29 Mayıs 2017
SON HABERLER:

Anket

Sizce erken seçimlerde hangi parti oy kaybeder?





Sonuçlar


Cuma, 19 Mayıs 2017 06:14

Ben, ezelden beri mülteciyim.

Yaklaşık yedi asır evvel Anadolu coğrafyasına iltica eden, Türkmen milleti yine zor günlerden geçiyor.

Türkmen-Tatar dedelerim, 1222 yılında doğudan gelen insafsız, Moğol istilası nedeniyle tası tarağı toplamış yola düşmüş.

At bulan, atla...

Deve, bulan deveyle...

Eşek bulan eşekle... batıya iltica etmiş...

Geride hiç bir şeyi olmayan bir avuç gariban kalmış.

İlk durağımız mezhep farklılığımıza rağmen İran topraklarında, Horasan elleri olmuş.

Burada içlerimizden bazılarına virüs bulaştı, "Taylasanlı" olup başımıza bela oldu.

Eee, olacak o kadar bataklığa girene çamur bulaşır...

Moğollar,
daha da ilerleyince, "vahşi batıya" yolculuğumuz devam etmiş.

İran'ı, geride bırakıp kuzeybatıda; Gürcistan ve Ermenistan devleti topraklarına boş bir yer bulup obamızı kurduk...

Derken; Ak Koyunlu dedelerim, Kara Koyunlu'yu kırmış...

Selçuklu
doğmuş geri bölünmüş...

Emmioğullarım ayrı ayrı beylikler kurmuş...

İki, Türkmen bir araya gelse bir beylik meydana çıkar...

Kardeş kanı akıp durmuş.

Biri yıkılmış, öteki kurulmuş...

Derken içimizden, Kayılardan Osman oğullları batıya yürüyüşünü sürdürmüş...

Batıya giden ayakta kalmış.

Fatih Sultan Mehmet, 1453'te İstanbul'u fethedince artık hem Türkmen beylerinin yegane beyi, hem de İslam aleminin Efendimiz (s.a.v) tarafından müjdelenen komutanı olarak söz sahibi olmuş.

Anadolu'ya, geldiğimizde yerleşik halklar; Rumlar, Ermeniler, Gürcüler vs. ile geçinip gitmişiz...

Kız almışız, kız vermişiz...

Hem, Rus çarı ile anlaşıp bizi arkadan vurana kadar Ermenilere "Milleti Sadıka" demişiz.

Hem de, İngiliz ile bir olup kanımızı döken Araba din kardeşimiz diye hürmette kusur etmemişiz...

İkiye ayrılmışız Müslim ve gayrimüslim hukukumuz da ayrı olmuş...

Ama asıl belirleyici unsur: "komşuluk hukuku" olmuş.

Yakın komşu, uzak komşu, Müslüman, Hıristiyan dememiş hakkını gözetmişiz...

Zaman içinde dost ahbap kardeş olmuşuz.

Bizim atalarımızdan tevatür eden doğunun eşsiz birikimi, batının birikimi ile Anadolu'da buluşmuş efsanevi bir birliktelik oluşturmuş.

İyi kötü yedi asır Anadolu'da geçinip gitmişiz.

Rahata erince, dedelerim çadırdan çıkmış...

Millet, açlıktan ölürken; Barok, Rokoko, Neoklasik altınla süslü saraylarda, yalılarda gününü gün etmiş.

"Yiyiniz içiniz ama israf etmeyiniz" emri unutulmuş...

Bir tarafta, saraylarda lüks ve israf gırla giderken...

Gariban açlığa ve savaşa mahkum edilmiş...

Batı ise mütevazi, Beyaz Ev'de yükselişini sürdürmüş.

Gün onlara doğmuş, biz ise ak saraylarda karanlıkta kalmışız.

Çağ atlayan, Batı'nın daha da ilerlemesi için "tıpkı şimdi olduğu gibi" enerji ihtiyacı hasıl olmuş...

Enerji de ne hikmetse bizim üstünde gezdiğimiz toprakların altında...

"Vahşi batının" aç kurtları bu sefer sofrayı kurmuş, Osmanlıyı pay etmiş...

Bizi, parçalamak için de bizi birleştiren ümmetçiliğimize, karşı ırkçılığı kullanmış.

Türkmen ile Arap ittifakını, Türkmen ile Ermeni ittifakını, Türkmen ile Gürcü ittifakını, Türkmen ile Yunan... Bulgar, derken balkan halkları bütün birliğimizi, dirliğimizi bozmuş...

Koca Osmanlı yok olup gitmiş.

19 Mayıs 1919'da, umut bir gemiyle İstanbul'dan ayrılmış...

Geride sadece; bir avuç toprak Anadolu ve Türkmen ile Kürt ittifakı kalmış.

Dün; sağcı-solcu, Alevi-Sünni, laik-antilaik, Kemalist-irticacı diye kavga edip durduk.

Ermeni
terör örgütü, Asala çıkmış onu geriye çekmişler...

Kürt ile Türkmen ittifakını bozmak için ihaleyi kanlı terör örgütü PKK'ya vermişler...

Kavga sürüyor.

Birisi diğerini hep "sızma" olmakla suçluyor.

Mesele, çok basit aslında, 20 milyon Kürt sızma olamayacağı gibi, 6 milyon Türkmen de doğduğu topraklarda sızma olamaz...

Sızma 4 kişi bilemedin 40 kişi ile olur...

İktidar hırsıyla, Anadolu'dan çıkan 400 bin kişilik bir zümreye "sızma" deniyorsa...

Üstelik baba öz evladına sızma diyorsa ortada ciddi bir sıkıntı var demektir.

Bu bölünme Moğol, istilasından da beter bir şey.

Artık, Kapadokya yeniden bela ve imtihan beldesi.

Türkmen'in,
hayatı da öyle.

Yine, bir iftiraya kurban gittik.

Bir tane delil yok ortada çıkmış şeyin birisi sana "terörist" diyor.

Bin, tavşan bir at etmez... Bin, şüphe de bir delil etmez.

Lakin, insaf da olmayınca...

Alay da ederler...

Anamıza, avradımıza da söverler...

Tehdit, olmadı tahdit...

Gerçekleri anlatıyorsun dinlemiyorlar...

Allah'a, havale ediyorum.

Allah, bildiği gibi yapsın diyorum.


Ben, Anadolu'yu daha hayatımın baharında bin bir geçim derdiyle 17 yaşında terk etmişim...

Hayatımın 22 yılını, baharını da yazını da eski Sovyetler coğrafyasında geçirdim.

Yeryüzü geniş rızkı veren de Allah...

Sabredeceğiz.

Başka çarem de yok.

Zulme sessiz kalıp dilsiz şeytan olamam!

İlticaya devam ederim...

Anadolu'nun,
zalimleri sınırlara dikenli teller beton duvarlar öre dursun...

Batıda, sınırların bir önemi de kalmadı.

Göbek kanımızın damladığı topraklardan bizi, "sızma" diye kovan bir takım dönmeler "birlikte yaşama" fırsatını teperek kendi sonlarını hazırladı.

Anadolu'ya, girişimizi hala hazmedememiş bu güruh dümene geçmiş.

İçinde bulundukları gemiyi kayalıklara sürüklüyor.

Beni, o gemiden denize attınız... Adaşım, Yunus (a.s.) gibi..

Balığın karnındayım...

Çocuklarımıza, kimlik vermediniz...

Pasaportlarımızı iptal ettiniz...

Dua ve istiğfar ile belki batının; demokratik, hukuk, insan hakları ve özgürlüklerinin olduğu sahili selamete çıkarız...

Siz de, dua ve istiğfar edin belki geminiz batmaktan kurtulur...

Zulüm biter, zalim gider...

Hukuk, evrensel değerler, barış, özgürlük, demokrasi gelir...

Birlikte gül gibi yaşar gidersiniz...

Ben, nasıl olsa mülteciyim, dedem de mülteciydi...

Bir kapıyı kapatan, Mevla başka bir kapıyı açar...

Bulduğumuz yere, yerleşir yeniden düzenimizi kurarız.

Bu dünyada zulümle zafer kazanmaktansa, mazlum olup iltica etmeyi tercih ederim.

Neticede, ecel herkese gelecek bir gün.

Uğrunda savaştığınız, o çakma zafer sonrasında kazandıklarınız ölüm meleğini görünce elinizden kayıp gidecek.

Zulüm ile abat olan, bizi doğduğumuz beldeden süren zalimler sonunda berbat olup gidecek.

Şöyle bir bak, 10 bin yıllık Kapadokya topraklarına ibret al...

Tarih boyunca, "İlahi kural" hiç değişmedi: zalimler hep helak oldu.

Ama iş helak olmakla bitmiyor ki!

Sonuçta herkes bir gün asıl vatanımız, ahretin kapısı kabristana iltica edecek.

Esas olan, yerin altına zalim olarak girmemek.

Çünkü, orada zalimler için azap dolu bir cehennem bir de, hicret eden mazlumlar için vaat edilmiş bir cennet var...

@erdogduy | YUNUS ERDOĞDU - yunuserdogdu@hotmail.com


Kategori Yunus Erdoğdu

Toplumda, güven bunalımı var. İnsan, güvene en çok; fitnenin arttığı, terörün tırmandığı, emniyet olmadığı, zamanda ihtiyaç duyar. Son zamanlarda, güvenilir kişilere ise; "hain", aldatanlara ise; "emin" deniliyor.

Böyle bir iklimde soruyorum;

Bir, ülkenin başındaki lideri bir gün çıkıp "mavi" bir gemiye yelkenler fora ileri deyip, ertesi gün, "Bana mı sorup gittiniz" derse... Siz, o lidere güveni misiniz?

Peki, o gemide yola çıkanlar da bu duruma sessiz kalırsa, o yolcuların samimiyetine güvenir misiniz?

Millete, karşı darbe girişiminde bulunan bir ordunun başında olduğu halde olup bitenden haberi olmayan komutana güvenir misiniz?

Böyle bir darbe girişiminden haberi olmayan istihbarat şefine güvenir misiniz?

Oğlu kumar masasının başında, kendisi hükümet başındaki abidik-gubidik birine devletin hazinesinin anahtarını emanet eder misiniz?

Lafa gelince; "Bir kuzuyu; kurt kapsa bana sorulur" diyen, ancak her gün kınalı kuzuları kurtların önüne pervasızca atan çobana güvenir misiniz?

Saray sofrasından kalkıp, evinize halinizi hatırınızı, bir ihtiyacınız olup olmadığını sormak için değil de... sırf sizi gammazlamak için gelen muhtara güvenir misiniz?

Diploması olmayanı reisicumhur, teröristi vekil, seçsinler diye milletin önüne koyan yüksel seçim kuruluna güvenir misiniz?

Oylar sayılırken elektrik gidince, 41 ilin kedilerini suçlayan enerji bakanına güvenir misiniz?

Hileyle gelip daha sonraki seçimleri de şaibeli duruma düşüren iktidara güvenir misiniz?

Elektriği çaktırmadan sizin şebekeden kaçak kullanan, wi-fi'nızı sömüren, kızınıza yan gözle bakan komşunuza güvenir misiniz?

Müslüman bir ülkeye gayrimüslim bir ülkeden domuz ithal eden tarım ve hayvancılık bakanlığına güvenir misiniz?

Şike yapan hakeme, kulübünü satan başkana, kalesini satan kaleciye güvenir misiniz?

İcra ettiği müziğin notalarını başka memleketten araklayan "çalgıcı" sanatçıya güvenir misiniz?

Yabancı film senaryolarını millete yerli diye yediren yapımcılara güvenir misiniz?

Adı muhalif parti ancak iktidarın tekeri her patladığında stepnelik yapan siyasilere güvenir misiniz?

Koyunların başına, "kuzu postuna" bürünüp geçen "sözde kurda" güvenir misiniz?

Kendi yetiştirdiği evladına, "yalancının" iftirasıyla, sırtını dönen ana-babaya güvenir misiniz?

Adeta yalan yarışına girmiş her gün zift saçan, herşeyi tam tersinden yazan medyaya güvenir misiniz?

Bankaya koyduğunuz paralar banka müdürünün evindeki, "ayakkabı kutusundan" çıkarsa, müdür bey önce, "Benim, değil polis koydu" diye yalan söyleyip sonra da faizi ile alıp pişkin pişkin geri "ayakkabı kutusuna" koyarsa güvenir misiniz?

Hassas bir görevi ifa eden, korumakla yükümlü olduğu elçiyi vuran polis teşkilata güvenir misiniz?

Müslümanlara, "kafir" diyen şeyhülislama güvenir misiniz?

"Hırsızın", hırsızlığını kendisine de, "makarna" verdiği için görmezden gelen yoksula güvenir misiniz?

Çocuk tecavüzcüsünü önce hamamda yıkayan, sonra da milletin meclisinde utanmadan sırıtarak aklayan vekile güvenir misiniz?

Yurt dışında vatandaşına hizmet edeceği yerde, pasaportuna el koyup kapı dışarı eden büyükelçiye güvenir misiniz?

Suçluları savunmak için sıraya giren, masumu gördüğü zaman sıvışan avukata güvenir misiniz?

Gerçek suçluları, salıp mağdurları "Yusuf" gibi zindana atan vicdansız hakime güvenir misiniz?

Bütün, bu hukusuzlukları yapanlara gücü yetmeyen ancak evinde çocuğuna bakan binlerce masum ev hanımını tutuklayıp hapse atan savcılara güvenir misiniz?

"HAYIR", BEN GÜVENMEM!

Şayet, bugün "evet ben güvenirim" diyorsan; yarın başına belalar sağanak gibi yağdığı zaman, "Bu başıma neden geldi?" diye de sorma!

@erdogduy | YUNUS ERDOĞDU - yunuserdogdu@hotmail.com


Kategori Yunus Erdoğdu

Türkiye, demokratik bir biçimde en son 7 Haziran'da sandık başına gitti. 7 Haziran'da, Türk milleti AKP'nin suratına okkalı bir tokat attı. Ne var ki AKP'nin bu şamar acısına MHP'nin başındaki Devlet Bahçeli merhem oldu.

Bahçeli, "başbakan ol" teklifine dahi "hayır" diyerek AKP'li Erdoğan'ın "tek adam" rejimini kuracağı sisteme taa o zaman "evet" demişti...

Artık plan hazırdı, tek pürüz demokrasi ve basın özgürlüğü yanlısı sandık başından ayrılmayan 50 binden fazla Cihan Haber Ajansı muhabirleri.

Diktatörlük önündeki tek engel demokrasi fedaisi Cihan Haber Ajansı idi...

Bunların işini bitirmek gerekiyordu, demokrasiyi tam anlamıyla askıya almak için. Kiev'de, 7 Haziran'da sabahtan akşama kadar sandık başında durmuş kullanılan oyları kullanmayan seçmeni incelemiş sandık başına gelmeyenler yerine oy atılmasının önünü almıştık. Oylar sayılıp çuvala konana kadar da kontrolü elden bırakmadık. Büyükelçilik ve sandık kurulu başkanı bizim bu tavrımızdan çok rahatsız oldu. "Bekleme git" filan dediler...

Hatta, "Bu kadar zahmeti niye çekiyoruz yurt dışında oy kullandırmak gereksiz" ifadesi bile kullanıldı.

Bundan çok rahatsız oldukları belliydi.

Her neyse seçimin yenilenmesi kararı alındı, AKP'nin bahçesinden çıkmayan durumuna gelen sözde Türk milliyetçileri yüzünden.

1 Kasım 2015'de tekrar sandık başına gidildi. Bu sefer de nöbet yerimiz olan Kiev Büyükelçiliği'ndeydik.

Ancak daha girişte çok soğuk bir karşılama yaptı elçilik muhafızları...

Girdik içeri, elçilik birinci ağızdan, "Görüntü al ve çık sandık başında beklemen yasak" dediler. Halbuki sandık başında bulunması gereken kişiler arasında, "basın mensupları" da yer alıyordu.

"Kanun değişti" dediler. Hani seçim kanunlarındaki değişiklikler daha sonraki seçimlerde yürürlülüğe giriyordu...

Her neyse bir kaç fotoğraftan sonra kapı dışarı ettiler. Eee, kamera olmadığına göre artık istediklerini yapabilirlerdi.

"Yunus seni, sandık başında görmek istemiyoruz" dediler.

Eyvallah, dedik.

Madem, R. T. Erdoğan'ın başındaki TC Kiev Büyükelçiliği beni görmek istemiyor.

Madem, R. T. Erdoğan'ı başa getiren TC halkı benden rahatsız o zaman ne haliniz varsa görün.

Halbuki, demokrasi ve özgürlük ortak paydasında buluşabilirdik.

Hepimiz kazanırdık.

Olmadı.

TC devleti bütün kurumlarıyla beni ve çocuklarımı, kardeşlerimi ötekileştirdi.

"Varsın, Türkiye'de nüfus bir milyon eksik olsun" denildi.

Sıkıntı yok. Hitler'de öyle dedi.

Bir zaman Stalin de öyle dedi...

Yakın tarihte kendi halkını ötekileştiren Kaddafi, Saddam da öyle dedi. Sonları malum.

Referandum da iki seçenek var: "evet: tek adam" ve "hayır: demokrasi" bunca gündem varken bu duruma Devlet Bahçeli ve R. T. Erdoğan müttefikliği ile geldik.

Artık, "Tek Adam" rejimi önünde, Cihan Haber Ajansı da kalmadı sandıklar yalan haberleri nam salmış AA'ya kaldı.

CHP'nin demokrasi derdi yok zaten. Olsaydı CHP'li milletvekilleri gazla, plasitk mermi ile toma ile Cihan Haber Ajansı basıldığında destek olurdu.


Erdoğan'ın yayın organı AA'nın seçimleri nasıl manipüle ettiği malum.

Bu durumda sandık güvenliği sadece AKP rejimine kaldı. Eee, artık "Saray" nasıl buyurursa öyle olur.

Ben de, zaten nöbet yerim Kiev Büyükelçiliği sandık başından kovuldum.

İstenilmeyen yere, kediler ile köpekler gider

Özgürlük de yalan demokrasi de yalan, sandık başında var biraz da sen oyalan.

Bakın başınızın çaresine...

Mesele, kazanma ya da kaybetme meselesi değil vicdan meselesi.

Nasıl olsa sonuçta, "Saray" ne derse o çıkacak.

Bugün, YSK referandum sonucu yüzde 63 "Evet" çıktı diye açıklasa bunu kontrol edecek bir mekanizma, buna itiraz edecek bir merci var mı?

Yok.

OHALde, "Hayır" diyerek sadece vicdanınızı rahatlatın. Tek adamın değirmenine su taşımış olmayın.

Varsın; çalarak çalışanların iktidarı, referandumu da manipüle ederek kazansın...  

Size, bakan yönüyle "Hayır" dediğinizde yıllar sonra çocuklarınız size bu günleri sorduğunda göğsünüzü gererek "Hayır" demiştik dersiniz...

Twitter: @erdogduy | YUNUS ERDOĞDU - yunuserdogdu@hotmail.com

Demokratik günlerden bir hatıra...


Kategori Yunus Erdoğdu

Ukrayna'nın kaçak lideri Viktor Yanukoviç'in Kasım 2013’te AB ile Ortaklık ve Serbest Ticaret Anlaşması’nı imzalamaması ve ülkenin rotasını Rusya Federayo'nuna çevirmesine itiraz eden AB yanlısı muhalif Ukraynalılar Kiev'de protesto gösterilerine başlamıştı.

Yanukoviç'in, Rusya ile yakınlaşma kararıyla protesto gösterileri hemen hemen tüm Ukrayna'ya yayılmış, protestocularla güvenlik güçleri arasında yaşanan çatışmalar ve şiddet olayları sonrasında Yanukoviç, canını kurtarmak için Şubat 2014'de Rusya' ya kaçmak zorunda kalmıştı.

Benzer hadiseler şimdilerde Türkiye'de yaşanıyor.

Reisicumhur R. T. Erdoğan liderliğindeki AKP rejimi, Avrupa Birliği'ne kafasına göre; "Eyyyy Almanya", "Eyyyy Hollanda", "Eyyyy Fransa" diyerek posta koyup Şangay Birliği'ne rotayı çevirdi.

Ancak bizdeki muhaliflerin büyük kesiminin solcu ve Avrasyacı olması hasebiyle herhangi halktan ve muhalefetten bir tepki görmedi.

Zaten iktidar yanlısı makarna bağımlısı devletten yardım alan 25 milyon kişinin kişisel bir tercih yapma durumu olmadığı göz önüne alındığında Erdoğan'ın rotayı Rusya'ya da çevirir Afrika Birliği ya da Somali'ye de.

Bundan dolayı ki Avrupa'daki AKP'liler ekmek yedikleri Hollanda'da, Avrupa değerlerine karşı eylem yapıyor.

Böylece Rusya yanlısı Erdoğan için Avrupa'nın göbeğinde Avrupa karşıtı eylem yaparak tarihe geçiyor.

AKP'liler eğer bu kadar Rusya heveslisiyseniz Rusya'ya gidin...

Çoktan Avrupa'ya vizesiz seyahat izni alan Ukraynalılar, Gürcüler sizin yokluğunuzda açılan kadroları doldurur orada...

Ya da akıllı olan Reis sevdasıyla ekmeğinizden aşınızdan olmayın.

Bugün, kızdığınınız Avrupa demokrasisini ampulle ararsınız...

AKP'Lİ GURBETÇİLER NEDEN SOKAKTA?
Avrupa'daki, Türklerin de ekserisi de batıda yaşadığı eziklik ve Erdoğan'ın eline aldığı medyada her gün gösterdiği Ertuğrul Gazi'den, Abdülhamit'e kadar  Osmanlı dizileriyle oluşturduğu büyük devlet hayalleriyle gerçeklikten kopuk rüya aleminde yaşamaya başladı.

Gerçeklik şudur iki kutuplu dünyada ya ABD, AB, NATO'nun liderliğindeki batının demokratik, hukuk ve özgürlük değerleri yanında yer alırsın...

Ya da Rusya'daki gibi otokrat bir kesimin alabildiğine zengin bir kesimin ise çöplükten ekmek topladığı Şangay Beşlisinin yanında... Ki o da sizi oraya alırlarsa ki bu bile mümkün gözükmüyor. Bu kararla 50 yıl da Moskova kapısında beklersiniz.

Erdoğan rejimi Türkiye'nin yerini Rusya'da olduğu kanaatinde.

Hollanda'da yaşanan kriz de bunun bir göstergesi, batı artık Türkiye'nin tercihinin doğu olduğunu biliyor.

Ve netice olarak vizesiz Avrupa hayaliyle çıktığımız yolda bakanlarımızın dahi Avrupa'ya giremediği bir duruma geldik.

Bu durumun mesulü 15 yıldır iktidarı elinde tutan Erdoğan rejiminden başkası değildir.

Erdoğan'ın bir zamanlar çok kıymetli dostu Suriye lideri Esed ile dostluğunun sonunu gördük.

Şimdide Erdoğan'ın çok kıymetli dostu yeni stratejik ortağı Putin ile dostluğunun akıbeti nasıl olacak bekleyelim görelim.

@erdogduy | YUNUS ERDOĞDU - yunuserdogdu@hotmail.com


Kategori Yunus Erdoğdu

Zulme, HAYIR!

Zalime, HAYIR!

Hırsıza, HAYIR!

Yalana, HAYIR!

Yalancıya, HAYIR!

Rüşvete, HAYIR!

Rüşvetçiye, HAYIR!

Yolsuzluğa, HAYIR!

Yoksulluğa, HAYIR!

Yasaklara, HAYIR!

Nifaka, HAYIR!

Münafıklara, HAYIR!

Riyakarlara, HAYIR!

Makyavelcilere, HAYIR!

Bencillere, HAYIR!

İşkenceye, HAYIR!

Dini siyasete alet edenlere, HAYIR!

Taraflı cumhurbaşkanına, HAYIR!

Bölücülüğe, HAYIR!

Cahilliğe, HAYIR!

Korkaklığa, HAYIR!

Millettin verdiği emanete ihanet edenlere, HAYIR!

İnsanlar zarar görmesin ülke bölünmesin diye: "HAYIR!" diyorum. Çünkü elimden bundan başka hiç bir şey gelmiyor.

Türkiye ve içindeki çeşitli etnik unsurlar "Taraflı-Partili" bir "reis" yüzünden daha fazla zarar görmesin diye "HAYIR" diyorum.

Çok istiyorsa birileri reislerini parti başkanı olmasını o takdirde, tarafsızlık ve uzlaştırma makamı olan cumhurbaşkanlığını derhal bırakıp seçimlere gidip tekrar partisinin başına geçip siyaset yapsın.

1995'den beri yurt dışında yaşayan birisi olarak zaten benim için Türkiye şu sıralarda terör endişesi olduğu için uzak durulması gereken bir turizm destinasyonundan farksız...

Basın mensubu olarak dünyanın bir çok ülkesinde bulundum...

Daha yeni ABD'deki seçimleri yerinde sandık başında takip ettim.

Başkanlıkla yönetilen ülkelerde de sayısız seçim tecrübem var...

TEK ADAM REJİMLERİNDE DEMOKRASİ OLMAZ
22 yıldır eski Sovyetler coğrafyasında bulunuyorum.

Ukrayna, kanıyla canıyla başıyla demokrasi ve yolsuzlukla mücadele ediyor.

Kırgızistan, çalkantılı bir süreç akabinde parlamenter sisteme geçti.

Kazakistan, tek adam rejimini sonlandırma güçleri dağıtma kararı aldı.

El gidiyor mersine bir gideriz hep tersine!

Durum şu; Türkiye gibi çok farklı etnik unsurların bir arada yaşadığı ülkelerde çoğulcu demokrasiden başka bir sistem düşünülemez.

Düşünüldüğü takdirde devamında ülken parçalanır.

İşte bak Yugoslavya haritası ibret al... Bosna'da, yaşanan acılardan ders çıkar...


PARTİLİ CUMHURBAŞKANI ÜLKENİN SONU OLUR
Herhangi bir siyasi partiye mensup cumhurbaşkanı ülkenin sonunu getirir.

Farzı muhal cumhurbaşkanı CHP'li, bu sefer AKP'li olan herkes bir anda ya CHP'ye kaydolacak ya da ezilecek.

Yolda trafik polisi durdurduğunda adam ehliyet ve ruhsat yerine CHP üyelik kartını gösterecek ve: "Cumhurbaşkanı senin patron ben onun partisindenim ayağını denk al!" diyecek...

Lider kimse onunda yanında yer alınacak. Yeni bir "...izm" başlayacak.

SORUYORUM, BASIN TARAFSIZ OLSUN DİYENLERİN CUMHURBAŞKANI TARAFLI OLSUN DEMESİ NE KADAR ADALETLİ?

Yani bizim cahil halkımız kıt beyni ile basını taraflı olmakla suçlayıp... Taraflı bir cumhurbaşkanını savunuyor...

Siz de, bunlara "hayır" derseniz, bunlar hayırlısıyla gider, bu saçma sapan süreç de biter...

@erdogduy | YUNUS ERDOĞDU - yunuserdogdu@hotmail.com


Kategori Yunus Erdoğdu

Reina'da masum insanlara yönelik yapılan kanlı saldırının gerçek failinin canlı yakalanmasını çok istiyorum.

Ancak, ilk saldırı anında başlayan işin arkasındakilere ulaşılamaması hususundaki derin şüphelerim artarak devam ediyor.

Reina, saldırısında AKP iktidarının yalama basını (buna artık CNN Türk'ün içinde olduğu yanaşma Doğan gurubu da dahil) daha ne olup bittiği anlaşılmadan, "Noel Baba kılıklı saldırgan" dedi.

Senaryo, önceden yazılmış olsa gerek, çünkü "Aktroller" çoktan Samanyolu'daki diziden "Noel baba" capslerini hazırlamış diziden sahneler videolar montajlaşmış paylaşım için hazır bekliyor izlenimi verdi...

17-25 Aralık büyük yolsuzluk ve rüşvet davası akabinde kapatılan Samanyolu kanalı fi tarihinde, AKP'nin iktidar olacağını bilerek "Noel baba kılıklı saldırgan" konusuyla Reina saldırısını işlemiş...

Daha ne olduğu belli değil, saldırı devam ederken ne ara buldun o diziyi?

Neyse, Türkiye Cumhuriyeti tarihindeki en kanlı sivil katliamı iktidara bulaştırılmadan hemen Hizmet Hareketi'ne bağlandı... AKP, iktidarı da bu sayede bir sıkıntıyı daha üzerinden atarak derin bir nefes aldı... Yoksa, ara bul siyasi bir sorumlu o  da istifa etsin filan... Ne gerek var nasıl olsa iktidarın günah keçisi "F..." var...

SALDIRGANIN SELFİSİNİ NEREDEN BULDUNUZ?
Daha, saldırganın nereli, olduğu kim olduğu belli değil...

Adamın kendi telefonuyla çektiği selfisini, "mobese kamera" görüntüsü diye aziz Türk milletine yedirdiler...

Saldırgan, kendi keşif selfisini çekip emniyete saklambaç oynamak için mi gönderdi?

Nereden buldunuz o görüntüyü?

YAKALANAN ZANLI SAKALLI, DAYAĞI YİYEN SAKALSIZ!
Yakalan ve ağzı burnu dağıtılan eleman sinek kaydı tıraşlı... Fotoğraflarda farklılık var... Var ama görüntülerde asıl katil yerine sağdaki ev arkadaşı veriliyor... Ve ev arkadaşı sanki Reina katili gibi sunuluyor... 

Acaba, polis saldırganı tıraş edip üstünü değiştirip iş kıyafetini çıkarttırıp pijama giydirip sonra mı dövdü?

Sorusu akla geliyor ister istemez... Ağzı burnu kan içindeyken kısa kollu bir tişört giyen Masharipov ile kafası postalla ezilen şahıs başka belli oluyor...


Basın olmayınca ülkede tevatür yayılıyor... Bizim de kafamız karışıyor...

Bir zanlı için 40 farklı şey söylendi...

Ne zaman üstünü değiştirdi?

Ne zaman tıraş oldu?

Olayı F...'ye dayama derdinden gerçek sorular sorulmuyor bile...

Bu tetikçinin arkasında kim var?

Kim hedef gösteri yeni yıl kutlamasını hedef yaptı?

Ekranlarda "yeni yıl kutlayan Kafir diye" halkı bölen "Cübbeli tipler" bir anda nasıl buharlaştı?

Görgü tanıkları soldaki şahsı teşhis edebilir mi?


Noel Baba ile başlayan yalan furyası devam ediyor... Belki anlamaz sanıyorsunuz ama anlaşılıyor komik duruma düşüyorsunuz...

Yaptığınız işi doğru dürüst yapın!

Bu yaşam biçimine insanlığa karşı yapılmış alçak saldırının arkasındaki gerçek faillerini bulunuz?

TÜRK'ÜN, TÜRK BASININDAN BAŞKA DÜŞMANI YOK!
Adında "Türk" geçen ama gerçekte Türk düşmanı kanalizasyon çukuru medyamız saldırganın esamesi yok iken utanmadan:
"Uygur Türk'ü"
"Kırgız Türk'ü"
"Özbek"
"Kazakistan Türk'ü"
"Türkmen" (Hatta gariban Türkmenistan vatandaşı ak gençlik tarafından linç edip sınır dışı edildi... Bu zihniyet Mısır'daki piramitlere, Çin Seddi diye saldıracak kadar bilinçsiz...)

Türk DNA'sından bihaber, "haberciler" Türklerin damarındaki kanda zulüm katliam yoktur.

Eğer, zulüm eden biri varsa tükürüğünden bir DNA testi yapın akraba çıktığınızı göreceksiniz.

NEDEN KIRGIZ TÜRK'Ü?

"Maşaripov" bir Özbek soyismi... Peki ısrarla neden Kırgız diye propaganda yapldı?
Çünkü, Kırgız milleti tabiri caizse AKP'ye kafa attı... Bu şekilde medya linci ile intikam aldılar akıllarınca...

Hizmet Hareketi'ne atılan iftiralara inanmadı, üstüne tıpkı ileri demokratik ülkelerde olduğu gibi mağdurlara kapısını açtı...

AKP ve Türk düşmanları, bütün baskılarına maddi manevi tehditlerine rağmen Kırgızistan'daki Türk okullarını kapattırıp, Türk öğretmenleri sınır dışı ettiremediğine çok bozuldu...

O kadar canı sıkıldı ki, 19 Eylül'de Kırgızistan'dan ABD'ye giderken aktarma sırasında İstanbul'da aniden rahatsızlanan Kırgızistan Cumhurbaşkanı Almazbek Atambayev'i, hastanelere bile aldırmadı...

Ülkemizdeki misafir Kırgız Lideri, hayatını kaybetme riskiyle Moskova'ya gitmek zorunda kaldı...

Kin besliyorlar Türklere, o nedenle de kim olursa olsun kuyruk acısı var "Kırgız" derler...

Hatta, "Ermeni teröriste" "Ermeni" demekten geri duran sözde "Türk" basını Türk milletinin adını lanet olasıca "terör" kelimesi ile birlikte anmaktan büyük haz duyar...

Ben, bir basın mensubu olarak "terörle" hiç bir milleti birlikte anmam. Teröristin dini imanı ırkı milleti olmaz terörist teröristtir.

GERÇEK GAZETECİLER HAPİSTE
Türkiye'de, 17-25 Aralık 2013'e kadar yaklaşık 14 bin gazeteci vardı. Sonrasında, bu hırsızlıklara göz yummayan kesim yarısı oluyor... İktidar tarafından planlı bir şekilde tasviye edildi. Sadece, 2016'da 6 bin medya mensubu işten atıldı bunlardan 150'den fazlası içeriye tıkıldı. Binlercesinin pasaportları iptal edildi...

Geride sadece gazeteci demekten utandığım ne olduğu ve kime hizmet ettiği belirsiz yalancı bir kesim kaldı.

Siz, onları izleyip mutlu oluyorsunuz... Olun bakalım... Son pişmanlık fayda vermez.

REİNA KORUMLARININ AĞLANACAK HALLERİ
Eğer, bir ülkedeki en iri çocukların nerede olduğunu görmek istiyorsan; emniyete, orduya gitme sıradan bir gece kulübüne gidin.

Kapısında o ülkenin en iri çocuklarını görürsün... İki metre boyunda 200 kiloluk iri çocukları...

Bunların bir vazifesi vardır içeriye çulsuz ve damsız almamak...

İçeride hır çıkanlara; adam gibi eğlenin, zevkin veresiyesi olmaz, hesabını ödeyin gidin gibi mesajları daha kapıda vermektir...

Açık bir şekilde o gece saldırı olacağı günler öncesinden yazıldı çizildi...

Peki, Reina'nın 50 kişilik güvenlik ekibinden kimsesi gören oldu mu?

Ekipten kimseyi gören olmadı... Çünkü ilk sıvışanlar onlar oldu.

En cesuru pala bıyıklı biri çıktı: "Kaçtık abi napalım" dedi.

Gerçeklerden kaçmaya devam edin, Reina güvenliği gibi ta ki Azrail gerçekleri göstermek için sizi enseleyene kadar...

@erdogduy | YUNUS ERDOĞDU - yunuserdogdu@hotmail.com

Kategori Yunus Erdoğdu
Pazar, 25 Aralık 2016 09:49

Yıkım ne zaman olacak?

Bir ülkenin başındaki lider, bir gün çıkıp bir gemiye "yelkenler fora ileri" deyip, ertesi gün "bana mı sorup gittiniz" derse...

Siz, o lidere güveni misiniz?

Peki, o gemide yola çıkanlar, bu satışa sessiz kalırsa, o yolcuların samimiyetine güvenir misiniz?

Millete karşı darbe girişiminde bulunan, bir ordunun başında olduğu halde, olup bitenden haberi olmayan genelkurmay başkanına güvenir misiniz?

Böyle bir darbe girişimi haber alamayan istihbarat teşkilatına güvenir misiniz?

Oğlu, kumar masasının başında, kendisi kabine başında ki bir başbakana güvenip milletin hazinesini teslim eder misiniz?

Bir kuzuyu kurt kapsa bana sorulur diyen, ancak her gün milletin kınalı kuzuları kurtların önüne pervasızca atan bir çobana güvenir misiniz?

Evinize halinizi hatırınızı sormak, bir ihtiyacınız olup olmadığına bakmak için değil de... sırf sizin hakkınızda istihbarat toplamak için kapınıza gelen muhtara güvenir misiniz?

Diploması olmayanı reisicumhur, teröristi vekil seçin diye milletin önüne koyan yüksel seçim kuruluna güvenir misiniz?

Oylar sayılırken elektrik gidince, 41 ilin kedilerini suçlayan enerji bakanına güvenir misiniz?

Kaçak elektrik kullanıp faturayı komşusuna ödeten, kızınıza kötü gözle bakan komşunuza güvenir misiniz?

Müslüman bir ülkeye gayrimüslim bir ülkeden domuz ithal eden tarım ve hayvancılık bakanlığına güvenir misiniz?

Şike yapan hakeme, kulübünü satan başkana, filelerini satan kaleciye güvenir misiniz?

İcra ettiği müziğin notalarını başka memleketten çalan, sanatçıya güvenir misiniz?

Yabancı film senaryolarını millete yerli diye yediren yönetmenlere güvenir misiniz?

Muhalif gibi duran ancak iktidarın tekeri her patladığında stepnelik yapan muhalif partilere güvenir misiniz?

Koyunların başına kuzu postuna bürünüp geçen "sözde kurda" güvenir misiniz?

Kendi elleriyle yetiştirdiği evladını dahi tanımaktan aciz, ebeveyne güvenir misiniz?

Adeta yalan yarışına girmiş her gün yalan söyleyen medyaya güvenir misiniz?

Evindeki ayakkabı kutuları, aldığı rüşvetlerle dolu banka müdürüne güvenir misiniz?

Korumakla yükümlü olduğu kişiyi katleden polise güvenir misiniz?

Umreye gidiyorum deyip, Ukrayna'ya golf oynamaya giden eşinize güvenir misiniz?

Müslümanlara kafir diyen, hırsızın hırsızlığını görmeyen, tecavüzcüyü yıkayıp aklayan, mağduru karalayıp yıkamadan gömen imama güvenir misiniz?


GÜVEN BUNALIMI

İnsan, güvene en çok fitnenin arttığı, terörün tırmandığı, güvenliğin olmadığı, zamanda ihtiyaç duyar.

Son zamanda güvenilir kişilere hain, hainlere emin deniliyor.

Bir kahvenin kırk yıl hatırı varken, kırk koyun yiyen ahde vefasızlık ediyor.

Netice ne olur?

Bakın, Suriye örneği gibi olur millet birbirini kırar.

Peki, bu amansız yıkım kırım ne zaman olacak?

Cumhurun reise, askerin komutanına, memurun amirine, evladın babaya, kardeşin abiye, arkadaşın arkadaşa, güvenmediği zaman olacak.

Yıkım geldiği zaman hem herkese gelir hem de çok kötü gelir...

Öyle bir gelir ki o zaman; yaşamaktansa yerde ateşler içinde debelenerek yanıp kül olmak ölüp gitmek isterseniz...

Peki kurtuluş reçetesi nedir?

Verdiği sözde durmayan, yalan söyleyen, insanların güvenini suiistimal edip ayaklar altına düştüğü halde hala başta duranlara ve onların ahmak ayak takımına karşı dik durmaktır.

Reçeteyi, Mehmet Akif Ersoy, İstiklal Marşı'nın içinde yazmış..

"Arkadaş! Yurduma alçakları uğratma sakın;
Siper et gövdeni, dursun bu hayâsızca akın.
Doğacaktır sana va’dettiği günler Hakk’ın...
Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın."


Ya bu hayasız akıma, alçaklara, karşı dik durarak gövdenizi siper edersiniz, ya birbirinize karşı tekrardan, karşılıksız saygı, sevgi ve güveni tesis edersiniz, ya da top yekun yok olup gidersiniz.

Twitter: @erdogduy | YUNUS ERDOĞDU - yunuserdogdu@hotmail.com



Kategori Yunus Erdoğdu

Türkiye'de, tuhaf şeyler, acayip işler, olmaya devam ediyor. Kimliği belirsiz birisinin attığı twitle bile devrilmekten korkan, Erdoğan Rejimi'ni bu seferde 14 Ağustos paranoyası tuttu.

Türkiye'de istisnasız bütün "kötü hadiseleri", ABD'de münzevi yaşayan, dünyanın sayılı entelektüellerinden Muhterem Fethullah Gülen Hocaefendi'nin üzerine atan, AKP'liler bu seferde 14 Ağustos'ta "bir şey" olacağı korkusuna düştü.

Bir gazeteci olarak, 14 Ağustos olayını araştırdım.

Ve aşağıdaki videonun 14 Ağustos paranoyasını özetlediğine kadar verdim...

İster önce, ister sonra Türkiye'nin durumuna bir örnek teşkil eden o videoya bakın...

İnşaallah öyle bir şey olmaz...

Gelelim 14 Ağustos'ta ne olacağına.

Hadise, iktidarın el koyduğu bir vakıf üniversitesine ait olduğu iddia edilen sosyal medya hesabından yapılan paylaşımla ortaya çıktı. Oraya iktidar el koyduğuna göre bana göre bu paylaşımın da sahibi iktidardır.

Yani, Erdoğan Rejimi bu tür söylentilerle ne hedefliyor göreceğiz.

KOMİK KULUÇKA MESAJI
MSN gibi bir dünya devi bile, Zaman gazetesinin 9 ay 10 gün önce yayınlanan siren sesi ve ardından gülen bebekli reklamının da darbe işareti olduğunu yazıyor...

Aynı MSN, bir dizi filmi senaryosu yüzünden kapatılan, Samanyolu medya gurubu başkanı Hidayet Karaca'nın yıllardır suçsuz bir şekilde hapis yatmasına ses etmiyor...

Gelelim MSN'in haberine neymiş efendim: Gülen son yaptığı açıklamada ise mensuplarına 'sabredin' talimatı vermiş. Mesajında 'kuluçka' örneği kullanan Gülen, "Ne kadar ağır gelirsen gelsin dişini sık ve sabret. Beklentilerin karşısında kuluçkada yumurtaların 20 gün çevrildiği gibi sabret" dedi.

Son konuşmaya artı 20 ekleyince al sana 14 Ağustos...

Bu da, şimdilerde Reis'in sağkolu durudumdaki eski bir muhalif liderin iktidar hesabı gibi olmuş...

ÇAKMA HESAPLAR, ÇAKMA NUMARALAR!
İktidarın çakma numaralarını, "azıcık okumuş" birisi olarak yemekte çok güçlük çekiyorum...

Suni gündem oluşturmak, insanların zihinlerini meşgul etmek, bilgi kirliliği gayesi ile yapılan bu işleri bilen bir basın mensubu olarak lanetliyorum!

Başbakanlık Uzmanı A. M. K. adına sahte Twitter hesabı açan birisi ki, hesabını 72 bin kişi takip ediyor...

Fuat Avni
'yi bir türlü yakalayamayan devlet, A. M. K. adına sahte hesaptan 14 Ağustos twitleri atan kişiyi Kahramanmaraş'ın Elbistan ilçesinde "eliyle koymuş gibi" yakalıyor...

Üstelik yakalanan eleman, Akıncılar Üssü'nde astsubay olarak görev yapan M.Ü. ile kardeşi F.Ü. bak sen...

Tam Yeşiçam'lık bir senaryo... Yakalanan F.Ü. dünya çapında faaliyet gösteren Hizmet Hareketi'ni zan altından bırakacak bir takım şeyler de itiraf etmişler...

Fuuuu... yerseniz...

Ben, iğreniyorum böyle şeylerden o bakımdan yemiyorum.

Şimdi bunu yiyen; Erdoğan Rejimi, solcusu, sağcısı, liberali ne olacağını söylemiş bir bakalım:

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM'DAN 14 AĞUSTOS DEĞERLENDİRMESİ
Başbakan Binali Yıldırım, 2 Ağustos’ta CNN Türk’e yaptığı açıklamada, 14 Ağustos iddiasıyla ilgili soruya şu yanıtı verdi: "Dolayısıyla bu ve buna benzer tehditlerin hiçbirine  'bu önemsizdir' demeyeceğiz, demiyoruz. Bunları dikkate alıyoruz, tedbirlerimizi alıyoruz. Zaten tehdit, tehlike devam ediyor derken kastettiğim de budur. Bunun illa tekrar silahlı darbe girişimi şeklinde olması gerekmiyor. Başka türlü. Ülkede  karışıklık çıkarmak, bu karışıklıktan yararlanmak suretiyle yarım kalan emellerini gerçekleştirmek isteyebilirler.”

Yani, iktidar ısrarla 14 Ağustos'un önemli olduğunu vurguluyor ve meydanlara korku pompalıyor.

Ellerindeki tek somut delil ise Hocaefendi'nin "kuluçkada yatan tavuk" örneği... Yani, tavuk yumurtasından "kinder süpriz" çıkartma kabiliyeti...

Bunu ben değil benim çocuklar dahi yemez...

ANKARA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANI MELİH GÖKÇEK
15 Temmuz Kızılay Demokrasi Meydanı'nda, "Demokrasi nöbetinin" 21. gününde Gökçek diyor ki: "Bunlar tutturdu 'Yok 12 Ağustos, yok 14 Ağustos'u bekleyin' diye. Ne yapacaklarının istihbaratını da aldık. Yapmak istedikleri şey şuymuş; Bütün Türkiye'yi bir hafta elektriksiz bırakacak, trafoları patlatacak bir sabotaj içerisindeler..."

Gökçek'e bu istihbaratı veren "üç harflileri" merak ettim doğrusu... Trafo patlatmak...

Bu arada oylar sayılırken "trafayo giren kediler" de Hocaefendi sempatizanıymış...

SİBER SALDIRILAR OLACAK
Yeni Akit yazarı Abdurrahman Dilipak da bugünkü köşesinde 14 Ağustos'ta ne olacak sorusuna değiniyor ve şu iddiaları ortaya atıyor;

- Bana kalırsa, ellerinden gelen hiçbir şeyi arkalarına koymayacaklar.. Nokta hedeflere saldıracaklar. Kendi aralarında hâlâ güvenli bir haberleşme networku var. Hem ulusal ağı ve hem de uluslararası networkları imtiyazlı bir biçimde, çok iyi kullanıyorlar.

- Bu arada siber saldırılar için hazırlıklı olmamız gerek. Bu siber bir savaş denemesi olabilir batı için.. Bu tür bir saldırı karşısında toplumda tedirginlik oluşur.

En büyük siber saldırıyı AKP iktidarı yaptı. Bir günde 130 muhalif haber sitesini kapattı... Yurt içi bitti yurt dışında taaa bizim şu minik bloğumuza bile saldırıyorlar...

AYDINLIK: 40 AKP'Lİ MİLLETVEKİLİ İSTİFA EDECEK
Türkiye'nin "derin" gazetelerinden Aydınlık'ın "sözde" ulaştığı bilgiye göre, Abdullah Gül’e yakın milletvekilleri ile parti içinde kendini gizleyen 40'ın üzerinde milletvekili AKP'den istifa edecekmiş.

Eyyy, Aydınlık, kim yer bunu? Demeyeceğim sen yemişin en başta...

Hizmet Hareketi'nin AKP'de 40 milletvekili varmış... Bütün dünya Hizmet'in siyasetle ilgisi olmadığını anladı bunlar anlayamadı...

Peh, bugüne kadar nasıl gizlenmişler onlar bir de onu açıkla o zaman!

NEDEN 14 AĞUSTOS TARİHİ ÖNEMLİ?
Oyun kurmada kimsenin "ellerine su dökemeyeceği" AKP'liler kendilerinden başka kimsenin bilmediği hatta umursamadığı 14 Ağustos tarihini rastgele seçmedi.

14 Ağustos 2001, AKP'nin kuruluş tarihi özellikle partilerinin kuruluşu akıllara kazınsın... AKP'li oyun PR'cıları bu tarihi ezberletmek için böyle şeyler yapıyorlar da olabilir...

Daha, 14 Ağustos ile ilgili sosyal medyada öyle komik iddialar var ki; yok deprem olacak, yok şimşek çakacak, yok sel alacak, yok yağmur yağacak...

Eee, meydanda boş kalınca tabi atıp tutmaktan başka da iş kalmıyor...

ALLAH BİLİR, SİZ BİLMEZSİNİZ
Allah (Celle celaluhu) diyor ki: "De ki: Gaybı bilmek Allah’a mahsustur." [Yunus 20]

Ortalıkta bir oyun daha olduğu kesin ancak...

Allah (Celle celaluhu) diyor ki: "Öbürleri ise hileler yaptılar. Allah da onların hilelerini boşa çıkardı. Allah, hileleri boşa çıkarmakta pek güçlüdür." [Ali İmran 54]

14 Ağustos'ta ne olacak Allah bilir...

Her ne olursa olsun biz, tıpkı İbrahim Hakkı hazretleri gibi:

“Hak şerleri hayreyler,
Sen sanma ki gayreyler,
Ârif ânı seyr eyler.
Mevlâ görelim neyler,
Neylerse güzel eyler.

Sen Hakk’a tevekkül ol,
Tefviz et ve rahat bul,
Sabreyle ve râzı ol
Mevlâ görelim neyler,
Neylerse güzel eyler.”


diyeceğiz... vesselam...

@erdogduy | YUNUS ERDOĞDU - yunuserdogdu@hotmail.com

Kategori Yunus Erdoğdu
Cumartesi, 06 Ağustos 2016 14:53

Yalancı Çoban'ın sonu!

"Yalancı Çoban", her Türk evladının bildiği bir hikayedir. Unutanlar olabilir, yalanın gırla gittiği bugünlerde şöyle bir hatırlayalım...

Evvel zaman içinde, küçük şirin bir köy varmış. Bu köyde bir Çoban yaşarmış. Çoban köylünün koyunlarını otlatırken canı sıkılmış. Bir müddet efsunlu efsunlu kaval çalan Çoban, kendi çaldığı kavaldan kendi bunalmış.

Derken, Çoban, "Dur ulan şu avanak köylülere bir oyun oynayayım" demiş.

Bir oyun düşünmüş ve başlamış bağırmaya:

- İmdat! Sürüye kurt girdi, yardım edin! Çıkın meydana ey ahali... Durduralım şu hain kurt sürüsünü...

Köylüler, tarlada çalışan kimseler, hep bir elden hızla ellerine geçirdikleri tırmık-sopa ne varsa koşup gelmişler.

Meğer, kurt murt yokmuş. Köylüler bu duruma şaşırmış ve kızmışlar pek tabii ki.

Çoban da gayet masumane, "Affedin yanılmışım pişmanım. Allah da affetsin beni demiş..."

Köylüler de ne yapsınlar dönüp gitmişler...

Utanmaz, Çoban bunaldıkça sürüyle ilgili yalanlar atmış... Kah, "kurt bastı" demiş, kah başka bir şey...

Her defasında da köylüler koşup gelmiş... Kimi pijama ile, kimi yalın ayak... Sürünün selameti için...

Mesleği yalancılık olan Çoban, içinden her yalanına kanan saf köylülerle dalga geçerken dışından da münafıkça pişmanlığını dile getirirmiş...

"Özür dilerim olmaz bir daha bu son dermiş..."

Yalandan ve Çoban'ın "özürlerinden" bıkan köylüler, zamanla Çoban'a olan güvenlerini tamamen yitirmiş.

Bir gün puslu bir havada, gerçekten sürüye kurt dalmış...

Çoban bu seferde yalvar yakar bağırmış lakin hiç kimse yardıma koşmamış. Çoban ne yaparsa yapsın ahali inanmamış...

Kurtlar, köyün bütün sermayesi olan koyun sürüsünü telef etmiş.

İnsanların itimadını kaybettiğinden kimse Çoban'a inanmamış...

Köylünün sürüsünü kaybeden Çoban, başlamış ağlamaya...

Hikaye burada bitiyor...  Artık, köylü Yalancı Çoban'a ne yaptı, Çoban kaçtı mı kaçamadı mı yazmamış...

Çoban'ın akıbetini bilmiyorum... Ama anlaşılana göre bu Çoban'ın sonu, sürüsünü kaptırdığı köylünün elinden vahşice olacak.

KISSADAN HİSSE: YALAN

İlk bakışta bu yalanı Çoban'ın şahsi bir kabahati gibi görebilirsiniz ama yalanın bir de köylüye yansıyan yanı vardır ki, burada yalan, köylüye karşı işlenmiş bir suçtur. Diğer taraftan Çoban'ın her yalanına inanan köylü, başkalarına, komşularına da kulaktan kulağa söyleyerek kandırır... Öyle olunca Yalancı Çoban'ın attığı yalanlar bütün köye mal olur... Bela ve musibette bütün köye toptan gelir.

YALANCI ÇOBAN MÜSLÜMAN DEĞİLDİ

Yalancı Çoban, kesinlikle Müslüman değildi... Çünkü, Yalancı Çoban, "Allah'ın sürüye kurt dalmadığını bildiğini" bildiği halde tersini söyleyerek, Allah’a muhalefet ederek en büyük günahı işledi... Daha beteri Yalancı Çoban bu günahına köy halisini de müşterek etti... Allah da belayı topuna birden verdi...

YALANCI DEVLET BAŞKANI

Bütün peygamberler insanları yalana karşı uyarmıştır... Son peygamber Allah Rasûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem) Efendimiz şöyle buyurdu: “Üç kimse vardır ki kıyamet gününde Allah onlarla konuşmaz, onları temizlemez ve onlara rahmet nazarıyla bakmaz. Ayrıca onlara elem verici azap da vardır. Bunlar; zina eden ihtiyar, yalan söyleyen devlet başkanı ve kibirli fakirdir.(Sahih-i Müslim)

Hani hepimizde bir af edilme ümidi vardır ya, "Allah bizi affeder" diye düşünürüz ya... İşte bu üç zümre; zina eden ihtiyar, yalan söyleyen devlet başkanı ve kibirli fakirdir af kapsamı dışında.

Zebaniler der, "Bre ihtiyar yaş yetmiş, iş bitmiş ne işin var zina ile?"

Sorarlar, "Devletin başına geçmişin bütün otorite elinde, dediğin dedik, çaldığın düdük ne işin olur yalanla?"

İçecek ayranı olmayan lakin meydanda tahtıravanla gezen fakiri de buyur ederler cehennemin dibine...

Allah diyor ki: "Sana bu ilim geldikten sonra seninle bu konuda çekişenlere de ki: Geliniz, sizler ve bizler de dahil olmak üzere, siz kendi çocuklarınızı biz de kendi çocuklarımızı, siz kendi kadınlarınızı, biz de kendi kadınlarımızı çağıralım, sonra da dua edelim de Allah'tan yalancılar üzerine lânet dileyelim." (Ali İmran - 61)

@erdogduy | YUNUS ERDOĞDU - yunuserdogdu@hotmail.com

Kategori Yunus Erdoğdu
Çarşamba, 20 Temmuz 2016 15:36

İşte, darbenin arkasındaki gerçek isim!

Türkiye'de 15 Temmuz'da millet iradesine karşı hain bir darbe girişimi oldu. Bir muhabir arkadaşım telefonlar aradı saat 22.55'te "darbe oldu" dedi.. Güldüm ve "darbe gece olur, gece..." dedim. Yok ben, ciddiyim televizyonu aç dedi.

Hemen televizyonu açtım. Asker köprüyü tutmuş. Saat 23.10'da Başbakan Binali Yıldırım, bir kalkışma oldu diyordu. 'Kalkışma' önce bunun ne olduğunu  anlamaya çalıştım.

Baktım darbeciler bütün muhalif kanalların sinyalleri kesmiş... İktidara yakın kanallar ise çalışıyor... Ben de, heyecanlı bir şekilde haberleri canlı yayınlarla aralıksız veren, AHaber'den sabaha kadar olayları izleyerek: demokrasi mücadelesine yaptığım haberlerle de destek verdim.

Açıkçası, "darbe oldu" denilince; cuntacı Kenan Evren'in adamlarının 'Beyaz Torosla' babamı götürüp, dört dişini kırmasını anlatması aklıma geldi... Gelecek nesiller adına endişelendim.. Darbecilerden, ailecek zülüm görmüş birisi olarak bu darbe girişiminde bulunan, vatan hainlerine alkış tutacak değilim.

Türkiye'deki darbe girişimini, 12 Eylül 1980 darbesini görmüş babama sordum.

Babam: "Oğlum, kurt dumanlı puslu havayı sever. Aslında, korkak insanlar cesurca iş yapamayacağı için ortalığı karıştırır, insanların birbirine düşürür, böyle zamanlarda da işlerini yürütür. Menfaatperestler, karışık zamanı sever ve dumanlı havada harekete geçer. Çünkü, dumanlı havada onu durduracak kişiler önünü göremez. Eski istihbaratçı rahmetli Mahir Kaynak'ın faili meçhul olayların hakiki faillerinin bulunması konusunda, 'Bir olayın failinin kim olduğunu anlamak için öncelikle ‘Bu olay kimin işine yarıyor’ sorusunu sormak gerekir' derdi. Sen de bu soruyu sorarak failleri bul.” dedi.

Bu darbe girişimi kimin işine yarıyor? Cevabını da herkesin aklına, vicdanına havale ediyorum.

Herkes konuşuyor... şimdi: o yaptı.. bu yaptı.. şu yaptı... Haberler güldür güldür şovuna dönmüş... gidiyor...

Allah diyor ki: "Ey iman edenler! Bir fasık (Allah’ın emir ve yasaklarını açıktan ve bir endişe, iç burkulması duymadan çiğneyebilen bir kişi) size bir haber getirdiğinde, doğru olup olmadığını tespit etmek için onu iyice araştırın. Aksi halde, hiçbir gerçeğe dayanmadan bir topluluğa zararınız dokunur da, sonra yaptığınıza pişman olursunuz." (Hucurat, 49/6)

Evet, son pişmanlığın fayda vermeyeceği için önce doğru bilgi edinin, sonra hareket edin.

Olayları çözme gayretindeki bir tanıdığım: Arkadaşım, benim dinle imanla alakam yok, Türkiye'nin yüzde 99'u Müslüman. Herkes, gerçek Müslüman benim. Ben, doğru söylüyorum: "darbe girişimini onlar yaptı" diyor... İki taraftan hangisi doğru söylüyor?

Cevap: Bu verdiğim kriterleri ezberleyin ki, Müslümanlar ile münafığı ayırt edebilin. Münafıklar genelde kriptodur... Saça, sakala, sarığa, şalvara, cübbeye, namaza, abdeste bakarak bulamazsınız.

Allah diyor ki; "Sen onları gördüğünde kılıkları-kıyafetleri karşısında hayrete düşer (ve bunları bir şey zannedersin); konuşmaya kalktıklarında (kendilerini dinletirler), sen de dinlersin. (Ne var ki bu kimseler, ruh dünyaları itibariyle) içleri bomboş kuru kütükler gibidirler. Her sesten ürker, her sayhadan pirelenir ve her şeyi aleyhlerinde sanırlar.” (Münâfikûn sûresi, 63/4.)

Müslümanlar içindeki kripto münafıklar gibi darbeciler de asker içinde gizlenir. Darbeci, kalbindeki Türk milletine karşı düşmanlığı gizleyip, dili ile "ulusalcılık" iddiasında bulunup, askerler arasında "vatansever" gibi hal ve tavır sergilemek suretiyle, ikiyüzlü davranan kişidir. Cunta, son karakol olan ordumuz içinde bir virüstür. Bu virüs bulaşan askere “darbeci” denir. Cunta, ordu içinde Türk askerinin üniformaları arkasında gizlenmiş hakiki kripto münafık sürüsüdür.

İŞTE, DARBECİLERİN DEŞİFRESİ!

Darbeci yalan söyler. Eğer, birisi yalan söylüyorsa darbecidir. Sabah başka, akşam başka konuşurlar... Sahte evrak düzenlerler... Sahte, talimat verirler... Milletin çocuklarını seçerler... eli silah tutanı dağa, kafası basmayanı sınav sorularını çalıp orduya katarlar... Eğitim ile bilim ile ilim ile işleri olmaz... İlim adamı çıkmaz bol bol filim adamı çıkar...

Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) “Aldatan bizden değildir.” diyor. Oradan bakın işte...

Darbeci, emanete hıyanet eder. Yani, milletin silahı, topu, tankı, tüfeği, uçağı, helikopteri ile onu kendisine emanet eden milleti vurur.

Darbeci, babama yaptığı gibi göz altındakilere işkence eder.
Allah diyor ki: " Sakın aşırı gitmeyin; çünkü Allah aşırıları sevmez." (Bakara, 2/190)

Darbeci, söz verdiğinde sözünde durmaz. Karakolda başka, mahkemede başka konuşur...

DARBEYİ KİM YAPTI?
Darbeyi, münafıklar yaptı. Çünkü, münafık: haindir, darbecidir. Milletin oyu sandıkla geleni silahla devirenler de Müslüman da değildir. Münafık, dün vardı. Bugün de işinin başında. Yarınlarda da olacak. Ve.. bir gün polisi, askere ... bir gün de askeri, polise saldırtacak...

Bu örnekleri gerçekleri hatırlayalım münafıklar safında olmayalım diye veriyorum...

Münafık, zaten sözden anlamaz...

Sözden anlarsa,

Allah. “Ne zaman onlara: ‘Yeryüzüne fesat saçmayın!’denilse, ‘biz sadece barışçıyız, ortalığı düzeltmekten başka işimiz yok!’ derler. Gözünüzü açın! Bunlar bozguncuların ta kendileridir. Lâkin şuurları yok, farkında değiller.” (Bakara, 2/11) diyor bunu anlar.

Yaşasın darbeciler ve destekçileri için cehennem!

@erdogduy | YUNUS ERDOĞDU - yunuserdogdu@hotmail.com

Kategori Yunus Erdoğdu
JPAGE_CURRENT_OF_TOTAL

Yunus Erdoğdu

Ben, ezelden beri mülteciyim.

Ben, ezelden beri mülteciyim.

Yaklaşık yedi asır evvel Anadolu coğrafyasına iltica eden, Türkmen milleti...

Hits:405Devamı...

Referandum, sonuçlarına güvenir misiniz?

Referandum, sonuçlarına güvenir misiniz?

Toplumda, güven bunalımı var. İnsan, güvene en çok; fitnenin arttığı,...

Hits:2397Devamı...

İsmail Bahar

Nisan bahar türküsüdür

Nisan bahar türküsüdür

Nisan bitmek üzere, gec kaldığımı biliyorum ‘bahar’ demeye... Mart’ın 1’ini, 21...

Hits:2492Devamı...

Kayısı çiçeği

Kayısı çiçeği

Bahar vakti kar yağar mı?En azından hiç beklemeyiz yağacağını.Cenâb-ı Hakk’ın...

Hits:30416Devamı...

Şükrettin Aslanoğlu

Kutlu Doğumun Ya Rasulallah!

Kutlu Doğumun Ya Rasulallah!

Sensizliğin en büyük yaramız olduğu mevsimlerdeyiz Ya RasulAllah…Merhemimiz sen ol...

Hits:1518Devamı...

Kapkara bir gecede dolunay gibi

Kapkara bir gecede dolunay gibi

Şaban-ı Muazzam’ın 15. gecesi... Adlandırıldığı şekliyle Beraat Gecesi, Beraat Kandili...Karanlığı...

Hits:25535Devamı...

Kerem Aslan

Myanmar’a yardım! [2]

Myanmar’a yardım! [2]

Myanmar, Myanmar Birliği Cumhuriyeti, Burma, Birmanya Kasırgalar, yokluklar,yoksulluklar... Bazen bu sıkıntılarla, bazen...

Hits:363Devamı...

Myanmar’a yardım! [1]

Myanmar’a yardım! [1]

Myanmar önceden beri hep yardıma ihtiyacıyla tanıdığım, bildiğim bir ülke...

Hits:355Devamı...

Bilişim

[FOTO GALERİ] Kodak sahneye Ektra akıllı telefon kamera ile çıkıyor

[FOTO GALERİ] Kodak sahneye Ektra akıllı telefon kamera ile çıkıyor

Söz konusu fotoğraf makineleri olduğunda, birçoğumuz için Kodak markasının ayrı...

Hits:394Devamı...

Whatsapp, Ukrayna'da da çöktü!

Whatsapp, Ukrayna'da da çöktü!

Dünyada bir milyardan fazla kullanıcıya sahip akıllı telefon uygulaması Whatsapp'de...

Hits:14978Devamı...

Otomobil

Tam cadılık: yerli dedikleri Cadillac çıktı

Tam cadılık: yerli dedikleri Cadillac çıktı

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, yerli otomobilin prototipinin...

Hits:253967Devamı...

[FOTO GALERİ] Türkler, Ukraynalılardan 20 yılsonra Lexus ile tanışacak

[FOTO GALERİ] Türkler, Ukraynalılardan 20 yılsonra Lexus ile tanışacak

Japon otomotiv devi Toyota’nın 1989’da kurduğu lüks segment markası Lexus,...

Hits:355202Devamı...

Flag Counter



Alexa Certified Traffic Ranking for http://ukraynahaber.com/

TÜRK BASINI
Birgün
Cumhuriyet
Yeni Asya