HaberlerŞükrettin Aslanoğlu

Zaman Receb-i Şerif’i gösteriyor

Zaman, bizim nefes alışımız mıdır? Soluklarımızla ilerleyen bir birimi mi vardır zamanın?… Aldığımız her nefes takvimden bir yaprağın düşüşü müdür?…

Günler mi geçer biz göz açıp kapayınca? Saatler, günler, haftalar, aylar, onyıllar nasıl geçer? Nereye götürür bizi zaman?… Nedir zaman?  

Zaman

Nedir zaman, nedir?
Bir su mu, bir kuş mu?
Nedir zaman, nedir?
İniş mi, yokuş mu?

Bir sese benziyor;
Arkanız hep zifir!
Bir sese benziyor;
Önünüz tüm kabir!

Belki de bir hırsız;
İzi, lekesi var.
Belki de bir hırsız;
O yok, gölgesi var.

Annesi azabın,
Sonsuzluk, şarkısı.
Annesi azabın,
Cinnetin tıpkısı.

İçimde bir nokta;
Dönüyor aleve.
İçimde bir nokta;
Beynimde bir güve.

Akrep ve yelkovan,
Varlığın nabzında.
Akrep ve yelkovan,
Yokluğun ağzında.

Zamanın çarkları,
Sizi yürütüyor!
Zamanın çarkları,
Beni öğütüyor.

Zaman her yerde ve
Her şeyin içinde.
Zaman her yerde ve
Acem’de ve Çin’de.

Kime kaçsam ondan;
Ha yakın, ha ırak?
Kime kaçsam ondan;
Ya sema, ya toprak…

(Necip Fazıl Kısakürek)

Onsuzluk mümkün mü?… Onu inkar mümkün mü?! Kaçamayacağız ömrümüzü yemesinden, dünyamızı bitirmesinden…

Onun hakkını verirsek de, o nimetten istifadeye muvaffak olursak da bizden iyi alışveriş eden yok…   Ahret buradan tesis ediliyor, ahret zamanı dünya zamanından kâra dönüştürebildiklerimizle inşaAllah cennet oluyor.

Zamanın hakkını verebilmek, her şey gibi onu Veren’i bilmek, tanımak yolundan geçiyor…

Bütün zamanlarını Allah’a tahsis edenler sermayesini kat be kat kâra dönüştürenler, suya değil sarsılmaz kayalara yazılar yazanlardır… Onlar suya da yazsa Rabb sildirmezse yazıları silinmeyenlerdir…

‘‘Sen, zamanı kovalama, ruhum, bırak zaman seni kovalasın. O, bir takım saatler, çarklar ve kadranlarla senin peşine düşsün. Sen, zamana zaman kesilmesini bil.’’ (Sezai Karakoç, Makamda)

‘‘Bırak, bozuk saatler yalan yanlış işlesin!’’
(Arif Nihat Asya, Fetih Marşı)

Zamanı avuçlarının içinde tutarcasına ruh ve irade hâkimiyeti içindekilerdir ki zamanın dişlileri arasında ezilmek şöyle dursun zamanı ufalarlar anlara asırlar yüklercesine…

‘‘Yılmayan ruh, sevgiyi hak edecek, tanrısal armağanı hak edecektir. Allah, bu ruha, güçlerinden bir güç bağışlayacaktır. Bu güçle o eskimezlik kazanır. O kevserle dirilmiş ruhtur artık. O ab-ı hayatla dirilmiş hızırdır. Hem kendinin, hem başka ruhların hızırı.’’ (Makamda)

Zaman Allah armağanı. Bitmezliğe, solmazlığa dönüştürebilir sermayeyi.

Allah, karşılığında kendilerine Cennet vermek üzere mü’minlerden öz varlıklarını ve mallarını satın almıştır. Verdiği söze Allah’tan daha sadık kim olabilir? O halde (ey mü’minler), Allah’la yaptığınız bu alışverişten dolayı size müjdeler olsun! Budur gerçekten çok büyük kazanç, çok büyük başarı.” (9/Tevbe Suresi/111)’’

Zamanı veriyor Allah. Verdiği sermayeyi yolunda kullanıyorsak kârı da Cennet olarak yine bize veriyor, Rızası olarak kat be kat veriyor… Sermaye O’nun, pazar O’nun (celle celaluhu)… Cennet vârı, Rıza kârının sonsuzluğu bizim!

Zaman nefsin esiri değil. Öz, zamanın yönlendiricisi. ‘‘Sen kendinden umut kesmemişsen, bil ki, zamandan da umut kesilmez.’’ Zamanı yönlendiren Allah’a kulluk şuurumuzsa zaman o vakit sonsuzlaşacaktır…

‘‘İşte sana yeni deyişler: değişim, direniş, devrim, diriliş. Bir yüzleri zamana bakar ilk üçünün, fakat sonuncusu, farklı. Zaman ona bakar, o zamana değil. İmanla değiş, oruçla diren, namazla iç devrimini yap ve ruhunla diril. İşte o vakit, günlük zamanların, yabancı zamanların kuşatışından kurtulur, ruhunun öz aşinası gerçek zamanın dostluğunu kazanırsın. O zaman, değişim, direniş, devrim silinir, ortada yalnız diriliş kalır. Zaten, onlar onun geçici gelişme görüntüleri değil miydi?’’ (Makamda)

Zamanı yenenlere de hem ona esir olanlara da Rabb bir kere, bir kere daha fırsatlar sunuyor. Hediyeler var Zamanın Sahibi’nden…

Sürçtüysek de düştüysek de… Her daim sütü dökmüşçesine köşeye büzüldüysek de… Bilip ettiysek de… Bilmeyip hata yoluna, râhına gittiysek de…

Armağanları, behiyeleri sonsuz Rabbimiz… Bizim Rabbimiz, bizim Rabbimiz… Zamanın içinde zaman yaratıyor… Receb’i veriyor, Şaban’ı sunuyor, Ramazan’ı başımıza bir tâc olarak konduruyor…

Bu ay Receb’tir bilene. Bu ay Receb’tir zamanı yenene. Bu ay Receb’tir fırsatı fevt etmeyene. Bu ay Receb’tir nefse yenilmeyene.

Receb, ikram olunan ay, hazırlanmak.

Arifler her bir harfine Receb’in bir mana söylerler. Receb’in ‘‘R’’si, Allah’ın rahmetine, ‘‘C’’si,
kulun cürmüne, ‘‘B’’si ise Allah’ın birr (iyilik) ve ihsanına işarettir. (Rehber Yayınları)

Receb’in hilâli göründü. Dolunaya doğru ilerliyor. O bedr’ dolunaya bakabilmeye yüzümüz olsun… O ayyüzlü peçesini sıyırsın.

‘‘Ruhun ilerlemesi ve gerilemesi de bir hesap ve kitap işidir. Bir gülün açılışı gibi, ruh, yavaş yavaş gelişir. Mevsimler ve baharlar bekler. Bir ayın dolunay olmağa gidişi gibi, zaman ve saat, sayı ve grafik ister. Şartlar, duraklar, basamaklar vardır.’’ (Makamda)

Receb, ikram olunan ay, hazırlanmak.

Ardından gelecek Şabanla beraber Ramazan’ın hazırlayıcısı. Ramazan öncesinde bize ikram olunmuş. Büyük lütfun keşif kolu. Yüce armağanın öncüsü. Regaib’le gele gele Mi’rac’a ere ere Şaban’ın Berâat fermanını alarak Ramazan’ın Kadr’ini bilmeye hazırlanıyoruz.

Receb, ikram olunan ay, hazırlanmak.

‘‘Allah Resûlü, Üç Aylar’dan Recep ve Şaban’ı, bu ayların sonuncusu ve tüm senenin sultanı olan Ramazan’a hazırlayıcı olmaları bakımından değerlendiriyor, bu aylarda bulunan bazı geceleri ise, özellikle ibadetle ihya ediyordu. O inananları adım adım Ramazan’a hazırlamak istiyor, ‘‘Allah’ım bize Recep’i ve Şaban’ı mübarek ve bereketli kıl ve bizi Ramazan’a eriştir’’ diye dua ediyordu. (ibn Hanbel, 1,259)’’ (doç. Dr. Soner Gündüzöz, Orucu Anlamak)

Zaman Receb-i Şerîf’i gösteriyor.

Sürpriz lütuflarla dolu zamanlar. Lütuflardan alabildiğine istifade adına bize bu lütufları haber veren Haberciler Habercisi, Nebiler Nebisi Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem)’in hayat-ı seniyyeleri bize tablolar sunuyor:

‘‘İbn Abbad Hanif anlatıyor: Said bin Cübeyr’e Receb ayındaki oruçtan sordum. Bana şu cevabı verdi:
İbn Abbas(r.a)’ı dinledim, şöyle demişti: ‘‘Rasûlüllah(s.a.v.) Receb ayında bazen öyle oruç tutardı ki biz, (galiba) hiç yemeyecek derdik.’’ Bazen de öyle yerdi ki biz (galiba) hiç tutmayacak derdik.’’ (Buharî, Savm, 53;Ebû Dâvud, Savm, 55)

Abdullah bin Şakik (r.a) dedi ki:

Hz. Âişe (r.a)’ya, ‘‘Rasûlüllah(s.a.v.) bir ayı kâmilen oruç tutar mıydı diye sordum. Şöyle cevap verdi:

‘‘O’nun ölünceye kadar Ramazan’dan başka bir ayın hepsini oruç tuttuğunu ne de hiç tutmayarak ayın tamamını oruçsuz geçirdiğini bilmiyorum.’’ (Müslim, Sıyâm, 173)

Yine Hz.Âişe (r.a), şöyle demiştir:

‘‘Rasûlüllah(s.a.v.) bazen biz onu (bu ayda) hiç iftar etmiyor deyinceye kadar oruç tutardı.  Bazen de biz, kendisi (bu ayda) hiç oruç tutmuyor diyecek kadar oruçsuz bulunurdu. Ben, Rasûlüllah’ın Ramazan’dan başka bir ayın orucunu tamamladığını asla görmedim. Şaban ayındaki kadar da kendisinde çok oruçlu olduğu bir ay görmedim.’’ (Doç. Dr. Ali çelik, Peygamberimiz’in Ramazan Günlüğü) ’’

Yol Peygamber Yolu ise inşaAllah O’nun gibi  (sallallâhu aleyhi ve sellem) yürümek o yolda… Duâ duâ yalvarmak her dem her nefeste…

“Rahman ve Rahîm Allah’ın adıyla, Ey her sesi işiten, kemiklere et giydiren, öldükten sonra onları yeni bir yaratılışa mazhar eden, suç işleyen kullarını hemen cezalandırmayıp onlara düşünme mühleti veren, sayılamayacak kadar çok olan ihsanları bir inkıtaa uğramadan akıp akıp gelen Rabbim! Bütün güzel isimlerin ve özellikle kullarından hiçbir kimsenin bilemediği gizli ism-i a’zamın hatırına Sana yalvarıyorum. Ne olur, kulluğuma mâni olan bütün kayıtlardan beni âzâde eyle!”
(Mûsa el-Kâzım(r.h.))

Duâ kulluğun özü. Kulluk her an, duâ da her lahza. En Güzel Kul’un (sallallâhu aleyhi ve sellem) içinde bulunduğumuz vakitlerde çokça yaptığı duâla….

‘‘Allah’ım bize Recep’i ve Şaban’ı mübarek ve bereketli kıl ve bizi Ramazan’a eriştir’’ (ibn Hanbel, 1,259)’’

ŞÜKRETTİN ASLANOĞLU | UKRAYNAHABER.COM

Kaynakça:
Allah Kelamı Kur’an-ı Kerim ve Açıklamalı Meali, Ali Ünal, Define Yayınları
el-Kulubu’d-Daria Tercümesi, Mustafa Yılmaz, Define Yayınları, 2. Baskı, Temmuz 2014
Zamanın Allah’a En Yakın Zirveleri Üç Aylar ve Kandiller, Rehber Yayınları
Orucu Anlamak, Doç.Dr. Soner Gündüzöz, DİB Yayınları, 1. Baskı, Ankara 2010
Peygamberimiz’in Ramazan Günlüğü, Doç. Dr. Ali Çelik, Beyan Yayınları, İstanbul Ekim 2003
Çile, Necip Fazıl Kısakürek, Büyük Doğu Yayınları
Makamda, Sezai Karakoç, Diriliş Yayınları, 3. Baskı, İstanbul 1995
Bir Bayrak Rüzgâr Bekliyor, Arif Nihat Asya, Ötüken Neşriyat, 22.Baskı, İstanbul Mart 2015

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Close