28 Mayıs 2017
SON HABERLER:

Anket

Sizce erken seçimlerde hangi parti oy kaybeder?





Sonuçlar


Aleksandr Abdullahov
Pazartesi, 09 Aralık 2013 02:02

Sözde kalanlar

Yazar ALEKSANDR ABDULLAHOV | www.UkraynaHaber.com
Bu Ögeyi Oyla
(5 Oy)

Yollar yokuş düz değil
Çaba gerek söz değil
Güzel olan söz değil
Sözdeki mana güzel.

Gözlerinizi kapatın. Ve şu kelimeleri hayalinizde canlandırın. Sevgi, diyalog, hoşgörü, barış, huzur, dost, vefa, incelik, söz, nezaket, empati.

İçini doldurun bu kelimelerin. N’olur doldurun, yoksa kelimelerin yani hayatın içini boşaltıyorlar biz doldurmadıkça.

Barış için insanlar öldürülüyor, sevgi için nefret ediyoruz birbirimizden ve diyalog için monolog yaşam tercih edilir oldu artık.

Ne oluyoruz yahu? diyenlere sus! işareti yapıyor ruh hortumcuları.

Neden birçok şey sözde kaldı?

Sözde kalanlar sözle kaldı, hayat veremediler söylediklerine.

Kelimeler anlamlarıyla gurbet yaşıyor şimdi.

Anlamlar mı çekip gitti, kelimeler mi boşandı anlamlarından bilinmez ama bir hasret şimdi yaşanan.

Belki de bir sabah hiç kimseye duyurmadan sessiz sedasız ruhunu çaldılar kelimelerin.

Anlamlarını mı değiştirdiler yoksa anlamı mı kalmadı sözlerin.

Şairin dediği:

“İçi zemzem dolu ne şişeler gördük. Adı iffet olan ne fahişeler gördük.”
sabahında mıyız yoksa.

“Söz namustur.”, “sözüm senettir.” ifadeleri vardı, kelimelere ruh elbisesi giydiren.

Günümüzde “anlam hırsızlarına” inat bu soyguna “dur” diyen gerçek mana yiğitleri mi azaldı yoksa “senet” insanlık borsasında değer mi kaybetti.

Belki de “tahrip kolaydır.” mağlubiyetinde bu yaşananlar.

Söz anlamını ve kuvvetini yitirmedi elbette.

Onu söyleyen dillerde değeri düştü, anlamını kaybetti.

Antikadan anlamayan biri için eski bir tablo, altından anlamayan için 24 ayar saf altın, deriden anlamayan biri için hakiki deri bir palto elbette ki anlamını yitirir ve değerini kaybeder.

O tablo mahir bir antikacıda, o altın hakiki bir sarrafta, o palto da gerçek bir dericide anlam kazanır, değer atfeder.

Söz 21. yüzyılın silahı oldu.

İnsanların, ülkelerin her şeyin kaderine iki dudak arasından çıkan kelimeler şekil verdi.

Hayat verdi diyemiyorum çünkü söz, gerçek sahibinin dilinde olduğu zaman faydalı bir güç, güzel bir dayanaktır.

Yardımcıdır söz, yapıcıdır.

Ama yapanlardan çok yıkanların çığlıklarının yüksek olduğu bir devir yaşanan bu yüzyıl.

Onun için söz daha çok milletleri yıkan bir silah, insanları köleleştiren bir materyal oldu kem vicdanlıların elinde.

Ve söz yeşerten değil solduran, güldüren değil inleten nağmeler haline dönüştü.

Anlam kaybolunca manasız ve içi boş kelimeler sakız olur dillerde.

Her gün hiç bıkmadan çiğnenen ve çiğnendikçe ezilen harfler dökülür oldu dudaklardan.

Hadi bir düşünelim. “Yani”, “ben böyle demek istemedim”, “belki”, “vallahi” “kesinlikle” kelimelerini günde kaç defa kullanıyoruz acaba?

“Hayat sadece siyah ve beyazdan ibarettir” düşüncesine katılmıyorum ama hayatta her şeyin bir rengi olduğunu da inkâr etmek günümüz keşmekeşi içindeki insanın duygularının bir tezahürü olsa gerektir.

Daha duygularının, daha düşüncelerinin rengini bilemeyenlerin dillerinde ezilen kelimelerden birkaçıdır bunlar.

İçi doldurulmamış, muğlâk ve sığ.

Duygular net olmayınca sözler de bulanır.

Ve renk, birenk hale gelir. Hâlbuki söz Âşık Yunus’un dilinde

“Söz ola kese savaşı
Söz ola bitire başı
Söz ola ağılı aşı
Bal ile yağ ede bir söz.”

mısralarıyla ruh bulur.

Söz hayattır. Kelam varlığın emaresidir.

Doğru gönüllerde can bulur, yeşerir kelime fidecikleri.

Büyür, gelişir ve “anlam” meyveleriyle tat bulur.

Meyvesi olmayan ağaç kısır, tadı olmayan meyve de saman halini alır.

Söz ölçüdür.

Söyleyeni anlatır, anlayanı söyletir.

Sözle sahibi arasında çok uyumlu bir denge vardır.

Sözle sahibi, küp ve içindekine benzer.

Küpün içinde ne varsa, dışarı da o sızar.

Kelimeler sahibine göre bir elbise giyer ve hayat bulur.

Hayat-bahş olmayanın sözü de ölüdür.


“Söz gümüşse, sukut altındır amma sözü altın olanların sukutu da intihardır.”


Sözü altın olanlar her daim meyve vermelidir ki “anlam hırsızları” soygun yapacak bir gönül bulamasın.

Bu soyguna dur demenin bir yoludur şairin : “Sözü süz de söyle, manayı inci gibi diz de söyle.” mısralarına kendimizi muhatap bilmek.

Söz anlamsız, söz manasız, söz ruhsuz
Gözler fersiz, gönül durgun, can ruhsuz
Yaşanmaz ki şu âlemde şuursuz
Hayat bulmaz gönüllerde söz ruhsuz.

ALEKSANDR ABDULLAHOV | www.UkraynaHaber.com

Son Düzenleme Salı, 30 Kasım 1999 02:00
Bu Ögeyi Oyla
(2 Oy)

Sağlığı olanın umudu, umudu olanın her şeyi var demektir. Ukrayna Sağlık Bakanlığı Danışmanı İvan Soroka, Kiev İl Sağlık Müdürü Vitaliy Mohoriyev ve Kiev Belediyesi Milletvekili Sağlık ve Sosyal Politikalar Komisyon Başkanı Alla Şlapak başkanlığında bir heyet Ukrayna-Türkiye arasında sağlık ilişkilerini geliştirmek üzere bir Türkiye ziyareti gerçekleştirdi.

İstanbul-Kiev sağlık alanında iki kardeş şehir oldu. İstatistikî bilgilere başvurursak İstanbul’un sağlığıyla ilgili şu veriler karşımıza çıkar: “214 hastaneli İstanbul’da yaklaşık 30 bin hekim görev yapmaktadır. Yine yaklaşık 30 bin hasta yatak kapasitesine sahip İstanbul’da 91 bin 841 poliklinik mevcuttur. Şu an İstanbul’da obezite oranı yüzde 38, doktor başına düşen hasta sayısı 677,ambulans sayısı 645, aile hekim merkezi sayısı 163 ve yoğun bakım yatak sayısı 897’dir.”

Vitaliy Mohoriyev ile İstanbul İl Sağlık Müdürü Prof. Dr. Selami Albayrak, 14 Kasım 2013’te iki şehir arasında dostluk ve işbirliği protokolüne imza attı. Bu işbirliği protokolü muhtevasında, sağlık koruma metodları ve şekilleri geliştirme noktasında, tıptaki yeni kullanılan teknolojiler, sağlık alanında finansal kaynak sağlamada farklı kaynakların oluşturulması konularında, tıp teknolojisinde yeni buluşlar ve uygulamalar gibi farklı birçok alanda tecrübe paylaşımında bulunulması kararı aldı.

Protokolü imzalamaktan duyduğu memnuniyeti dile getiren Selami Albayrak:

“Birbirine iki saat uzaklıktaki komşu ülke Ukrayna’nın başkenti Kiev’le kardeş olmaktan mutluyuz. Sağlık alanındaki bilgi ve birikimlerimizi seve seve komşumuzla paylaşmaya hazırız. Bu ziyaretler ve dostluklar her iki ülkenin diğer alanlarında da yoğun bir şekilde yapılmaktadır. Ümit ederim ki sağlık alanında da bu dostluklar kısa zamanda çok güzel bir seviyeye ulaşacaktır. İstanbul olarak biz bu işbirliğinin formal yapıda kalmasını istemiyoruz.” dedi.

Kiev hakkında bilgi vererek konuşmasına başlayan Mohoriyev ise şunları söyledi:

“78 il sağlık yöneticisinin sağlık işlerini organize ettiği Kiev’de, il sağlık müdürlüğüne bağlı toplam 60 bin sağlık personeli yaklaşık 600 hastanede görev yapıyor. Ukrayna’da toplam 130 bin, Kiev’de 13 bin doktor çalışıyor. Özellikle son 10 yılda Türkiye sağlık alanında bir reform gerçekleştirmiştir. Şu an Ukrayna, sağlık alanında bir yenilenmenin ayrım noktasındadır. Ülkede yapılacak bu alanda ciddi bir reform için Türkiye bizim için iyi bir modeldir. Bu alandaki tecrübe paylaşımı her iki ülke açısından çok faydalı olacaktır. Bu atılan imzalar bizim için çok değerlidir. İlişkilerin, sadece il sağlık yöneticileri arasında değil başhekimler, doktorlar, tıp üniversitesi akademisyenleri, sağlık meslek okulları gibi sağlık sektörünün diğer kurum ve kişilerince de aynı zenginlikte sürdürülmesini arzu ediyoruz. Misafirperver Türk halkına, İstanbul’lu meslektaşlarıma ve bu yola çıkmamıza olumlu teşvikleri olan Kiev Meridyen okulları idarecilerine teşekkür ediyorum.”

Heyette Ukrayna Sağlık Bakanlığını temsilen bulunan Bakan Danışmanı İvan Soroka ise:

“Gerek İstanbul’da yaptığımız İstanbul M.Akif Ersoy Kalp ve Damar Eğitim ve Araştırma hastanesi ve Fatih üniversitesi Tıp Fakültesi (eski adıyla Sema hastanesi) ziyaretleri, gerekse Bursa’da Acıbadem hastanesi,Medical Park hastanesi ve Uludağ Tıp fakültesi ziyaretleri Türkiye’de yapılan sağlık reformunun resmini net çekmemiz açısından çok verimli oldu. Eylül ayında iki ülke sağlık bakanlarının İzmir’de bir araya gelmesi ve ikili ilişkilerin geliştirilmesi noktasında aldıkları karar, Ekim ayında Sayın Yanukoviç ve Sayın Erdoğan’ın Ankara’da buluşmaları ve yine bu görüşmelerde sağlık bakanlarının da olması, sağlık alanında bizim attığımız adımlara güç vermektedir. Her iki ülkenin birbirine katkı sağlıyacağı hususlar çoktur. Ümit ederim ki bu ilişkilerimiz her geçen gün daha da artan bir ivmeyle iki ülke insanını ve sağlıkçılarını birbirine yakınlaştırır.” diye konuştu.
15 Kasım’da Bursa’yı ziyaret eden heyet, Bursa Vali Yardımcısı Samet Ercoşkun, İl Sağlık Müdürü Kadir Özcan ve Bursa Sağlık Turizm Başkanı Dr. Metin Yurdakuş tarafından Bursa valiliğinde karşılandı.

Bursa – Kiev sağlık işbirliği protokolü Mohariyev ile Özcan’ın imzalarıyla hayat buldu. Vali yardımcısı Samet Erçoşkun, “iki hafta önce Kiev’deki sağlık ve turizm fuarına katıldıklarını ve Kiev’in ve Ukrayna insanının çok cana yakın ve misafirperver olduklarını” söyledi.

Erçoşkun: “ Bu atılan imzaların Kiev-Bursa ilişkileri için bir milat olduğunu sadece sağlık değil her alanda birbiriyle çok ortak paydaları olan bu iki şehrin birbirlerini tanıma ve yardımlaşmada bir model olmasını temenni ettiklerini.” ifade etti.

“Kiev’in Bursa’da tanıtımı adına her türlü projeye açık olduklarını, iki şehir ilişkilerinin üniversiteler arası, turizm kurumları ve şehir idarecileri arası geliştirilmeye açık olduğunu ve bu meyanda her türlü katkıyı vermeye hazır olduklarını” sözlerine ekledi.

Kiev Belediyesi Milletvekili Sağlık ve Sosyal Politikalar Komisyon Başkanı Alla Şlapak:

“Bursa İl Valiliği’nin bu üst düzey ilgisinden duydukları memnuniyeti dile getirerek, vali yardımcısının temennilerine katıldığını ve Kiev belediyesi olarak da aynı duyguları paylaştıklarını ifade etti.

Ercoşkun atılan imzaların sonunda, Vitaly Mohariyev’e Bursa şehrinin silüetinin olduğu, ipekten yapılmış özel bir resmi, Alla Slapak’a ise özel bir ipek atkı hediye etti.

Kiev heyeti adına Şlapak, vali yardımcısı Ercoşkun’a Ukrayna’yı temsil eden milli bir elbise ile bereketi temsil eden bir kukla hediye etti.

İstanbul – Kiev, Bursa-Kiev sağlıklı bir ilişkinin ilk adımlarını atarak, bu çalışmalara “evet” dedi.

Yöneticilerin samimi, ciddi yaklaşımları ve gayretleri bu ilişkileri yarı yolda bırakmayacak gibi görünüyor.

En azından bizim umudumuz böyle.

Hem ne demişler; “Sağlığı olanın umudu, umudu olanın her şeyi var demektir.”

ALEKSANDR ABDULLAHOV | www.UkraynaHaber.com

Resim Galerisi

{gallery}3407{/gallery}
Son Düzenleme Salı, 30 Kasım 1999 02:00
Bu Ögeyi Oyla
(2 Oy)

Türkiye-Ukrayna ilişkileri son dönemde çok iyi bir hava yakaladı. Bunda tabii ki iki ülke arasında imzalanan Yüksek Düzeyli Stratejik işbirliği anlaşmalarının rolü yadsınamaz bir gerçektir.

Bununla beraber sivil toplum kuruluşlarının gayret ve destekleri de bu ikili ilişkilerin ivmesini zenginleştiren en önemli öğedir.

Ticaret, eğitim, kültür derken son dönemde sağlık alanında artan ilişkiler de bu olumlu havanın rüzgârında ilerliyor.

24 Ekim 2013’de Kiev’de yapılan Dünya Sağlık Turizmi Konseyi’nin (GHTC) Rusça konuşan ülkelerin bölge fuarına 21 ülkeden 132 firma katılmıştı.

Hatırlayacaksınız, Dünya ve Türkiye Sağlık Konseyi Başkanı Emin Çakmak başkanlığında bu fuara Türkiye’den 32 kuruluş, 78 kişi ile büyük bir katılım gerçekleştirilmişti. Bundan iki yıl evvel de Ukrayna Sağlık Bakanlığından oluşan bir heyet bakan yardımcıları ve bazı Tıp üniversitelerinin rektörleri bir STK tarafından Türkiye’ye götürülmüş, Türkiye’nin sağlık alanında yaptığı ileri atılımlar ve çalışmalar masaya yatırılmış ve bazı güzel örnekler yerinde müşahede edilmişti.

Bu iyi ilişkilerin somut adımlarından biri de işte 14 ve 15 Kasım’da İstanbul ve Bursa’da imzaya dökülecek.

Ukrayna Sağlık Bakanlığı Danışmanı İvan Soroka, başkanlığında bir heyet 13-16 Kasım’da iki şehir arasında atılacak sağlık alanındaki işbirliği protokolleri için İstanbul ve Bursa’ya gidiyor.

Heyette Soroka’nın yanı sıra Kiev İl Sağlık Müdürü Vitaliy Mohoriyev ve Kiev Belediyesi Milletvekili, Sağlık ve Sosyal Politikalar Komisyon Başkanı Alla Şlapak da yer alıyor.

Heyet,15 Kasım’da İstanbul-Kiev Sağlık İşbirliği protokolünü, 16 Kasım’da da Bursa-Kiev Sağlık İşbirliği protokolünü imzalayacak.

Bu işbirliği protokolü çerçevesinde Kiev; hem İstanbul hem de Bursa ile sağlık koruma metot ve şekilleri geliştirme noktasında, tıptaki yeni teknolojiler, finans sağlamadaki yeni şekiller, yeni buluşlar ve sağlık ekonomisi konusunda tecrübe paylaşımında bulunulması kararları yer alıyor.,

Türkiye-Ukrayna ilişkileri sağlık alanına da indi.

Allah politik nazarlardan saklasın.

Bu alanda alış verişe açık çok şeyler var.

Bu ilişkileri sonuna kadar destekliyor ve alkışlıyoruz.

Ne diyelim, “sağlık olsun”.

ALEKSANDR ABDULLAHOV | www.UkraynaHaber.com

BURADAN ANDROİD UYGULAMAMIZI İNDİREBİLİRSİNİZ...

Son Düzenleme Pazar, 10 Kasım 2013 21:32
Bu Ögeyi Oyla
(1 Oy)

Kiev Magilanskiy Akademisi mezunu, Ukrayna’nın felsefe, eğitim alanında yetiştirdiği dâhilerden biri, Grigoriy Skovorada’nın doğumunun 290. yılını kutladık geçen hafta.

3 Aralık 1722’de Çernuhi’de doğan filozof, düşünür, müzisyen Grigoriy’i 9 Kasım 1794 yılında Harkiv’de yitirmişti dünya.

72 yıllık hayatına çok şey sığdırmıştı ama anlaşılamamanın ızdırabıyla tüm dünyaya haykırdığı

“dünya beni tuttu ama yakalayamadı” cümlesi yazıldı adının yanına Skovorada’nın.

Felsefe alanındaki eserleri, eğitim alanındaki yüksek düşünceleriyle Ukrayna’nın kalbine yazılmış Skovorada, insanın yaradılış gayesi ve hayattaki amacının anlaşılmasına bir ömür tüketmiş, ender entelektüellerden biri olarak tarihe geçti.

Döneminde anlaşılamadı. Eğitim ve sanat penceresinden felsefe gözlüğüyle hayatın anlamını, Yaradan’ın kâinattaki sırları içinde arayarak makro âlemden mikro âlemin şifrelerini, hayata manzum bir eser olarak, farklı okullarda bu misyona ruh vererek yaşatmaya çalıştı.

“Hayat ebediyet içinde açılmış küçük bir parantezdir.”
mefkûresinin erken farkına vardı ama kafasını yastıktan kaldıramayan milyonlara sesini duyuramadı.

Hayatında, Konfiçyüs’ün yüzyıllar önce söylediği “Aradığını bilmeyen bulduğunu anlayamaz.” hayat felsefesini yakalayarak, insanın Yaradan’ını tanıması için önce kendini tanıması gerektiğini anlatır sessiz kalabalıklara.

Kendini bilmeyenin, tanımayanın Allah’ı bulamayacağını söyler. Allah’a imanın sadece sözde kalamayacağını anlatır kendi insanına. Bir Acem manisindeki gibi:

“Baba kitap ile sen
Oku ki ta bilesen
Burada bir iş işle ki
Kabirde yatabilesen.”


Mısralarının ruhuna uygun olarak  “Allah’a inanmak sadece Onun varlığına inanmak değil, hayatını onun emirlerine göre yaşamaktır” der.

İnsanın ruhundaki yaraların merhemini başkalarının yaralarını iyileştirmekte olduğuna inanan Skovoroda, hayatın mücadeleden değil muaveneden yani yardımlaşmadan ibaret olduğunu salıklar çevresine. Ve hayattaki “kutsiyeti” bu yardımlaşmada görür.

Gül bahçesine giren insanın üzerinde gül kokusu kalacağı gibi, insan hayatının hangi renk ve kokuda olduğunu dostlarından da anlayabileceği anlayışını da bayraklaştırır.

Çevrendeki dost ve arkadaşların senin ruh dünyanın dışa yansımalarıdır. Bir başka deyişle “bana dostunu söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim” Anadolu sözünün;

“kiminle arkadaşlık ediyorsak onun ruhundakileri emeriz” ifadesi olarak Ukrayna’da yankısıdır adeta.

72 yıllık hayatında, hayatın anlamına adanmış bir hayat yaşayan Skovoroda, kendisini avuçlarının içinden kaçıran insanlığa siteminde ne kadar haklıysa, günümüz eğitimcileri başta olmak üzere insanların hala onu tanımaya yanaşmayan vurdumduymazlıkları da bir o kadar acıdır. Temennim odur ki, her hakikatin iade i itibarını aldığı bir yüzyıl arifesinde, Skovoroda’ da yakın bir gelecekte bu toplumun vazgeçilmez dinamiklerinden biri olacaktır.

Belki de hepimize zor gelen bir hayat anlayışının bayrağını göndere çektiği için, iç kabulde zorlandığımız Skovoroda, hayatı bir cümlenin içinde şöyle formülleştirmiştir:

“Bana göre gerçek hizmet, az nimetle yetinip alçak gönüllü olmak,  insanlara tam sevgi verebilmek için kendi beğenmişliğimi yenmek, şöhret peşinde değil de Yaradan’ın rızası peşinde koşmaktır”

ALEKSANDR ABDULLAHOV | www.UkraynaHaber.com

Son Düzenleme Pazartesi, 10 Aralık 2012 00:54
JPAGE_CURRENT_OF_TOTAL

Yunus Erdoğdu

Ben, ezelden beri mülteciyim.

Ben, ezelden beri mülteciyim.

Yaklaşık yedi asır evvel Anadolu coğrafyasına iltica eden, Türkmen milleti...

Hits:393Devamı...

Referandum, sonuçlarına güvenir misiniz?

Referandum, sonuçlarına güvenir misiniz?

Toplumda, güven bunalımı var. İnsan, güvene en çok; fitnenin arttığı,...

Hits:2382Devamı...

İsmail Bahar

Nisan bahar türküsüdür

Nisan bahar türküsüdür

Nisan bitmek üzere, gec kaldığımı biliyorum ‘bahar’ demeye... Mart’ın 1’ini, 21...

Hits:2467Devamı...

Kayısı çiçeği

Kayısı çiçeği

Bahar vakti kar yağar mı?En azından hiç beklemeyiz yağacağını.Cenâb-ı Hakk’ın...

Hits:30292Devamı...

Şükrettin Aslanoğlu

Kutlu Doğumun Ya Rasulallah!

Kutlu Doğumun Ya Rasulallah!

Sensizliğin en büyük yaramız olduğu mevsimlerdeyiz Ya RasulAllah…Merhemimiz sen ol...

Hits:1506Devamı...

Kapkara bir gecede dolunay gibi

Kapkara bir gecede dolunay gibi

Şaban-ı Muazzam’ın 15. gecesi... Adlandırıldığı şekliyle Beraat Gecesi, Beraat Kandili...Karanlığı...

Hits:25441Devamı...

Kerem Aslan

Myanmar’a yardım! [2]

Myanmar’a yardım! [2]

Myanmar, Myanmar Birliği Cumhuriyeti, Burma, Birmanya Kasırgalar, yokluklar,yoksulluklar... Bazen bu sıkıntılarla, bazen...

Hits:253Devamı...

Myanmar’a yardım! [1]

Myanmar’a yardım! [1]

Myanmar önceden beri hep yardıma ihtiyacıyla tanıdığım, bildiğim bir ülke...

Hits:250Devamı...

Bilişim

[FOTO GALERİ] Kodak sahneye Ektra akıllı telefon kamera ile çıkıyor

[FOTO GALERİ] Kodak sahneye Ektra akıllı telefon kamera ile çıkıyor

Söz konusu fotoğraf makineleri olduğunda, birçoğumuz için Kodak markasının ayrı...

Hits:286Devamı...

Whatsapp, Ukrayna'da da çöktü!

Whatsapp, Ukrayna'da da çöktü!

Dünyada bir milyardan fazla kullanıcıya sahip akıllı telefon uygulaması Whatsapp'de...

Hits:14229Devamı...

Otomobil

Tam cadılık: yerli dedikleri Cadillac çıktı

Tam cadılık: yerli dedikleri Cadillac çıktı

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, yerli otomobilin prototipinin...

Hits:252721Devamı...

[FOTO GALERİ] Türkler, Ukraynalılardan 20 yılsonra Lexus ile tanışacak

[FOTO GALERİ] Türkler, Ukraynalılardan 20 yılsonra Lexus ile tanışacak

Japon otomotiv devi Toyota’nın 1989’da kurduğu lüks segment markası Lexus,...

Hits:354204Devamı...

Flag Counter



Alexa Certified Traffic Ranking for http://ukraynahaber.com/

TÜRK BASINI
Birgün
Cumhuriyet
Yeni Asya