MedyaYunus Erdoğdu

[İZLENİM] Taha Akyol bu sefer konvoyu neden durduramadı?

İşte Taha Akyol ile yaşanmış bir anı ve son günlerde yazılarında sorduğu sorular…

Reklam

Hürriyet Gazetesi’nin, Demirören Grubu’na geçmesinin akabinde yaşanan ayrılıklara Taha Akyol da eklendi.

Duayen gazeteci Taha Akyol, 12 Eylül 2018’deki, “El Etek Öpmek” başlıklı yazısı bir yerlere gönderdiği mesaj yerine ulaşmış…

Sistem belli ya el etek öpeceksin ya da öleceksin!

Bakınız, Ahmet Altan, Ahmet Turan Alkan, Nazlı Ilıcak, Mustafa Ünal ve dahi ismini yazamadığım 300’ün üzerinde gazeteci…

KONVOYU DURDURDUĞU AN…

Şüphesiz Türkiye‘nin gittiği yönü en iyi görenlerden birisi de Taha Akyol‘du. Ben onu eski Başbakan Ahmet Davutoğlu‘nun, Ukrayna‘ya bağlı Kırım Özerk Cumhuriyeti‘ne yaptığı çalışma ziyaretinde şahsen tanıma imkanı buldum.

Kırım Şehitliği, resmi temaslar derken konvoy yola düştü hasbel kader ben de o konvoyda onun bulunduğu basın aracındayım. Türk dünyasındaki önemli fikir adamlarından İsmail Gaspıralı anıtının önünden geçerken Taha Akyol‘a burada anıtı olduğunu söyledim. Taha Akyol da Gaspıralı‘nın hayranı olduğunu belirterek büyük Türk düşünürünün büstü önünde fotoğraf çektirmek istedi.

Direk telefonla Davutoğlu‘nu arayarak hareket halindeki konvoyu durdurmasını istedi. Büst ziyaretinin programda olmadığını öğrenince Davutoğlu da, Akyol‘u kırmayarak, anıt geçilmesine rağmen konvoyu durdurdu.

Heyettekiler program akışı dışındaki hızla ilerleyen araçların ani bir şekilde durması ve bakanı aracından inerek gerideki anıta doğru yürümesi karşısında şaşkınlık yaşarken hadise hatıra fotoğrafının çekilmesiyle netlik kazandı. Anıtın yanına hızlı adımlarla gelen Davutoğlu, burada Kırım Tatarlarının lideri Mustafa Cemiloğlu ve Akyol ile hatıra fotoğraf çektirdikten sonra rutin programına devam etti.

Ben, çok etkilendiğim için o gün temaslardan ziyade haberi, “Davutoğlu, Taha Akyol için konvoyu durdurdu” başlığıyla haberleştirmiştim.

Çünkü bir gazeteci, gerekli bir durumda başbakanı arıyor ve gidişatı durdurabiliyordu. Başbakan da bu talebi geri çevirmiyordu. Güzel bir şeydi.

Ülke adına da ümit vericiydi.

Öyle ya Türkiye konvoyu bir gün, “hürriyet ve hukuk” yolundan ayrılırsa Akyol arar gidişatı durdururdu.

Değil mi?

Öyle olmadı işte.

İşine gelen işine geldiği için konvoyu yürütüyor ya da durduruyor.

Entelektüel olarak vazifesini yapmadı. Otoriter bir rejimin doğumuna yardımcı oldu. Kuruluşuna seyirci olduğu otoriter rejim nitekim onu da yedi.

Taha Akyol, son bir kaç haftadır kendi sonunu gördükten sonra olmalı bir şeyler anlatmaya çalıştı ama artık iş işten geçmişti…

Konvoy “büstün” yanından geçti.. Kırım’ı Ruslar işgal etti.. atı alan Üsküdar‘ı geçti..

İşin özü Akyol artık dünkü konvoyu durduran adam değildi.

Son günlerde üstü kapalı yazılarına satır aralarında aşağıdaki sorular sordu. Bu sefer konvoy durmadı, kapı açıldı ve araçtan aşağı atıldı.

Hadise acı ama bir taraftan da Türkiye gerçeği…

İŞTE SON BİR KAÇ HAFTA İÇİNDEKİ GEÇ GELEN SORULARI…

Hâlâ sivil hayatta da “Emir demiri keser” falan demiyor muyuz?!

Aile ve hoca ya da öğretmen ilişkilerinde özel saygı ifadesi olan el öpmeyi de artık iş ve siyaset hayatımızdan çıkarmak gerekmiyor mu?

Ait olduğumuz siyasi, mesleki, sosyal kurumların hür iradeli “üye”leri olduğumuz, “emir eri” olmadığımız bilincine ulaşmamız gerekmiyor mu?

İçinde bulunduğumuz çağ her alanda yaratıcı olmayı gerektiriyorsa, bunun tek yolu hür düşünce, bağımsız kişilik ve iyi eğitim değil mi? (El etek öpmek – 12 Eylül 2018)

 

Ve tabii sormak lazım, hani “Bunlar Haçlı ittifakı” idi? Hani “küresel güçler” Türkiye’ye operasyon çekiyordu? Hani “dış güçler” Türkiye’ye komplolar kuruyordu?

Görüyor musunuz, ekonomik rasyonalizmin gerçekçi ve hesaplı diliyle hamasetin coşkulu fakat hesapsız dili ne kadar farklı? (Dış güçler – 5 Eylül 2018)

 

Fakat yeniden evrensel hukuk devleti ilkeleri yönünde reform dönemine girmeden nasıl olacak? (Yeniden reform dönemi mi? – 1 Eylül 2018)

Siyasi otoritenin “Allah’ın yeryüzündeki gölgesi” olarak yüceltildiği bir gelenekte “otorite karşısında hürriyet” fikrinin savunulması ne kadar önemlidir, değil mi? (Neden hürriyet? – 27 Ağustos 2018)

Akyol’un son yazılarını okudum. Demokrasi, hukuk devleti, yüksek katma değerli üretim, bağımsız ve tarafsız yargı, özgürlükler, Avrupa Birliği, gibi kavramları yazılarında tırnak içinde bile yer almasının sonucunu gördük.

Bir yazısında, “Hukuk şuurunun gelişmesi için.. bir kitap yazmaya niyetim var, bakalım başarabilecek miyim…” diyordu.

Kitabı yazabileceğine hiç şüphem yok o donanıma sahip ender insanlardan birisi ancak bastırabilecek mi onu merak ediyorum.

Malum, dolar kuru arttığı için Türkiye‘de entelektüel kağıt (gazete, mecmua, kitap…) krizi var.. yayınevlerinin bahanesi hazır…

Üzgünüm, kuruluşunda yer aldığı, “Yeni Türkiye” işler böyle.

Bu vesileyle kendisine de geçmiş olsun diyorum.

Yunus Erdoğdu – Kiev | yunuserdogdu@hotmail.com

Twitter: @erdogduy

Facebook: facebook.com/erdogduy

Reklam
Etiketler
Reklam

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Close