Haberler

Büyükelçilere sesleniyorum; Bu suça ortak olmayın!

Başta büyükelçiler olmak üzere tüm dışişleri bakanlığı personeline, gelecekte bazı hususlarda başlarının hukuken ağrımaması ve bir sorunla karşılaşmamaları için, konu üzerinde çalışmalar yapan bir bilim insanı olarak dostça bazı hatırlatmalarda bulunmak istiyorum.
Dışişleri Bakanlığının Teşkilat Kanunu’nda büyükelçi ve konsolosların görevleri sıralanırken daha ilk maddede şunlar yazılı;
Bu öyle bir görev ki, her ülkenin kendi vatandaşının, bulunduğu yabancı ülkede kendisini güvende hissetmesini sağlar. Yabancı bir ülkede herhangi bir sorunla karşılaştığında kendi devletinin arkasında dağ gibi durduğunu hissettirir.
Nitekim araştırdığınızda görüyorsunuz ki, yukarıdaki cümlede geçen “Türkiye Cumhuriyeti” kelimesi hariç, tüm ülkelerin büyükelçi ve konsolosları için yaptığı görev tanımlamasında bu ifade daha ilk maddede yer alıyor.
Öyle ki; Farzı muhal, kendi ülkesinin pasaportunu taşıyan bir kişi eğer bir başka ülkede ağır bir suça bulaşsa bile, elçilik görevlileri devreye girerek, mümkün olan en az cezayı alması konusunda hukuki ve diplomatik destek sağlamaya çalışırlar.
Bazen devletler, bir vatandaşının hakkını korumak için savaşa girerler.
Hatta ülkesine sığınan yabancı bir ülkenin mağdur durumdaki vatandaşını korumak ve iade etmemek için savaşı bile göze alırlar. Bunun o kadar çok örneği var ki, yazıyı uzatmamak için detaya girmiyorum.
Böyle bir girişten sonra gelelim sadede…
Pekala şimdi ne oluyor?
Türk pasaportu taşıyanlara görevi gereği sahip çıkması gerekenler, ortada bir kanıt, bir mahkeme kararı bile olmadan, Türk vatandaşlarının pasaportunu İPTAL edip dış dünyada SIKINTI yaşaması için TUZAK kuruyor.
İnterpol kayıtlarına göre başta K.Kore olmak üzere, muhalif hiçbir sese izin vermeyen, hayat hakkı tanımayan dikta rejimleri dışında dışında bunun dünyada örneği yok.
Son 3 yıldır Türk dışişleri çalışanları, dünyanın dört bir yanında kendi ülkesinin pasaportunu taşıyan vatandaşlarını bulundukları ülkelerin devlet mercilerine ŞİKAYET – İHBAR – GAMMAZLAMA ve jurnal faaliyetinde bulunuyorlar.
O ülkelerde , eğitim, turizm, yardım gönüllüsü gibi değişik amaçlarla bulunan kendi ülkesinin vatandaşlarını tek tek fişleyerek, onlara ENGEL çıkarılması, ülkeden kovulması, iş yaptırılmaması, iş yerlerinin kapatılması konusunda muhbir ajan olarak çalışıyorlar. Türkler hakkında muhatap ülkelerin yetkililerine jurnal dosyaları takdim ediyorlar.
Bunları nerden mi biliyoruz?
O ülkelerin devlet yetkililerinin bizzat kendi anlatımlarından…
O kadar çok örnek var ki, yakında kitaplarda isim isim ve hadiselerin en ince detaylarına kadar okursunuz.
Her ülke dış dünyada kendi vatandaşlarına sahip çıkarken, Türk dışişleri çalışanlarının kendi ülkesinin vatandaşlarını şikayete gelmesi muhatap ülkelerin yetkililerini tiksindirici noktalara ulaşmış durumda.
Öyle çirkin davranış içine giriyorlar ki, Türkiye’nin muhatap ülkelerde asırlara dayanan itibarını yerle bir ediyorlar
Daha dün dinlediğim olay şu;
İddia o ki, Uzakdoğu’da 200 Milyona yaklaşan nüfusu olan ülkelerden birinde Türk büyükelçisi görev değişikliği nedeniyle ülkeden ayrılınca, ülkenin dışişleri yetkilileri, HAYATIMIZDA GÖRDÜĞÜMÜZ EN SEVİYESİZ ADAMDAN KURTULDUK derler.
…derler demesine ama, bunu söyledikleri sosyal demokrat kökenli işadamından aldıkları cevap, “YENİ GÖNDERİLEN ONDAN ÇOK DAHA PARTİZAN… GİDENİ DE ARATACAKTIR” olur.
Verdiği cevap ise;Bunu hissettiğimiz anda, ona karşı alacağımız pozisyon daha şimdiden ortadadır…” şeklinde olur.
Önceden BÜYÜKELÇİLER devleti temsil ederlerdi.
Şimdilerde ise pek çoğu “parti elçisi” durumundalar.
Sanmayın ki sadece HİZMET HAREKETİNE mensup bilinen insanlara bu tür muameleler yapılıyor. Siyasi olarak AKP’ye yakın bilinmeyen, muhalif olarak etiketlenmiş herkes muhatap ülke yetkililerine potansiyel terörist olarak yansıtılıyor.
Hükümete yakın çevrelerin HİZMET aleyhinde servis ettiği yalanlardan biri de, TÜRKİYE’NİN TERÖRE BULAŞMIŞ ÜLKE olarak ilan edilmesi için çaba gösterdiği iddiası…
Halbuki bu işi bizzat dışişleri çalışanları kendileri yapıyorlar.
O kadar saflar ki, ortada tek bir MAHKEME kararı bile olmadığı halde, sırf siyasi muhalif gördükleri birilerini ilgili ülkelere TERÖRİST diye şikayet edeceğiz, bu sayede Ankara’daki siyasi zevattan AFERİN alacağız, belki daha iyi bir yere terfi edeceğiz derken, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarını teröre bulaşmış insanlar gibi bizzat kendilerinin gösterdiklerinin farkında bile değiller.
Yani dış dünyada, BİZİM ÜLKENİN VATANDAŞLARI terörist diye bizzat kendileri gayri ahlaki ve gayri insani propaganda yapıyorlar.
Hatta öyle ülkeler var ki, HİZMETE yakın bilinen insanların dışında tek bir Türk vatandaşı henüz adım atmış değil. Elçilik çalışanları da BUNLAR TERÖRİST deyince, tüm ülkenin itibarı yerle bir oluyor.
Üstelik Türkiye’nin dışişleri çalışanları bu iftiraları, HİZMETE yakın bilinen, bulundukları ülkelerde saygınlık, itibar kazanmış, o ülkelerin yetkililerinin takdirine mazhar olmuş kişilere atıyorlar.
Halbuki o ülke yetkillerinin pek çoğunun çocukları bunlar terörist diye şikayet ettikleri okullarda okuyor ve inanılmaz derecede mutlular.
Onlara evlerini açıyorlar. Ailece görüşüyorlar.
O insanların en güvendiği kişiler hakkında“bunlar TERÖRİST” diyeşikayet ederseniz, “yıllardır gördüğümüze mi, üstelik kendi istihbarat birimlerimizin bunlar hakkındaki titiz raporlarına mı inanacağız, yoksa sizin yalanlarınıza mı” cevabını alırsınız. Bu konuda o kadar çok örnek var ki, yakında kitaplarda okuyacaksınız.
Üstelik bu şikayet rezilliğini, terörist diye şikayet ettikleri insanların ne kadar NAMUSLU, ülkesini ne kadar çok seven insanlar olduklarını yıllardır görüp tanıyarak, bizzat kendi bildikleri halde yapıyorlar.
Siz tüm dünyada kendi ülkenizin namuslu vatandaşlarını TERÖRİST diye şikayet ederseniz, o ülkelerin vatandaşları sizin ülkenize neden gelsinler?
Nitekim Türk turizmi sadece 1 yıl içinde 21 yıl öncesine döndü.
Rusya’dan gelen turist yüzde 98, AB ülkelerinden gelen yarı yarıya azaldı.
Ülke batıyor..
Atatürk Havalimanında yaşanan son patlama bu rakamların daha da iyice dip yapmasına neden olacaktır.
Nitekim daha dün Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri Bakanlığı, Amerikan vatandaşlarının Türkiye’ye seyahat konusunda daha önce yayımladığı uyarıyı yineledi. “Türkiye’de asla güvende değilsiniz” dedi.
Bildiğimiz kadarıyla şimdiye kadar IŞİD üyesi olduğu için tek bir sanık ceza almadı.
Hayırseverler ise cezaevlerinde…
Siyaset kurumu tıpkı sizleri olduğu gibi, tüm dünyada eğitim gönüllerinin peşine devletin ilgili tüm birimlerini taktı..
Canlı bombalar ise keyfini sürüyor ülkenin sahipsiz ortamının.
Bunun böyle gitmeyeceğini, devletin bir yerde “dur” diyeceğini görmemek için KÖR OLMAK LAZIM!
* * *
Sayın Büyükelçiler;
Türk Tarihinin dış dünyada EN İTİBARSIZ yönetimi şu an işbaşında.
Demokratik hiçbir ülke yetkilisi randevu vermek istemiyor. Afrikalarda geziyorlar.
Tüm uluslararası raporlar Türkiye’de demokrasinin giderek bittiğini yansıtıyor.
Hükümete yakın yazarların iddiasına göre Muhammet Ali’nin cenazesinde olmaları bile rahatsızlık oluşturmuş.
Açıkça söyleyeyim…
Bu gidişatın bir parçası hiç olmadığınızı söylemek siyasetçilere çok haksızlık yapmak olur.
Dünyada tek dostumuz kalmadı.
Üstelik Ortaoğu’daki terörle içiçe görüntü veren bir algı var.
Partinin değil, devletin görevlileri gibi davranınız.
Türk pasaportu taşıyan tüm vatandaşlara ayrım yapmadan SAHİP ÇIKIN.
* * *
Yaklaşık 2 yıl önce ekranlarda, dünyanın her ülkesinde ve kanunlarında VATANA İHANET kavramı vardır. Dünya HUKUK LİTERATÜRÜNE şu ana kadar olmayan yeni bri kavram daha kazandıyorum; Göreceksiniz bu insanlar gelecekte VATANDAŞINA İHANET iddiasıyla yargılanacaklar demiştim.
Bu sözümün arkasındayım.
İnanılmaz örnekler var. Bunların hukukta illa karşılığı olacaktır.
O günler inanın çok yakın. Kanunların tanıdığı görev alanınızın dışına asla çıkmayın. Hukuksuz iş yapmayın.
Bu iktidar yarın gider…
Sizlerse, haklarında jurnalde bulunduğunuz bir kısm Türk Vatandaşlarının sizin aleyhinizdeki SUÇ DUYURULARI ile baş başa kalır, uğraşır durursunuz. Bu konuda şahit olarak katkı sunmak isteyen yabancı misyon şefleri var.
Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin kabul ettiği Dışişleri Bakanlığının Teşkilat Kanunu’nun aksi istikametinde davranmayın. Türk pasaportu taşıyanları şikayet değil, HİMAYE EDİN.. Bunun tersi bir durum muhakkak bir gün karşınıza hukuk önünde konulur.
Türkiye’nin  tek KÜRESEL MARKASI Dil ve Kültür Festivallerini engellemek  için Washington da, BM’de, Brüksel’de ve diğer ülkelerde gösterilen yoğun çabalar, yapılan tezviratlar, ilgili muhataplar tarafından utançla anlatılıyor ve “bunlar hangi millete çalışıyor” sorusu bizzat onlarca soruluyor.
Kendinizi iktidara değil, devlete ve kanunların size verdiği yetkiye yaslayın.
Bir bakın bakalım;
Nerede eski Dışişleri Bakanı ve Başbakan Ahmet Davutoğlu?
Yarın aynı akıbete ve sahipsizliğe maruz bırakılmayacağınızın garantisi var mı?
Kendinizi siyasi çıkarlar için kullandırıp bir kenara attırmayın.
***
HİZMET ALEYHİNDE yazması için para teklif edilen yabancı akademisyenler var. “Bu nedir” sorusunu içeren utanç e-mailleri ortada dolaşıyor.
Hizmete darbe vurmak için paralar akıtılıyor. “Ortada kanıt yok ama Ankara iyi para veriyor” diye canlı yayında söyleyen saflar var.
Bunun çok sayıda örneği ve kanıtı var. Yakında gazetelerde ve kitaplarda okursunuz
İsmi vermek istemediğim bazı ülkeler bazı harcamaların kaynağının peşinde.
Diplomatik kanallarla girişi yapılan paraların elden dağıtıldığı iddiaları var.
Sırf HİZMETE yakın bilinen okullar kapatılsın diye ülkenin kaynakları yabancı ülkelerde savruluyor.
Demokrasisi gelişmemiş ülkelerde muhatap ülke yetkililerine rüşvetler dağıtıldığı iddiaları var.
Afrika ülkelerinde başbakanlık yapmış bir isimden, kendisine bu konuda rüşvet teklif edildiğini dinleyen arkadaşlarım var. Gerekirse muhatapları açıklarım diyor. Bunların örneği çok.
Bazı ülkelerde gazetelere HİZMET aleyhinde ilan veren elçilikler var.
Oradaki HİZMET mensupları bu karalama karşısında yargı yoluna başvurunca, gazeteler özür üzerine özür yayınlamaya başladılar. ALDATILDIK diyorlar.
Şu an Türkiye’den dünyaya yansıyan görüntü, asla bir parçası olmak istememeyeceğimiz bir gerçeği yansıtıyor.
Gidişat iyi değil ve sizler bunun yangına körükle giden bir parçası olmayınız.
* * *
Görüyorsunuz!
Bir devlet politikasından söz etmek mümkün değil.
Olsa olsa bir parti ve şahıs politikasından söz edilebilir.
Devlet politikası olsaydı, dün ateş köpürüp savaş ilan edecek (!) hale geldikleri ülkelere 24 saat içinde ÖVGÜ dizer hale gelmezler, bu kadar hızlı çark etmezlerdi.
Hiçbir devlet bu kadar hızlı manevra yapmaz.
Manevra ihtiyacı olan maalesef dış destek arayan siyasetçiler olmuştur.
Kişiselleştirilmiş dış politika sadece kişiyi değil, ona paralel hareket edenleri de yarın sorumlu kılar.
İnsanlığa ağır bedel ödeten ağır fatura karşısında gerek “devletin hesap sorucu gücü” gerekse de uluslararası hukuk illa gereken adımı atar.
* * *
Son olarak;
Bu yazıyı sizlere hitaben yazmamın benim açımdan sorumluluk teşkil eden bir kaç yönü var…
Akademik Ömrümü Türkiye’nin İMAJININ DÜNYADA güçlenmesine adadım.
“TÜRKİYE’Yİ DÜNYAYA AÇMAK” 20 yıl öncekaleme aldığım doçentlik tezimdi. Daha sonra kitap olarak da basıldı.
Yine 18 yıl önce “Türkiye’nin İmaj Sorunu Ve 2000’li Yılların Eşiğinde Yeni Vizyon Arayışları” başlıklıbir başka kitabımda bu ülkenin İMAJI nasıl ayağa kalkar ona kafa yordum.
Kitabın başında, 12 Eylül Darbesi sonrasının ilk Dışişleri Bakanı İlter Türkmen ile eski büyükelçi ve bakan Kamran İnan Beyefendilerin TAKDİM yazıları  var. Kitapta önerdiğim hususlar kendilerinin takdir ve hayranlığı kazanmıştı.
Bunların her biri, o güne kadar üzerinde hiç akademilk çalışma üretilmemiş olan konular.
Bu ülkenin geleceğine ve imajına kafa yormuş bir akademisyenin son yıllarda tanık oldukları karşısında bir iç sızısı ile kaleme aldığı bir yazıdır bu…
Demek istediğim o ki;
Attığınız her adımın bir akademisyen olarak takipçisiyim.
Dün kitaplarımda neler yapılması gerektiğini örnekleri ile yazmış, imajı daha düzgün Türkiye için bazı önerilerde bulunmuştum.
Yarın da, BÜYÜK TÜRKİYE’Yİ ENGELLEYENLERİ, vatandaşlarımız aleyhinde dışarıda çalışanları da aynı sorumlulukla yazarım.
Biliniz ki, yaptığınız her şey tarihe not olarak kaydediliyor.
Dünyanın şu an en itibarsız siyasetçilerine angaje çok yanlış işler yapıyorsunuz. Devletin itibarı ile oynuyorsunuz. Böyle yapmayın.
Gelip geçici kişilere değil devlete çalışın.
Bizi, sizi dinlediğimiz yabancı ülke misyon temsilcilerine karşı ülkemiz adına utandırmayın.
Ülkemizin itibarını yerle bir eden öyle örnekler var ki, bazısını şuraya yazsam, milletin devletine olan güveni SIFIRLANIR.
Uzatmayayım.
Büyükelçilere sesleniyorum; Bu suça ortak olmayın!
Yeri geldikçe konuya devam edeceğim.


Etiketler

Ukrayna Haber

Ukrayna'nın, ilk Türkçe haber sitesi.

Bir Cevap Yazın

İlgili Makaleler