildi. Ukrayna’nın 18 bölgesinde hastalığın durumu salgın eşiğini aştı. Kiev’in de içinde olduğu 11 bölgede ise salgın eşiği yüzde ellinin üzerinde aştığı tespit edildi. Ülke genelinde en çok grip vakası Rivne bölgesinde görüldü, en az ise Harkiv bölgesinde kayıtlara geçti.” dedi.

Öte yandan salgının başlaması ile birlikte Kiev’de okullar 16 Ocak’ta karantinaya alınmıştı. Başkentte okulların 1 Şubat’ta açılması bekleniyor. Bunun yanı sıra ülkenin değişik şehirlerinde grip salgını nedeniyle okullarda eğitime ara verildi.

YUNUS ERDOĞDU | KİEV - CİHAN

Kategori Aile-Sağlık
Pazar, 17 Ocak 2016 09:10

Hangi spor kaç kalori yaktırır?

Sağlıklı yaşamak ve kiloların kontrolü için beslenme kadar spor yapmak da önemli. Gün içinde yaptığımız hareketler bir miktar kalori yaktırsa bile düzenli yapılan sporun yerini tutmuyor. Peki hangi spor ne kadar kalori harcamamızı sağlıyor?

Egzersizler, sağlıklı yaşamın vazgeçilmezlerinden. Kimisi kilo vermek için, kimisi kaslarını toplamak ve sıkılaştırmak için, kimileri de sağlıklı bir hayat için egzersiz yapıyor. Ruhsal durumu canlandırmadan kronik hastalıklarla mücadeleye kadar birçok konuda spor şart. Her ne kadar yoğun iş temposu ve gündelik telaş imkan bırakmasa da en fazla yarım saat ayırarak vücudumuz için gerekli spor aktivitesini gerçekleştirebiliriz.

Yağmurlu ve soğuk kış aylarını yaşadığımız şu günlerde her sporu yapmak pek mümkün değil. Ancak evde veya salonlarda bazı sporlarla kışın da sağlığı  korumanın yolları mevcut. Evde yapılabilecek sporlar kilo almamak, hacim kazanmak, sıkılaşmak, vücut geliştirmek, kardiyo egzersizleri olarak biliniyor. Peki, hangi sporun ne kadar kalori yaktığını biliyor musunuz?

Spor neden önemli?

Günümüzde spor, insanların boş vakitlerini daha eğlenceli kılmak, motivasyon sağlamak, vücut geliştirmek, kilo vermek gibi nedenlerle yapılmakta. Hastalıklardan uzak, sağlıklı bir yaşam için spor yapmanın gerekliliği herkes tarafından kabul edilir bir durum. Ancak tıbbî açıdan saymakla bitmeyecek faydaları da toplum tarafından bilinmeyenler arasında. İç Hastalıklar Uzmanı Dr. Murat Görgülü, düzenli yapılan sporda kan dolaşım hızının arttığını, birim zamanda dokulara ve organlara daha çok kan gittiğini söylüyor. Dr. Görgülü'ye göre düzenli yapılan sporla kas kitlesinde artış gözlenir. Bu da hem kas gücünü hem de vücut direncini artırır. Böylelikle birim zamanda daha çok enerji harcanıyor ve metabolizma hızı artıyor.

Kilo problemi yaşayan ve bu kilolarından kurtulmak isteyenler, beslenmelerini düzene sokmanın yanında egzersizi de hayatlarının bir parçası yapmak durumunda. “10 dakikada 100 kalori yakmak mümkün.” diyen uzman diyetisyen Serkan Tutar, diyetle kilo verilse bile egzersizle desteklenmediğinde bir süre sonra tekrar kilo alma sürecine girileceğini belirtiyor. Fazla kalori yaktıran egzersizlere parantez açan Tutar, ilk sıraya sprint ve şınavı koyuyor: “Bu iki egzersizi birleştirmeniz, çok daha fazla verim almanızı sağlayacaktır. 1 dakika boyunca sprint atıp daha sonra 1 dakika boyunca şınav çekmeniz yakılan kalori miktarının 10 dakika içerisinde 130 olmasını sağlayacaktır.”

Spor yapmak sadece enerji kaybettirmiyor. Aynı zamanda vücuttaki damarların elastikiyetini koruyor. Bu durum ise ilerleyen yaşlarda kalp damar hastalıklarına karşı korunmada en önemli faktör.

Otururken bile kalori yakmak mümkün!


Çoğumuzun merak ettiği bir konudur, 1 saat yürüyüşün kaç kalori yaktırdığı. Aslında bu sorunun cevabını değiştirebilecek birçok bileşen mevcut. Örneğin kilonuz, metabolizma hızınız, harcadığınız efor gibi. Mesela, televizyon seyrederken ya da akşam koltuğa oturmuş kitap okurken bile normal bir vücut dakikada bir kalori yakıyor. Kadınların rutin işlerinden yemek yapmak da dakikada 3 kalori yaktırıyor. Aynı şekilde, günlük rutin hareketlerden merdiven çıkmak 20-25, bulaşık yıkamak 6-8, on beş dakika araba kullanmak 35-40 kalori yaktırabiliyor. Dr. Murat Görgülü, gündelik işlerin hiçbir zaman düzenli yapılan sporun yerini alamayacağını söylüyor: “Bu tip aktivitelerde o işi yaparken harcadığımız enerji bizim için yararlı oluyor; ancak hareketler belli bir ritim ve süreklilik oluşturmadığı için kas kitlesi ve metabolizma üzerine çok iyi yararı olmuyor.”

Herkes her sporu yapamayabilir

Spor yapmak kadar, tercih edilen sporun vücuda uygun olup olmadığı da önemli. Çünkü bazı spor dalları vücut esnekliği istiyor. Memorial Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji bölümünden Doç. Dr. Bülent Aksoy, evde veya salonda yapılan spor egzersizlerini şöyle sıralıyor: Yoga, aerobik, jimnastik, tae-bo, aikido, modern dans, Latin dans, oryantal, step, spinning, plates… “Bu tür aktiviteler farklı kas ve eklemlere yük bindirir. Bu yüzden kişiye uygunluğu incelenmelidir. Diz sorunu olan kişiler step, spinning gibi egzersizleri; kalça sorunu olanlar tae-bo (savunma sporu) gibi egzersizleri; omuz, dirsek ve el sorunu olanlar da aikido yapmakta zorlanabilir.” diyor, Doç. Aksoy.

Bu çalışmaları yaparken beslenme ve uykuya da dikkat edilmeli. Aç ve tok spor olmadığı gibi uykusuz olarak yapmak da vücuda zarar verebilir. Çalışmadan en az 1,5 saat önce yemek yenmeli. Saat başı 120 ml, spor anında ise 200 ml sıvı alınmalı. Çalışmadan önce mutlaka ısınma, bitince soğuma hareketleri yapılmalı. T-shirt ve eşofman giyilmeli. Giyeceklerin pamuklu, keten gibi teri çeken özellikte olmasına özen gösterilmeli. Ağırlık kaldırırken nefes vermeli, indirirken nefes alınmalı. Setler arasında 45-60 saniye dinlenmeli.

15 dakika temizlik 55 kalori

- 1 saatte ortalama 10 km hızla koşmak: 900 kalori

- 1 saat tekvando yapmak: 700-750 kalori


- 1 saat aerobik yapmak: 400-500 kalori

- 1 saat masa tenisi oynamak: 318 kalori


- 30 dakika orta tempoda yürüyüş yapmak: 110 kalori

- 30 dakika boks yapmak: 325 kalori


- 30 dakika raket topu (badminton): 300 kalori

- 30 dakika tenis oynamak: 250-300 kalori

- 30 dakika basketbol oynamak: 288 kalori

- 30 dakika buz pateni yapmak: 252 kalori

- 20 dakika dans etmek: 140 kalori

- 20 dakika bowling oynamak: 117 kalori

- 15 dakika hızlı pedal çevirmek: 180 kalori

- 15 dakika sırtüstü yüzmek: 135 kalori

- 15 dakika futbol oynamak: 120 kalori

- 15 dakika duş almak: 84 kalori

- 15 dakika temizlik yapmak: 55 kalori

FEHMİ UR | ZAMAN

Kategori Aile-Sağlık

Sağlıklı bir ağız, sağlıklı bir vücut demektir. Organlarınızın sağlıklı çalışabilmesi, sağlıklı ağız ve diş sağlığınız sayesinde olur. Ağızda biriken bakteri ve enfeksiyonlar vücudun diğer tüm savunma sistemini etkiler. Çocukluk çağında kazandığınız doğru alışkanlıklar sayesinde ise ağız ve diş sağlığınızı yıllarca koruyabilirsiniz.

Diş Hekimi Pertev Kökdemir, 17-23 Kasım tarihleri arasında düzenlenen Ağız ve Diş Sağlığı Haftası’nda diş sağlığını korumanın yollarını anlattı…

DİŞ VE DİŞETİ HASTALIKLARI NASIL OLUŞUR?

Diş çürükleri ve diş eti hastalıkları vücudumuzdaki birçok hastalığın da tetikleyicisidir. Şiddetli diş eti iltihabı ve diş eti hastalığı durumlarında basit bir fırçalama ya da diş ipi kullanımı bile bakterinin kana geçmesine neden olarak genel vücut sağlığını tehlikeye atabilir. Dişlerin yapısı, beslenme tarzı ve ağız bakım alışkanlıkları gibi kişiye ait özellikler diş çürüğü ve dişeti hastalıklarının oluşum sürecini etkiler. Bu hastalıkların nedeni ise kötü ağız hijyenidir. Ağızdaki bakterilerin dişlerin yüzeyine yapışmasıyla oluşan bakteri plağı, dişlerin yüzeyindeki ve aralarındaki besin artıklarını kullanarak çürük oluşturur. Bakteri plağı, diş ve dişeti bağlantısını bozarak dişeti hastalıklarının oluşumuna neden olur. Bakteri plağı ancak diş fırçası, diş ipi ve ağız gargaraları ile düzenli şekilde yapılan bir ağız temizliği ile ortadan kaldırılabilir.

AĞIZ VE DİŞ SAĞLIĞINI KORUMAK İÇİN NELER YAPILMALI?

6 ayda bir düzenli diş hekimi kontrolleri ihmal edilmemeli,
Sağlıklı beslenme tarzı benimsenmeli,
Her gün detaylı ve düzenli ağız bakımı yapılmalı,
Diş fırçalamanın yanı sıra diş ipi ve gargara kullanılmalı.

DİŞLERİMİZİ NASIL FIRÇALAMALIYIZ?

Dişler günde iki kez, 2-3 dakika boyunca fırçalanmalı. İsterseniz elektrikli diş fırçası, isterseniz normal diş fırçası tercih edebilirsiniz. Diş fırçasının başı yumuşak kıllı olmalı, kıllar yıprandığında mutlaka yenilenmeli. Çoğu insanın yaptığının aksine diş fırçası fırçalama öncesinde ıslatılmamalı. Kullanacağınız macun sadece nohut kadar olmalı. Dişlerin arka-ön, iç-dış olmak üzere tüm yüzeyleri fırçalanmalı, dişler fırçalanırken aynı zamanda dişetine masaj yapılmalı.

DİLİNİZİ FIRÇALAMAKTAN KAÇMAYIN!

Dil sırtındaki bakteri birikimini engelleyebilmek için dilin doğru fırçalanması son derece önemlidir. Dil, sırtından ucuna doğru basınç uygulamadan 3-4 kez hafif süpürür gibi fırçalanmalıdır.

 

DİŞ İPİNİ YATMADAN ÖNCE KULLANIN

Diş ipi günde bir kez tercihen yatmadan önce kullanılmalı, dişlerin birbirine bakan yan yüzeylerinin temizlenmesi sağlanmalıdır. Öncelikle ellerinizi yıkayın. 50 santime yakın bir ip işinize yarayacaktır. İple her dişin arka tarafından geçmeyi de unutmayın. Diş ipi, plak ve bakteri oluşumunu engellemede en büyük yardımcınızdır.

www.UkraynaHaber.com

Kategori Aile-Sağlık
Salı, 20 Ekim 2015 12:59

Hamileler seyahat edebilir mi?

Hamilelik döneminde, sağlıklı ve problemsiz bir seyahat geçirmek için bazı noktalara dikkat etmek gerekiyor. Gebelikte önceden tespit edilmiş bir problem yoksa seyahat engeli de bulunmuyor ancak Ferti-Jin Kadın Sağlığı ve Tüp Bebek Merkezi Klinik Direktörü, Kadın Hastalıkları, Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Op. Dr. Seval Taşdemir, ülkemizde her yıl yaklaşık 75 bin kişiyi etkileyen "Ekonomi Sınıfı Sendromu"nun gelişmemesi için uzun seyahatlerde, yolculuk sırasında 1.5-2 saatte bir mola verilmesi ve molalarda 10-15 dakika yürüyüş yapılmasını öneriyor.

Ekonomi sınıfı sendromunun tıbbi adı; toplar damar trombozu. Hastalık en çok uçaklarda ekonomi sınıfında seyahat edenlerde görüldüğü için hastalığa bu isim veriliyor. Toplar damar trombozu, uzun süre hareketsiz kalarak yatmak zorunda kalan hastalarda görülüyor. Damarı tıkayan bölgeden kopan pıhtı akciğere ya da kalbe giderek hayatı tehdit ediyor.

Ekonomi sınıfı sendromu için hamileliğin önemli bir risk olduğunu söyleyen Dr. Taşdemir, molalarda yapılacak kısa yürüyüşlerle bacaklarda ödem ve bacak toplardamarlarında kan pıhtılaşması ihtimalinin minimuma indirilebileceğini belirtiyor. Ayrıca uzun seyahatlerde pıhtı oluşumunu engellemek için varis çorabı kullanılmasını öneren Dr. Taşdemir, "Gebelerin uçak ile seyahatinde bir sakınca yoktur. Yalnız 34 haftadan büyük gebelerin seyahatine doktor raporu olsa bile, bazı havayolu şirketleri izin vermeyebilir. Bu hamilelerin arabayla gidilebilecek mesafede seyahat etmelerini tavsiye ediyoruz" diye konuştu.

Anne adayları için en ideal seyahat zamanı 18-24. haftalar arasıdır, çünkü bu dönemde düşük veya erken doğum riski daha azdır. Doğuma üç ay kala evden uzaklaşmak, oluşabilecek hipertansiyon, erken doğum riski olasılığında doktora ulaşmak zor olabileceğinden çok doğru değildir.

YOLCULUĞUNUZ 6 SAATİ GEÇMESİN

Dr. Taşdemir, hamilelik döneminde 6 saatten fazla yolculuk yapılmamasını öneriyor. “Bacak damarlarında pıhtı oluşumu ve bacakta şişmeleri engellemek için yolculuk sırasında; mümkünse saat başı ya da iki saatte bir 15 dakika yürünmelidir. Hava yolu şirketleri hamilelerin 35-36 haftaya kadar yolculuk yapmalarına izin vermektedir. Uçak firmaları 28 haftadan büyük gebeleri doktor raporu olmadan kabul etmemektedir. Erken doğum, yüksek tansiyon, kanama gibi riskli bir durum yoksa uçak yolculuğunda herhangi bir sakınca yoktur.”

UÇAKLA YOLCULUKTA DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER

Hamilelerin, havaalanlarında güvenlik kapılarından geçmemeleri daha doğrudur.
Hareketsizliğe bağlı bacaklarda oluşan kan dolaşım bozuklukları anne adayları için en önemli sorundur. Bunun için uçakta her saat başı ayağa kalkarak 15 dakika yürünmelidir.

Anne adayındaki ciddi kansızlık belirtisi yolculuk için tehlikeli olabilir. Uçuş esnasında bol bol sıvı alınarak kan yoğunluğu artırılarak damar tıkanıklığı yapma riski azaltılmalıdır. Yolculuk süresince emniyet kemeri mutlaka bağlı kalmalıdır.

ARABAYLA YOLCULUKTA DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER

Araba içinde uzun süre oturmak bacaklarınızdaki kan dolaşımını etkiler ve ayak ve bileklerde şişliklere neden olabilir. Bu nedenle, uzun süreli seyahatte her 1.5-2 saatte bir mola vererek hafif yürüyüş yapmalı ve kan dolaşımınızı artırmalısınız.

Yolculuk sırasında otururken bacaklarınıza bazı germe hareketleri yaptırarak uzun süreli oturmanın olumsuz etkilerini azaltabilirsiniz. Germe egzersizleri için oturur pozisyondayken bacaklarınızı iyice ileriye doğru uzatın, topuklarınız merkez olacak şekilde ayağınızı yavaşça kendinize doğru kuvvetice çekerek baldır kaslarınızı gerin. Daha sonra ayak bileklerinizi sağa sola çevirin ve parmaklarınızı açıp kapatın.

Eğer arabayı kendiniz kullanacaksanız direksiyonu mutlaka karnınızdan olabilecek olan en uzak mesafeye ayarlayın.

EMNİYET KEMERİNİZİ NE OLURSA OLSUN BAĞLAYIN!

Anne adayları hangi taşıtla seyahat ederlerse etsinler yolculuk sırasında mutlaka emniyet kemeri takmaları gerekiyor. Emniyet kemerini bağlarken karnınızın üstünden değil altından geçmesine ve kalçalarınız hizasında olmasına dikkat edin. Eğer emniyet kemerinizi tam karnınızın üzerinden geçecek şekilde takarsanız; olası bir kaza durumunda oluşacak şiddetli basınç bebeğin plasentasının erken ayrılmasına sebep olabilir. Ayrıca emniyet kemeri omuz kısmı bağlandığında tam göğüs arasında olmalıdır. Kemerin boyun hizanızda olması tehlikelidir.

www.UkraynaHaber.com

Kategori Aile-Sağlık

Besinlere tat katmak için mutfağımızın baş tacı olan baharatların tatlandırma dışında da görevleri olduğunu biliyor muydunuz?

Hangi baharatın hangi ihtiyacımızı karşıladığını Hisar Intercontinental Hospital Beslenme ve Diyet Uzmanı Elif Karacanoğlu’ndan öğrendik.

•    Nane: Folik asitten zengin koyu yeşiller grubunda yer alır.  Özellikle tazeyken su ihtiyacınızı karşılar, hazımsızlığın, mide bulantısının ve midedeki gazın azalmasına yardımcı olur.

•    Pul biber/Kırmızıbiber: Kapsaisin adlı metabolizmayı hızlandıran bir antioksidan içeren pul biberi sık sık tüketebilirsiniz ancak yine de tüketiminize dikkat edin; çünkü pul biber de bir miktar tuz içerir.

•   Kekik: Et yemeklerinin vazgeçilmezi olan kekik mideyi rahatlatarak gaz oluşumunu önler. Kan kolesterolünü düşürür.

•    Akbiber: Kapsaisin ve karoten içeren akbiber bağışıklığı destekleyerek metabolizmamızı hızlandırır.

•   Kimyon: Bitkisel demir için iyi bir kaynaktır. Özellikle kurubaklagillerin sindirimi sırasında gazı yok etmek için ilk başvurulan baharattır.

•    Kişniş: Uçucu yağlar ve tanen içerir. Gaz ve hazımsızlık sorunlarında kullanılabilir.

•    Zencefil: Serbest radikalleri temizlemeyerek kanserden korunmamıza yardım eder. Doğal diüretiktir.

•    Zerdeçal: En çok da curcumin etken maddesi nedeniyle, antioksidan, antiviral, antienflamatuar etkilere sahiptir. Bazı çalışmalara göre; mide ülseri, Alzheimer ve yüksek kolesterole karşı da koruyucu etkisi vardır.

•   İsot: Bağışıklık sistemini güçlendirir, kan akışını hızlandırır ve direnci artırır.

•    Haşhaş: Antioksidan özelliğine sahip olan haşhaş sindirimin hızlanmasını ve vücudun enerji depolamasını sağlar.

•   Rezene: Tazesi C vitamininden zengindir. Demir, kalsiyum, fosfor mineralleri içerir. Gaz ve hazımsızlıkta faydalıdır.

•    Tarçın: İnsülin direnci olan kişiler için vücudun şeker ihtiyacını azaltır. Meyvelerin üzerine bir tatlı kaşığı olarak eklendiğinde metabolizma üzerine olumlu etki yapar.

www.ukraynahaber.com

Kategori Aile-Sağlık
JPAGE_CURRENT_OF_TOTAL

Yunus Erdoğdu

Ben, ezelden beri mülteciyim.

Ben, ezelden beri mülteciyim.

Yaklaşık yedi asır evvel Anadolu coğrafyasına iltica eden, Türkmen milleti...

Hits:405Devamı...

Referandum, sonuçlarına güvenir misiniz?

Referandum, sonuçlarına güvenir misiniz?

Toplumda, güven bunalımı var. İnsan, güvene en çok; fitnenin arttığı,...

Hits:2397Devamı...

İsmail Bahar

Nisan bahar türküsüdür

Nisan bahar türküsüdür

Nisan bitmek üzere, gec kaldığımı biliyorum ‘bahar’ demeye... Mart’ın 1’ini, 21...

Hits:2492Devamı...

Kayısı çiçeği

Kayısı çiçeği

Bahar vakti kar yağar mı?En azından hiç beklemeyiz yağacağını.Cenâb-ı Hakk’ın...

Hits:30415Devamı...

Şükrettin Aslanoğlu

Kutlu Doğumun Ya Rasulallah!

Kutlu Doğumun Ya Rasulallah!

Sensizliğin en büyük yaramız olduğu mevsimlerdeyiz Ya RasulAllah…Merhemimiz sen ol...

Hits:1518Devamı...

Kapkara bir gecede dolunay gibi

Kapkara bir gecede dolunay gibi

Şaban-ı Muazzam’ın 15. gecesi... Adlandırıldığı şekliyle Beraat Gecesi, Beraat Kandili...Karanlığı...

Hits:25534Devamı...

Kerem Aslan

Myanmar’a yardım! [2]

Myanmar’a yardım! [2]

Myanmar, Myanmar Birliği Cumhuriyeti, Burma, Birmanya Kasırgalar, yokluklar,yoksulluklar... Bazen bu sıkıntılarla, bazen...

Hits:363Devamı...

Myanmar’a yardım! [1]

Myanmar’a yardım! [1]

Myanmar önceden beri hep yardıma ihtiyacıyla tanıdığım, bildiğim bir ülke...

Hits:355Devamı...

Bilişim

[FOTO GALERİ] Kodak sahneye Ektra akıllı telefon kamera ile çıkıyor

[FOTO GALERİ] Kodak sahneye Ektra akıllı telefon kamera ile çıkıyor

Söz konusu fotoğraf makineleri olduğunda, birçoğumuz için Kodak markasının ayrı...

Hits:394Devamı...

Whatsapp, Ukrayna'da da çöktü!

Whatsapp, Ukrayna'da da çöktü!

Dünyada bir milyardan fazla kullanıcıya sahip akıllı telefon uygulaması Whatsapp'de...

Hits:14978Devamı...

Otomobil

Tam cadılık: yerli dedikleri Cadillac çıktı

Tam cadılık: yerli dedikleri Cadillac çıktı

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, yerli otomobilin prototipinin...

Hits:253961Devamı...

[FOTO GALERİ] Türkler, Ukraynalılardan 20 yılsonra Lexus ile tanışacak

[FOTO GALERİ] Türkler, Ukraynalılardan 20 yılsonra Lexus ile tanışacak

Japon otomotiv devi Toyota’nın 1989’da kurduğu lüks segment markası Lexus,...

Hits:355199Devamı...

Flag Counter



Alexa Certified Traffic Ranking for http://ukraynahaber.com/

TÜRK BASINI
Birgün
Cumhuriyet
Yeni Asya