HaberlerŞükrettin Aslanoğlu

Kapkara bir gecede dolunay gibi

Şaban-ı Muazzam’ın 15. gecesi… Adlandırıldığı şekliyle Beraat Gecesi, Beraat Kandili…
Karanlığı aydınlatan bir kandil…
Ayın on dördü, dolunay…

Geceyi, seneyi, bütün bir ömrü karanlıklardan çıkarabilecek bir dolunay…
‘‘Bütün sene için bir çekirdek hükmünde’’ olan bu gece ‘beşer mukadderatının programı nevinden olması itibariyle Kadir Gecesi kutsiyetinde olduğu’’ da belirtilen bir gecedir. ‘‘Her bir hasenenin (hayırlı işin) Leyle-i Kadir’de otuz bin olduğu gibi, bu Leyle-i Berat’ta her bir amel-i salihin ve herbir harf-i Kur’ân’ın sevabı yirmi bine çıkar. Sair vakitte on ise, şuhûr-u selâsede (üç aylarda) yüze ve bine çıkar. Ve bu kudsî leyâli-i meşhûrede (meşhur gecede) on binler, yirmi bin veya otuz binlere çıkar. Bu geceler elli senelik bir ibadet hükmüne geçebilir.’’

Bu gecelerde “…elden geldiği kadar Kur’ân’la ve istiğfar ve salavatla meşgul olmak büyük bir kârdır.”

Her gecenin aydınlık olması, her gündüzün gecelerde yakılan kulluk ışıklarıyla daha berrak olması…
Başlamaya aday bir gece, tüm geceler gibi… Apayrı seçkinliğiyle…

Yola koyulmuş olanlar için mesafeleri katlayan bir zaman dilimi…

Öyle bir zaman dilimi ki:
Her önemli işin bu gecede hikmetli bir şekilde ayrımı ve seçimi yapılır.

Bu gece yapılan ibadetin (kılınan namazların, okunan Kur’ân’ların, yapılan dua ve zikirlerin, tevbe ve istiğfarların), gündüzünde tutulan oruçların fazileti çok büyüktür.

İlâhî ihsan, feyiz ve bereketle dopdolu bir gecedir.

Mağfiret(bağışlanma) gecesidir.

Rasul-i Ekrem’e şefaat hakkının tamamı (şefaat-ı tamme) bu gece verilmiştir. Şöyle ki: Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem Şaban’ın 13. gecesi Allah’tan ümmetine şefaat etme hakkı istemiş, üçte biri verilmiş; 14. gecesi yine istemiş, üçte biri daha verilmiş; 15. gecesi (Berâat Gecesi) tekrar istemiş ve bu gece şefaatin tamamı kendisine verilmiştir.

Berat, belge, vesika demek… Beraat, kurtuluş… Beraat beratımızı alma adına kulluk gayreti, cehdiyle dopdolu bir gece…

Sahih hadislerin beyanıyla: Şaban ayının on beşinci gecesi tevbe eden mü’minler, Allah’ın afv ü mağfireti ile günahlarından ve dolayısıyla Cehennem’den beraat edecekler, kurtulacaklardır. Şaban’ın ortasındaki geceye Beraat isminin dışında; mâ’nen verimli, feyizli, bereketli ve kutsi bir gece olduğu için Mübarek Gece; iyi değerlendirildiği takdirde günahlardan arınma ve suçlardan temize çıkma imkânı Allah tarafından bildirildiği için Sâk (Berâat, Ferman, Kurtuluş Belgesi) Gecesi; Lütuf ve ihsanı aşkın, afv ve merhametin engin olan Allah’ın ikram ve iltifatlarına erişildiği için de Rahmet Gecesi de denilmiştir.

Nebiler Serveri’nin bu geceyle alakalı müjdeleri kucak kucak:
‘‘Allah Tealâ, Şaban ayının onbeşinci(Berâat) gecesinde –rahmetiyle- dünya semasına iner, orada tecelli eder ve Kelb Kabîlesi’nin koyunlarının tüyleri sayısından daha çok sayıda günahkârı affeder.’(Tirmizi,Savm,39;İbn Mace,İkame,191.)

‘‘Şaban’ın ortasındaki(Berâat kandili) geceyi ibadetle ihya ediniz, gündüzünde de oruç tutunuz. Allah Tealâ o akşam güneşin batmasıyla dünya semasına tecelli eder ve fecir doğana kadar, ‘Yok mu benden af isteyen, onu affedeyim. Yok mu benden rızık isteyen, ona rızık vereyim. Yok mu bir musibete uğrayan, ona afiyet vereyim. Yok mu şöyle, yok mu böyle!’ der.’’ (İbn Mace,İkame,191.)

Var Allahım var!
Muhtacız…
Affına muhtacız…
Rızkına muhtacız…
Nimetlerine muhtacız…
Rahmetine muhtacız…
Namaza muhtacız…
Duaya muhtacız…
Kulluğuna muhtacız…
Resûlün’e muhtacız… Sallallahu aleyhi ve sellem
Kur’ânın’a muhtacız…
Allahım Sana muhtacız…
‘‘Tut elimden Allahım tut ki edemem Sensiz’’…
Nerelere gidebiliriz ki, kim var ki?!
Zaten derdimiz Sensizlik…

Ne güzel söylemiş duâsı şiir, şiiri duâ olan şair…

BEN GELDİM

Kulluğum başımda billurdan bir taç.
Kullukla erilmez payeye erdim.!
Kapında bu benden hep Sana muhtaç;
Aç kapını, tut elimden ben geldim!

Duydum büyünü en engin bir hazla,
Koşarken koşanlar Sana bin nazla;
Yöneldim ben bu perişan niyazla,
Aç kapını, tut elimden ben geldim!

Kalmadı korkum yakından ıraktan,
Her şeyi çözen, çürüten topraktan;
Tek endişem var, o da son duraktan;
Aç kapını, tut elimden ben geldim!

Fikirde boşluk bir hudutsuz feza,
İnsan için ne dayanılmaz eza..
Bütün halayık durunca niyaza,
Aç kapını, tut elimden ben geldim!

Ses ver, öteden nağmeler duyulsun!
Üns’ ün akıp akıp ruhuma dolsun..
Yitirenler yitirdiğini bulsun,
Aç kapını,tut elimden ben geldim

Üst üste şafaklar söksün çöllerde,
Açsın bahtımın ikbali her yerde
Tıpkı bir tulü gibi perde perde,
Aç kapını, tut elimden ben geldim!

Doğup esince nurun tepelerden,
Duyulduğunda namın kubbelerden
Taşarken celalin minarelerden,
Aç kapını, tut elimden ben geldim!

Hep uzak olsam da Sen yanımdaydın,
Bütün benliğime nurunu yaydın
Seninle olunca günlerim aydın,
Aç kapını, tut elimden ben geldim!

Ruhumda hafakan boynumda kement,
Hatırımı yakininle ma’mür et!
Halim sana ayan, eyle inayet!
Aç kapını, tut elimden ben geldim!

***

‘‘Tut elimden Allah’ım tut ki edemem Sensiz’’…
Bizi Sensiz bırakma Allah’ım…
Bizi Sen’i anlatan Resûlünsüz bırakma Allah’ım…
Bizi O’nun sallallahu aleyhi ve sellem getirdiği Kur’ânsız bırakma Allah’ım…

***
O Kur’ân’a meâli ekseninde bu geceyle alâkalı bakarak…

“Hâ, Mim. Açık olan ve gerçeği açıklayan bu kitaba yemin ederim ki; Biz onu kutlu bir gecede indirdik. Çünkü Biz haktan yüz çevirenleri uyarırız.
Müfessirlerin çoğuna göre bu kutlu gece kadir gecesidir. Bazıları ise berat gecesi olduğunu söylerler.
O, öyle bir gecedir ki her hikmetli iş, tarafımızdan bir emir ile, o zaman yazılıp belirlenir.
Rabbinden bir rahmet olarak hep resuller göndermekteyiz. Muhakkak ki O, her şeyi hakkıyla işitir ve bilir.”
(44/Duhân Sûresi/1-6)

| ŞÜKRETTİN ASLANOĞLU – UKRAYNAHABER.COM

Kaynakça:

– Kur’ân-ı Hakîm’in Açıklamalı Meali,Prof. Dr. Suat Yıldırım, Işık Yayınları, Kasım 2005
– Zamanın Allah’a En Yakın Zirveleri Üç Aylar ve Kandiller, Rehber Yayınları
– İbrahim Canan, Kütüb-ü Sitte, 3 cilt, sayfa 288

– Sızıntı, Mart 1996

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Close