29 Mayıs 2017
SON HABERLER:

Anket

Sizce erken seçimlerde hangi parti oy kaybeder?





Sonuçlar


Amerika, Kırım'ı ilhak eden ve Ukrayna'ya karşı saldırganlıkla suçladığı Rusya'ya karşı yeni bir adım daha attı.

Ukrayna'da yaşanan ve 'Holodomor' olarak bilinen açlık soykırımı nedeniyle Sovyetler rejimini kınayan Washington senatosu, Holodomor'u soykırım olarak kabul  etti. ABD Kongresi daha önce Washington'a bir soykırım anıtı dikilmesi kararı almıştı.


Washington Senatosu'nda alınan kararda Sovyetlerin kasıtlı bir şekilde, Ukraynalıları aç bırakarak soykırım yaptığı belirtildi.


Amerika'nın 1932 - 1933 yılları arasında Ukrayna'da 10 milyon insanın ölümüyle sonuçlanan açlık felaketinin araştırılması için kurduğu komisyon 1985'te olayın bir soykırım olduğu sonucuna varmıştı.


Trajedi, daha önce Kanada, Estonya, Arjantin, Avustralya, İtalya, Macaristan, Litvanya, Gürcistan ve Polonya meclislerinde soykırım olarak kabul edilmişti.


Daha önce 2008'i Holodomor'u anma yılı olarak ilan eden Kiev, olayın uluslararası arenada soykırım olarak tanınması yönünde yoğun çaba sarf etmişti.


BUSH, RUSYA'YA MESAJ VERDİ AMA ERDOĞAN ENDİŞELENDİ
2008'de ülkeyi ziyaret eden ABD Başkanı George W. Bush, Kiev'deki Holodomor Anıtı'na çelenk bırakarak Rusya'ya anlamlı bir mesaj vermişti.


Eski Ukrayna Cumhurbaşkanı Viktor Yuşçenko'nun davetlisi olarak 2011'de ülkeyi ziyaret eden Erdoğan ise Rusya ile kriz çıkar endişesi Holodomor anıtını ziyaret etmek istememişti.


Yuşçenko'nun, Holodomor konusunu BM Genel Kurulu'nun 63'üncü dönem toplantısı gündemine taşıyacağını bildirmesi üzerine, Rusya bu girişimi "ilişkilere zarar verici" olarak nitelemişti.

Ukrayna, 2003'teki BM Genel Kurul toplantısında da Sovyet döneminde gerçekleşen söz konusu olayın soykırım olarak nitelenmesini istemişti. Ukrayna'nın o dönemdeki bu girişimini, BM'ye üye ülkelerden sadece üçte biri desteklerken, Türkiye çekimser kalmıştı. Bazı çevreler, Türkiye'nin çekimser tavrını Rusya ile arasında gerilim istemediği şeklinde yorumlamıştı.
Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi'nin (AKPM) Ukrayna'nın, Holodomor soykırımını görüşmüştü.


RUSLARIN SOYKIRIMI HOLODOMOR NEDİR?
Sovyetlerin Gürcü lideri Josef Stalin'in emriyle, 1932-1933 yıllarında yaklaşık 10 milyon Ukraynalının aç bırakılarak öldürülmesine Ukraynaca "açlık" anlamına gelen Holodomor deniyor. Olaylar, verimli topraklara sahip Ukrayna halkının 1932 yılında ürününü merkezî yönetime vermeye karşı çıkmasıyla başladı. Ürünleri vermek istemeyen çiftçilere karşı harekete geçen Stalin, Ukraynalılara karşı kanlı yaptırımlar uygulamak için bir komisyon kurmakta gecikmedi. Sovyet merkezî hükümeti, halkın elinde bulunan; un, buğday, et, patates, ekilecek tohum da dâhil yenilebilecek bütün gıdaları toplattı. Karşı koyanlarsa infaz edildi. 1932 - 1933 yıllarında tarlaların ekilemediği Ukrayna'da o dönem her bir dakikada 17 kişi öldü.

@erdogduy | YUNUS ERDOĞDU - yunuserdogdu@hotmail.com


Kategori Gündem
Perşembe, 18 Mayıs 2017 01:11

Trump'ın görevden alınması mümkün mü?

Amerikan Başkanı Donald Trump’ın Rusya ile gizli bilgileri paylaştığına dair iddialar Beyaz Saray’ın başını ağrıtmaya devam ediyor.

Trump ayrıca FBI eski direktörüne baskı yaparak ulusal güvenlik danışmanıyla ilgili soruşturmayı karartmaya çalışmakla da suçlanıyor. İddiaların Washington’da yarattığı havayı Euronews muhabiri Stefan Grobe değerlendirdi:

“Başkan son derece korumalı bir pozisyonda. Yasal olarak sadece kongrenin başkanı soruşturma ve yargılama yetkisi var. Bunu yapmak için de çoğunluğu elinizde bulundurmanız gerekiyor. Şu anda kongrenin iki kanadında da çoğunluk Cumhuriyetçilerin elinde. Olası bir görevden almanın, kongre seçimlerinin düzenleneceği 2018’den önce gerçekleşmesi çok güç. Peki şu anda Washington’da böyle bir gündem var mı? Cevap evet. ancak gizli kapılar ardında, kameralardan uzak, kayıt dışı ortamlarda Cumhuriyetçiler bir şeyler yapmaları gereken anın yaklaştığını tartışıyor. Bunun olacağını söylemiyorum. Bunun açıkça tartışıldığını da söylemiyorum. Fakat görevden alma konusu insanların düşündüğü bir şey.”

Diğer yandan, tartışmaya dahil olan Moskova yönetimi, Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ve Trump görüşmesine dair bilgileri Amerikan kongresiyle paylaşabileceklerini söyledi. Bu teklif Washington’daki rahatsızlığı bir kat daha artırdı:

“Senato istihbarat komitesinden bazı üyelerin çalışma şeklimiz bu değil dediğini duydum. Şöyle diyorlar, eğer yardıma ihtiyaç duyarsak, yardım isteriz. Önce ABD belgelerini göreceğiz. Putin Rusya’sına güvenmiyoruz. Kremlin’in Donald Trump’a yardımcı olmak için bir soruşturmaya destek vermesi son derece saçma olur. Böyle bit teklifin gerçek olmasından ziyade şaka olmasını tercih ederiz.”

EURONEWS


Kategori Dünya
Pazartesi, 15 Mayıs 2017 16:56

Türkiye, Rusya ile ne zaman komşu oldu?

Türkiye'nin güney şehirlerinden Kilis sınırında PYD (Demokratik Birlik Partisi, Kürtçe: Partiya Yekîtiya Demokrat, 2003 yılında Kürtler tarafından Suriye'nin kuzeyinde kurulmuş silahlı siyasi bir parti)'nin kontrolündeki bölgeye çekilen Rus ve Suriye bayraklarının silahlı kişiler tarafından korunduğu görüldü.

Kilis'e bağlı Akçabağlar ve Demirışık köyleri karşısında yer alan Halep'e bağlı Afrin ilçesinde belirli mesafelerle asılan Rus ve Suriye bayraklarının yanında nöbet tutan silahlı kişilere, üzerinde radar cihazı olduğu belirtilen araçlar da eşlik ediyor.

Öte yandan, güvenlik duvarı çalışmalarının devam ettiği Türkiye-Suriye sınır hattında güvenlik güçlerinin bölgedeki önlemlerini artırdığı gözlemlendi.

Yerel kaynaklar, Rusya bayraklarının bölgenin kontrolünü elinde bulunduran terör örgütü PKK'nın Suriye'deki uzantısı PYD/YPG'yi korumak amacıyla asıldığını belirtiyor.
UKRAYNA HABER


Kategori Türkiye

Ukrayna'nın başkenti Kiev'de, «Ukrayna ile Türkiye arasındaki işbirliğindeki ikilemler: değerler ile millî çıkarlar» konusu üzerine güvenlik uzmanlarının katılımıyla "Güvenlik Münazarası" gerçekleşti.

Ukrayna Devlet Haber Ajansı «Ukrinform» Medya Merkezi'nde; «Ukrayna Prizması» Dış Politika Konseyi ile Friedrich Elbert Vakfı Ukrayna Temsilciliği'nin organize ettiği münazaranın moderatörlüğü «Ukrayna Prizması» Dış Politika Konseyi Yönetim Kurulu Üyesi aynı zamanda Ukrayna Gelecek Enstitüsü Analiz Uzmanı Nadiya Koval tarafından yapıldı.

11 Nisan'daki münazaraya, Friedrich Elbert Vakfı Ukrayna Temsilciliği, «Ukrayna Prizması» Dış Politika Konseyi Yönetim Kurulu Başkanı, Ukrayna Bilgi Politikası Bakanı Birinci Yardımcısı, uzmanlar, Ukraynalı ve Türk diplomatların katıldı.

Son dönemdeki gelişmeler perspektifinden Ukrayna ile Türkiye arasındaki işbirliğinin konuşulduğu münazarada; Ukraynaca, Rusça ve İngilizce simültane tercüme yapıldı.

GÜNDEM TÜRKİYE'NİN GELGİTLERİ...
Ukrayna Özel Görevler Büyükelçisi Serhiy Korsunskıy gibi etkili isimlerin katıldığı münazarada günübirlik siyasetlerle Rusya ile ABD arasında sıkışan bir batıya bir doğuya savrulan Türkiye'nin diplomatları çok zor anlar yaşadı.

Ukrayna ile Türkiye arasındaki diyalogun bugünkü durumu, iki ülke arasındaki stratejik işbirliğini neleri kapsadığı, Türkiye’nin verdiği dönülmez kararlar, Anayasa Referandumunun Türkiye’nin uluslararası arenadaki imajına etkileri, Ankara ile Moskova arasındaki yakın işbirliği, Türkiye ile AB arasında derinleşen kriz ışığında Ukrayna ile Türkiye’nin ekonomi ve güvenlik alanında işbirliği yapma olanakları, Ukrayna ile Türkiye arasındaki serbest ticaret alanının oluşturulmasının gizli riskleri, gibi konular üç  saat yakın süre zarfında derinlemesine konuşuldu.

MÜNAZARAYA, MARİNA VOROTNÜK DAMGA VURDU
Türkiye'nin gelgitleri ve içine girdiği çıkmazı münazarada en iyi dile getiren isimlerden birisi, «Karadeniz Bölgesi’ndeki Güvenlik Araştırmaları» Programı Koordinatörü «Ukrayna Prizması» Dış Politika Konseyi Uzmanı Marina Vorotnük oldu.

Marina Vorotnük,
Türkiye ile Ukrayna ilişkilerindeki kimsenin üzerine gitmeye cesaret edemediği gerçeklere Türk diplomatın yanı başında açık bir şekilde değindi.

YOLUNU ŞAŞIRAN ÜLKE: TÜRKİYE
Türkiye’nin son dönemdeki çalkantılı iç ve dış politikası sergilediğine dikkat çeken Vorotnük; uzmanların kullandığı şu tanımlarını; «kaybedilmiş Türkiye», «yolunu şaşıran ülke: Türkiye» ve «demokraside geriledi» nitelemeleri dile getirdi.

Birkaç yıl önceye kadar uluslararası siyasi arenada sıkça «örnek alınacak devlet» olarak tanımlanan Türkiye’nin adının son dönemde daha çok «demokraside gerileme», «insan haklarının ihlali» ve «otoriterleşme» gibi terimlerle anıldığına dikkat çeken Vorotnük, Türkiye'de, 16 Nisan'da yapılacak Anayasa değişikliği referandumu nedeniyle yeninden gündemde olduğunu belirtti.

REFERANDUM NE GETİRECEK?
Vorotnük, hafta sonu gerçekleşecek referandum için ise şunları söyledi: "Söz konusu referandum ile Türkiye’nin politik sistemini Reisicumhur R. T. Erdoğan’ın menfaatlerini karşılayacak şekilde değiştirilecek. İktidar sahiplerini birçok konuda daha da yetkilendirilmesini sağlanacak. Bu değişiklikler yapılırsa, Türkiye’de başbakanlık makamı kaldırılacak, bir partiye mensup olmaya devam edecek cumhurbaşkanının ise hükümeti istifaya gönderme ve ülkenin asıl makamlarını dağıtma gibi yetkileri olacak. Bu değişiklikler yapıldığı takdirde Türkiye’nin demokrasi yolunda ilerlerken birçok zorluğa katlanarak sağladığı pozitif değişikliklerin tehlike altında kalmasının yanı sıra ülkede mutlaka politik plüralizm ile ifade özgürlüğü krizi yaşanacak. Son yıllarda Türkiye, 2016 yılının Temmuz ayındaki askeri darbe girişimi akabinde güçlü demokrasinin giderek azalması sebebiyle çok eleştirildi. Başarısız darbe teşebbüsünden sonra kendisine karşı bir mücadele olarak tanımlanan bir hareket başlatıldığında sadece darbenin hazırlanmasıyla suçlananlar değil; daha çok geçerli iktidara karşı muhalif olan sivil toplum kuruluşları, basın organları ile medya temsilcileri baskı altına alınarak sürgüne gönderilmiştir." dedi.

TÜRKİYE İLE BATI ARASINDAKİ DEĞERLER UÇURUMU GENİŞLİYOR
Türkiye ile Batı ortakları arasındaki değerler uçurumu daha da genişleyerek derinleştiğini ifade eden Vorotnük, diğer taraftan Ankara ile Moskova arasındaki ilişkilerde buzların çözüldüğünü kaydetti.

Rusya ile Türkiye arasındaki ilişkilerin karşılıklı çıkarlara dayanarak kriz öncesi günlere dönüldüğünü, Karadeniz Bölgesi, iki büyük devletinin güvenlik konusunda müşterek hakimiyete dayalı işbirliği yaptığı, Rusya ile birlikte 2017 yılının Ocak ayında Astana’da tertip edilen temaslara katılıp Suriye’de gerçekleştirilen Fırat Kalkanı Harekâtı kapsamındaki hareketlerini Rusya’nınkine uydurmaya çalıştığı, Türkiye'nin, hem kendisinin hem de Rusya’nın Suriye krizinin giderilmesinde önemli rol oynamasını sağladığını ifade eden Vorotnük, bunun karşılığında ise Türkiye’nin, NATO ile işbirliğine fren koyduğu, kendi başına NATO’nun rakibi olan Rusya Federasyonu ile işbirliğinin sürdürdüğünün altını çizdi.

TÜRKİYE İLE ABD İLİŞKİLERİNDE GÜVENSİZLİK DÖNEMİ
Türkiye'nin batıdan bağımsız yürüteceği ittifakların çok hassas olduğuna dikkat çeken Vorotnük;
"Türkiye’nin kendi stratejik partneri ABD ile ilişkilerinde derin bir güvensizlik krizi yaşanmakta olduğunu ABD Dışişleri Bakanı olan R. Tillerson’un 30 Mart 2017 tarihinde Türkiye’ye gelmesi, bu krizden çıkılmasını sağlayamadı. En azından iki sorun, hâlâ çözülmemiş durumdadır; bunlar, resmi Türkiye’nin 2016 yılının yaz mevsiminde teşebbüsü yapılan askeri darbenin hazırlanmasıyla suçladığı Türk vaizi F. Gülen’in Amerika’dan kovularak Türkiye’ye gönderilmesini istemesi ile ABD’nin Suriye’deki Kürt askerlerine destek verme meselesidir. Ankara’nın, Amerika’nın yeni yöneticilerinin bu konudaki yargılarını değiştirmesine dair umutları bir türlü gerçek olmuyor." dedi.

UKRAYNA, TÜRKİYE'DEN NE İSTİYOR?
Ukrayna'nın Türkiye'den ne istediğine ilişkin sorunun cevabını ise uzman isim Vorotnük; "Ukrayna, Türkiye’nin demokrasi prensiplerine göre yaşayan istikrarlı bir ülke olup kendi Avrupa yolundan ayrılmadan Rus saptırmacılığını durdurma gücüne sahip NATO’nun bölgedeki temsilcisi olmasını isterdi. Türkiye’nin Rus Federasyonu’na karşı izlediği politika başta olmak üzere batı eğilimlerinden sapması, müteakip yıllarda kendisinin Ukrayna ile geliştirdiği ilişkilerde problemlerin çıkmasına neden olabilir." uyarısında bulundu.

Karadeniz havzası ülkelerinin diplomaside sıkça kullanılan «Karadeniz bizi birleştiriyor» iddiasından uzaklaşıp kendi menfaatlerini karşılamakla meşgul olduklarına vurgu yapan Vorotnük, Türkiye’nin sergilediği tavırların Ukrayna’nın millî çıkarlarına aykırı olduğunu söyledi.

TÜRKİYE, UKRAYNA'NIN MİLLİ MENFAATLERİNİ TEHDİT EDİYOR!
Türk diplomatların ve uzmanların gözünün içine bakarak açık bir şekilde Türkiye'nin Ukrayna'nın milli menfaatlerini tehdit ettiğini söyleyen Vorotnük,  sözlerine şöyle devam etti: "Örnek verecek olursak, akla iptal edilen «Güney Akımı» doğal gaz boru hattı projesi ile «Türk akımı» boru hattı projesi gelir. Güney ülkelerine doğru taşınan doğal gaz Ukrayna toprakları üzerinden geçirilecek olsaydı bu, ülkemizin enerji güvenliği için ciddi bir sorun çıkartabilirdi. Türkiye’nin AB ile ABD’nin Rusya’ya karşı uyguladığı yaptırımları desteklememesi, kendi menfaatlerimizin stratejik ortaklarımızınkinden farklı olabileceğine işaret etmektedir. İç politikanın gündemde olan hassas meseleleri, iki taraflı diyalogun dışında kalır. Kiev’deki Bağımsızlık Meydanı’nda birkaç defa patlayıp uzun zaman içinde devam eden ihtilalleri temkinli bir şekilde takip eden Türk ortaklarımız, bölgedeki statükoyu sarsabilecek her şeyi olumlu karşılamazdı. Bu yüzden statükosunu koruduğu söylenen Türkiye, sık sık bölgedeki bütün süreçleri koordine etmek isteyen bir ülke olarak nitelendirilir. Ukrayna da Türkiye’deki olaylar ve Türkiye ile Avrupa arasındaki ilişkilerin gelişme tarzı konusunda çok fazla yorum yapmaktan kaçınmaktadır. Ukraynalı diplomatların karşılaştığı en mühim sorunlardan birisi, Türkiye’nin Rusya ile askeri ve politik alanlarda yaptığı işbirliğinin bölgedeki güvenliği tehlikeye attığını anlatan mesajı Türk ortaklarına duyurmak ve kavratmak için en uygun şekli bulmaya çalışmasıdır. Ukraynalı diplomatlara göre bu iki mesele, ikilemli duruma gelinmesine yol açmaktadır."

GEZİ RUHU HALA GÜÇLÜ!
Geleceğe dair tahminlerde bulunmak hususunda çok dikkatli ve ölçülü olmak gerektiğini ifade eden Vorotnük, "Türkiye’yi sadece Erdoğan’ın yönettiği Türkiye olarak değerlendirmek yanlıştır çünkü bu ülkede Gezi ruhu hâlâ çok güçlüdür." dedi.

15 Temmuz sonrasında Erdoğan'ın ilan ettiği: "Yenikapı Ruhuyla" Ukrayna'da hareket eden Türk diplomatların Ukrayna'da her fırsatta ajitasyon yapmasına rağmen Ukraynalı uzmanın gündemdeki Yenikapı Ruhu'nun aksine Türkiye'de güçlü bir Gezi Ruhu bulunduğuna dikkat çekmesi Türkiye'yi ne denli yakından takip ettiklerini bir kez daha gösterdi.

TÜRK DİPLOMATLAR GÜNDEMİN GERİSİNDE
Münazarada Türk diplomatların ise Reisicumhur Erdoğan'ın Avrupa'ya; ""Faşist", "Nazi" ve "haçlı kulübü" gibi nitelemeler yapması ve kriz çıkarttığından, Türkiye'nin Avrupa Birliği ekseninden kayıp doğudaki Şanghay İşbirliği Örgütü eksenine doğru kaydığından habersiz oldukları görüldü.

Türk diplomatlar,
batı yanlısı Türkiye'nin Rusya uçağı vurduğu günlerden kalma söylemlerini sürdürmesi ise, "Acaba gündemi takip etmiyorlar mı?" sorusunu akıllara getirdi.

Türkiye'nin gelgitlerine yetişemeyen Türk diplomatın, Ukrayna'nın Avrupa Birliği'ne vizesi girmenin arifesinde olduğundan bihaber, Türkiye'nin, Ukrayna'nın AB ile entegrasyonuna destek olacağını söylemesi katılımcılarda şaşkınlık oluşturdu.

Türkiye'nin Rusya ile dostane ilişkiler kurduğunu görmemezlikten gelen Türk diplomatın Ukrayna'ya AB yolundaki destek sözleri, "Çok yakında, Türkiye, Ukrayna'dan vizesiz rejim ve AB üyeliği konusunda destek isteyecek haberi yok." şeklinde değerlendirildi.

@erdogduy | YUNUS ERDOĞDU - yunuserdogdu@hotmail.com


Kategori Gündem

Ukrayna'nın başkenti Kiev’de, Rusya Parlamentosu alt kanadı Duma eski vekili Denis Voronenkov uğradığı silahlı saldırı sonucunda hayatını kaybetti.

Kiev'in merkezindeki Premier Palace önünde kiralık katillerce gerçekleştirilen saldırıda milletvekilinin yanı sıra bir güvenlik görevlisi hayatını kaybetti birisi de yaralandı.

Bir süre önce Kiev’e taşınan Duma eski vekili Denis Voronenkov'un Ukrayna vatandaşı sahip olduğu bildirildi.

Rusya Komünist Partisinin grup üyesi olan Voronenkov'un aynı zamanda parlamentoda güvenlik ve yolsuzluk ile mücadele komitesinin üyesi olduğu belirtildi.

Voronenkov, Rusya'ya kaçan eski Cumhurbaşkanı Viktor Yanukoviç hakkında Ukrayna başsavcılığının yürüttüğü "devlete ihanet" soruşturması kapsamında ifade vermişti.

Öte yandan Rusya'daki mahkeme Voronenkov hakkında gıyabi tutuklama kararı almıştı.

@erdogduy | YUNUS ERDOĞDU - yunuserdogdu@hotmail.com



Kategori Gündem

Ukrayna halkını öldürme çağrısında bulunan  Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in Özel Temsilcisi Aleksandr Dugin'in 16 Nisan'da Türkiye'de yapılacak tek adam rejimine geçiş için "evet" dediği ortaya çıktı.

ODATV'nin haberine göre AKP'ye yakınlığıyla bilinen Avrasya Platformu (Avrasya Yerel Yönetimler Birliği, Avrasya İş Birliği Teşkilatı) 5 gün süren Suriye'nin geleceği konulu çalıştay düzenledi.

Çalıştaya Suriyeli 'muhalif' grupların temsilcileri, Rusya temsilcileri, Türkiye'nin güvenlik bürokrasisinden isimler katıldı.

Çalıştay'a katılan isimlerden biri ise Rusya Meclisinin alt kanadı Duma Başkanının eski danışmanı Aleksandr Dugin'di.

Dugin, Çalıştay'ın ardından yine Avrasya Platformu'nun düzenlediği 'Yeni Anayasa Evet' başlıklı toplantıya katıldı.

Avrasya Platformu'nun Başkanı Hasan Cengiz, Facebook hesabından yaptığı açıklamada "Sayın Dugin de Türkiye vatandaşı olsaydım yeni Anayasa'ya 'Evet' derdim" iddiasında bulundu.

ODATV


Kategori Gündem

Ukrayna'nın kaçak lideri Viktor Yanukoviç'in Kasım 2013’te AB ile Ortaklık ve Serbest Ticaret Anlaşması’nı imzalamaması ve ülkenin rotasını Rusya Federayo'nuna çevirmesine itiraz eden AB yanlısı muhalif Ukraynalılar Kiev'de protesto gösterilerine başlamıştı.

Yanukoviç'in, Rusya ile yakınlaşma kararıyla protesto gösterileri hemen hemen tüm Ukrayna'ya yayılmış, protestocularla güvenlik güçleri arasında yaşanan çatışmalar ve şiddet olayları sonrasında Yanukoviç, canını kurtarmak için Şubat 2014'de Rusya' ya kaçmak zorunda kalmıştı.

Benzer hadiseler şimdilerde Türkiye'de yaşanıyor.

Reisicumhur R. T. Erdoğan liderliğindeki AKP rejimi, Avrupa Birliği'ne kafasına göre; "Eyyyy Almanya", "Eyyyy Hollanda", "Eyyyy Fransa" diyerek posta koyup Şangay Birliği'ne rotayı çevirdi.

Ancak bizdeki muhaliflerin büyük kesiminin solcu ve Avrasyacı olması hasebiyle herhangi halktan ve muhalefetten bir tepki görmedi.

Zaten iktidar yanlısı makarna bağımlısı devletten yardım alan 25 milyon kişinin kişisel bir tercih yapma durumu olmadığı göz önüne alındığında Erdoğan'ın rotayı Rusya'ya da çevirir Afrika Birliği ya da Somali'ye de.

Bundan dolayı ki Avrupa'daki AKP'liler ekmek yedikleri Hollanda'da, Avrupa değerlerine karşı eylem yapıyor.

Böylece Rusya yanlısı Erdoğan için Avrupa'nın göbeğinde Avrupa karşıtı eylem yaparak tarihe geçiyor.

AKP'liler eğer bu kadar Rusya heveslisiyseniz Rusya'ya gidin...

Çoktan Avrupa'ya vizesiz seyahat izni alan Ukraynalılar, Gürcüler sizin yokluğunuzda açılan kadroları doldurur orada...

Ya da akıllı olan Reis sevdasıyla ekmeğinizden aşınızdan olmayın.

Bugün, kızdığınınız Avrupa demokrasisini ampulle ararsınız...

AKP'Lİ GURBETÇİLER NEDEN SOKAKTA?
Avrupa'daki, Türklerin de ekserisi de batıda yaşadığı eziklik ve Erdoğan'ın eline aldığı medyada her gün gösterdiği Ertuğrul Gazi'den, Abdülhamit'e kadar  Osmanlı dizileriyle oluşturduğu büyük devlet hayalleriyle gerçeklikten kopuk rüya aleminde yaşamaya başladı.

Gerçeklik şudur iki kutuplu dünyada ya ABD, AB, NATO'nun liderliğindeki batının demokratik, hukuk ve özgürlük değerleri yanında yer alırsın...

Ya da Rusya'daki gibi otokrat bir kesimin alabildiğine zengin bir kesimin ise çöplükten ekmek topladığı Şangay Beşlisinin yanında... Ki o da sizi oraya alırlarsa ki bu bile mümkün gözükmüyor. Bu kararla 50 yıl da Moskova kapısında beklersiniz.

Erdoğan rejimi Türkiye'nin yerini Rusya'da olduğu kanaatinde.

Hollanda'da yaşanan kriz de bunun bir göstergesi, batı artık Türkiye'nin tercihinin doğu olduğunu biliyor.

Ve netice olarak vizesiz Avrupa hayaliyle çıktığımız yolda bakanlarımızın dahi Avrupa'ya giremediği bir duruma geldik.

Bu durumun mesulü 15 yıldır iktidarı elinde tutan Erdoğan rejiminden başkası değildir.

Erdoğan'ın bir zamanlar çok kıymetli dostu Suriye lideri Esed ile dostluğunun sonunu gördük.

Şimdide Erdoğan'ın çok kıymetli dostu yeni stratejik ortağı Putin ile dostluğunun akıbeti nasıl olacak bekleyelim görelim.

@erdogduy | YUNUS ERDOĞDU - yunuserdogdu@hotmail.com


Kategori Yunus Erdoğdu

İstanbul’un yeni havalimanı için Rus Sberbank’tan 500 milyon Euro kredi alındı. Sberbank söz konusu kaynağı Türkiye’deki iştiraki Denizbank aracılığı ile verdiği bildirildi. 16 yıllık kredi bir ara ödemelerin aksaması nedeniyle durma noktasına gelen havalimanı inşaatında kullanılıyor.

İGA Havalimanı İşletmesi (IGA), İstanbul Yeni Havalimanı’nın yapımında kullanılmak üzere Rusya’nın en büyük bankası Sberbank ile 500 milyon Euro’luk kredi için anlaştı. Sberbank, söz konusu finansmanı Türkiye’deki yatırımı Denizbank aracılığı ile sağlayacak.

St. Petersburg’da gerçekleşen Uluslararası Ekonomik Forum (SPIEF 2015) çerçevesinde sağlanan mutabakatı Sberbank adına Sberbank Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Sergey Gorkov, İGA Havalimanı İşletmesi AŞ adına da Mehmet Cengiz, Nihat Özdemir ve Cemal Kalyoncu imzaladı.

Yeni havalimanı ile Sberbank’ın sağlayacağı 500 milyon Euro’luk kredi 16 yılı kapsıyor. Bu rakamın 30 milyon Euro’luk kısmı işletme sermayesi kredisi şeklinde olacak.

Anlaşma sonrası açıklama yapan İGA Yönetim Kurulu Üyesi ve Limak Holding Yönetim Kurulu Başkanı Nihat Özdemir, Cumhuriyet tarihinin en büyük yatırımını hayata geçireceklerini söyledi. Sberbank Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Gorkov da "Dünyanın en büyük havalimanı inşaatının yapımı ve işletmesinde finans desteği sağlamaktan memnunuz.

Proje tamamlandıktan sonra yıllık 150 milyon yolcu kapasitesinin olması planlanıyor. Biz önde olan Türk şirketleri ile işbirliğimizi geliştirmeye devam edeceğiz" diye konuştu.



Türkiye, Almanların kıskandığı 3. Havalimanını Rus parasıyla yapıyor6 MİLYAR EURO’LUK YATIRIM YAPILACAK
Yeni havalimanı ile ilgili 6 milyar Euro olarak planlanan yatırımın 1.5 milyarlık kısmı konsorsiyum üyesi 5 şirketin koyacağı öz kaynaktan, 4.5 milyarı ise proje finansmanından sağlanacak.

Kategori Ekonomi
Pazartesi, 06 Mart 2017 09:36

Türkiye, Rus kuşatması altında

Türkiye sessizce ve yavaşça kuşatıldı; Rusya tarafından. Açın haritayı bir bakın; Kuzeyde denizden Ukrayna ile komşuyduk. Karadeniz'in karşı kıyısında Türkiye'ye en yakın kara parçası Kırım Yarımadası idi; Ruslar işgal etti.

Kuzeydoğuda Gürcistan komşumuz; Gürcistan'ın iki özerk bölgesini, yani topraklarının yarısını Rusya yuttu.

Doğuda Ermenistan ile sınır komşusuyuz; “Stratejik ittifak/ ortak savunma konsepti” sayesinde ülkede Rus askeri üssünden geçilmiyor. Erivan hükümeti, Ruslara sormadan nefes bile alamaz hale geldi.

Güneydoğuda komşumuz İran, daha önce hiç yapmadığını yaptı; Suriye'de ortak harekat yapmak için bir havaalanını Rus askeri uçaklarına açtı.

Güneyde en uzun sınıra sahip olduğumuz Suriye'de durum malum; Esad yönetimi bugün hââ ayaktaysa, bunu Rusya'ya borçlu. Suriye iç savaşı öncesinde Ruslar'ın bu ülkedeki askeri varlığı sınırlıydı. Şimdi neredeyse, Esad ordusunun “baş tedarikçisi” konumundalar. Hava, deniz, kara üsleri kurdular.

Suriye'nin kuzeyinde, Türkiye'nin bölücü terör örgütü PKK'nın uzantısı dediği PYD-YPG kontrolündeki bölgelerde sınırlı bir Rus askeri varlığı vardı. Son olarak, AKP hükümetinin “Menbiç'e gireriz” tehdidi üzerine, PYD-YPG bu kentin kontrolünü Rus-Esad askerlerine bıraktı. Halep'in kontrolü de zaten Rus-Esad güçlerinde.

Güneyde Kıbrıs'ın Rum Kesimi'nin Rusya'ya olan ekonomik bağını, ülke ekonomisinin Rus offshore hesapları ile manipüle edildiğini sağır sultan bile duydu.

Batıda, AB'nin yeni üyelerinden Bulgaristan'da bile Rus etkisi kendini göstermeye başladı; Bulgaristan'da geçen kasım ayında yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden, Ruslar'a çok yakın bir aday, eski Hava Kuvvetleri Komutanı Rumen Radev galip çıktı.

Türkiye'nin komşuları arasında, Rus etkisinin en az olduğu ülke Yunanistan. Ama Yunanistan'la da AKP döneminde ilişkiler malum; Bir yandan Ege'deki 18 aidiyeti tartışmalı adaya Yunan bayrağı dikilmesine sessiz kalınan ama Kardak'ı uzaktan izlemek için Genelkurmay Başkanı ve tüm Kuvvet komutanları ile seyrüsefer yapılıp fotoğraf çektirilen bir politika. (Kardak'taki son gelişme konusunda ayrıntıya girip, kimseyi “rahatsız'' etmet istemeyiz elbette).

Kısacası, Türkiye sessiz sedasız, birbirinden tamamen farklı gibi görünen gelişmeler sonunda, Rusya tarafından “sarılmış” durumda.

Ama sorun sadece “dışarıdan sarılmak” değil.. İşin bir de “içeri” kısmı var;. Türkiye'nin yıllardan beri süregelen “enerji kaynaklarını çeşitlendirmek” politikası vardı: Gelişmekte olan büyük ekonomisi ile, enerji açı Türkiye, kaynaklarını çeşitlendirerek tek bir ülkeye bağlı kalmamanın peşinden koştu yıllarca.

Peki son dönemde izlenen politikalarla gelinen durum ne?

Türkiye'nin doğalgaz konusundaki en büyük tedarikçisi Rusya, ikinci büyük tedarikçi ise, Rusya'nın en büyük müttefiklerinden İran.. “Enerji kaynaklarını çeşitlendirmek” bahanesiyle Türkiye ilk nükleer santralini kurmaya başladı; İhale Rusya'ya verildi.. Türkiye “enerji geçiş yolu” olacak diyerek, birbiri ardına boru hattı projeleri gündeme geldi; AKP döneminde ortaya atılan boru hattı projelerinin çoğu Rusya kaynaklı, bir şekilde Rusya ile ilişkili.

Tüm bunları alt alta koyduktan sonra;. Rusya uçağının düşürülmesi;. Rus Büyükelçisi'nin öldürülmesi;. Rus savaş uçaklarının 3 Mehmetçiği şehit etmesini bir daha düşünün;

Yaşanan bu olayların sonunda AKP hükümetinin nasıl politika değiştirip, savrulduğunu hatırlayın.

“Yerli ve milli” adı altında, “üst akla” kafa tutulurken; Diğer yanda başka “üst akılların” neler çevirdiğini de görmek gerek.

Akla takılan sorular...

Son dönemde meydana gelen bazı gelişmeler akıllara da bazı sorular getirdi;

*Mesela; Kuzey Irak'taki Kürdistan bölgesel yönetimi Başkanı Mesud Barzani Türkiye'ye geldi diye, hem İstanbul'da, hem Ankara'da göndere Kürdistan bayrağı çekildi.

Başbakan Binali Yıldırım bu durumu, “Irak anayasasına göre, Kuzey Kürdistan Bölgesel Yönetimi, özerk bir yapıdır. Parlamentosu vardır. Başbakan'ı bakanları vardır. Ayrı bayrağı vardır ve dünyada da bu şekilde tanınır” diye açıkladı.

ABD de anayasa uyarınca eyaletlerden oluşuyor. Her eyaletin de kendi bayrağı var. Mesela Teksas eyaletinin seçilmiş valisi Türkiye'ye gelse, göndere Teksaslıların “yalnız yıldız-lone star” diyerek andıkları Teksas bayrağı mı çekilecek bundan sonra? (Teksas örneği daha önce Dışişleri Bakanlığı döneminde Ahmet Davutoğlu tarafından da kullanılmıştı bu arada. Davutoğlu, Erbil'e yaptığı ziyarete muhalefetten gelen “AKP, Kürdistan'ı tanıdı” tepkilerine “ABD'de Teksas'a gidersek, orayı mı tanımış olacağız?” diyerek karşılık vermişti.)

Ya da Almanya'da federal yapının bir parçası olan Bavyera'dan parlamento başkanı gelse? Alman bayrağının yanısıra Bavyera bayrağı mı dalgalanacak Türkiye'de?

Almanya örneği verdik, ikinci soruya da oradan devam edelim; Almanya'nın Türk siyasetçilere kampanya izni vermemesi üzerine, iş Alman yetkilileri “terör yardım ve yatakçılığıyla” suçlamaya kadar vardı.

Türkiye'de 3 milyondan fazla Suriyeli var. Suriye'de çatışmaların sona erdirilmesiyle birlikte normalleşmeye, seçimlerle geçilecek. Hadi Esad demeyelim; Ama herhangi bir Suriyeli siyasetçi, Türkiye'ye gelip, Suriyelilere yönelik seçim kampanyası yapmaya kalkarsa? Türkiye buna hazır mı?

ANKARA FISILTISI

Barzani geldi; tanker geçişi başladı.

Iraklı Kürt lideri Mesud Barzani'nin Türkiye ziyareti, göndere çekilen Kürdistan bayrağının gölgesinde kaldı.

Oysa Barzani'nin ziyaretiyle birlikte, sınırda çok önemli bir gelişme de yaşandı.

Çok uzun süredir durmuş olan, Kuzey Irak'tan tankerlerle Türkiye'ye petrol taşımacılığı yeniden başladı.

Kürtler, aylardır bölgeden çıkarılan petrolü Kerkük-Yumurtalık boru hattı ile Türkiye'ye gönderiyorlardı. Ancak ne olduysa oldu; birden bire yine tankerlerle taşımacılık başlayıverdi.

Kuzey Irak'taki Shaikan sahasından günde 30 bin varil petrol, Türkiye'ye tankerlerle gönderilmeye başlandı.

Bu, günde 150 ila 200 tankerin sınırdan geçmesi anlamına geliyor.

Tankerle taşımacılık, aradaki komisyonlar/aracı şirketler nedeniyle, boru hattı ile petrol taşınmasından çok daha maliyetli.

Nitekim Kuzey Irak'taki Barzani hükümetinin Enerji Bakanı Aşti Havrami'nin, aracılar/komisyonlar yüzünden daha maliyetli olan tankerlerle petrol ihracatına hiç sıcak bakmadığı biliniyordu.

Üstelik tankerlerle petrol taşımacılığı ancak hükümetlerin izniyle yapılıyor.

Daha önce bu izni tekelinde bulunduran Çalık Enerji, bu piyasadan çıkmıştı.

Ankara enerji kulislerinde en çok sorulan soru şu;

Ne oldu da yeniden tanker taşımacılığı başladı? Hangi şirkete/şirketlere taşımacılık izni verildi?

ZEYNEP GÜRCANLI - SÖZCÜ


Kategori Misafir Kalem

Rusya Liberal Demokrat Partisi Başkanı Vladimir Jirinovski, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kendisine Türkiye’nin NATO’dan çıkacağını söylediğini belirtti.

Jirinovski, Rusya Parlamentosu alt kanadı Duma’daki konuşmasında, “Cumhurbaşkanı Erdoğan’la konuştum, bana Türkiye’nin gelecekte NATO’dan çıkacağını kendisi söyledi.” ifadelerini kullandı.

Jirinovski, ayrıca pratikte Türkiye, Rusya ve İran ittifakı oluştuğunu ve bu ittifakın varlığının doğru olduğunu söyledi.

Rusya Liberal Demokrat Partisi heyeti Kasım ayında Türkiye’ye ziyarette bulunmuş ve ziyaret kapsamında Jirinovski, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşmüştü.

Parti yetkililerinin ifadelerine göre, yapılan görüşmelerde Rus-Türk ilişkilerinin derinleştirilmesi konusunda görüş alışverişinde bulunulmuş ve Jirinovski, Türkiye ve Rusya’nın “Batı’nın provokasyonlarına” karşı birlik olması gerektiğini dile getirmişti.

Jirinovski, Türkiye ziyaretinin ardından yaptığı değerlendirmede, “Türkiye bugün, kendisini memnun etmeyen avrupa politikalarından uzaklaşmaya başlıyor.” ifadesini kullanmıştı.

Haberrus


Kategori Dünya
JPAGE_CURRENT_OF_TOTAL

Yunus Erdoğdu

Ben, ezelden beri mülteciyim.

Ben, ezelden beri mülteciyim.

Yaklaşık yedi asır evvel Anadolu coğrafyasına iltica eden, Türkmen milleti...

Hits:405Devamı...

Referandum, sonuçlarına güvenir misiniz?

Referandum, sonuçlarına güvenir misiniz?

Toplumda, güven bunalımı var. İnsan, güvene en çok; fitnenin arttığı,...

Hits:2397Devamı...

İsmail Bahar

Nisan bahar türküsüdür

Nisan bahar türküsüdür

Nisan bitmek üzere, gec kaldığımı biliyorum ‘bahar’ demeye... Mart’ın 1’ini, 21...

Hits:2492Devamı...

Kayısı çiçeği

Kayısı çiçeği

Bahar vakti kar yağar mı?En azından hiç beklemeyiz yağacağını.Cenâb-ı Hakk’ın...

Hits:30417Devamı...

Şükrettin Aslanoğlu

Kutlu Doğumun Ya Rasulallah!

Kutlu Doğumun Ya Rasulallah!

Sensizliğin en büyük yaramız olduğu mevsimlerdeyiz Ya RasulAllah…Merhemimiz sen ol...

Hits:1518Devamı...

Kapkara bir gecede dolunay gibi

Kapkara bir gecede dolunay gibi

Şaban-ı Muazzam’ın 15. gecesi... Adlandırıldığı şekliyle Beraat Gecesi, Beraat Kandili...Karanlığı...

Hits:25535Devamı...

Kerem Aslan

Myanmar’a yardım! [2]

Myanmar’a yardım! [2]

Myanmar, Myanmar Birliği Cumhuriyeti, Burma, Birmanya Kasırgalar, yokluklar,yoksulluklar... Bazen bu sıkıntılarla, bazen...

Hits:363Devamı...

Myanmar’a yardım! [1]

Myanmar’a yardım! [1]

Myanmar önceden beri hep yardıma ihtiyacıyla tanıdığım, bildiğim bir ülke...

Hits:355Devamı...

Bilişim

[FOTO GALERİ] Kodak sahneye Ektra akıllı telefon kamera ile çıkıyor

[FOTO GALERİ] Kodak sahneye Ektra akıllı telefon kamera ile çıkıyor

Söz konusu fotoğraf makineleri olduğunda, birçoğumuz için Kodak markasının ayrı...

Hits:394Devamı...

Whatsapp, Ukrayna'da da çöktü!

Whatsapp, Ukrayna'da da çöktü!

Dünyada bir milyardan fazla kullanıcıya sahip akıllı telefon uygulaması Whatsapp'de...

Hits:14978Devamı...

Otomobil

Tam cadılık: yerli dedikleri Cadillac çıktı

Tam cadılık: yerli dedikleri Cadillac çıktı

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, yerli otomobilin prototipinin...

Hits:253968Devamı...

[FOTO GALERİ] Türkler, Ukraynalılardan 20 yılsonra Lexus ile tanışacak

[FOTO GALERİ] Türkler, Ukraynalılardan 20 yılsonra Lexus ile tanışacak

Japon otomotiv devi Toyota’nın 1989’da kurduğu lüks segment markası Lexus,...

Hits:355204Devamı...

Flag Counter



Alexa Certified Traffic Ranking for http://ukraynahaber.com/

TÜRK BASINI
Birgün
Cumhuriyet
Yeni Asya