HaberlerSpor

Basketbolda 4’lü final, futbolda ise yanlıştan liderliğe

Fenerbahçe’yi yalnız Türkiye değil, Avrupa’daki birçok kulüpten ayıran ve öne çıkaran özelliği, dün bir kez daha hayat buldu. Fenerbahçe “Ben Spor Kulübüyüm” diye taraftarından yönetimine ısrarla haykırıyor. Öyle ki olimpiyatlara bakıyorsunuz rakiplerinin aksine en çok sporcuyu gönderen kulüp. En kötü sezonunu yaşadığı kadın basketbol şubesi Avrupa Ligi’nde yarı final oynuyor, voleybol takımları Avrupa kupalarında müessese takımlarına rağmen iyi kötü sahne alıp mücadele ediyor, masa tenisi takımı Avrupa şampiyonu olup ülkenin ve kulübün adını tüm dünyaya duyuruyor. Dahası kürekten yüzmeye, bokstan başka spor dallarına kadar Fenerbahçe şüphesin bu ülkenin spor alanındaki lokomotifi konumunda. (Finallerdeki şansızlığı olsa da.)

FAİLİ MEÇHULLER BULUNSUN!

İşte, birçok badirelere rağmen yıkılmayan ve olağan üstü bir duruşla ayakta kalan futbol şubesinin dünyaca tanınan takım otobüsü 4 Nisan 2014 tarihinde bir silahlı suikast girişimiyle yok edilmeye çalışıldı! O gün toplumu yanlış yönlendiren devletin tepe yöneticileri bu gün ortada olmadığı gibi, evet Allah’ın lütfü ile başarısız olan suikast girişiminin failleri henüz bulunamadı! 17 gün geçmesine rağmen bulunamadı! Fenerbahçe Spor Kulübü Yönetim Kurulu manifesto yayınlayarak lige devam etme kararı aldı. Kararı Divan Kurulu’nun tavsiyesi ile aldığına göre saygı duymak gerekir. Buna rağmen şahsi fikrim Fenerbahçe en azından Türkiye Kupası maçına çıkmayarak ciddiyetini ortaya koyabilirdi! Lige devam etmeme kararı dahi ciddi ciddi alınsa kimse itiraz etmezdi! Kısacası bu faili meçhuller bulunmadıkça yeni facialar ve tehditler olasıdır. Fenerbahçe camiası asla ve asla sportif etkinliklere dalarak bu konuyu ihmal etmemeli ısrarla takipçisi olmalıdır.

FENERBAHÇE ÜLKER DÖRTLÜ FİNALLERDE

Fenerbahçe Ülker Basketbol takımı, birçok Avrupa devini, dev bütçeli takımları, ekol takımlarını yenerek geldiği çeyrek final serisinde geçen yılın şampiyonu Maccabi Elecctra’yı saf dışı bıraktı. Zorlu geçen üç mücadeleyi de dünyanın sayılı koçlarından Zeljko Obradoviç’in önderliğinde başarıyla geçti. Uyum süreci ve inişli çıkışlı iki yıllık bir serüven bu. Tesadüf değil, bir planlama ve uygulamanın ürünü. Şimdi Fenerbahçe Ülker 15-17 Mayıs tarihlerinde Madrid’de yapılacak FINAL FOUR müsabakalarında sahne alacak. Temennimiz ev sahibi Real Madrid dâhil yenemeyeceği takım olmayan Fenerbahçe Ülker’in bu rüyayı Avrupa Ligi şampiyonluğu ile taçlandırmasıdır.

YANLIŞTAN DÖNDÜ LİDER OLDU

Yok, edilmek istenen Fenerbahçe oyuncu gurubu lige verilen aradan sonra önce Mersin İdmanyurdu karşısına çıktı kupada. Takım daha kenetlenmiş gözükmüştü. Bu sefer ise rakip, bence Fenerbahçe için en tehlikeli olabilecek takım Bursaspor’du. Fenerbahçe adeta revire dönen kadrosunda eksikliklerle boğuşarak çıktı Bursaspor maçına. Bursaspor gibi ikinci-üçüncü bölge arasını çok hızlı geçen ve rakip kaleye oldukça süratli inen bir takıma karşı İsmail Hoca tekrar yanlış tercihle çıkardı takımı sahaya. Daha doğrusu Kuyt’lı doğru tercih, bu oyuncunun ısınırken sakatlanması sonucu Emenike’nin o bölgeye koyulması ile “aksayacağım” diye açıktan çığlık atıyordu! Aksadı da! Daha kenetlenmiş izlenimi veren Fenerbahçe, önde basarak, dikine, temaslı, sert, hızlı, istekli ve arzulu olsa da rakibi yukarıda bahsettiğimiz özelliklerinin yanında en çok şut atan ve gol atan takımlarındandı ligin! Dahası en az Fenerbahçe kadar istekli, sert, arzulu ve temaslı oynadılar dün. Böyle bir rakibe karşı, böylesine ciddi ve önem derecesi yüksek maça üç santrafor özellikli oyuncu ile çıkma lüksünde olmamalı bir takım, eğer bu lüks ortaya koyulmuşsa futbolun gerçeklerinden uzaklaşılmış demektir. Yapılması gereken Alper’i sol kanada alıp orta sahaya bir oyuncu koymaktır. Raul ve Diego’nun yokluğu bu seçeneği olumsuz kıldığına göre her oynadığında iz bırakan ve günler öncesinde bunu tekrarlayan Hasan Ali ile maça başlanmalıdır. Böylece Caner’den hücumda en az Emenike kadar faydalanırsınız ve takım savunmanız da daha yukarıda tutulmuş olur. Nitekim Fenerbahçe’yi maça döndüren, maça ortak eden hamle de bu oldu! Emenike yerine Hasan Ali oyuna dâhil olunca Fenerbahçe ilk yarıdaki telaşlı, kontrolsüz, dengesiz ve açık veren oyunundan sıyrılıp daha derli toplu, dengeli, etkili bir görüntü verdi. Takım savunmasını toparladı. Verdiği bir iki pozisyon ise duran top ve yorgunluk kaynaklı idi. Fenerbahçe için Bellushi’nin ofsayt gerekçesi ile sayılmayan (yayıncı kuruluşun pierrosuna göre 11 cm ofsayt) golü ile Hasan Ali’nin çizgiden çıkardığı top kırılma ve şans anıydı. Yani maç başındaki hata pahalıya patlayabilirdi. Kısacası İsmail Hoca’nın oyun görüşü, tercihleri ve hamleleri, farklı maçlardaki çelişkili tercihleri Fenerbahçe’nin takım avantajını dezavantaja dönüştürebiliyor. Örneğin bir çok maçta fark yemiş ve defansif oynayan Konyaspor maçına iki defansif orta saha ile çıkarken Galatasaray ve Bursaspor gibi rakiplere karşı maceracı kadrolar sürebiliyor. Sonuç olarak taktiksel yanlıştan dönülüp doğru hamle gelince Fenerbahçe bir kez daha liderlik koltuğuna oturmuş oldu.

 

MAÇIN HAKEMİ HÜSEYİN GÖÇEK

Zaten çoğunun beğenmediği bir hakemdir Hüseyin Göçek. Maçın iki net doğru kararı iki takımın aynı kaleye gönderdiği ve ofsayt gerekçesi ile iptal edilen goller. İkisini de yan hakem verdi. Maçın kontrolünü o kadar kaybetti ki, inanılmaz standart dışı kararlara imza attı! Şener, Ozan, Serdar Aziz, Emre’nin arkadan indirmelerine kart vermemesini mi, Caner’in her pozisyondan sonra el kol hareketini görmezden gelmesini mi, verip vermediği onca faulleri mi… Kısacası iki taraf lehine ve aleyhine, verdiği vermediği kararlar ile çok kötü bir maç yönetti.

SERHAT KILIÇ | UKRAYNA HABER – serhat_kilic_as@hotmail.com @serhat5407

İlgili Makaleler

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Close