HaberlerTurizm

“Türkiye düzeldi dersek yüzümüze gülerler”

Reklam

Credo Tours Başkanı Sırma Gülgül ile, Amerika ve Kanada pazarının kriz öncesi durumunu, pazarların krizden nasıl etkilendiğini, seyahat acentelerinin yaşadığı zorlukları ve Credo Tours olarak attıkları adımları, TurizmGüncel’e anlattı.

Credo Tours, kültür turları yapan bir seyahat acentesi. Yoğun olarak Amerika ve Kanada pazarıyla çalışan Credo, sektörün tüm kesimleri gibi yaşanan krizden büyük ölçüde etkilenmiş. Seyahat acentelerinin özellikle konaklama sektörüne ve büyük tur operatörlerine sağlanan desteklerden faydalanamadıkları için oldukça zor durumda olduğunu belirten Credo Tours Başkanı Sırma Gülgül, pazarın dünden bugüne nasıl geliştiği, krizin pazara etkileri ve krizden çıkmak için atılması gereken adımlar hakkında TurizmGüncel’e açıklamalarda bulundu.

PAZAR NASIL GELİŞTİ?

Açıklamalarına turist sayıları Türkiye’nin ana pazarlarına kıyasla çok yüksek olmasa da büyük gelir bırakan Amerika ve Kanada pazarının gelişimini anlatarak başlayan Gülgül, şunları söyledi:

‘’Credo Tours bu yıl 26. yılına giriyor ve kurulduğumuz günden beri Amerika ile çalışıyoruz. Amerika çok farklı bir pazar, çünkü Amerika çok farklı bir ülke. Amerikalıların pasaport sahibi olanlarının sayısı çok az, dünyayı öyle çok fazla gezmiyorlar. Gezen kısım en entelektüel, en üst tabaka ve en para sahibi olan kesim. Bu insanlar, Türkiye’yi bir entelektüel gözle gördüklerinden tercih ediyorlar. Bu neyi getiriyor? Çok iyi para sahibi insanlar, muhakkak kültür için geliyorlar, muhakkak para harcıyorlar ve muhakkak alışveriş yapıyorlar. Son 25 seneye baktığımızda Amerika’dan gelen turist sayısının Almanya’daki gibi 5-6 kat arttığını göremiyoruz. Çünkü Almanya’da farklı dinamikler var. Amerika’da bu kadar olmasa da, ivmelere baktığınızda yaklaşık yüzde 40-50’lik artış görüyoruz. Özellikle son dönemde Tük Hava Yolları’nın çok fazla noktadan uçmasıyla bu oran iyice arttı. Ancak aslında Amerikalılar muhafazakar insanlardır ve Delta ya da American Airlines ile uçmayı tercih ederler. Ama artık THY’yle de uçmaya başladılar. Yani Türkiye, kriz baş göstermeden önce kendi pazarında bu sayıları 2-3’ye katlamış durumdaydı.

‘’AMERİKALI MÜŞTERİ İLE ÇALIŞMAK BİR CENNETTİR’’

Bir Amerikalı Türkiye’de genelde 10 gün kalır. Olmazsa olmazı İstanbul, Kapadokya ve Efes’tir. Eğer temmuz, ağustos aylarında ailecek geliyorlarsa, bizim de önerimizle muhakkak ailecek en kaliteli zaman geçirecekleri tur olan mavi yolculuk yaparlar. Mavi yolculuk alan müşteri,  turu high-end bir tekne ile yapıyorsa bize ödediği para 30 bin dolar civarındadır. 10 günlük bir tur yapıyorsa 4.500-7.500 dolar arasında değişir.  Müşteri örneğin Four Seasons’ta kalıyorsa bu fiyat 8.500’e de çıkabilir. Biz kişiye özel çalıştığımız için fiyatlar tamamen müşterilerimizin bütçelerine bağlı. Biz sadece butik otel kullanıyoruz, 5 yıldızlı otellerde ise yoğunlukla Four Seasons çok ender ise Swiss Otel ve Çırağan’ı kullanıyoruz. Butik otelleri kullandığımız için bu müşteriler yeme, içme, alışveriş için para harcar. Her şey dahil otellere tıkmıyoruz. Bir Amerikalı’ya zaten bunu yapamazsınız. Sayıca başka pazarlar kadar yüksek olmasa da, Amerikalı turistten elde ettiğiniz kar çok daha yüksektir. Üstelik Amerikalılar sizi bir reklamcı gibi öyle bir pazarlar ki… Bu kadar para harcar, ondan sonra size 2 sayfa teşekkür mektubu yazar. Size ailesini, iş arkadaşlarını yollar… Siz reklam yapmadan yeni misafirler kazanmış olursunuz. Amerika zor görünür ama vazgeçilmeyecek kadar kolay bir pazardır. Nasıl hizmet vereceğinizi biliyorsanız Amerikalı müşteri ile çalışmak cennettir.

‘’ALTIN YILIMIZ OLAN 2009’DA OPRAH WINFREY’NİN OPERASYONUNU YAPTIK’’

Credo olarak 26 yıl boyunca pazarda yaşadıkları tecrübeleri, en iyi ve en kötü zamanları hakkında da bilgiler veren Gülgül, kendileri için oldukça özel bir dönem olan Amerikalı televizyon yapımcısı Oprah Winfrey ile gerçekleştirdikleri organizasyonu anlattı:

‘’2009, bizim altın yılımızdı. Çünkü Oprah Winfrey’nin operasyonunu yaptık. 1700 kişilik bir operasyondu. Oprah  bir gemi kiraladı, o gemiyle Barcelona’dan itibaren bütün limanlarını gezdi. En revaçta olan yerler ise İstanbul ve Efes’ti. Biz bu operasyonları yürüttük. 1700 kişilik bir iş yapıyorsanız, bir de Oprah Winfrey’ye yapıyorsanız altın yılınızı geçirmiş oluyorsunuz.

‘’2012’DE SORUNLAR BAŞ GÖSTERMEYE BAŞLADI’’

Onun dışında, 2011 de çok iyi yıllarımızdan biriydi.  Ancak Suriye meselesinin yavaş yavaş ortaya çıktığı 2012 yılından itibaren kayıp yaşamaya başladık. Onun arkasından mülteci meselesi ve Türkiye’deki huzursuzluklar, Türkiye’nin Orta Doğu’ya dönüşü çıktı…

Bir ülke Orta Doğu’ya dönebilir, Orta Doğu ülkesi olmak da turizmci için bir pazar olabilir. Ama Avrupa’ya yönelmiş bir ülke imajınız varken bunu yavaş yavaş değiştiriyorsanız insanlar da ne oluyor diyorlar.

2013 yılından itibaren ise gerileme açık bir hale geldi. Burada bir noktaya değinmek istiyorum, Amerika pazarında çalışan tüm acenteler, genel olarak kişiye özel çalıştığı için müşteri ile özel bir ilişki kurar. Bu da bize pazarın durumunu çok iyi değerlendirebilme imkanı tanıyor. Amerika pazarında çalışan herkes size Amerikalıların durumu hakkında çok iyi bilgi verebilir. Biz, 2013 yılından itibaren bazı şeylerin değişmeye başladığını gördük.

Çünkü, bir ülkenin iyi algılanabilmesi için o ülkede huzur olması gerek. O ülkenin gezilebilir halinin devam etmesi için otantikliğini tamamen koruması ama bu arada radikal eylemler içerisinde olmaması lazım. İstanbul hala Amerikalılar için çok önemli. Geldikleri zaman İstanbul ve Kapadokya tercihleri arasında baş başa gider. Çünkü Kapadokya gibi bir yer dünyada yok ve Kapadokya çok iyi korundu, para doğru yerlere harcandı. Amerikalı için Türkiye çok sevilen ve vazgeçilmeyecek bir destinasyondur. Ama bunun devam edebilmesi için biraz huzur olması lazım.’’

2016: ÇÖKÜŞ YILI

Birkaç yıl süren düşüşün ardından 2016 yılının ise tam bir felaket olduğunu belirten Gülgül, sene başından beri yaşadıkları travmayı şu şekilde özetledi:

‘’Uzun süredir sektördeyim ve bu yıl yaşanan çöküşü başka hiçbir yılda görmedim. Körfez Krizi sırasında ben Net Holding’de çalışıyordum, daha ilk yıllarımdı, çok çömezdim… Çok iyi anladığımı söyleyemem. Ama biz PKK’yı, sokaklarda patlayan bombaları da gördük. Ama şu an çok farklı, hiç iş yok.

‘’TUR OPERATÖRLERİNE ‘SİZDEN BEKLENTİMİZ YOK’ DEDİK’’

Durum o kadar belirsiz ki, elimizden gelen bir şey de yok. Şöyle bir örnek vereyim. Biz mayıs ayında bir arkeoloji grubu ile anlaştık. Bizim müşterilerimizin yüzde 90’ı gördüğü her sarı tabelayı takip eder. Çünkü bir kültür turizmi yapıyoruz. Bunlar arkeolog oldukları için hepsini görmek istediler. Göbeklitepe’ye gitmeleri gerekiyordu, Suriye’deki olaylardan ötürü bunu iptal ettik. Şanlıurfa ve Gaziantep turlarını yapmayacağımızdan ötürü tura 3 gün daha ilave etmemiz gerekti. Bir gün Antalya, 2 gün de Ankara ilave ettik. Arkasından Ankara’da devamlı bombalar patlamaya başladı. Biz nereden bilebilirdik ki? Arkasından tur operatörümüze dedik ki, ‘Biz siz hiçbir şey söyleyemeyiz, çünkü çok büyük bir sorumluluk alıyorsunuz. Bu hayat sorumluluğu. İnsanlara gelin diyebileceğiniz bir durum yok, çünkü siz bilmiyorsunuz ne olacağını. Sonuç olarak grubumuz iptal etmedi ve mayıs ayında geldiler. Hiçbir olumsuzluk yaşanmadı ama yaşana da bilirdi, bunu bilmemizin bir yolu yok.

‘EYLÜL AYINDA YALNIZCA 2 REZERVASYONUMUZ VAR’’

Mayısa kadar bu kadar yaşanmışlığa rağmen iyi bir sezon geçirdik diyebilirim. Ancak ne zaman ki Atatürk Havalimanı saldırısı oldu, o zaman işler tamamen dibe vurdu. Şu anda elimizde eylül ayı için onaylanmasını beklediğimiz 2 kişilik rezervasyonumuz var. Onlar da İsrail’e gidecek Amerikalı Yahudi misafirlerimiz. Bu tarz gerilimlere alışık oldukları için gelmeyi düşünüyorlar. Bu bizim için çok çok komik bir rakam, ama elimizde başka hiçbir şey yok…’’

PAZAR NE ZAMAN TOPARLANIR?

‘’Pazar şu anda kaybedilmiş gözüküyor. Türkiye’de bir normalleşme olması durumunda pazarın geri dönüş süresi nasıl olur?’ Gülgül, sorumuzu şu şekilde yanıtladı:

‘’Birinci bildiğim insanoğlunun dünyanın neresinde yaşarsa yaşasın bir şeyi unutma süresinin 3 ay olduğu. Ama o 3 ay içerisinde başka bir şey olmaması gerekiyor… Bizde o kadar çok şey üst üste oldu ki bu süre 6-7 aya çıkabilir….

İkincisi, koca bir sezonu kaybettik biz. Türkiye dünyanın en güzel ülkesi değil, dünyanın bütün ülkeleri güzel. Dolayısıyla insanlar yaz planlarını çoktan yaptı, hatta kış planlarını bile yaptılar. Biz Belçika, Norveç, İsveç gibi ülkelerle de çalışıyoruz ve krizden önce bu pazarlar çok da iyi gidiyordu. İnsanlar hafta sonu için bile geliyorlardı ülkemize. Bu pazarlarla yaklaşık 1.5 yıldır çalışıyoruz, o yüzden çok iddialı konuşamam. Ancak Amerika ve Kanada gibi ülkeler için Türkiye öyle ‘ha deyince’ gelinebilecek bir destinasyon değil.

‘’2017, GRUP TURLARI İÇİN KAYBEDİLMİŞTİR’’

Bizim bir münferit bir de grup işlerimiz vardır. Münferitler daha kolay toparlanır çünkü ikna etmek daha kolaydır. Ancak bir grup yapıyorsanız bu çok zor. Bence 2017 Amerika ve Kanada pazarı grup turları için çok zor.

Bizim 9 yıldır yaptığımız bir işimiz vardı. Bu iş, 2015 yılında  2017 yılı için de iptal edildi. Nedenini sorduğumuzda, ‘kendi cebimizden para harcıyoruz ve önümüzü görmediğimiz bir ülkeye para harcayamayız’ dediler. Maalesef çok haklılar…

‘’TUR OPERATÖRLERİ BİZİ SATTI DİYEMEYİZ’’

Biz bu insanlara ‘bizi sattılar, bizi desteklemiyorlar’ diyemeyiz. ? O zaman  işler 2012 başına kadar doğru gidiyordu? Çünkü işler yolundaydı. Demek ki sorun bizde. Neresi iyi gidiyorsa insanlar orayı satar. Türkiye’nin önünü göremediğini gören bir şirket niye para harcayıp burayı 2017 broşürüne koysun ki

Türkiye normalleşebilirse, ki bu ülkede toplumsal mutabakatın sağlanması, Türkiye’nin sürekli haberlere konu olmaması demek, o zaman gruplar toparlanmaz ama münferitler toparlanır.’’

”2017’DE NORMALLEŞME OLMAZSA BİZİM GİBİ ACENTELERİN HEPSİ KAPANACAK’’

Gülgül, ‘’Sizin gibi pazarlarla çalışan bir sürü acente var. Biz 2017’de normalleşememişsek bu acenteler ne olacak?’’ sorumuza ise şu şekilde cevap verdi:

‘’Hepsi kapanacak. Hangi ülkeye iş yapıyorsa olsun, turizm şirketlerinde çok kalifiye, tahsilli eleman var. Çoğumuz, üniversite mezunu olup meslek sahibi olmamıza rağmen turizmci olduk. Turizmcilerin yüzde 80’i böyledir. Bu insanların hepsi ‘Ben canı gönülden bu işi yapmak istiyorum’ diyerek gelmiştir. Dilimiz vardır, entelektüel insanlarızdır. Çünkü böyle pazarlarla çalışmak için bunları bilmek zorundayız. Yeni nesle de örnek olmak, o insanların sektöre girmesini sağlamak zorundayız. Bizim en son işe aldığımız arkadaşımız, Boğaziçi Üniversitesi Uluslararası İlişkiler mezunu.  Sevdiği için bu işe girdi ve daha geleli 3 ay oldu. Ben bu kıza ne diyebilirim şimdi? Bu kız bir süre sonra ‘ben turizmci falan olmam’ diyecek. Ne kadar dayanabiliriz? 2017’ye de bu iş sarkarsa, dayanamaz hale geleceğiz. Her gün birimiz ofise geliyoruz. Çünkü 7 kişinin hiç iş yokken bütün gün ofiste oturmasının ne anlamı var? Elektrik, yol parası, yemek…. Boşuna harcamayı engellemeye çalışıyoruz. Bunun sonraki adımı ücretsiz izindir. Bunlar olduğu zaman da yeni sektöre katılmış, çok istekli olan bu insanlar bir süre sonra sektörden ayrılacak. Sektörde iş gücü kaybı çok artacak… ‘’

‘’UÇAĞA KOYACAK 300 KİŞİ BULSAM NEDEN TEŞVİK İSTEYEYİM?’’

Gülgül’ün sonraki sorularımıza verdiği yanıtlar ise şu şekilde:

Özellikle Antalya olmak üzere, konaklama sektörünün lobi gücü daha yüksek. Sektöre pek çok teşvik verilmesini sağladılar ve bir şekilde ayakta durabilecek olanaklara sahip oldular. Ancak çok büyük olmayan acenteler bu tarz desteklerden yararlanamadı. Bunu neye bağlıyorsunuz?

‘’Bu çok acı bir durum…. Ben uçağa koyacak 300 kişiyi bulabilsem neden destek isteyeyim ki? Bu desteklerden faydalanan oldu mu bilmiyorum. Şu anda bizim maliyetlerimizi oluşturan en önemli kalemler SSK ve muhtasar. Bu ikisinin belirli bir süre için ödenmemesi gerekiyor. Kimse bize ‘abartıyorsunuz’ diyemez, herkes turizmin ne durumda olduğunu biliyor. Canımızın derdindeyiz… Bunun 3 sebebi olabilir: Doğru yerlere doğru mesajlar bizim istediğimiz gibi verilmiyor olabilir, ciddiye alınmıyor olabiliriz ya da bizim değerimiz sizin de bahsettiğiniz diğer sektörler kadar büyük olmayabilir. ‘’

‘’SORUNUN NE OLDUĞU ORTADA, SÖYLEMEMİZE GEREK YOK’

Sizin bağlı olduğunuz örgüt bu konuda gerekli girişimlerde bulundu mu, toplantılar yapılıp fikirleriniz alındı mı?

‘’Olduysa bile benim haberim yok, ben böyle bir şeye katılmadım. Ayrıca problemimizin ne olduğu ortada, toplantı yapılmadan da bu bilinebilir. Durumumuz belli, böyle bir durumda acentelere kredi konusunda kolaylık sağlanır, SSK’sına-muhtasarına yardım edilir. Hasar kontrolü diye bir şey var, bir yerde bir kriz varsa o krizin nasıl çözülebileceğiyle ilgili çok ciddi çalışmak gerekiyor. Bizim çözümümüz fuarlara gitmek değil, gitsek ne anlatacağız?

‘’RUS ACENTELERİN TEPKİSİNİ GÖRMELİYDİNİZ…’’

Biz aralık ayında, Rus uçağının düşürülmesinin hemen ardından Cannes’da düzenlenen lüks ILTM fuarına katıldık. Bu fuara dünyanın her tarafından en iyi acenteler ve tur operatörleri katılıyor.

Toplantıda 10 dakikalık sunum hakkınız var, bir günde de 40 görüşme yapıyorsunuz. Biz Ruslarla çalışmıyoruz ama Rus acentelerle çalışan Türklerin halini bir görseydiniz… Alıcılar sizinle görüşmeye gelmek zorunda, gelmezlerse kara listeye alınıyorlar. Görüşmeye gelen tüm Rus alıcılar acentelere ‘Mecbur olduğumuz için görüşmeye geldik. Bu koşullarda bizim size iş verme olanağımız yok, vaktimizi harcamayalım’ demiş. Siz bu koşulları yarattıysanız fuara gitmenizin hiçbir anlamı yok.

‘’TUR OPERATÖRLERİNE ‘TÜRKİYE DÜZELDİ’ DERSEK YÜZÜMÜZE GÜLERLER’’

Biraz daha sükunetli olup bu kadar yara almış acentelerin soluklarını biraz daha ileri taşımak için ne yapılabileceğinin düşünülmesi, ülkenin içerisinde de bir daha böyle olayların olmaması için çalışmak gerekiyor. Tur operatörlerine şu an gidip ‘Hadi gelin, Türkiye düzeldi’ deseniz ancak yüzünüze gülerler…

‘’CREDO TÜRKİYE’YLE İÇ PAZARA YÖNELDİK’’

Acenteler hiçbir destek görmüyor, kendi kaderimizle baş başayız. Ne kadar kıvraksanız krizi atlatma şansınız o kadar artıyor. Bu girişimcilik adına çok doğru bir önerme. Ben savaşçı bir kadınım. Birileri size her şeyi gümüş tepside sunuyorsa, zor zamanlarda hiçbir ehil tarafınız yoktur çünkü bugüne kadar hiçbir şey için savaşmamışsınızdır. Bir acente oradan kredi buradan başka şeyle dönemez.

Biz krizde önümüzü görebilmek için hemen Türk müşteriye yöneldik. Çünkü İç pazarda Amerikalı misafirin aynı dili konuştuğumuz eşdeğerini bulabilmemiz mümkün. Bu insanlar Fener Balat turu yapmak, İstanbul’a yakın küçük yerleri gezmek, Edirne’yi görmek istiyor. Biz böyle bir yönelim yaptık. Credo Türkiye diye yeni bir marka kurduk. Elbette çok zor bir süreç ve yoğun emek istiyor ama ben oturup ağlamak yerine savaşmayı seçtim.

‘’BU ÜLKEDE TURİZM, TURİZMCİLER SAYESİNDE GELİŞTİ’’

Olması gereken bu değil ama bizim acentelerimizin büyük bir kısmı böyledir. Turizm bu ülkede nasıl bu kadar gelişti? Çünkü bizim kafası çalışan, anında çözüm bulabilen bir sektörümüz var. Biz bu kadar savaşırken de birilerinin de size köstek olmaması gerekiyor. Bu çok yorucu bir şey…

Ben bu işi Amerika’da yapmış olsaydım şu anda sahip olduğum maddi manevi varlıkların 40 katına sahip olurdum…”

‘’ALTERNATİF PAZAR ARAYIŞI ‘ARMUTLARI TOPLAYIP ELMA YAPABİLİRİM’ DEMEKLE AYNI ŞEY’’

Türkiye normalde Batı’ya yakın bir ülke, Avrupa ile ciddi ilişkileri var. Bu yıl OECD ülkelerinde yüzde 40 civarında sayısal kayıp var. Turizmciler kaybın Hindistan, Orta Doğu gibi pazarlardan kapatılabileceğini ifade ediyor. Sizce bu mümkün mü?

‘’Bu ‘armutları toplayıp elma yapabilirim’ demekle aynı şey. Elbette bir pazarda sıkıntı yaşıyorsanız bunu başka pazarlarla telafi etmeye çalışabilirsiniz. Örneğin Türkiye’de bir sıkıntı yok ama Amerika’da ekonomik bunalım var diyelim. Oradaki krizi çözemeyeceğimize göre, o sene gittiğimiz fuarlarda hangi ülke iyiyse onlarla görüşüyoruz. Ama pazar değiştirmek bir acente için bu kadar kolay bir şey değil. Ben Amerikalıyı bırakıp Araplarla çalışamam, çünkü Araplar ne ister hiç bilmiyorum. Benim rakiplerim benden önce çalışmaya başlamışlar zaten. Dolayısıyla bir acentenin kayabileceği pazarlar aynı dili konuştukları pazarlardır. Örneğin Hintli müşteri ile çalışabiliriz çünkü İngilizce konuşuyorlar ve çok büyüyen bir pazar. Biz aralıkta en az 5 tane Hintli acente ile görüştük. Çin için de aynı şeyi söyleyebiliriz.

‘’KAYNAK PAZARDA SORUN VARSA ALTERNATİF PAZAR BULUNABİLİR’’

Biz nasıl böyle düşünebiliyorsak bir ülke de kaynak pazarlarını bu şekilde değiştirmeyi düşünebilir. Ancak bu, o ülkede her şey iyiyse ve kaynak pazarlarda sorun varsa yapılabilir. Eğer ülkenin kendinden kaynaklanan sebeplerden ötürü birileri gelmiyorsa, o zaman kendinden kaynaklanan problemleri çözmesi gerekir. Çünkü o insanlar da gelmez.”

‘’TÜRKİYE’DE TİCARİ YATIRIMI OLAN ŞİRKETLER PAZARDAN ÇEKİLMİYOR’’

Müşterinin gelmemesi tur operatörlerinin risk almamak istemesinden mi kaynaklanıyor, yoksa müşteriler mi gelmek istemiyor?

”Turizm sektörü çok devinimli bir sektör, gemi piyasasının bambaşka artıları eksileri, bizim yaptığımızın bambaşka artıları eksileri var.

Bildiğim kadarıyla gelen gemilerin sayısı yüzde 90’dan yüzde 5’lere düştü. Bu adamlar manyak mı? Bu zamana kadar sadece İstanbul değil; Bodrum, Çanakkale turları da yapan insanlar neden bir anda kestiler turlarını? Bu insanlara ‘Risk almak istemediler o yüzden rotalarını değiştiriyorlar’ demek bence kolaya kaçmaktır…  Yatırımının içerisinde Türkiye’nin de payı olan şirketler ellerini biraz taşın altına koymak zorundalar, ancak diğerleri elbette haklı olarak programdan çıkarıyor… Ortada bir terör saldırısı ihtimali varsa, bu herkes için vardır. Ticaretin namusu yoktur denir, ancak olması gerekir. TUI’de olduğu gibi Türkiye’de payı olan ülkelerin vazgeçmeme sebebi para kaybetmek istememesidir.’’

Peki son olarak, turizmin geleceğinden umutlu musunuz?

“Umudumu kaybetmekten nefret eden bir insanım, çünkü umut yoksa yaşamanın anlamı yoktur. Bu yüzden şu an umutluyum ama bunun mantıksal ayaklarının bir an önce doldurulması gerekiyor. Çünkü mantıksal altyapısı olmayan bir umudun hiçbir anlamı yoktur.”

TurizmGüncel.com

Reklam
Etiketler
Reklam

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Close