29 Mayıs 2017
SON HABERLER:

Anket

Sizce erken seçimlerde hangi parti oy kaybeder?





Sonuçlar


Özel Haberler

Yunus Erdoğdu
Bu Ögeyi Oyla
(2 Oy)

Yaklaşık yedi asır evvel Anadolu coğrafyasına iltica eden, Türkmen milleti yine zor günlerden geçiyor.

Türkmen-Tatar dedelerim, 1222 yılında doğudan gelen insafsız, Moğol istilası nedeniyle tası tarağı toplamış yola düşmüş.

At bulan, atla...

Deve, bulan deveyle...

Eşek bulan eşekle... batıya iltica etmiş...

Geride hiç bir şeyi olmayan bir avuç gariban kalmış.

İlk durağımız mezhep farklılığımıza rağmen İran topraklarında, Horasan elleri olmuş.

Burada içlerimizden bazılarına virüs bulaştı, "Taylasanlı" olup başımıza bela oldu.

Eee, olacak o kadar bataklığa girene çamur bulaşır...

Moğollar,
daha da ilerleyince, "vahşi batıya" yolculuğumuz devam etmiş.

İran'ı, geride bırakıp kuzeybatıda; Gürcistan ve Ermenistan devleti topraklarına boş bir yer bulup obamızı kurduk...

Derken; Ak Koyunlu dedelerim, Kara Koyunlu'yu kırmış...

Selçuklu
doğmuş geri bölünmüş...

Emmioğullarım ayrı ayrı beylikler kurmuş...

İki, Türkmen bir araya gelse bir beylik meydana çıkar...

Kardeş kanı akıp durmuş.

Biri yıkılmış, öteki kurulmuş...

Derken içimizden, Kayılardan Osman oğullları batıya yürüyüşünü sürdürmüş...

Batıya giden ayakta kalmış.

Fatih Sultan Mehmet, 1453'te İstanbul'u fethedince artık hem Türkmen beylerinin yegane beyi, hem de İslam aleminin Efendimiz (s.a.v) tarafından müjdelenen komutanı olarak söz sahibi olmuş.

Anadolu'ya, geldiğimizde yerleşik halklar; Rumlar, Ermeniler, Gürcüler vs. ile geçinip gitmişiz...

Kız almışız, kız vermişiz...

Hem, Rus çarı ile anlaşıp bizi arkadan vurana kadar Ermenilere "Milleti Sadıka" demişiz.

Hem de, İngiliz ile bir olup kanımızı döken Araba din kardeşimiz diye hürmette kusur etmemişiz...

İkiye ayrılmışız Müslim ve gayrimüslim hukukumuz da ayrı olmuş...

Ama asıl belirleyici unsur: "komşuluk hukuku" olmuş.

Yakın komşu, uzak komşu, Müslüman, Hıristiyan dememiş hakkını gözetmişiz...

Zaman içinde dost ahbap kardeş olmuşuz.

Bizim atalarımızdan tevatür eden doğunun eşsiz birikimi, batının birikimi ile Anadolu'da buluşmuş efsanevi bir birliktelik oluşturmuş.

İyi kötü yedi asır Anadolu'da geçinip gitmişiz.

Rahata erince, dedelerim çadırdan çıkmış...

Millet, açlıktan ölürken; Barok, Rokoko, Neoklasik altınla süslü saraylarda, yalılarda gününü gün etmiş.

"Yiyiniz içiniz ama israf etmeyiniz" emri unutulmuş...

Bir tarafta, saraylarda lüks ve israf gırla giderken...

Gariban açlığa ve savaşa mahkum edilmiş...

Batı ise mütevazi, Beyaz Ev'de yükselişini sürdürmüş.

Gün onlara doğmuş, biz ise ak saraylarda karanlıkta kalmışız.

Çağ atlayan, Batı'nın daha da ilerlemesi için "tıpkı şimdi olduğu gibi" enerji ihtiyacı hasıl olmuş...

Enerji de ne hikmetse bizim üstünde gezdiğimiz toprakların altında...

"Vahşi batının" aç kurtları bu sefer sofrayı kurmuş, Osmanlıyı pay etmiş...

Bizi, parçalamak için de bizi birleştiren ümmetçiliğimize, karşı ırkçılığı kullanmış.

Türkmen ile Arap ittifakını, Türkmen ile Ermeni ittifakını, Türkmen ile Gürcü ittifakını, Türkmen ile Yunan... Bulgar, derken balkan halkları bütün birliğimizi, dirliğimizi bozmuş...

Koca Osmanlı yok olup gitmiş.

19 Mayıs 1919'da, umut bir gemiyle İstanbul'dan ayrılmış...

Geride sadece; bir avuç toprak Anadolu ve Türkmen ile Kürt ittifakı kalmış.

Dün; sağcı-solcu, Alevi-Sünni, laik-antilaik, Kemalist-irticacı diye kavga edip durduk.

Ermeni
terör örgütü, Asala çıkmış onu geriye çekmişler...

Kürt ile Türkmen ittifakını bozmak için ihaleyi kanlı terör örgütü PKK'ya vermişler...

Kavga sürüyor.

Birisi diğerini hep "sızma" olmakla suçluyor.

Mesele, çok basit aslında, 20 milyon Kürt sızma olamayacağı gibi, 6 milyon Türkmen de doğduğu topraklarda sızma olamaz...

Sızma 4 kişi bilemedin 40 kişi ile olur...

İktidar hırsıyla, Anadolu'dan çıkan 400 bin kişilik bir zümreye "sızma" deniyorsa...

Üstelik baba öz evladına sızma diyorsa ortada ciddi bir sıkıntı var demektir.

Bu bölünme Moğol, istilasından da beter bir şey.

Artık, Kapadokya yeniden bela ve imtihan beldesi.

Türkmen'in,
hayatı da öyle.

Yine, bir iftiraya kurban gittik.

Bir tane delil yok ortada çıkmış şeyin birisi sana "terörist" diyor.

Bin, tavşan bir at etmez... Bin, şüphe de bir delil etmez.

Lakin, insaf da olmayınca...

Alay da ederler...

Anamıza, avradımıza da söverler...

Tehdit, olmadı tahdit...

Gerçekleri anlatıyorsun dinlemiyorlar...

Allah'a, havale ediyorum.

Allah, bildiği gibi yapsın diyorum.


Ben, Anadolu'yu daha hayatımın baharında bin bir geçim derdiyle 17 yaşında terk etmişim...

Hayatımın 22 yılını, baharını da yazını da eski Sovyetler coğrafyasında geçirdim.

Yeryüzü geniş rızkı veren de Allah...

Sabredeceğiz.

Başka çarem de yok.

Zulme sessiz kalıp dilsiz şeytan olamam!

İlticaya devam ederim...

Anadolu'nun,
zalimleri sınırlara dikenli teller beton duvarlar öre dursun...

Batıda, sınırların bir önemi de kalmadı.

Göbek kanımızın damladığı topraklardan bizi, "sızma" diye kovan bir takım dönmeler "birlikte yaşama" fırsatını teperek kendi sonlarını hazırladı.

Anadolu'ya, girişimizi hala hazmedememiş bu güruh dümene geçmiş.

İçinde bulundukları gemiyi kayalıklara sürüklüyor.

Beni, o gemiden denize attınız... Adaşım, Yunus (a.s.) gibi..

Balığın karnındayım...

Çocuklarımıza, kimlik vermediniz...

Pasaportlarımızı iptal ettiniz...

Dua ve istiğfar ile belki batının; demokratik, hukuk, insan hakları ve özgürlüklerinin olduğu sahili selamete çıkarız...

Siz de, dua ve istiğfar edin belki geminiz batmaktan kurtulur...

Zulüm biter, zalim gider...

Hukuk, evrensel değerler, barış, özgürlük, demokrasi gelir...

Birlikte gül gibi yaşar gidersiniz...

Ben, nasıl olsa mülteciyim, dedem de mülteciydi...

Bir kapıyı kapatan, Mevla başka bir kapıyı açar...

Bulduğumuz yere, yerleşir yeniden düzenimizi kurarız.

Bu dünyada zulümle zafer kazanmaktansa, mazlum olup iltica etmeyi tercih ederim.

Neticede, ecel herkese gelecek bir gün.

Uğrunda savaştığınız, o çakma zafer sonrasında kazandıklarınız ölüm meleğini görünce elinizden kayıp gidecek.

Zulüm ile abat olan, bizi doğduğumuz beldeden süren zalimler sonunda berbat olup gidecek.

Şöyle bir bak, 10 bin yıllık Kapadokya topraklarına ibret al...

Tarih boyunca, "İlahi kural" hiç değişmedi: zalimler hep helak oldu.

Ama iş helak olmakla bitmiyor ki!

Sonuçta herkes bir gün asıl vatanımız, ahretin kapısı kabristana iltica edecek.

Esas olan, yerin altına zalim olarak girmemek.

Çünkü, orada zalimler için azap dolu bir cehennem bir de, hicret eden mazlumlar için vaat edilmiş bir cennet var...

@erdogduy | YUNUS ERDOĞDU - yunuserdogdu@hotmail.com


Son Düzenleme Cuma, 19 Mayıs 2017 06:50
Bu Ögeyi Oyla
(2 Oy)

Toplumda, güven bunalımı var. İnsan, güvene en çok; fitnenin arttığı, terörün tırmandığı, emniyet olmadığı, zamanda ihtiyaç duyar. Son zamanlarda, güvenilir kişilere ise; "hain", aldatanlara ise; "emin" deniliyor.

Böyle bir iklimde soruyorum;

Bir, ülkenin başındaki lideri bir gün çıkıp "mavi" bir gemiye yelkenler fora ileri deyip, ertesi gün, "Bana mı sorup gittiniz" derse... Siz, o lidere güveni misiniz?

Peki, o gemide yola çıkanlar da bu duruma sessiz kalırsa, o yolcuların samimiyetine güvenir misiniz?

Millete, karşı darbe girişiminde bulunan bir ordunun başında olduğu halde olup bitenden haberi olmayan komutana güvenir misiniz?

Böyle bir darbe girişiminden haberi olmayan istihbarat şefine güvenir misiniz?

Oğlu kumar masasının başında, kendisi hükümet başındaki abidik-gubidik birine devletin hazinesinin anahtarını emanet eder misiniz?

Lafa gelince; "Bir kuzuyu; kurt kapsa bana sorulur" diyen, ancak her gün kınalı kuzuları kurtların önüne pervasızca atan çobana güvenir misiniz?

Saray sofrasından kalkıp, evinize halinizi hatırınızı, bir ihtiyacınız olup olmadığını sormak için değil de... sırf sizi gammazlamak için gelen muhtara güvenir misiniz?

Diploması olmayanı reisicumhur, teröristi vekil, seçsinler diye milletin önüne koyan yüksel seçim kuruluna güvenir misiniz?

Oylar sayılırken elektrik gidince, 41 ilin kedilerini suçlayan enerji bakanına güvenir misiniz?

Hileyle gelip daha sonraki seçimleri de şaibeli duruma düşüren iktidara güvenir misiniz?

Elektriği çaktırmadan sizin şebekeden kaçak kullanan, wi-fi'nızı sömüren, kızınıza yan gözle bakan komşunuza güvenir misiniz?

Müslüman bir ülkeye gayrimüslim bir ülkeden domuz ithal eden tarım ve hayvancılık bakanlığına güvenir misiniz?

Şike yapan hakeme, kulübünü satan başkana, kalesini satan kaleciye güvenir misiniz?

İcra ettiği müziğin notalarını başka memleketten araklayan "çalgıcı" sanatçıya güvenir misiniz?

Yabancı film senaryolarını millete yerli diye yediren yapımcılara güvenir misiniz?

Adı muhalif parti ancak iktidarın tekeri her patladığında stepnelik yapan siyasilere güvenir misiniz?

Koyunların başına, "kuzu postuna" bürünüp geçen "sözde kurda" güvenir misiniz?

Kendi yetiştirdiği evladına, "yalancının" iftirasıyla, sırtını dönen ana-babaya güvenir misiniz?

Adeta yalan yarışına girmiş her gün zift saçan, herşeyi tam tersinden yazan medyaya güvenir misiniz?

Bankaya koyduğunuz paralar banka müdürünün evindeki, "ayakkabı kutusundan" çıkarsa, müdür bey önce, "Benim, değil polis koydu" diye yalan söyleyip sonra da faizi ile alıp pişkin pişkin geri "ayakkabı kutusuna" koyarsa güvenir misiniz?

Hassas bir görevi ifa eden, korumakla yükümlü olduğu elçiyi vuran polis teşkilata güvenir misiniz?

Müslümanlara, "kafir" diyen şeyhülislama güvenir misiniz?

"Hırsızın", hırsızlığını kendisine de, "makarna" verdiği için görmezden gelen yoksula güvenir misiniz?

Çocuk tecavüzcüsünü önce hamamda yıkayan, sonra da milletin meclisinde utanmadan sırıtarak aklayan vekile güvenir misiniz?

Yurt dışında vatandaşına hizmet edeceği yerde, pasaportuna el koyup kapı dışarı eden büyükelçiye güvenir misiniz?

Suçluları savunmak için sıraya giren, masumu gördüğü zaman sıvışan avukata güvenir misiniz?

Gerçek suçluları, salıp mağdurları "Yusuf" gibi zindana atan vicdansız hakime güvenir misiniz?

Bütün, bu hukusuzlukları yapanlara gücü yetmeyen ancak evinde çocuğuna bakan binlerce masum ev hanımını tutuklayıp hapse atan savcılara güvenir misiniz?

"HAYIR", BEN GÜVENMEM!

Şayet, bugün "evet ben güvenirim" diyorsan; yarın başına belalar sağanak gibi yağdığı zaman, "Bu başıma neden geldi?" diye de sorma!

@erdogduy | YUNUS ERDOĞDU - yunuserdogdu@hotmail.com


Son Düzenleme Pazar, 16 Nisan 2017 04:35
Bu Ögeyi Oyla
(2 Oy)

Türkiye, demokratik bir biçimde en son 7 Haziran'da sandık başına gitti. 7 Haziran'da, Türk milleti AKP'nin suratına okkalı bir tokat attı. Ne var ki AKP'nin bu şamar acısına MHP'nin başındaki Devlet Bahçeli merhem oldu.

Bahçeli, "başbakan ol" teklifine dahi "hayır" diyerek AKP'li Erdoğan'ın "tek adam" rejimini kuracağı sisteme taa o zaman "evet" demişti...

Artık plan hazırdı, tek pürüz demokrasi ve basın özgürlüğü yanlısı sandık başından ayrılmayan 50 binden fazla Cihan Haber Ajansı muhabirleri.

Diktatörlük önündeki tek engel demokrasi fedaisi Cihan Haber Ajansı idi...

Bunların işini bitirmek gerekiyordu, demokrasiyi tam anlamıyla askıya almak için. Kiev'de, 7 Haziran'da sabahtan akşama kadar sandık başında durmuş kullanılan oyları kullanmayan seçmeni incelemiş sandık başına gelmeyenler yerine oy atılmasının önünü almıştık. Oylar sayılıp çuvala konana kadar da kontrolü elden bırakmadık. Büyükelçilik ve sandık kurulu başkanı bizim bu tavrımızdan çok rahatsız oldu. "Bekleme git" filan dediler...

Hatta, "Bu kadar zahmeti niye çekiyoruz yurt dışında oy kullandırmak gereksiz" ifadesi bile kullanıldı.

Bundan çok rahatsız oldukları belliydi.

Her neyse seçimin yenilenmesi kararı alındı, AKP'nin bahçesinden çıkmayan durumuna gelen sözde Türk milliyetçileri yüzünden.

1 Kasım 2015'de tekrar sandık başına gidildi. Bu sefer de nöbet yerimiz olan Kiev Büyükelçiliği'ndeydik.

Ancak daha girişte çok soğuk bir karşılama yaptı elçilik muhafızları...

Girdik içeri, elçilik birinci ağızdan, "Görüntü al ve çık sandık başında beklemen yasak" dediler. Halbuki sandık başında bulunması gereken kişiler arasında, "basın mensupları" da yer alıyordu.

"Kanun değişti" dediler. Hani seçim kanunlarındaki değişiklikler daha sonraki seçimlerde yürürlülüğe giriyordu...

Her neyse bir kaç fotoğraftan sonra kapı dışarı ettiler. Eee, kamera olmadığına göre artık istediklerini yapabilirlerdi.

"Yunus seni, sandık başında görmek istemiyoruz" dediler.

Eyvallah, dedik.

Madem, R. T. Erdoğan'ın başındaki TC Kiev Büyükelçiliği beni görmek istemiyor.

Madem, R. T. Erdoğan'ı başa getiren TC halkı benden rahatsız o zaman ne haliniz varsa görün.

Halbuki, demokrasi ve özgürlük ortak paydasında buluşabilirdik.

Hepimiz kazanırdık.

Olmadı.

TC devleti bütün kurumlarıyla beni ve çocuklarımı, kardeşlerimi ötekileştirdi.

"Varsın, Türkiye'de nüfus bir milyon eksik olsun" denildi.

Sıkıntı yok. Hitler'de öyle dedi.

Bir zaman Stalin de öyle dedi...

Yakın tarihte kendi halkını ötekileştiren Kaddafi, Saddam da öyle dedi. Sonları malum.

Referandum da iki seçenek var: "evet: tek adam" ve "hayır: demokrasi" bunca gündem varken bu duruma Devlet Bahçeli ve R. T. Erdoğan müttefikliği ile geldik.

Artık, "Tek Adam" rejimi önünde, Cihan Haber Ajansı da kalmadı sandıklar yalan haberleri nam salmış AA'ya kaldı.

CHP'nin demokrasi derdi yok zaten. Olsaydı CHP'li milletvekilleri gazla, plasitk mermi ile toma ile Cihan Haber Ajansı basıldığında destek olurdu.


Erdoğan'ın yayın organı AA'nın seçimleri nasıl manipüle ettiği malum.

Bu durumda sandık güvenliği sadece AKP rejimine kaldı. Eee, artık "Saray" nasıl buyurursa öyle olur.

Ben de, zaten nöbet yerim Kiev Büyükelçiliği sandık başından kovuldum.

İstenilmeyen yere, kediler ile köpekler gider

Özgürlük de yalan demokrasi de yalan, sandık başında var biraz da sen oyalan.

Bakın başınızın çaresine...

Mesele, kazanma ya da kaybetme meselesi değil vicdan meselesi.

Nasıl olsa sonuçta, "Saray" ne derse o çıkacak.

Bugün, YSK referandum sonucu yüzde 63 "Evet" çıktı diye açıklasa bunu kontrol edecek bir mekanizma, buna itiraz edecek bir merci var mı?

Yok.

OHALde, "Hayır" diyerek sadece vicdanınızı rahatlatın. Tek adamın değirmenine su taşımış olmayın.

Varsın; çalarak çalışanların iktidarı, referandumu da manipüle ederek kazansın...  

Size, bakan yönüyle "Hayır" dediğinizde yıllar sonra çocuklarınız size bu günleri sorduğunda göğsünüzü gererek "Hayır" demiştik dersiniz...

Twitter: @erdogduy | YUNUS ERDOĞDU - yunuserdogdu@hotmail.com

Demokratik günlerden bir hatıra...


Son Düzenleme Pazar, 09 Nisan 2017 14:24
Bu Ögeyi Oyla
(2 Oy)

Ukrayna'nın kaçak lideri Viktor Yanukoviç'in Kasım 2013’te AB ile Ortaklık ve Serbest Ticaret Anlaşması’nı imzalamaması ve ülkenin rotasını Rusya Federayo'nuna çevirmesine itiraz eden AB yanlısı muhalif Ukraynalılar Kiev'de protesto gösterilerine başlamıştı.

Yanukoviç'in, Rusya ile yakınlaşma kararıyla protesto gösterileri hemen hemen tüm Ukrayna'ya yayılmış, protestocularla güvenlik güçleri arasında yaşanan çatışmalar ve şiddet olayları sonrasında Yanukoviç, canını kurtarmak için Şubat 2014'de Rusya' ya kaçmak zorunda kalmıştı.

Benzer hadiseler şimdilerde Türkiye'de yaşanıyor.

Reisicumhur R. T. Erdoğan liderliğindeki AKP rejimi, Avrupa Birliği'ne kafasına göre; "Eyyyy Almanya", "Eyyyy Hollanda", "Eyyyy Fransa" diyerek posta koyup Şangay Birliği'ne rotayı çevirdi.

Ancak bizdeki muhaliflerin büyük kesiminin solcu ve Avrasyacı olması hasebiyle herhangi halktan ve muhalefetten bir tepki görmedi.

Zaten iktidar yanlısı makarna bağımlısı devletten yardım alan 25 milyon kişinin kişisel bir tercih yapma durumu olmadığı göz önüne alındığında Erdoğan'ın rotayı Rusya'ya da çevirir Afrika Birliği ya da Somali'ye de.

Bundan dolayı ki Avrupa'daki AKP'liler ekmek yedikleri Hollanda'da, Avrupa değerlerine karşı eylem yapıyor.

Böylece Rusya yanlısı Erdoğan için Avrupa'nın göbeğinde Avrupa karşıtı eylem yaparak tarihe geçiyor.

AKP'liler eğer bu kadar Rusya heveslisiyseniz Rusya'ya gidin...

Çoktan Avrupa'ya vizesiz seyahat izni alan Ukraynalılar, Gürcüler sizin yokluğunuzda açılan kadroları doldurur orada...

Ya da akıllı olan Reis sevdasıyla ekmeğinizden aşınızdan olmayın.

Bugün, kızdığınınız Avrupa demokrasisini ampulle ararsınız...

AKP'Lİ GURBETÇİLER NEDEN SOKAKTA?
Avrupa'daki, Türklerin de ekserisi de batıda yaşadığı eziklik ve Erdoğan'ın eline aldığı medyada her gün gösterdiği Ertuğrul Gazi'den, Abdülhamit'e kadar  Osmanlı dizileriyle oluşturduğu büyük devlet hayalleriyle gerçeklikten kopuk rüya aleminde yaşamaya başladı.

Gerçeklik şudur iki kutuplu dünyada ya ABD, AB, NATO'nun liderliğindeki batının demokratik, hukuk ve özgürlük değerleri yanında yer alırsın...

Ya da Rusya'daki gibi otokrat bir kesimin alabildiğine zengin bir kesimin ise çöplükten ekmek topladığı Şangay Beşlisinin yanında... Ki o da sizi oraya alırlarsa ki bu bile mümkün gözükmüyor. Bu kararla 50 yıl da Moskova kapısında beklersiniz.

Erdoğan rejimi Türkiye'nin yerini Rusya'da olduğu kanaatinde.

Hollanda'da yaşanan kriz de bunun bir göstergesi, batı artık Türkiye'nin tercihinin doğu olduğunu biliyor.

Ve netice olarak vizesiz Avrupa hayaliyle çıktığımız yolda bakanlarımızın dahi Avrupa'ya giremediği bir duruma geldik.

Bu durumun mesulü 15 yıldır iktidarı elinde tutan Erdoğan rejiminden başkası değildir.

Erdoğan'ın bir zamanlar çok kıymetli dostu Suriye lideri Esed ile dostluğunun sonunu gördük.

Şimdide Erdoğan'ın çok kıymetli dostu yeni stratejik ortağı Putin ile dostluğunun akıbeti nasıl olacak bekleyelim görelim.

@erdogduy | YUNUS ERDOĞDU - yunuserdogdu@hotmail.com


Son Düzenleme Pazar, 12 Mart 2017 00:13
JPAGE_CURRENT_OF_TOTAL

Yunus Erdoğdu

Ben, ezelden beri mülteciyim.

Ben, ezelden beri mülteciyim.

Yaklaşık yedi asır evvel Anadolu coğrafyasına iltica eden, Türkmen milleti...

Hits:405Devamı...

Referandum, sonuçlarına güvenir misiniz?

Referandum, sonuçlarına güvenir misiniz?

Toplumda, güven bunalımı var. İnsan, güvene en çok; fitnenin arttığı,...

Hits:2397Devamı...

İsmail Bahar

Nisan bahar türküsüdür

Nisan bahar türküsüdür

Nisan bitmek üzere, gec kaldığımı biliyorum ‘bahar’ demeye... Mart’ın 1’ini, 21...

Hits:2492Devamı...

Kayısı çiçeği

Kayısı çiçeği

Bahar vakti kar yağar mı?En azından hiç beklemeyiz yağacağını.Cenâb-ı Hakk’ın...

Hits:30417Devamı...

Şükrettin Aslanoğlu

Kutlu Doğumun Ya Rasulallah!

Kutlu Doğumun Ya Rasulallah!

Sensizliğin en büyük yaramız olduğu mevsimlerdeyiz Ya RasulAllah…Merhemimiz sen ol...

Hits:1518Devamı...

Kapkara bir gecede dolunay gibi

Kapkara bir gecede dolunay gibi

Şaban-ı Muazzam’ın 15. gecesi... Adlandırıldığı şekliyle Beraat Gecesi, Beraat Kandili...Karanlığı...

Hits:25535Devamı...

Kerem Aslan

Myanmar’a yardım! [2]

Myanmar’a yardım! [2]

Myanmar, Myanmar Birliği Cumhuriyeti, Burma, Birmanya Kasırgalar, yokluklar,yoksulluklar... Bazen bu sıkıntılarla, bazen...

Hits:363Devamı...

Myanmar’a yardım! [1]

Myanmar’a yardım! [1]

Myanmar önceden beri hep yardıma ihtiyacıyla tanıdığım, bildiğim bir ülke...

Hits:355Devamı...

Bilişim

[FOTO GALERİ] Kodak sahneye Ektra akıllı telefon kamera ile çıkıyor

[FOTO GALERİ] Kodak sahneye Ektra akıllı telefon kamera ile çıkıyor

Söz konusu fotoğraf makineleri olduğunda, birçoğumuz için Kodak markasının ayrı...

Hits:394Devamı...

Whatsapp, Ukrayna'da da çöktü!

Whatsapp, Ukrayna'da da çöktü!

Dünyada bir milyardan fazla kullanıcıya sahip akıllı telefon uygulaması Whatsapp'de...

Hits:14978Devamı...

Otomobil

Tam cadılık: yerli dedikleri Cadillac çıktı

Tam cadılık: yerli dedikleri Cadillac çıktı

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, yerli otomobilin prototipinin...

Hits:253974Devamı...

[FOTO GALERİ] Türkler, Ukraynalılardan 20 yılsonra Lexus ile tanışacak

[FOTO GALERİ] Türkler, Ukraynalılardan 20 yılsonra Lexus ile tanışacak

Japon otomotiv devi Toyota’nın 1989’da kurduğu lüks segment markası Lexus,...

Hits:355205Devamı...

Flag Counter



Alexa Certified Traffic Ranking for http://ukraynahaber.com/

TÜRK BASINI
Birgün
Cumhuriyet
Yeni Asya