Reklam
HaberlerSpor

Acıların gölgesinde Milli Takım

Reklam

Başlık ve konu futbol… Play-off maçına bir adım kala milli takım… Peki ya akıllar ve yürekler; AnKARA…

Tesadüf mü bilinmez, A Milli Futbol Takımı’mız oynayacağı önemli maçlara genellikle bir “acı haber” ile çıkar. Maç öncesi acı haberi alan oyuncular ve hocalar, maç sonu ise ya galibiyeti acılı ülke insanına armağan eder (gerçekten bir armağan da değildir ya hani) ya da yorum yapmaz, milletimizin acısını paylaşır! İkinci şık daha doğru olanıdır kanımca!

Ülke insanımızın en iyi öğrendiği çaresizlik; acı üstüne acılar çekmek! Kınamak gerek, peki nereye kadar? Kaçıncı kınama, kaçıncı lanet? Kınamanın ve sözlü lanetlemenin sonu yok, dua etmekten ve yalvarıp yakarmaktan daha tesirli bir yol da yok aslında…

TERİM FUTBOLUN GERÇEKLERİ İLE YÜZLEŞİYOR

Böyle bir acı varken, milli birlikteliğimizi kaybetmeye ramak kalmışken, “milli” sıfatını taşıyor olmasının yüzü suyu hürmetine A Milli Futbol Takımı’mızın maçlarına değiniyoruz…

Utana sıkıla…

Mucizelere kalmış 2016 Avrupa Şampiyonası şansını, play-off oynayarak geçebilme noktasına getirdi A Milli Takım. Kaybedilen son derece sürpriz puanlar ve alınan yenilgilerin dönüm maçıydı Hollanda. Tipik bir jenerasyon düşüşü yaşayan Hollanda’yı yenerek üçüncüler arasında oynanacak play-off müsabakaları için ümitlendik. Düşüncem artık bu noktadan sonra milli takımın kalitesi ile maçları kolay geçeceği yönündeydi. Kısmen de öyle oldu, Çek Cumhuriyeti’ni deplasmanda 2-0 mağlup ederek ilk adımı geçtik ve İzlanda maçını beklemeye koyulduk. İzlanda maçından alınacak 1 puan play-off turuna kalmamıza yetecek.

Fatih Terim çok üstün teknik ve taktik becerisi olan bir çalıştırıcı değildir. Zira öyle olsa kısa bir İtalya deneyiminin ardından Milli Takım ve Galatasaray kulübü arasında gidip gelmez, Avrupa’nın elit takımlarını istikrarla çalıştırırdı. Buna rağmen takım motivasyonu ve sinerjisini yüksek tutarak kazandığı başarılara ulaşmıştır diyebiliriz. Buna rağmen, dünya futbolu bambaşka noktalara geldi! Fatih Terim’in “yürü koçum, saldır oğlum, alayına hücum” felsefesi birçok maçta çöküntüler yaşadı.

Futbolun daha kompakt ve savunma gerekliliğini de kavramak ve buna yönelik uygulamalar geliştirmek gerekiyordu. Bunu yaptı işte Fatih Terim. Dörtlü savunma önüne tam beş adet orta saha ortası oyuncu yerleştirdi; Çoğu kişi Gökhan Töre, Volkan Şen gibi hızlı kanat oyuncularının oynamasını beklerken… Düşünce şu olmalıydı; Volkan ve Gökhan’ın kanat oyunlarını Arda, Hakan, hatta Oğuzhan ve Ozan ile değişmeli yapabiliriz, ancak Gökhan ve Volkan ile Oğuzhan, Ozan, Hakan’ın orta sahada yapacaklarını yapamayız. Maçın başlarında tutar gibiydi bu tercih, takım topa sahip oldu, ara ara pres yaptı, ancak üretemedi. Üretemeyişin sebebi Caner ve Şener’i ileri çıkaramamaktı. Buradan hareketle Ozan-Topal ve Hakan-Töre değişikliği bekledim. Beklentinin sebebi Caner ve Şener’i hücuma katacak hamlelerin gelmesi içindi. Tam bu yönde değişiklikler görecekken (Volkan Şen oyuna girmek için hazırlanıyordu) Caner sol bekten hücuma katıldı. Hücum setine yerleşen takımda dönen topları ısrarla toplayan oyuncular topu üç kez Caner’e doğru açtı. Caner de ısrarla orta yaptı ve üçüncü orta denemesinde hakemin çok iyi yakaladığı pozisyonda penaltı kazanıp öne geçtik. Skor üstünlüğü Fatih Terim’den ikinci sürprizi görmemize sebep oldu! Terim, forvet Cenk Tosun’u çıkararak Volkan Şen’i oyuna aldı. Diğer bir ifade ile takım tam bir 4-0-6 dizilişine büründü. Arda serbest rolde yarım forvet gibi oynayacaktı. Bu dakikadan sonra takım savunması ve direnci bir derece daha üste çıkarken, özellikle Volkan Şen’in takıma kattığı ivme, hız ve hareketlilik pozisyonları da beraberinde getirdi. Bu hareketlilik içinde Arda Turan klasını göstererek yarım düzine Çek oyuncunun arasında topu sakladı, bekledi, gördü ve Hakan Çalhanoğlu’na harika bir asist yaptı. Hakan da bitiricilik rolünü çok iyi yerine getirerek üç puanı perçinleyen gol vuruşunu yapmış oldu.

Özetlemek gerekirse, Fatih Terim stratejik çağdaş futbol hamleleri yaparak sonunda futbolun gerçekleri ile yüzleşmiş oldu. Bu gerçekler her şartta her zaman tutmayabilir, fakat dünkü rakip Çek Cumhuriyeti ve koşullar tutması için çok uygundu. Şimdi Konya’da İzlanda karşısında alınacak bir puan play-off turuna atacaktır bizi. O maçta da, guruptan çıkmayı garantileyen İzlanda karşısında, benzer oyun felsefesi ve futbolun gerçeklerine uygun stratejiler ile sahada olacağımızı düşünüyorum.

SERHAT KILIÇ | UKRAYNA HABER – serhat_kilic_as@hotmail.com @serhat5407

Reklam
Reklam

İlgili Makaleler

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Close