Dünya

Avrupa’daki Türk vatandaşlarını ihbar edenler casusluk muamelesi görecek

15 Temmuz darbe girişimi sonrası Avrupa’da ihbar furyası başlamıştı

Reklam

Bizzat AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın çağrısıyla Hizmet Hareketi’ne mensup isimler cumhurbaşkanlığı bünyesinde oluşturulan ihbar hattına bildiriliyordu. Sadece ihbar hattına değil, bulundukları ülkelerdeki Türk büyükelçiliklerine de çok sayıda Hizmet mensubunun adı gidiyordu. İş artık şirazeden çıkmıştı. Sosyal medyadan Hizmet’e ait kurum ve kuruluşlar ‘terörist ve vatan haini’ olarak afişe ediliyordu.

Erdoğan’ın verdiği destekle cahil cesareti ortaya çıkmıştı. Terörü rüyasında görmemiş isimler terörist, Türkiye’nin adını hak ettiği yere getirmek için çalışan insanlar vatan haini damgası yiyordu. Ülkesi ve insanlık için bir tas suyu nasip olmamış güruh, zembereği boşalmış bir şekilde şuursuzca masumlara iftira atmaya başlıyordu. Hizmet Hareketi’ne gönül verenler için Türkiye kapısı kapanıyordu. Nasıl ki, Türkiye’de sadece burs, himmet, Bankasya, gazete aboneliği gibi kanunen asla suç olmayan eylemlerden dolayı insanlar ‘terörist’ yaftasıyla zulme maruz kalıyorsa, yurtdışında benzer faaliyetleri yapan Hizmet Hareketi mensupları da aynı kaderi paylaşıyordu. Yurtdışında olmanın önemli şansından dolayı hapis ve zulme maruz kalmıyorlardı.

DANİMARKA’DAKİ ‘İHBARCILAR’

Hizmet Hareketi mensupları adlarının ihbar hattına bildirildiğini biliyordu ancak bunun delilini bulmak kolay olmuyordu.

Hasan Cücük tarafından kaleme alınan, ‘Dün evinde misafir ol, bugün ihbar et!’ başlıklı yazıda, Danimarka’da ilk kez ihbarın resmi belgesi ortaya çıktı. Danimarka’nın ikinci büyük şehri Arhus’ta yaşayan Sivaslı bir AKP’li müfteri, aralarında Hasan Cücük’ün de bulunduğu 6 kişiyi Şarkışla ilçe emniyetine yazılı bir şekilde ihbar etmişti. Belge yazılı olduğu için ortaya çıkmıştı. Danimarka basını bu olaya geniş yer verirken, ülkenin en ciddi gazetelerinden Berlingske 3 gün sürecek detaylı bir haber yaptı. Meclis’teki milletvekilleri sert tepki gösterirken, adalet bakanlığından artık harekete geçmesi istendi.

DANİMARKALI EĞİTİMCİ HEDEFTE

Bir hafta sonra bir başka ihbar e-postası deşifre oldu. Bu kez Hizmet Hareketi’ne yakın isimlerin açtığı bir özel okul vardı. İhbar edilen kişiler arasında okulun Danimarkalı müdür yardımcısı Jörgen Skaastrup ta bulunuyordu. Kendisinin bir eğitimci, çalıştığı okulun ise Danimarka’nın başarılı bir eğitim kurumu olduğunu belirten Skaastrup, ‘1930’lı yılların Nazi Almanya’sında yaşananları 2018’de yaşamak çok acı’ dedi. İhbar belgelerinin bir bir ortaya çıkmasıyla konu başka bir mecraya eviriliyordu. Sosyal medyadan yapılan tehdit ve ihbarları maalesef Danimarka polisi yeterince ciddiye almamıştı. Şimdi durum farklıydı. İhbarın belgesinin yanı sıra Türk makamlarının ihbar edilen kişiler hakkında soruşturma açtıkları da tespit ediliyordu.

ADALET BAKANI TOPA GİRDİ

Cadı avına sadece Hizmet Hareketi mensupları maruz kalmıyordu. Danimarka’da yaşayan Kürt politikacılar da ihbardan nasibini alıyordu. Konu artık polisten çıkıp, istihbaratın alanına giriyordu. Basının günlerce yaptığı yayınlar ve Meclis’te milletvekillerinin olaya el atmasıyla soruşturmalar hızlandı. Adalet Bakanı Sören Pape Poulsen imzasıyla yayınlanan kısa bir basın açıklaması, konunun ciddiyetle ele alındığını gösteriyordu. İstihbarat Kuruluşu PET’in yaptığı araştırmalar sonunda 3 kişi hakkında ‘ajanlık’ suçlamasıyla dava açılacağını belirten Adalet Bakanı Pape Poulsen, PET’in araştırdığı ‘çok sayıda’ ihbar olayının olduğunu açıklamakla yetindi. Bu üç kişinin kim olduğunu henüz bilmiyoruz. Haklarındaki suçlama, bir başka ülke adına ajanlık yapmak. Ceza yasasında bu kişiler hakkında istenilen hapis cezası 6 yıl. Soruşturma derinleştirilerek devam ediyor. Adalet bakanı, soruşturmanın selameti için detaylı bilgi vermiyor. Bu, yeni davaların da yolda olduğunun işareti olarak görülüyor. Bu tür davalarda adalet bakanının önemi büyük. Bakan izin vermeden istihbarat teşkilatı bu tür bir soruşturma yürütemiyor. Bakanın ‘çok ciddiye alıyorum’ sözü bu yüzden işin rengini değiştiriyor.

Ceza yasasının 108. Maddesi olan ‘ajanlık’ suçlaması Danimarka’da çok gündeme geldi. Son olarak bu madde 2012’de Rusya adına ajanlık yapan Kopenhag Üniversitesi’ndeki bir öğretim görevlisi için kullanıldı. Öğretim görevlisi 5 ay hapis cezası alırken, üniversitedeki görevinden atılmıştı.

Reklam
Etiketler
Reklam

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Close