29 Mayıs 2017
SON HABERLER:

Anket

Sizce erken seçimlerde hangi parti oy kaybeder?





Sonuçlar


Amerika, Kırım'ı ilhak eden ve Ukrayna'ya karşı saldırganlıkla suçladığı Rusya'ya karşı yeni bir adım daha attı.

Ukrayna'da yaşanan ve 'Holodomor' olarak bilinen açlık soykırımı nedeniyle Sovyetler rejimini kınayan Washington senatosu, Holodomor'u soykırım olarak kabul  etti. ABD Kongresi daha önce Washington'a bir soykırım anıtı dikilmesi kararı almıştı.


Washington Senatosu'nda alınan kararda Sovyetlerin kasıtlı bir şekilde, Ukraynalıları aç bırakarak soykırım yaptığı belirtildi.


Amerika'nın 1932 - 1933 yılları arasında Ukrayna'da 10 milyon insanın ölümüyle sonuçlanan açlık felaketinin araştırılması için kurduğu komisyon 1985'te olayın bir soykırım olduğu sonucuna varmıştı.


Trajedi, daha önce Kanada, Estonya, Arjantin, Avustralya, İtalya, Macaristan, Litvanya, Gürcistan ve Polonya meclislerinde soykırım olarak kabul edilmişti.


Daha önce 2008'i Holodomor'u anma yılı olarak ilan eden Kiev, olayın uluslararası arenada soykırım olarak tanınması yönünde yoğun çaba sarf etmişti.


BUSH, RUSYA'YA MESAJ VERDİ AMA ERDOĞAN ENDİŞELENDİ
2008'de ülkeyi ziyaret eden ABD Başkanı George W. Bush, Kiev'deki Holodomor Anıtı'na çelenk bırakarak Rusya'ya anlamlı bir mesaj vermişti.


Eski Ukrayna Cumhurbaşkanı Viktor Yuşçenko'nun davetlisi olarak 2011'de ülkeyi ziyaret eden Erdoğan ise Rusya ile kriz çıkar endişesi Holodomor anıtını ziyaret etmek istememişti.


Yuşçenko'nun, Holodomor konusunu BM Genel Kurulu'nun 63'üncü dönem toplantısı gündemine taşıyacağını bildirmesi üzerine, Rusya bu girişimi "ilişkilere zarar verici" olarak nitelemişti.

Ukrayna, 2003'teki BM Genel Kurul toplantısında da Sovyet döneminde gerçekleşen söz konusu olayın soykırım olarak nitelenmesini istemişti. Ukrayna'nın o dönemdeki bu girişimini, BM'ye üye ülkelerden sadece üçte biri desteklerken, Türkiye çekimser kalmıştı. Bazı çevreler, Türkiye'nin çekimser tavrını Rusya ile arasında gerilim istemediği şeklinde yorumlamıştı.
Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi'nin (AKPM) Ukrayna'nın, Holodomor soykırımını görüşmüştü.


RUSLARIN SOYKIRIMI HOLODOMOR NEDİR?
Sovyetlerin Gürcü lideri Josef Stalin'in emriyle, 1932-1933 yıllarında yaklaşık 10 milyon Ukraynalının aç bırakılarak öldürülmesine Ukraynaca "açlık" anlamına gelen Holodomor deniyor. Olaylar, verimli topraklara sahip Ukrayna halkının 1932 yılında ürününü merkezî yönetime vermeye karşı çıkmasıyla başladı. Ürünleri vermek istemeyen çiftçilere karşı harekete geçen Stalin, Ukraynalılara karşı kanlı yaptırımlar uygulamak için bir komisyon kurmakta gecikmedi. Sovyet merkezî hükümeti, halkın elinde bulunan; un, buğday, et, patates, ekilecek tohum da dâhil yenilebilecek bütün gıdaları toplattı. Karşı koyanlarsa infaz edildi. 1932 - 1933 yıllarında tarlaların ekilemediği Ukrayna'da o dönem her bir dakikada 17 kişi öldü.

@erdogduy | YUNUS ERDOĞDU - yunuserdogdu@hotmail.com


Kategori Gündem
Fethullah Güllen, dünyanın önde gelen gazetelerinden Washington Post‘a  bir makale yazdı. Gülen makalesinde Türkiye’nin bütün gücü elinde toplayan ve muhaliflere boyun eğdirmek için elinden gelen her şeyi yapan bir cumhurbaşkanının elinde tanınmaz hale geldiğini belirtti. Hocaefendi, Batı’nın Türkiye’nin demokrasi rotasına geri dönmesine yardım etmesi gerektiğini vurguladı.

Hocaefendi’nin Washington Post’ta “Artık Tanıyamadığım Ülke Türkiye” başlıklı makalesinin tamamı şöyle;

“Yaklaşık yirmi yıldır sakini olduğum ABD’nin başkanı ile memleketim Türkiye’nin cumhurbaşkanı bugün Beyaz Saray’da görüşecekler. ABD ile Türkiye’nin IŞİD ile mücadele, Suriye’nin geleceği ve mülteci krizi de dahil olmak üzere çok sayıda ortak meselesi var.

Ne var ki  bir zamanlar demokrasisini tekmil ve mutedil bir laiklik anlayışını oturtma yolunda ümit vadeden Türkiye, bütün gücü elinde toplamak ve muhaliflere boyun eğdirmek için elinden gelen her şeyi yapan bir cumhurbaşkanının elinde tanınmaz hale geldi.

Batı Türkiye’nin demokrasi rotasına geri dönmesine yardım etmeli. Bugünkü görüşme ve önümüzdeki hafta yapılacak olan NATO Zirvesi bu maksada matuf bir fırsat olarak değerlendirilmeli.

Erdoğan, geçtiğimiz yıl 15 Temmuz’da gerçekleştirilen menfur askeri darbe girişimini müteakip masum insanlara karşı sistematik bir zulüm kampanyası başlattı. Kürtler, Aleviler, laikler, solcular, gazeteciler, akademisyenler ya da irtibatlı olduğum barışçı bir insani hareket olan Hizmet camiası katılımcıları dahil 300 bin’den fazla Türkiye vatandaşının hayatı gözaltılar, tutuklamalar, işten çıkarmalar ve başka yollarla mahvedildi.

Darbe teşebbüsü ortaya çıktığında onu şiddetle kınadım ve bana isnat edilmesini net bir dille reddettim. Ayrıca, darbeye katılanların ideallerime ihanet etmiş olduklarını ifade ettim. Yine de delil olmaksızın, Erdoğan beni 5 bin mil uzaktan darbeyi planlamakla suçladı.

Ertesi gün hükümet, bir bankada hesap açmaları, bir okulda öğretmenlik yapmaları veya bir gazeteye haber yapmaları gibi sebeplerle Hizmet’le irtibatlandırdıkları binlerce kişinin listelerini hazırladı. Bu tür bir irtibat sanki suçmuş gibi muamele yaptılar ve bu insanların hayatlarını karartmaya başladılar. Listelerinde, aylarca evvel vefat etmiş isimler ve o sırada NATO’nun Avrupa’daki karargahında görev yapan isimler vardı. Uluslararası gözlemciler tarafından birçok kaçırma, gözaltında işkence ve ölüm vakaları rapor edildi. Erdoğan hükümeti, başka ülkelerde de masum insanları takibe aldı. Mesela, Malezya’ya aralarında 15 senedir orada görev yapan bir okul müdürü dahil olmak üzere üç Hizmet sempatizanını sınır dışı etmesi için baskı yaptılar ki bu kişilerin Türkiye’ye iade edildiğinde hapis ve muhtemelen işkenceyle karşılaşacaklarını söylemek kehanet olmayacaktır.

Nisan ayında cumhurbaşkanı, ciddi usulsüzlük iddialarının gündeme geldiği bir referandumu az farkla kazanarak devletin üç kolunu da kontrol etmesini sağlayan bir başkanlık sistemi kurdu. Aslında tasfiye ve yolsuzlukla bu güçleri zaten büyük ölçüde elinde tutuyordu. Otoriterlik girdabınının bu yeni aşamasında Türk halkı için ciddi endişeler taşıyorum.

Halbuki böyle başlamamışlardı. AKP 2002 yılında, Avrupa Birliği üyeliği hedefine matuf demokratik reformlar vaat ederek iktidara geldi. Fakat zaman geçtikçe Erdoğan giderek muhalif düşünceye karşı tahammülsüz hale gelmeye başladı. Birçok medya organının devletin denetleme kurumları vasıtasıyla kendi yandaşlarına intikalini sağladı. 2013 yazında Gezi parkı eylemlerini şiddetle bastırdı. Kabine üyelerinin adları Aralık ayında büyük çaplı bir rüşvet soruşturmasına karışınca, yargıyı ve medyayı boyunduruk altına alarak karşılık verdi. Geçen yıl 15 Temmuz’dan sonra ilan edilen “geçici” olağanüstü hal hala yürürlükte. Uluslararası Af Örgütü dünyada hapsedilen tüm gazetecilerin üçte birinin Türkiye hapislerinde olduğunu rapor etti.

Erdoğan’ın kendi halkına zulmetmesi artık sadece bir içişleri meselesi olmaktan çıkmıştır. Sivil toplum, gazeteci, akademisyen ve Kürt vatandaşlara karşı sürmekte olan zulüm ülkenin uzun vadede istikrarını tehdit eder hale gelmiştir. Toplumda hali hazırda AKP rejimi etrafında derin bir kutuplaşma meydana gelmiştir. Türkiye’nin şiddeti meşru gören radikallere kucak acarken Kürt vatandaşlarını ümitsizliğe sevk eden diktatöryel bir rejim haline gelmesi Orta Doğu güvenliği için bir kabus olacaktır.

Türkiye halkının demokrasilerini tekrar ayağa kaldırmak için Avrupalı müttefikleri ve ABD’nin desteklerine ihtiyaçları var. Türkiye 1950’de NATO’ya girebilmek için gerçek manada çok partili seçimleri başlattı. NATO, üyeliğinin gereği olarak Türkiye’nin ittifakın demokratik normlarına sadik kalmasını talep edebilir ve etmelidir.

Türkiye’nin demokrasi yolunda yaşadığı geriye gidişi tersine çevirmek için iki önemli konuda girişime ihtiyaç var.

Birincisi, toplumun tüm kesimlerinin katkısıyla, uluslararası hukuki ve insani normları gözetecek şekilde ve batinin başarılı uzun vadeli demokrasilerinden alınan derslerden istifade edilen demokratik bir süreçle yeni bir sivil anayasa geliştirilmelidir.

İkincisi, demokratik ve çoğulcu değerleri tartışan ve kritik düşünmeyi teşvik eden bir eğitim müfredatı geliştirilmelidir. Her öğrenci, devlet gücünün bireysel haklarla dengelenmesinin, güçler ayrımının, bağımsız yargının, özgür basının önemini, aşırı milliyetçilik, dinin siyasallaştırılması ve devletin ya da herhangi bir liderinin kutsallaştırılmasının tehlikelerini öğrenmelidir.

Fakat, bunlar yapılmadan evvel Türk hükümetinin kendi halkına yönelik baskı ve hak ihlallerine son vermesi ve mağdur edilen vatandaşların haklarını telafi etmesi gerekiyor.

İhtimal, Türkiye’nin dünyada parmakla gösterilen bir demokrasi haline geldiğini görmeye ömrüm vefa etmeyecek ama niyazım odur ki şu an içinde bulunduğu otoriterlik girdabından çok geç olmadan kurtulsun.”

Washington Post


Kategori Dünya

Reisicumhur R. T. Erdoğan'ın yürüttüğü, "Yurtta düşman, cihanda düşman" politikaları nihayet "acı" meyvelerini vermeye başladı.

Almanya ve Türkiye arasında tırmanan miting gerginliği çifte vatandaşlığı yeniden tartışmaya açtı.

Muhafazakar politikacılar Almanya pasaportuna sahip Türklerin çifte vatandaşlığın sonlandırılmasını istedi.

Ankara ve Berlin arasında yaşanan gerginlik, çifte vatandaşlık tartışmalarını yeniden alevlendirdi. Hristiyan Demokrat Birlik (CDU) üyesi ve İçişleri Bakanlığı Müsteşarı Günter Krings, Rheinische Post gazetesine yaptığı açıklamada, şu andaki düzenlemenin uyuma katkı sağlamadığını belirterek yasada değişiklik yapılması gerektiğini savundu.

Krings, "Deniz Yücel olayı, çifte vatandaşlığın çifte vatandaşları Erdoğan rejiminden etkili biçimde koruyamadığını da gösterdi" diyerek, çifte vatandaşlık konusunda yeni bir düzenleme yapılması gerektiğini söyledi. Krings, çifte vatandaşlığın çok özel durumlarda olabileceğini, ancak bunun yasalarla genel bir düzenleme haline getirilemeyeceğini vurguladı.

"OPSİYON MODELİNE GERİ DÖNÜLMELİ"
Koalisyonun küçük ortağı Hristiyan Sosyal Birlik'in (CSU) Genel Sekreteri Andreas Scheuer de daha önce denenmiş olan "opsiyon modeline" geri dönülmesi gerektiğini savundu. Scheuer, "Ebeveyni yabancı olan bir çocuk Alman vatandaşlığını kabul etmek istiyorsa öncelikle bizim değerlerimize ve ilkelerimize bağlı olduğunu göstermesi gerekir" diye konuştu. Scheuer, buna hazır olan kişinin de çifte vatandaşlığa ihtiyacı olmadığını savundu.

CSU için önce uyumun, ardından vatandaşlığın geldiğini söyleyen Scheuer, "Kim geldiği ülkenin iç politikasına angaje olmak istiyorsa, bunu o ülkede yapsın, Almanya'da değil" dedi.

OPSİYON MODELİ NASILDI?
Hristiyan Birlik - Sosyal Demokratlar koalisyonu, Sosyal Demokratların ısrarı ile 2014 yılında opsiyon modeline son vermiş ve Almanya'da doğan göçmen çocuklarının, 21 yaşına kadar Almanya'da sekiz yıl yaşamış veya altı yıl boyunca Almanya'da eğitim görmüş olmaları durumunda çifte vatandaşlık hakkına sahip olabilmeleri sağlanmıştı.

Sona erdirilen opsiyon modeline göre ise Almanya'da doğan göçmen çocukları 23 yaşına geldiğinde Alman veya ailelerinin geldiği ülkenin vatandaşlığı arasında bir seçim yapmak zorunda bırakılıyordu.


Kategori Dünya

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Moskova ziyaretinde Rusların henüz piyasaya sürmedikleri MC-21 yolcu uçağına talip olması sürpriz ile karşılandı.

Ruslar bugüne kadar yolcu uçağı üretiminde çok kötü şöhrete sahip.

Özellilke Yakovlev ve Tupolev serisi uçaklar dünyada en çok kaza yapan uçaklar arasında gösteriliyor.

Bu şöhreti silmeye çalışan Ruslar, Airbus ve Boeing ile rekabet edebilecek MC 21 üzerinde çalışıyor.

Henüz piyasaya çıkmayan bu uçaklara en son Erdoğan talip oldu. Rus yolcu uçaklarının üreticisi İrkut şirketi de, bazı Türk şirketlerle görüşme halinde olduklarını açıkladı.

Peki kim, neden niçin nasıl alacak?

Cumhurbaşkanı Erdoğan Türkiye`nin MC-21 tipi Rus yolcu uçaklarını alacağını söyledi ama kimin alacağını söylemedi.

Türkiye’de devlet uçaklarını bile THY aldığına göre herhalde THY alacak.

THY alacaksa ikinci olarak nasıl alacak sorusu akıllara geliyor. THY şu anda zararda. En son Türk Hava Yolları (THY) KAP’a finansal raporunu bildirdi. THY’nin bildirdiğine göre; 2016 yılındaki zarar 47.000.000 TL. Hatta THY en son aldığı 30 uçağı bile hangara çekti.

Hangarda bekleyen uçaklarla birlikte THY’nin elinde 48 uçak boş boş yatıyor. THY’nin hangarlarda yatan 48 uçağın zararının aylık 70 milyon dolar.

Bunca zararda olan ve elinde 48 tane boşta uçak bulunan THY peki neden bu uçakları satın alacak soru ise daha da merak uyandırıyor.

En son Varlık Fonuna devredilen THY Türkiye’nin en değerli şirketlerinden biri. Ancak AKP’nin partizan tutumu. Ticari olarak düşünülmeyen yatırımlar yüzünden sürekli değer kaybediyor. THY ayrıca bu yıl personeline de zam yapmadı.

Erdoğan’ın ısrarı ile en son 30 uçağını hangara çeken THY, Tunus’un devrik lideri Zeynel Abidin Bin Ali’nin VIP uçağını 78 milyon dolara satın aldı. AKP ve Sarayın Ruslarla pazarlık için ortaya attığı bu düşünce Türkiye’ye ne kadara mal olacağı merak ediliyor.

Samanyolu


Kategori Ekonomi

Haber ihbar hattımıza, "Reisicumhur R. T. Erdoğan’ın adı Wikipedia'da kendi kendine darbe yapan diktatörler listesine girdi." şeklinde mesaj geldi.

Okurumuz, Wikipedia’nın İngilizce sayfasında Türkleri yakından ilgilendiren bir şey fark etmiş ve bunu bize göndermiş.

Gelen mesaj şöyle;

"Wikipedia’nın İngilizce sayfasının arama kısmında “self coup” (öz-darbe ya da kendi kendine darbe) yazıp arattığınızda, milattan önceki yıllarda Romalı diktatör Lucius Cornelius Sulla Felix ile başlayan ve tarih boyunca kendi yetkilerini artırmak için kendi kendine darbe düzenleyen liderlerin, devlet başkanlarının, diktatörlerin sıralı olduğu uzun bir listeyle karşılaşıyorsunuz.

Listenin sonundaki dört kişiden biri kim dersiniz?
...
Pakistan: President Gen. Pervez Musharraf (November 3, 2007)
Niger: President Mamadou Tandja (June 29, 2009)
Turkey: President of the Republic Recep Tayyip Erdoğan (July 15, 2016;)
Gambia: President Yahya Jammeh (December 1, 2016–January 20, 2017; failed)"

Tabi ki inanmadım; "Olur mu öyle şey inanmam" dedim. Diplomalı araştırmacı ve gazeteci birisi olarak konuyla ilgilendik mecburen. Baktık bu iddianın aslı astarı var mı diye. İhbarı sorgulayınca sonucu kendi gözlerimle gördüm.

Gelelim Wikipedia’nın Türkçe sayfasına, yani Vikipedi’ye…
Arama motoruna “kendi kendine darbe” yazıp aratıyorsunuz. Terimin anlamını açıklayan küçük bir paragraftan sonra altta bildiğiniz liste uzanıyor.

Listenin tepesindeki Romalı diktatör gitmiş yerine Roma’da diktatörlük kurumu olduğunu anlatan iki satır gelmiş ama liste aynı liste. Bir farkla, daha doğrusu bir-iki eksikle…
Son üç ismi tekrar yazalım ki, karşılaştırmak kolay olsun:

“Nepal Krallığı: Kral Gyanendra (1 Şubat 2005)
Pakistan: Başkan Gen. Pervez Müşerref (3 Kasım 2007)
Nijer: Başkan Mamadou Tandja (29 Haziran 2009)”


Pakistan ve Nijer liderleri duruyor ama Erdoğan ile Gambia'daki koltuğu bırakmaya direnen Yahya Jammeh buhar olmuş.

Yerli ve milli vikipedide düzeltme kolay olsa gerek ancak “gayrimilli” ve beynelmilel wikipediadaki “15 Temmuz darbesi” ile ilgili ifadeler bu tartışmanın daha çok devam edeceğini gösteriyor.

NE BATI NE DE DOĞU İNANMADI
Malumunuz, 15 Temmuz 2016’da, Türkiye'de oldukça "ilginç" bir darbe girişimi yaşandı. NATO, Avrupa Birliği, İngiltere, Kanada ve Çin istihbarat raporları darbenin Türk hükümetinin iddia ettiğinin aksine ABD'de münzevi bir hayat süren Fethullah Gülen'in yapmadığını yazıyordu.

Darbeye benzemeyen bu darbe, tüm dünyada tartışma konusu olmaya devam ediyor.

UKRAYNALILAR HİÇ İNANMADI

Şunu ifade etmeliyim ki, Ukrayna'da "kanal24" tarafından, Türkiye'deki darbe girişiminin arkasında kimin olduğuna ilişkin yapılan ankete katılan 50 bin 384 Ukraynalının yüzde 82'si darbenin arkasında son dönemde yeninden dost olan Reisicumhur Recep T. Erdoğan ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin olduğu konusunda hem fikir. Ukraynalıların yüzde 13'ü, Erdoğan'ın nefret politikasından bıkan halk yaptı diyor. Ankete katılan Ukraynalıların yüzde 5'i, ise herhangi bir yorum yapmaması dikkat çekti.

Ukraynalılar neden mi böyle düşünüyor?

Çünkü onlar sabahtan akşama kadar havuz ve yanşama doğan gurubunun algı operasyonlarına maruz kalmıyor. Bağımsız düşünüyor.

KENDİ KENDİNE DARBELER LİSTESİ:
Antik Roma: Roma Cumhuriyet döneminde, olağanüstü durumlarda bir kişinin 6 ay boyunca mutlak hakimiyete sahip olduğu Roma diktatörlüğü kurumu vardır. Bazı yöneticiler 6 aydan daha uzun diktatörlük yapmıştır.
İsveç: Kral III.Gustav (19 Ağustos 1772)
Birinci Meksika İmparatorluğu: İmparator Agustin (31 Ekim 1822)
İkinci Fransa Cumhuriyeti: Başkan Charles Louis Napolyon Bonapart (2 Aralık 1851)
Meksika: Başkan Ignacio Comonfort (17 Aralık 1857)
Birinci Brezilya Cumhuriyeti: Başkan Deodoro da Fonseca (3 Kasım 1891)
Meksika: Başkan Gen. Victoriano Huerta (7 Ekim 1913)
İtalya Krallığı: Başbakan Benito Mussolini (3 Ocak 1925)
Yugoslavya Krallığı: Kral Aleksandar I (6 Ocak 1929)
Almanya: Şansölye Adolf Hitler (23 Mart 1933)
Avusturya: Şansöyle Engelbert Dollfuss (Mart 1933 – 1 Mayıs 1934)
Uruguay: Başkan Gabriel Terra (31 Mart 1933)
Estonya: Başbakan Konstantin Päts (12 Mart 1934)
Letonya: Başbakan Kārlis Ulmanis (15 Mayıs 1934)
Şili: Başkan Arturo Alessandri Palma (Şubat 1936)
Yunanistan Krallığı: Başbakan Ioannis Metaxas (4 Ağustos 1936)
Brezilya: Başkan Getúlio Vargas (10 Kasım 1937)
Romanya: Kral Karol II (10 Şubat 1938)
Bolivya: Başkan Maj. Germán Busch (24 Nisan 1939)
Paraguay: Başkan Gen. José Félix Estigarribia (18 Şubat 1940)
Uruguay: Başkan Alfredo Baldomir (21 Şubat 1942)
Ekvador: Başkan José María Velasco Ibarra (30 Mart 1946)
Paraguay: Başkan Higinio Morínigo (13 Ocak 1947)
İran: Başbakan Muhammed Musaddık (3-10 Ağustos 1953)
İran: Şah Muhammed Rıza Pehlevi (15 Ağustos 1953)
Pakistan Dominyonu: Vali-General Malik Gulam Muhammed (Nisan 1953 ve Eylül 1954)
Endonesya: Başkan Sukarno (5 Haziran 1959)
Fas: Kral Muhammad V (20 Mayıs 1960)
Nepal Krallığı: Kral Mahindra (15 Aralık 1960)
Brunei: Sultan Sir Omar Ali Saifuddin (12 Aralık 1962)
Fas: Kral Hassan II (7 Haziran, 1965)
Uganda: Başbakan Milton Obote (22-23 Şubat 1966)
Lesotho: Başbakan Chief Leabua Jonathan (30 Ocak 1970)
Ekvador: Başkan José María Velasco Ibarra (22 Haziran 1970)
Tayland: Başbakan Field Marshal Thanom Kittikachorn (17 Kasım 1971)
Filipinler: Başkan Ferdinand Marcos (23 Eylül 1972)[3]
Birinci Güney Kore Cumhuriyeti: Başkan Syngman Rhee (23 Mayıs 1952 – 4 Temmuz 1952)
Dördüncü Güney Kore Cumhuriyeti: Başkan Park Chung-hee (Ekim 1972)
Svaziland: Kral Sobhuza II (12 Nisan 1973)
Uruguay: Başkan Juan Maria Bordaberry (27 Haziran 1973)
Yukarı Volta: Başkan Gen. Sangoulé Lamizana (8 Şubat 1974)
Bolivya: Başkan Hugo Banzer (7 Kasım 1974)
Hindistan: Başbakan İndira Gandhi (25 Haziran 1975)
Bahrain: Emir Şeyh İsa bin Salman El Halife (2 Ağustos 1975)
Polonya: Başbakan Wojciech Jaruzelski (13 Aralık 1981)
Peru: Başkan Alberto Fujimori (5 Nisan 1992)
Guatemala: Başkan Jorge Serrano Elías (25 Mayıs 1993; Başarısız)
Rusya Federasyonu: Başkan Boris Yeltsin (21 Eylül – 4 Ekim 1993)
Lesotho: Kral Letsie III (17 Ağustos 1994)
Nepal Krallığı: Kral Gyanendra (4 Ekim 2002)
Nepal Krallığı: Kral Gyanendra (1 Şubat 2005)
Pakistan: Başkan Gen. Pervez Müşerref (3 Kasım 2007)
Nijer: Başkan Mamadou Tandja (29 Haziran 2009)

@erdogduy | YUNUS ERDOĞDU - yunuserdogdu@hotmail.com


Kategori Dünya
Cumartesi, 04 Şubat 2017 10:37

Erdoğan, Ukrayna'ya gelecek

Ukrayna ile Türkiye'nin diplomatik ilişkilerin kurulmasının 25. yıldönümü münasebetiyle yapılan açıklamada Erdoğan'ın, Ukrayna'ya ziyarette bulunacağı bildirildi.

Ukrayna Cumhurbaşkanı Petro Poroşenko, Türkiye Reisicumhuru R. T. Erdoğan'a, Ukrayna ile Türkiye arasındaki diplomatik ilişkilerin kurulmasının 25. yıldönümü münasebetiyle kutlama mesajı gönderdi.

Poroşenko mesajında, Ukrain - Türk işbirliğinin sağlam temelleri olduğunu iki halk arasındaki dostluk ilişkilerinin yüzyıllar öncesinde dayandığını belirtti.

Türkiye'nin efsanevi cumhurbaşkanı rahmetli Turgut Özal tarafından Aralık 1991 yılındaki bağımsızlık referandumu sonrası, Türkiye'nin Ukrayna'nın bağımsızlığını tanıyan ilk ülkelerden birisi olduğunu hatırlatan Poroşenko, minnettarlığını bildirdi.

Tebrik mesajında Poroşenko; "Son iki buçuk yılda, ülkelerimiz arasındaki ikili ilişkiler, özellikle kişisel çabalarınız ve siyasi iradeniz sayesinde stratejik bir boyut ve derinlik elde etti. Türkiye, uygulamada, Ukrayna ile uluslararası hukuk ve dayanışma temel ilkelerine olan bağlılığını gösterdi. Türkiye, Rusya'nın Kırım'ı işgalini ve Ukrayna'nın egemenliği topraklarının bir kısmının ilhak edilmesini kınadı. Bu bağlamda, Karadeniz'de barış sağlanması Ukrayna ila Türkiye'nin ortak hayati bir görevi olduğunu vurgulamak istiyorum." dedi.

SERBEST TİCARET ANLAŞMASI
Ukrayna ile Türkiye arasındaki ikili ilişkilerin en önemli bileşenlerinden birisinin de ticaret ve ekonomik alanda işbirliğinin olduğunu kaydeden Poroşenko, ilişkilerin daha da genişletilmesi için serbest ticaret anlaşmasının imzalanması önemine vurgu yaptı.

Poroşenko, aynı zamanda Türk işadamları için Ukrayna'da uygun yatırım iklimi bulunduğunu belirtti.


ZİYARET ÖNÜMÜZDEKİ AYLARDA PLANLANIYOR
Diplomatik ilişkilerin 25'inci yıldönümü dolayısıyla Erdoğan, ise Poroşenko'ya gönderdiği mesajında, önümüzdeki aylarda gerçekleşmesini beklediği Ukrayna ziyaretinin ikili ilişkilere yeni bir ivme kazandıracağını dile getirdi.

@erdogduy | YUNUS ERDOĞDU - yunuserdogdu@hotmail.com

Erdoğan, Ukrayna'ya gelecek

Kategori Gündem

Batı basını referandumda "Evet" çıkması halinde Erdoğan'ın 2034'de kadar iktidarda kalacağını yazdı.

Alman basınında Türkiye’de TBMM’de kabul edilen anayasa değişiklik paketi için neler yazdı:

Zeit Online'da Michael Thuman imzalı "Parlamento şu andan itibaren bir mozole” başlıklı yorumda Türkiye'deki anayasa değişiklik paketinin kabul edilmesine ilişkin şu görüşe yer veriliyor:

"Bu uzun ve gürültülü bir ölüm kalım mücadelesiydi. Türk Meclisi, pek çok tartışmalı oturumda yeni anayasayı ele aldı. Oturumlarda yaşanan kavga dövüşe oylamalara eşlik eden ıstırap hakimdi. Milletvekilleri kalabalığa sert yumruklar savurdu. Oylama prosedürünü ihlal ettiler, yağıp gürlediler, tekme attılar, vurdular. İki kadın milletvekili hastaneye kaldırılmak zorunda kaldı. Oylamalar hayatiydi. Ölüm kalım meselesiydi. Şimdi ise sonuç kesin: Türkiye artık bir parlamenter demokrasi değil. Bir başsağlığı mesajı göndermenin zamanı geldi. Avusturyalı mimar Clemens Holzmeister tarafından dizayn edilen Ankara'nın merkezindeki 1938 tarihli eşsiz parlamento binasında parlamento olarak adlandırılan bir kurul toplanmaya devam edecek. Ancak bina artık sadece bir mozole ve kaybedilen otorite için bir anma yeri. Bugün tüm iktidar Cumhurbaşkanı'nın yeni inşa edilen 'Saray'ında.”

Süddeutsche Zeitung'daki "Şimdi Türk vatandaşları Erdoğan'ı durdurmak zorunda” başlıklı yorumda, Erdoğan'ın ülkeyi geri götürdüğü görüşü yer alıyor:

"Hafta sonu Meclis'te kabul edilen reform önerisi, daha önce saltanatın kaldırılması ve 1946'da tek parti sisteminden çok partili sisteme geçişte olduğu gibi ülkeyi ciddi biçimde değiştirecek. Erdoğan, ülkeyi geleceğe değil doğrudan geçmişe taşıyor. Yine de her şey bitmiş değil. Son söz vatandaşların.”

"2034 YILINA KADAR İKTİDARDA"
Stuttgarter Nachrichten'deki yorumda ise yeni anayasa paketiyle Erdoğan'ın 2034 yılına kadar iktidarda kalabileceği görüşüne yer veriliyor.

"Erdoğan'a göre, başkanlık sistemi, terör ve bölünmüşlük nedeniyle acı çeken ülkesini yeniden huzura kavuşturmak ve güvenliği sağlamak için gerekli. Teoride Erdoğan, pek çok Osmanlı sultanından daha uzun süre iktidarda kalabilir. 2003'ten 2014 yılına kadar üç kez Başbakan oldu, daha sonra cumhurbaşkanlığına seçildi. Güç ve nüfuzunu da birlikte yeni pozisyonuna taşıdı. Anayasa böyle öngörmese de. AKP reform paketine Erdoğan'ın belirli koşullar altında 2034 yılına kadar Türkiye'nin kaderini belirlemesini sağlayabilecek bir kural ekledi. O zaman 80 yaşında olacak ve 30 yıldan uzun süre de iktidarda.”

UH


Kategori Medya

Dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, bizzat devreye girip para ödeyerek Türk Okulunu kapattırdığı dönemin Gambiya Devlet Başkanı Yahya Jammeh seçimleri kaybedence devletin kasasını sıfırlayıp kaçtı.

Görevine bugün resmen başlaması planlanan Devlet Başkanı Adama Barrow, görevi bırakmamakta direnen selefi Jammeh’nin ülkeyi terk etmeden önce devletin kasasını boşaltmış olmasından korktuklarını açıkladı.

Batı Afrika Devletleri Ekonomik Topluluğu’nun (ECOWAS) müdahalesi nedeniyle, bir milyar yıl ülkeyi yönetmek isteyen Jammeh'in isteği kursağında kaldı zora gelince kargo uçağına lüks otomobillerini paraları doldurup sıvıştı.

Senegal radyosu RFM’e yaptığı açıklamada “Aldığımız bilgilere göre, kasalarda hiç para yok. Bize söylenen bu ama görevi resmen devraldığımız da bunu açıklığa kavuşturacağız” diye konuştu.

FATTY: 11.4 MİLYON DOLAR PARA KAYIP
Barorw’un danışmanı Mai Ahmed Fatty ise hazineden 11.4 milyon dolar’dan (yaklaşık 43 milyon TL) fazla bir para kayıp olduğunu belirtti.

AFP’ye konuşan Fatty, “Kasalar neredeyse boşaltılmış. Bu, Maliye Bakanlığı ve Gambiya Merkez Bankası yetkilileri tarafından teyit edildi” dedi.

JAMMEH, GAMBİYA’NIN 52 YILLIK TARİHİNDE BİR İLKE İMZA ATTI
Ailesiyle birlikte başkent Banjul’daki havalimanında kendisini bekleyen kargo uçağa binerek ülkeyi terk eden Jammeh, havalimanına lüks araçların bulunduğu bir konvoyla gelmişti. Uçağa, Jammeh ve ailesine ait eşyalar da yüklenmişti.

ERDOĞAN'IN TAVSİYELERİNE UYAN İLK LİDER
Basında yer alan bilgilere göre Erdoğan'ın yurt dışındaki Türk okullarını kapattırma girişimlerine ilk olumlu yanıtı veren Jammeh'in ülkesinin kasalarının sıfırlayıp kaçmasıyla, sadece hırsız değil aynı zamanda eğitim düşmanı olduğu da ortaya çıktı.

UKRAYNA HABER


Kategori Dünya

Daha önce fotoğraf makineli gazetecileri, kalem tutan akademisyenleri, doktorları terörist ilan Reisicumhur R. T. Erdoğan şimdide cüzdanında dolar ve euro olanları terörist ilan etti.

Erdoğan son muhtarlar toplantısında: "Elinde silahı olan teröristle; doları, Avrosu, faizi olan terörist arasında hiçbir fark yok" dedi.

Erdoğan dolar/TL paritesinin 4'e dayandığı ekonomik durumla ilgili olarak "Ekonominin artık Türkiye'ye saldırmak amaçlı kullanıldığını biliyorsunuz" yorumunda bulundu. Erdoğan, "Elinde silahı olan teröristle elinde doları, Avrosu, faizi olan terörist arasında hiçbir fark yok. Türkiye'yi hedeflerinden uzaklaştırmaktır. Döviz kurunu bir silah gibi kullanıyorlar" görüşünü savundu.

Saray'da muhtarlar toplantısında konuşan Erdoğan'ın konuyla ilgili açıklamaları şöyle:

"Ekonominin artık Türkiye'ye saldırmak amaçlı kullanıldığını artık biliyorsunuz. Elinde silahı olan teröristle elinde doları, Avrosu, faizi olan terörist arasında hiçbir fark yok. Türkiye'yi hedeflerinden uzaklaştırmaktır. Döviz kurunu bir silah gibi kullanıyorlar. Öte yandan elbette bizim de sıkıntılarımız, sorunlarımız var ama bunların hiçbiri ülkemizde döviz kurunun bu seviyeye gelmesinin açıklaması olamaz."

UKRAYNA HABER


Kategori Ekonomi

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, Türkiye’nin Şanghay 5’lisi içinde yer alması gerektiğini sözlerini Ukrayna basını, "Erdoğan rotayı doğuya çevirdiği için Ukrayna’dan kaçmak zorunda kalan Viktor Yanukoviç’in yolunda." şeklinde yorumladı.

Batı ülkelerinden destek bulamayan Erdoğan, Pakistan ve Özbekistan ziyareti dönüşü uçakta gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Erdoğan, "Türkiye bir defa kendini rahat hissetmeli. ‘Benim için varsa yoksa AB' dememeli. Kanaatim bu. Mesela Şanghay 5'lisinde Türkiye niye olmasın. Türkiye’nin Şanghay 5’lisi içinde yer alması, çok daha rahat hareket etmesini sağlayacaktır” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin Şanghay 5'lisi içinde yer alması önerisini Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Kazakistan Devlet Başkanı Nursultan Nazarbayev ile paylaştığını bildirdi.

Putin'in cevabı ise Erdoğan’ın daha önceki taleplerine verdiği ile aynı oldu: “Değerlendiriyoruz.”

Son dönemde sık sık Avrupa Birliği'ni eleştiren Erdoğan, “AB Türkiye'yi tam 53 yıldır oyalıyor. İlklerdeniz ama 53 yıldır oyalanıyoruz” demişti.

BİR AY İÇİNDE İPLER KOPACAK
Cumhurbaşkanı Erdoğan "Latin Amerika ülkelerine vize serbestisi var ama Türkiye'yi hâlâ oyalayıp duruyorlar. Yılsonuna kadar sabredelim, oldu oldu yoksa biz bu geri kabulü falan, bu dosyayı kapatalım” diye konuştu.

Erdoğan Avrupa Birliği'nin haziran ayında 3 milyar euro ödeme taahhüdünü yerine getirmediğini de belirtti.

ŞANGHAY 5’LİSİ NEDİR?
1996 yılında 5 ülke tarafından kurulan Şanghay 5'lisi içinde Çin, Rusya, Özbekistan, Kazakistan, Kırgızistan ve Tacikistan yer alıyor. Hindistan ve Pakistan üyelik sürecinde bulunurken Moğolistan, İran, Afganistan ve Belarus gözlemci statüsü taşıyor.

Ukrayna Haber

 

Kategori Türkiye
JPAGE_CURRENT_OF_TOTAL

Yunus Erdoğdu

Ben, ezelden beri mülteciyim.

Ben, ezelden beri mülteciyim.

Yaklaşık yedi asır evvel Anadolu coğrafyasına iltica eden, Türkmen milleti...

Hits:405Devamı...

Referandum, sonuçlarına güvenir misiniz?

Referandum, sonuçlarına güvenir misiniz?

Toplumda, güven bunalımı var. İnsan, güvene en çok; fitnenin arttığı,...

Hits:2397Devamı...

İsmail Bahar

Nisan bahar türküsüdür

Nisan bahar türküsüdür

Nisan bitmek üzere, gec kaldığımı biliyorum ‘bahar’ demeye... Mart’ın 1’ini, 21...

Hits:2492Devamı...

Kayısı çiçeği

Kayısı çiçeği

Bahar vakti kar yağar mı?En azından hiç beklemeyiz yağacağını.Cenâb-ı Hakk’ın...

Hits:30415Devamı...

Şükrettin Aslanoğlu

Kutlu Doğumun Ya Rasulallah!

Kutlu Doğumun Ya Rasulallah!

Sensizliğin en büyük yaramız olduğu mevsimlerdeyiz Ya RasulAllah…Merhemimiz sen ol...

Hits:1518Devamı...

Kapkara bir gecede dolunay gibi

Kapkara bir gecede dolunay gibi

Şaban-ı Muazzam’ın 15. gecesi... Adlandırıldığı şekliyle Beraat Gecesi, Beraat Kandili...Karanlığı...

Hits:25534Devamı...

Kerem Aslan

Myanmar’a yardım! [2]

Myanmar’a yardım! [2]

Myanmar, Myanmar Birliği Cumhuriyeti, Burma, Birmanya Kasırgalar, yokluklar,yoksulluklar... Bazen bu sıkıntılarla, bazen...

Hits:363Devamı...

Myanmar’a yardım! [1]

Myanmar’a yardım! [1]

Myanmar önceden beri hep yardıma ihtiyacıyla tanıdığım, bildiğim bir ülke...

Hits:355Devamı...

Bilişim

[FOTO GALERİ] Kodak sahneye Ektra akıllı telefon kamera ile çıkıyor

[FOTO GALERİ] Kodak sahneye Ektra akıllı telefon kamera ile çıkıyor

Söz konusu fotoğraf makineleri olduğunda, birçoğumuz için Kodak markasının ayrı...

Hits:394Devamı...

Whatsapp, Ukrayna'da da çöktü!

Whatsapp, Ukrayna'da da çöktü!

Dünyada bir milyardan fazla kullanıcıya sahip akıllı telefon uygulaması Whatsapp'de...

Hits:14978Devamı...

Otomobil

Tam cadılık: yerli dedikleri Cadillac çıktı

Tam cadılık: yerli dedikleri Cadillac çıktı

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, yerli otomobilin prototipinin...

Hits:253963Devamı...

[FOTO GALERİ] Türkler, Ukraynalılardan 20 yılsonra Lexus ile tanışacak

[FOTO GALERİ] Türkler, Ukraynalılardan 20 yılsonra Lexus ile tanışacak

Japon otomotiv devi Toyota’nın 1989’da kurduğu lüks segment markası Lexus,...

Hits:355202Devamı...

Flag Counter



Alexa Certified Traffic Ranking for http://ukraynahaber.com/

TÜRK BASINI
Birgün
Cumhuriyet
Yeni Asya