Reklam
Medya

“Dünyada 350 tutuklu gazetecinin 200’ü Türkiye’deyse bu artık dünyanın sorunudur”

İstanbul Özgür Basın Platformu gazetecilerin tutuklanmasını protesto etti

Reklam

İstanbul Özgür Basın Platformu,  Galatasaray Meydanı’nda yaptığı basın açıklamasıyla gazetecilerin tutuklanmasını protesto etti. Özgürlükçü Demokrasi Gazetesi ve Etkin Haber Ajansı çalışanlarının resimlerinin taşıdığı eylemde, “Tek tipleştirmek istediğiniz gazeteciler olmayacağız” mesajı verildi. Özgür Gazeteciler İnisiyatifi sözcüsü Hakkı Boltan, “Dünyada 350 tutuklu gazetecinin 200’ü Türkiye’deyse bu artık Türkiye’nin değil dünyanın sorunudur” dedi.

Birgün’den Zeynep Kuray’ın haberine göre, İstanbul Özgür Basın Platformu öncülüğünde bir araya gelen gazeteciler, özgür basın çalışanlara karşı giderek artan baskı ve tutuklamaları protesto etti.

İnsan hakları savunucuları, Cumartesi Anneleri ve çok sayıda demokratik kitle örgütünün katıldığı eylemde, tutuklu gazetecilerin resimleri yanı sıra, “Tutuklu gazetecilere özgürlük”, “Gazetecilik suç değildir” yazılı pankartlar açıldı. Sık sık, “Özgür basın susturulamaz”, “Haber alma hakkı engellemez”, “ Tutuklu gazetecilere özgürlük” sloganları atan gazeteciler adına ilk konuşma TGS Genel Sekreteri Mustafa Kuleli tarafından yapıldı.

Gazetecilerin Saray güdümündeki savcılar tarafından tutuklandığını vurgulayan Kuleli, seçime gidildiğini hatırlatarak, “Eğer özgür basın yoksa, özgür seçim ortamından söz etmek mümkün değil” dedi. Seçimler öncesi gerçeklerin üstü örtülmek istendiği için özgür basın çalışanlarının hedef olduğunu kaydeden Kuleli, “Türkiye tek sese, tek renge sığmaz” diyerek, gerçeklerden taviz vermeyeceklerini vurguladı. Kuleli, tutuklu tüm gazetecilerin derhal serbest bırakılmasını istedi.

“Bu dünyanın sorunu”

Özgür Gazeteciler İnisiyatifi sözcüsü Hakkı Boltan, Türkiye‘de gazetecilerin gerçekleri konuşmadığını ve yazamadığını hatırlatarak sözlerine başladı. Sessiz bir ülkenin vatandaşı olmanın da bire bir sorun olduğunu ifade eden Boltan, bu sessizliğin ilerde büyük bir sese dönüşeceğini vurguladı. Şu anda 200 gazetecinin hapiste olduğuna dikkat çeken Boltan, “Dünyada 350 tutuklu gazetecinin 200’ü Türkiye’deyse bu artık Türkiye’nin değil dünyanın sorunudur” dedi.

İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi Başkanı avukat Gülseren Yoleri ise , gazetecilere yönelik yapılan kıyımın kızgınlığını yaşadıklarını ifade etti. İki gün önce tutuklanan Etkin Haber Ajansı (ETHA) editörü Semiha Şahin, muhabiri Pınar Gayıp’ın insan haklarının ve Cumartesi Anneleri’nin sesini duyuran gazeteciler olduğunu hatırlatan Yoleri, gerçeğin topluma ulaşmaması amacıyla yüzlerce gazetecinin tutuklandığını vurguladı. Gerçeği bilmeyen toplumların her zaman daha rahat yönetilebileceğini kaydeden Yoleri, toplumun gazetecilere sahip çıkması gerektiğinin altını çizdi ve tutuklu gazetecilerin derhal serbest bırakılmasını istedi.

‘Onların bıraktığı yerden mücadele edeceğiz’

Konuşmaların ardından İstanbul Özgür Basın Platformu adına açıklamayı TGS Kadın Komisyonu üyesi Seyhan Avşar tarafından okundu.

Basına yönelik baskının her gün arttığı Türkiye’de tutuklu gazeteciler sayısının 180’e ulaştığına dikkat çeken Avşar, “ Tutuklu bulunan gazetecilerin özgürlüğüne kavuşması için alanlarda mücadele ederken, her gün yeni bir meslektaşımızın tutuklanmasına tanıklık ediyoruz” dedi.

Geçtiğimiz haftalarda TMSF tarafından el konulan Özgürlükçü Demokrasi Gazetesi ve Gün Matbaası’nın 30 yakın çalışanın çıkartıldığı mahkemece tutuklandığı hatırlatan Avşar, Etkin Haber Ajansı çalışanları Pınar Gayıp, Semiha Şahin ve Adil Demirci’nin de hukuksuzca gözaltına alınıp tutuklandığını belirtti. Avşar, tutuklanan gazeteciler arasında yer alan Serpil Ünal’ın hastalığı nedeniyle tedavi olması gerekirken, hapishane koşullarına mahkum edildiğine dikkat çekti. Tutuklanan gazetecilerin gerçeklerin karanlıkta kalmaması için mücadele eden, özgür basın geleneğinin bir parçası olduğunu vurgulayan Avşar, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Gazetecileri gözaltına alarak ve tutuklayarak bu gelenekten koparamayacaksınız. Arkadaşlarımızın özgürlüğünü gasp etmiş olabilirsiniz ama biz onların bıraktığı yerden mücadeleyi sürdüreceğiz. Hiçbir güç gerçeklerin üzerini örtmeye ve boğmaya yetmeyecek. Tek tipleştirmek istediğiniz gazeteciler olmayacağız. İçerde, dışarıda olalım sokakların, ezilenlerin, ötekileştirenlerin, dili, dini kültürü yasaklanan herkesin, kadınların, çocukların, Cumartesi Anneleri’nin sesi olmayı sürdüreceğiz ve hiçbir baskıya boyun eğmeyeceğiz.”

RSF, Türkiye’deki gazetecilerin Olağanüstü Hal altında geçirdikleri bir yıl ve yaşanan hak ihlallerine ilişkin raporunu yayınladı.

Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) 15 Temmuz darbe girişiminden bir yıl sonra Olağanüstü Hal’de medyaya dair rapor yayınladı.

“Türkiye’de OHAL altında gazetecilerin korkunç bir yılı” (Dire year for journalists under state of emergency in Turkey) başlıklı raporda RSF, 15 Temmuz 2016’da Türkiye halkının kanlı bir darbeyi önlediği, ancak bunun insanların demokratik taleplerinden ziyade “başarısız darbe girişimiyle mücadele adı altında baskı unsuruna evrildiğini belirtti.

RSF’den “gazetecilere özgürlük” çağrısı

Raporda görüşüne yer verilen RSF Doğu Avrupa ve Merkez Asya masası başkanı Johann Bihr, “Türkiye’deki yöneticilere, mesleki faaliyetlerinden ötürü tutuklanan tüm meslektaşlarımızın serbest bırakılmasını ve OHAL ile yok edilen medyadaki çoğulculuğun yeniden sağlanması çağrısı yapıyoruz” dedi.

Keyfi gözaltı, tutuklama ve tecritlerin kötü muamele olduğunu belirten Bihr, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne de başvuruları acilen değerlendirme çağrısı yaptı.

Zaman Gazetesi, darbe girişimi medya davası, Cumhuriyet davası ve Sözcü tutuklamaları hatırlatılan raporda “Yargılama öncesi tutuklamanın sistematik olarak kullanılması sadece darbe girişimine dayanmıyor” denerek Enerji Bakanı Berat Albayrak’ın sızdırılan e-postalarına ilişkin haberler nedeniyle tutuklanan gazetecilere dikkat çekildi.

Koza Ipek Holding’e kayyum atandi
Mahkeme kararini teblig icin gelen yetkililer binaya polis zoruyla girdi. Calisanlari disari cikaran polis, protesto icin toplanan kalabaligia tomayla mudahale etti. Bazi gazetecileri de goz altina aldi. 28 Ekim 2015 / Zaman / Mehmet Ali Poyraz

“Cumhurbaşkanına hakaret” gerekçesiyle video aktivist Kazım Kızıl’ın yaklaşık üç hapis yattığını hatırlatan raporda kapatılan Özgür Gündem Gazetesi Nöbetçi Genel yayın Yönetmenliği kampanyasına katıldığı için insan hakları savunucusu Murat Çelikkan’ın hapis cezasına çarptırıldığı hatırlatıldı.

Raporda tecrit koşullarının da altı çizildi. Almanyalı gazeteci Deniz Yücel’in tam tecrit altında olduğu vurgulanan raporda, RSF Türkiye Temsilcisi Erol Önderoğlu’nun da aralarında bulunduğu hak savunucularının mahpus gazetecilere yolladıkları mektupların sahiplerine ulaşmadığı belirtildi.

“Muhaliflere yönelik cadı avı”

Rapordaki tespitlerden bazıları şöyle:

* Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, OHAL’i muhaliflere yönelik bir cadı avı olarak kullandı. Türkiye’deki gazetecilik can çekişiyor.

Ankara Cumhuriyet Bassavciligi’nin talebiyle Koza Ipek Holding ve bunyesindeki sirketlere Ankara 5. Sulh Ceza Hakimligince kayyum atanmasi kararina tepkiler suruyor. 27 Ekim 2015 / Turgut Engin

* Darbe girişiminden beş gün sonra ilan edilen OHAL ile hükümet onlarca medya kuruluşunu kapattı. Türkiye RSF Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’nde 180 ülke arasında 155. sıraya düştü. 100’den fazla gazeteci tutuklandı.

* Darbe girişiminin üzerinden geçen bir yılda, mahpus çok sayıda gazeteci de hapishanedeki birinci yılını doldurdu. Buna rağmen iddianameler ancak bahar ayında açıklandı ve birçok büyük medya davası daha yeni başlıyor.

“AYM felç halde”

* Anayasa Mahkemesi Türkiye’de ifade özgürlüğünü garanti altına almak için kilit bir role sahipti. Lakin, OHAL’in ilanından beri felç olmuş durumda.

* Medya çoğulculuğu bir avuç az satan gazeteye indirgenmiş durumda. Yaklaşık 20 medya kuruluşunu yeniden açılmasına izin verilse de ezici çoğunluğun başvurabilecekleri bir yer yok. Sol yayın yapan hayatın Sesi, Kürt gazetesi Özgür Gündem AYM’ye, İMC TV de AİHM’e başvurdu.

Ankara Cumhuriyet Bassavciligi’nin talebiyle Koza Ipek Holding ve bunyesindeki sirketlere Ankara 5. Sulh Ceza Hakimligince kayyum atanmasi kararina tepkiler suruyor. 27 Ekim 2015 / Turgut Engin

“OHAL İnceleme Komisyonu’nun bağımsızlığı şüpheli”

* Şubat 2017’de Olağanüstü Hal İnceleme Komisyonu oluşturuldu. Bu komisyonun 200 bin OHAL mağdurunun başvurularını incelemesi gerekiyor. Ancak hala çalışmaya başlamayan Komisyon 23 Temmuz’da başvuruları kabul edecek. Yedi üyesinden beşinin hükümet tarafından atanması nedeniyle de bağımsızlığı şüphe uyandırıyor.

 

Reklam
Etiketler
Reklam

İlgili Makaleler

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Close