HaberlerŞükrettin Aslanoğlu

Kutlu doğum

Efendimiz sallalahu aleyhi ve sellem’in doğum günü…

Vilâdet-I Şerîf’inin sene-i devriyesi, yıldönümü…

Ay’ın hareketlerine göre belirlenen kamerî yani milâdî 622’yi başlangıç kabul eden daha sonraki adıyla hicrî takvimde Rebî’ul-evvel ayının 12’si…

Milâdî, güneşin hareketleriyle belirlenen takvimin 571. senesinin 20 Nisan’ı…

Pazartesi…

Rebî’ul-evvel, ilkbahar demek…

‘‘Nisan sözcüğünün, Farsça (nisan), Süryanice (nisanna), Sümerce (nisag = ilk meyveler), Akadca(nisānu) ve İbranice (nîsān) sözcüklerinden alındığı söylenebilir.

Nisan adının İngilizcesi olan April sözcüğünün Latince aprilis’den geldiği rivayet olunur. Klasik etimolojiye göre, Latince aperire (açmak); ağaçların çiçek açmaya başladığı mevsimi ima eder. Aynı tez, modern Yunancada ilkbahar anlamına gelen ἁνοιξις (açmak) ile de destek bulmaktadır.’’

Mevsim bahara denk gelmeseydi, rebî’ul-evvel ve nisan lkbahar mânâsında olmasaydı ne farkedecekti?

Gelişi bahar değil miydi?

Var edilişi tamamen rahmet değil miydi?

O sallallahu aleyhi ve sellem, bahar; bahar da ferahlık da rahmet de O sallallahu aleyhi ve sellem değil miydi?

Şair Mecnun’un ağzıyla Leylâ’ya söylese de:

‘‘…

Ve bir bahar günü doğdun sen

Sana Leylâ dedim Suna dedim şiirlerde şarkılarda

Gerçek adın bir fısıltı gibi kaldı ağızlarda dudaklarda

Çatlar yüreğim bir nar gibi o sırrı anar da

Avunurum doğumundan gelen muştulu armağanlarla

Melekler gökten geldi armağanlarla

Ve bir bahar günü doğdun sen

Gelirsin her baharda

Bir diriliş gibi ölü dünyaya

Bir bahar günü doğdun sen

Baharın ta kendisi oldun sen’’ (SEZAİ KARAKOÇ),

baharda gelen, baharla gelen O sallallahu aleyhi ve sellem değil miydi?

Gelişinin yıldönümü; ona denk gelen gece, ona tevafuk eden gündüz…

Yahut milâdî, hicrî sene-i devriye…

Nisan, rebî’ul-evvel…

Hayatımızın her lahzası, en küçük zaman dilimi…

O’nun sallallahu aleyhi ve sellem getirdikleriyle dolu olmalı değil miydi?

O’nunla sallallahu aleyhi ve sellem olmalı değil miydi?

O’nun sallallahu aleyhi ve sellem örnek kulluğu, sünnetiyle dolu olmalı değil miydi?

Bu ona, o buna mâni değil…

İhmal edenimize hatırlatıyor…

Yolunda olana, her günü kıymet bilene şevk veriyor…

Bugün diyor, bugün…

Fırsatı rahmet bilmek…

İmkânı ganimet bilmek…

Bir kere daha,

Hoş geldin Ya Rasûlallah!

Kutlu doğdun Ya Rasûlallah!

Bizim için de doğ Ya Rasûlallah!

Bizim hayatımıza da doğ!, demek, diyebilmek…

ŞÜKRETTİN ASLANOĞLU | UKRAYNAHABER.COM

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Close