Reklam
Foto GaleriYunus Erdoğdu

Türkiye’de kadın olmak zor

8 Mart Dünya Kadınlar Günü kutlanırken Türkiye'den kadın manzaraları..

Reklam

Siyasal İslamcı AKP Genel Başkanı Reisicumhur Recep T. Erdoğan yönetimindeki Türkiye’de, kadın cinayetleri artarak devam ediyor. Türkiye’de her yıl yaklaşık 120 bin kadın erkek şiddetine maruz kalıyor. Kadına yönelik şiddet rakamları ise korkutucu boyutta ve artıyor. Kadın platformlarının medyadaki haberlerden elde ettikleri verilere göre; 2017 yılında 409 kadın öldürüldü, 387 çocuk cinsel istismara uğradı ve 332 kadına cinsel şiddet uygulandı. Medyadaki verilerine göre, 2016 yılında 328 kadın, 2015 yılında ise 303 kadın öldürüldü. Daha korkuncu ise bu cinayetlerin neredeyse 3’te biri faili meçhul kalıyor, faili belli olanlarıysa mahkemeler genelde serbest bırakıyor.

Geçtiğimiz Şubat ayında sadece 28 günde, erkekler tarafından 47 kadın öldürüldü. Bunlar medyada haber olan ölümler. Kırsal kesimde şüpheli kadın ölümlerinin çoğu araştırılmıyor. Şüpheli ölümlerin çoğu kayıtlara; şaka, çocuk öldürdü, köpek öldürdü, kazara oldu vs. şeklinde geçiyor.

KADINLAR, BASKIDAN KAÇIYOR
Türkiye‘deki kadınlar için, Erdoğan’a muhalif olmak, ya da “savaşa hayır” demek de çok ağır suç. Muhalif kadınların pasaportları iptal edildiği için ülkeden kaçak yollardan çıkmaya çalışıyorlar. Çok sayıda kadın ve çocuk; Eğe Deniz’inde, Yunanistan ile sınır olan Meriç Nehri‘nde boğularak ölüyor. Bu ölümler Türkiye’de gündeme dahi gelmiyor. Çünkü; muhalifler zaten “vatan haini” ve ölmeyi hak ediyor, ayrıca suçsuz olsalardı kaçmazlardı düşüncesi hakim.

Bu hafta sadece, Mersin şehrinde, 43 kadın ABD’de yaşayan vaiz Fethullah Gülen’in haftalık rutin sohbetini dinlediği için “terörist” suçlamasıyla hapse atıldı. Türkiye kanunlarına göre terörle suçlanan kişiler, 7 yıl mahkemeye çıkmadan ve hakkında iddianame olmadan tutuklu kalabiliyor. Delilsiz tutuklanan sıradan ev hanımları, “darbe yaptıklarını” itiraf etmeleri için ağır işkenceler görüyor.

Türkiye’de cezaevlerinde yaklaşık 18 bin kadın siyasi görüşü nedeniyle hapishanede daha doğrusu, rehin. Son dönemde; Mersin, Erzincan, Elazığ, Diyarbakır’dan işkence haberleri geliyor. Sadece anneleri hapse atmakla kalmıyorlar, çocuklarını da tutuklayıp, baskı ve şantaj unsuru olarak annelerine karşı kullanıyorlar. Anneler ile birlikte 668 bebek ve yaklaşık bin 777 çocuk hapiste elverişsiz koşullarda yaşıyor.

Birleşmiş Milletler (BM) İşkence Raportörü Nils Melzer, Türkiye‘deki incelemeleri sonrası ön raporunu yayımladı. Melzer‘in raporunda hapishanelerdeki tüyler ürpertici tecavüz ve işkence iddialarına yer verdi ancak, Türkiye, tüm iddiaları ret etti.

KIZ ÇOCUĞU DA, NİNE DE AĞLIYOR
Ülkemde asırlardır, süre gelen “çocuk gelin” yarası var ki başlı başına bir yazı konusu. Çocuk gelinler ve çocuklara yapılan tecavüzlerle ilgili sayısız hadise var ama ilgili Aile Bakanı Sema Ramazanoğlu: “Bir kereden bir şey olmaz.” dediği bir ülkede istismarın sonu gelmez.

Daha geçenlerde sosyal medyada 78 yaşında Kürt asıllı Sise Bingöl ninenin serbest bırakılması için kampanya yürütülüyordu. Ülkeyi yönetenler, yaşlı ve hasta bir kadına bile “terör örgütü üyesi” diye Tarsus Cezaevi’nde işkence yapmaktan ya da Adana‘da 81 yaşındaki Gazal Karlıdağ‘ı da sırf su parasını ödeyemediği için tutuklamaktan çekinmiyor.

Hapishanelerde çok sayıda hamile kadın var. Burada tek başına hücrede kötü koşullarda doğum yapıyorlar ya da Sinop Cezaevi’ndeki, Nurhayat Yıldız gibi hamileliğinin 19. haftasında ikiz bebeğinin cansız bedenini toprağa vermek zorunda kalıyor.

Hapishane ziyaretine giden kadınları, çocukları çıplak arıyorlar. Operasyonda gözaltına alınan ve aralarında lise ve üniversite öğrencisi kızlar eğer başları kapalıysa, “başörtüsüyle kendilerini boğarlar” gerekçesiyle başları zorla açılıyor ve başörtüleri alınıyor.

Toplum ve vicdanlar sessiz. Bir avuç kadın 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü münasebetiyle, Ankara ve Tekirdağ Çorlu’da sokağa çıktı. Polis, bu masum eylemi bile şiddetle bastırarak 22 kadını gözaltına aldı.

NE KADAR AZ İYİ İNSAN VARMIŞ.
Küçük kızlara, kadınlara cezaevlerindeki tecavüz ve istismarları, sanık avukatlar anlatırken bayılıyor. Ben, burada yaşananları açıkça yazmaya utanıyorum ama faillerin umurunda değil. Kendi ülkesinde çocukların esirgeme kurumlarındaki, evlatlık verildikleri yerlerdeki çığlıkları duymayan, Türk devleti ise Suriye’deki kadınlar üzerinden uluslararası alanda ajitasyon yapıyor. Fakat kendi ülkesindeki aynı durumdaki mağdur kadınların sesini duymuyor.

Yıl 2018 olmuş, hâlâ Orta Çağ‘da yaşanan sorunları konuşuyoruz. Açıkçası dört kız babası olarak kızlarımın geleceğinden endişeliyim. Sorunun çözümü ise basit, sizin oğullarınızı, benim de kızlarımı iyi eğitmem gerekiyor. Çocuklarımıza, paylaşmayı, sevgiyi sevip, nefretten nefret etmek gerektiğini öğretmemiz lazım. Yeryüzünde problem insanla başladı, insan oldukça da problem devam edecek. Ancak, birlikte yaşama kültürünü geliştirip, birbirimizi severek, bu problemi en aza indirebiliriz.

Yunus Erdoğdu – yunuserdogdu@hotmail.com

Facebook: https://www.facebook.com/erdogduy

Twitter: https://twitter.com/erdogduy

Reklam
Etiketler
Reklam

İlgili Makaleler

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Close