TürküVideoYunus Erdoğdu

Neşet Ertaş’ın “Yolcu” türküsü ve altında yatan derin İslam felsefesi…

Neşet geliyor dedikleri düğüne gidilmez mi?

Ankara’nın Şereflikoçhisar ilçesinde doğdum büyüdüm. Köyüm de Hirfanlı Barajının kıyısında Geçitli (Hamidiye Çiftliği) karşı taraf ise Kırşehir. Anne tarafından akrabalarımızın bir kısmı Kırşehirli biz de Ankaralı. Ortak noktamız ise Neşet Ertaş ile hemşehri olmak.

Çocukluk yıllarımda şehirde bir efsane dolaşırdı, “Falancaların düğününe Neşet Usta gelecekmiş.” Genelde biraz varlıklı aileler şehir dışından çalgıcı getirirdi. Ya değilse Şereflikoçhisar‘ın çalgıcılarının da Neşet Usta‘dan kalır yanları yoktur.

Aynı yanık yürekten çıkar sesler.

Genelde ben düğünlerde davetlilerin yanında değil, çalgıcıların dizinin dibine otururdum. Bunun iki nedeni vardı; birincisi müziğe olan ilgim, ikinci nedenim ise çalgıcıların masasından meze tabağı hiç boş kalmıyordu onlar çalarken ben mezelerin keyfini çıkartıyordum. Akşamın loş ışığında o günler mazide kaldı.

YouTube‘da bilgisayar ekranı önünde alem yapanlara o benim yaşadığım Türkülü gecelerin hazzını anlatmak biraz zor.

Son dönemde Türkiye‘de bir “milli ve yerli” furyası başladı. İşte Neşet Ertaş gerçekten hem milli hem de yerli bir insandı.

Şeytanın güdümündeki; inkara ve günaha, hayâsız, ahlaksız ve münasebetsiz davranışlara davet eden müzik akımı karşısında, Neşet Usta‘nın “Yolcu” türküsü bir manifestodur, bir alternatiftir.

“Yolcu” türküsü; Türk‘ün hamurunun İslam ile yoğrulmasının ve İslam‘ın Anadolu toprağında ne kadar özleşmesinin destanıdır bir nişanıdır.

Müslümanı-Ateisti, inananı-deisti, Türkü-Kürdü, Alevîsi-Sünnîsiyle; Neset Usta’nın Türkülerini dinlerken aynı duyguları paylaşmıyor muyuz?

Anadolu‘da yaşadığımız dert ve ızdırap müşterek değil mi?

Gelelim, Yaşar Kemal, Ertaş’ı “Bozkırın Tezenesi” olarak adlandırdığı Neşet Usta‘nın, “Yolcu” Türküsüne.

Yanık bir türkü, gönüldeki bir  heyecan mı yoksa Türk‘ün ince zekasının bir eseri, büyük bir İslam felsefe destanı mı?

Karar sizin!

Yolcu

Bir anadan dünyaya gelen yolcu, (Evrim teorisi olduğu gibi çökertir..)

Görünce dünyayı gönül verdin mi? (Çok önemli bir soru hangi, yolcu tren istasyonunda kalır? Yani ahiret inancı…)

Kimi büyük, kimi böcek, kimi kurt, (Hayvan hakları…)

Merak edip hiç birini sordun mu? (Kur’an-ı Kerim’de, birçok yerde, “Akıl etmez misiniz” ifadesi geçmektedir. Neden diye sorgulamak emredilir…)

İnsan ölür ama ruhu ölmez, (Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.v.) Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki: “Bir kimse, din kardeşinin kabrini ziyarete gider ve mezarı başında oturursa onu tanır ve selamına cevap verir.” [İbni Ebiddünya])

Bunca mahlukat var hiç biri gülmez, (Canlıları güldürmek hayatı yaşanır hale getirmek insanın varlık gayesi… Barış ve sevgi…)

Cehennem azabı zordur çekilmez, ( Kur’an-ı Kerîm’de belirtildiğine göre; “Cehennem inkâr edenleri şüphesiz çepeçevre kuşatacaktır. “ (Tevbe, 9/49))

Azap çeken hayvanları gördün mü? (Geçenlerde sosyal medyada fotoğrafta bir eşeğe 7 kişi binmiş kaç eşek var diye soruyordu.. Allah aklı insana vermiş dert insanda olmalı…)

İnsandan doğanlar insan olurlar, (Genetik miras)

Hayvandan doğanlar, hayvan olurlar, (Herkes karakterinin gereğini yapar, akrep-sokar, yılan-ısırır zehirler.. )

Hepisi de bu dünyaya gelirler, (Birlikte yaşama felsefesi…)

Ana haktır sen bu sırra erdin mi? (Tefekküre davet…)

Vade tekmil olup ömür dolmadan,

Emanetçi emanetin almadan,

Ömrünün bağının gülü solmadan,

Varıp bir canana ikrar verdin mi? (İşte burası bir derya bir deniz bir kitap konusu başlı başına… Neşet Usta diyor ki ecel gelecek, boş şeylerle çok meşgul oluyoruz. Dünya işleriyle yaramaz şeylerle vakit kaybediyoruz. Yani gülenlerin, gül yüzün solmadan, lafı çok evirip çevirmeden, Allah’a ve Allah’ın Rasulüne iman et. Din-i İslam de. Unutma, ömrünün dakikaları sayılı. Boşuna harcama onları. Sorarlar öbür tarafta onun hesabını. Var, cananların cananı, Allah’ı  celle celaluhû ikrar et hidayete er.)

Garip bülbül gibi feryad ederiz, (“Garip” bu  zamanın gariplerine müjdeler olsun… Bülbülün feryadının edebiyatımızdaki yerini bilmeyen yoktur… Bülbül gibi feryat ederek dünya gülistana dönecektir.)

Cehalet elinde küsmü kederiz, (Başımıza ne geldiyse cehalet yüzünden geldi. Cehalete karşı eğitim seferberliği şart diyor…)

Hep yolcuyuz böyle gelir gideriz, (Kimseye kalmayacak bu dünya Neşet Usta’ya da kalmadı… bana da kalmayacak sana da kalmaz…)

Dünya senin vatanın mı yurdun mu? (Dünya kimsenin yurdu değil… kabir kapısında geçilecek olan ahiret asıl yurdumuz.. )

Neşet Ertaş’ın bu şiirinden benim kıt aklımla anladığım bu kadar bu şiirin hikmetlerini “Sen bu sırra erdin mi?” diye sırra vakıf olanlar anlar… Sırra vakıf olmak için ise Üstad olmak lazım…

İnşaallah, “Vade tekmil olup ömür dolmadan,

Emanetçi emanetin almadan,

Ömrünün bağının gülü solmadan,

Varıp bir Canan’a ikrar veririz…”

Yunus Erdoğdu – Kiev | yunuserdogdu@hotmail.com

Twitter: @erdogduy

Facebook: facebook.com/erdogduy

İşte Yolcu Türküsü:

Etiketler

Ukrayna Haber

Ukrayna'nın, ilk Türkçe haber sitesi.

Bir Cevap Yazın

İlgili Makaleler