DünyaHaberler

Gülen’den, Brüksel’e anlamlı mektup

Belçika’nın başkenti Brüksel’de düzenlenen “Şiddete Karşı Duruş: Mücahede ve Müslümanların Sorumluluğu” başlıklı uluslararası sempozyuma mesaj gönderen Fethullah Gülen Hocaefendi, “Şiddet kullanarak başkalarına boyun eğdirmeyi hedefleyen totaliter ideolojilere karşı Müslüman ve gayrimüslim vatandaşların omuzlarına mesuliyetler düşüyor.” dedi

Fethullah Gülen Hocaefendi, dünyanın dört bir tarafından yüzlerce ulema, akademisyen ve STK temsilcilerin buluştuğu Şiddete Karşı Duruş sempozyumuna mektupla iştirak etti.

Programın organizatörlerinden Kültürler Arası Diyalog Platformu (IDP) Başkanı Ramazan Güveli, Fethullah Gülen Hocaefendi’nin yazmış olduğu mektubunu İngilizce okudu. Gülen, konferans katılımcılarının ve onların dünyadaki meslektaşlarının diyalog ve işbirliği yapmasının uzun vadede yeryüzünden terör tehdidi ortadan kaldırmak adına çok önemli olduğunu ifade etti.

Mektubunda Müslümanların sorumluluğuna da dikkat çeken Gülen, “Terörist grupların Müslüman’ca davranmadığını veya gayrimüslim bazı çevreler tarafından manipüle edildiğini söylemekle yetinip kendi mesuliyetimizden kaçamayız. Bu gruplar neticede bizim cemiyetlerimiz içinden eleman devşiriyorlar ve bunu yaparken İslami kaynakları suiistimal ediyorlar. Müslümanların geçmişte emperyalist devletler elinde çektikleri veya günümüzdeki bazı devletlerin menfi uygulamaları, bizim terörist grupların barbarca saldırılar karşısında sessiz kalmayı ve tel’in etmemeyi tecviz etmez.” dedi.

Meşru bir hedefe gayri meşru yollarla gidilemeyeceğine de dikkat çeken Gülen, “Müslümanlar, zulmü durdurmak gibi meşru bir hedefe giderken savaşmayan sivilleri öldürmek gibi gayrimeşru yolları kullanamaz.” mesajını verdi.

Fethullah Gülen Hocaefendi görüşlerini, “Modern zamanlarda Müslümanlar demokrasi ve devlet seviyesinde laiklik gibi kavramlara tatbikattaki kusurlar ve bu kelimelerin başka diller kökenli olması gibi sebeplerle tepki gösterdi. Eğer demokrasinin sacayakları cemiyetin bütün fertlerini kendi konumunda kabul etmek, adalet ve hukukun üstünlüğü, temel insan hakları ve hürriyetlerinin korunması gibi şeylerse onu İslami değerlere zıt gibi görmek doğru değildir.” dedi.

“Müslümanların terörizm problemine çözüm araması önem arz ediyor” şeklinde ifade etti.

Terörizm problemine çözümler aranan masalarda Müslümanların bir sandalye sahibi olmasının da önem arz ettiğini söyleyen Gülen, “Müslümanlara karşı korku ve şüpheyle şekillenen günümüz atmosferinde bunu yapmak çok zordur ancak zorluğuna rağmen gelecek nesillerin cemiyetleriyle sağlıklı ilişkiler içinde olabilmesi için vazgeçilmez bir vazifedir. Küreselleşen dünyamızın Müslüman olmayan vatandaşlarının da şunu görmesi gerekir ki IŞİD, Boko Haram veya El Kaide gibi grupların arz ettiği terörizm belasından kurtulmak orta direk Müslümanlarla pozitif bir angajmana girmeden mümkün değildir. Müslümanların toplumlarından yabancılaştırılmaması için nefret tellalları ve korku zihniyetli fanatiklerin marjinalleştirilmesi için herkes gayret sarf etmelidir.” şeklinde konuştu.

Mektubunu bir temenni ile sonlandıran Gülen, “Ümit ve duam odur ki burada dile getirilen fikirler ve bunları uygulama adına yapılacak faaliyetler sadece Belçika’da değil, aynı zamanda Avrupa’da ve bütün dünyada barış ve sosyal uyuma hizmet etsin.” dedi.

TERÖRE KARŞI İSLAM ULEMASI BRÜKSEL’DE BULUŞTU

Kültürler Arası Diyalog Platformu ve Leuven Üniversitesi Gülen Kursu’şunun organize ettiği ‘Şiddete karşı duruş: Mücahede ve Müslümanların Sorumluluğu’ sempozyumuna 57 farklı ülkeden katılan 400 akademisyen, kanaat önderi ve STK temsilcisi teröre karşı ortak duruş sergiledi.

İki gün süren sempozyumun ardından yayınlanan sonuç bildirisinde, İslam adına yapılan terör saldırılarına karşı net bir şekilde mesafe konulması gerektiği belirtilirken, “Kesin bir dille ve ‘amasız’ her türlü terörü şiddetle kınıyoruz” mesajı verildi.

Şiddet içeren aşırıcılık ile nasıl mücadele edileceği konusunda Kültürler Arası Diyalog Platformu ve Katolik Leuven Üniversitesi Gülen Kursu’şunun organize ettiği sempozyuma 250’sı Müslüman ülkelerden olmak üzere toplam 400 katılımcı iştirak etti.  Katılımcılar arasında İslam âlimleri, akademisyenler, bilim adamları ve kanaat önderleri yer aldı. ‘Şiddete karşı durmak’ ve bu alanda pozisyon alabilmek için “Mücahede ve Müslümanların sorumluluğu” başlığı altında bir araya gelinen sempozyum 2 gün sürdü. Program boyunca 8 atölye çalışması ve 4 panel düzenlendi. Atölye çalışmalarında ve panellerde şiddete ve aşırıcılığın din ile olan ilişkisi, sosyal çevreyle olan ve kültürle olan ilişkileri masaya yatırıldı. Bunun yanında bu sıkıntıların oluşmasına engel olabilecek toplumsal yaşam projeleri üzerinde fikirler sunuldu. 2. gün sonunda Müslüman âlimler ile gayrimüslim meslektaşları teröre karşı ortak biz pozisyon alarak bildiri yayınladılar.

Katılımcıların ortak kanaati, “Kesin bir dille ve ‘amasız’ IŞİD, El Kaide ve Boko Haram gibi her türlü terörü şiddetle kınıyoruz. Bunun yanında intihar saldırılarıyla, şiddet içeren aşırıcılıkla ve İslam adına gerçekleştirilen terör saldırılarıyla aramıza keskin bir mesafe koyuyoruz. Kuran ve İslam’ın ruhu bu saldırıları içerisinde barındırmıyor. Aşırıcılık ideolojisine Müslümanlar olarak pozitif hikâyelerle cevap vermeliyiz” dendi.

Ayrıca panelde İslam’ın şiddete eğilimi var mı ?, Müslümanların bu terör saldırılarda sorumlulukları var mı ?, Aşırıcılık ile mücadele için İslam alimleri ne tür önlemler almalı ? Cihat kavramı nasıl açıklanmalı? Gibi sorulara da yanıtlar arandı.

Diyalog Platformu Başkanı Ramazan Güveli ise terörle mücadele anlamında ilk kez bu kadar büyük bir kalabalığı ve farklı fikrin bir araya geldiğinin altını çizerken, ortaya çıkan önemli fikirlerin memnuniyet verici olduğunu aktardı. Güveli, birçok İslam alımının yaşanan olumsuzlukların İslam ile bağdaştırılmasından dolayı kaygı duyduğunu aktarırken, “Burada bu kaygıları enine boyuna konuşup, çözüm yollarını aradık” dedi.

Panele Afganistan Diyanet İşleri Başkanı Faiz Mohammed Osmani, Indiana Üniversitesinden Prof. Aşma Afşarüddin, Fas Sultan Moulay Simane Üniversitesinden Said Chabbar, Endonezya Ulema Cemiyeti Başkanı Din Syamsuddin ve Oslo Başpsikoposu Günnar Stalsett gibi isimler yer aldı.

GÜLEN GÜNÜMÜZ İÇİN KİLİT DEĞERLERDEN BAHSEDİYOR
Leuven Üniversitesi Sosyal Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Bart Kerremans, üniversitelerinde Gülen kürsünün bulunmasından dolayı gurur duyduğunu ifade ederken, konuşmasında da birçok kez Fethullah Gülen’in sözlerinden alıntılar yaptı. Fethullah Gülen’in günümüz için kilit değerlerden bahsettiğini, insanları eyleme geçirmek için mücadele ettiğini belirtti. Kerremans, Gülen’in dini daha anlaşılır hale getirmek için de çabaladığını aktarırken, Müslümanlara da bir görev verdiğinin altını çizdi. Kerremans, “Fethullah Gülen tüm insanlara, Müslümanlara ve Müslüman olmayanları tepki vermeye davet ediyor. Hizmet sadece sloganlarla hareket etmiyor ve aksiyon içerisinde.” dedi.

MÜSLÜMAN ÜLKELERİN DESPOT LİDERLERİ DEMOKRASİYE ZARAR VERİYOR
Endonezya Ulema Meclisinden Prof. Din Syamsuddin ise yaşanan şiddetlerin dini içerikli mi yoksa siyasi içerikli mi olup olmadığının sorgulanması gerektiğini aktardı. Syamsuddin, “Bu olay sadece Müslümanları değil, tüm insanlığı ilgilendiriyor. Tüm milletler tek yumruk olmalı.” dedi.

Fiziki şiddet, devlet şiddeti, sözlü şiddet gibi her türlü şiddettin İslam’ın gerçek değerleriyle örtüşmediğini de aktaran Syamsuddin, “Terörün hep siyasi bir boyutu vardır. Amaç siyasi değişim gerçekleştirmektir. İslam yanlış kullanımlara karşı korunmalıdır. Yaşanan sonuçlar da küresel adaletsizliğin bir sonucudur” dedi. Syamsuddin, bu dönemde İslam ile Batı’nın daha samimi olmaları gerektiğini de aktarırken, “İslam ile Batı ortak medeniyetlerin sütunları gibidir.” dedi. Syamsuddin, despot liderlerin olduğu Müslüman ülkelerin varlığına da dikkat çekerken, bunun insan hakları ve demokrasi adına zararı olduğunu söyledi.

SALİH KARACA, SELİM ERYAMAN, RIZA DOĞAN | BRÜKSEL – ZAMAN

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Close