Haberler

Oyun disiplininden kopuk

1-1 beraberlikle sonuçlanan karşılaşmada, Bursaspor ve Fenerbahçe’nin müthiş tempolu ve heyecanlı maçını izledi futbolseverler. Bursaspor kazansa zirveye tam anlamıyla ortak olacak; Fenerbahçe kazansa adeta “şampiyonluk havasını” kendi camiasına ve rakiplerine çok daha güçlü bir şekilde hissettirecekti. Ancak maç beraberlikle bitti ve “havaların daha da fazla değişkenlik gösterebileceğini” ortaya koydu! Bu lig daha çok su kaldırır…

Fenerbahçe teknik direktörü İsmail Kartal kazanan ve iyi oynayan kadrosunu bozmayarak maça başladı. Maç öncesi kadroları görünce iki soru sorulabilirdi:

1.Fernando’yu savunabilecek fizik ve tekniğe sahip olmayan Bekir-Kadlec ikilisi yerine Alves-Bekir olabilir miydi?(Alves’in özel durumundan bağımsız.)

2.Top kayıpları ile artık saç baş yoldurtan, üretemeyen ve Fenerbahçe hücumlarını yavaşlatan Kuyt yerine Sow oynayabilir miydi?

Sorulardan ikincisi, oyuna girdikten sonra Sow’un inanılmaz kötü ve etkisiz oyunu ile cevap bulsa da, şans golü ile beraberliği getirmesine rağmen Kuyt’ın yukarıda belirtilen performans gerçeğini örtmemeli. Birinci soru ise Kadlec’in, kötü savunma bekleri ve takım savunması performansı arasında, kritik müdahaleleri ile maçı kurtarması ile cevaplandırılmış oldu.

Fenerbahçe aşırı hırs ve kazanma arzusunun açıkça görüldüğü üzere, baskı ile maça başladı. Bu reaksiyon Fenerbahçe’yi özellikle büyük maçlardaki; “sakin kalan, pas ile baskıyı kıran ve etkili olan” takım görüntüsünden uzaklaştırdı. Bunun sebebi, aşırı hırsın ve kazanma arzusunun getirdiği “oyun disiplininden kopuş ve dağınık takım düzeniydi.” Nitekim Fenerbahçe baskı ile başladığı maça üçüncü dakika yediği gol ile yenik başladı adeta…

Galatasaray ve Beşiktaş’a karşı, sahasında çok üstün ve etkili oynamasına karşın kaybetmişti Bursaspor. Fenerbahçe’ye karşı ise yapılabilecek en doğru hamle ile sahaya çıktı! Fenerbahçe’yi en büyük kozu olan hücum bekleri üzerinden kendi silahı ile vurarak maça başladı! Volkan ve Şener ile Fenerbahçe’nin sol kanadını adeta kırdı ve golü de hemen maçın başında o bölgeden buldu! Dahası, Caner Erkin bile bu gerginlikle oynamaya başlayınca takımı adına kriz oluşturdu! Kırmızı kart görme sinyalleri verdiği yetmezmiş gibi, oynadığı bölgeden pozisyonlar gelince, kendisini oyundan alan hocasına “Ben bir daha bu takımda oynamam, hadi oradan…” gibi şaşırtıcı sözler sarf etti! Maç sonunda özür dileyerek kriz ortamını yumuşatmış olsa da, bu hareket ciddi şekilde cezalandırılmalı ve disiplinden taviz verilmemeli!

Tekrar maça dönecek olursak, Fenerbahçe ilk yarı oyunu karşı yarı sahada oynamaya devam etse de skor üretemedi, rakibinin birkaç pas ile çıkıp pozisyon bulmasına da engel olamadı. Rakip sahada oynarken hücumcuların topu tutamaması bu oyun gediğindeki birinci etkendi. Oyun bu şekilde devam ederken Kuyt’ın ortası şans eseri golle sonuçlandı ve maçın son çeyreğine kadar aynı durum devam etti! Son çeyreğe girilirken ise Şenol Güneş’in Ozan İpek ve Bekir Yılmaz’ı oyuna dâhil etmesi maçı bambaşka bir atmosfere itti. Bursaspor maçın sonlarında müthiş bir baskı kurarak kale ağzından üç net pozisyon bulsa da, Kadlec, Hasan Ali ve üst direk engeline takıldı! Fenerbahçe’nin Emre’yi oyuna dâhil ederek göstermek istediği reaksiyon gerçekleşmeyince, özellikle son çeyrekti oyuna bakılarak bir puan açıkçası kazanç hanesine eklenmiş oldu!

SPOR ADAMLIĞI KARAKTERİ

Futbolculuk karakterine özellikle dikkat etmek gibi bir hastalığımız var! Galatasaray maçında Alves’in yaptığı hareketten sonra değindiğimiz gibi! Caner de bu sınıfta yer alıyor ne yazık ki! Gereksiz yere sarı kart görüyor, yetmezmiş gibi faullere ve didişmelere devam ediyor! Kötü de oynarken teknik direktör oyundan alınca inanılmaz bir tepki ile hocasına ve camiasına karşı akıl almaz sözler sarf ediyor! Evet, Caner özür diledi ve doğru olanı yaptı, fakat bu davranış biçimi teknik ekip ve yönetim tarafından cezalandırılmalı!

Spor adamı denilince de akla Şenol Güneş gelir! Bursaspor teknik direktörü Şenol Güneş iki haftadır Fenerbahçe kalecisi Volkan Demirel üzerine oynuyor tabiri caizse! Sebebi ise, eşine, daha bebek olan çocuğuna ve ailesine ahlaksızca küfürler edildiği için milli takım kalecisinin sahayı terk etmesi! Dolayısıyla maç boyunca aynı şekilde Volkan Demirel’in eşi ve çocuğuna karşı tezahüratlar yapılıyor, kafa ve boynunun üzerine düşen diğer milli takım oyuncusu için “oooohhh ooohhh” naraları atılıyor… Dahası, büyük bir gazete Ermenek’teki maden işçilerimiz ile oyuncunun hayatını kıyaslayan(sözde) müfterice bir haber sayfası planlayarak iğrenç bir linç tezgâhı hazırlıyor! Milli takımda görev yapmış teknik direktörün de “Spor Adamlığı Karakteri” bu olsa gerek diyesi geliyor insanın!

SERHAT KILIÇ | UKRAYNA HABER – serhat_kilic_as@hotmail.com @serhat5407

Ukrayna Haber

Ukrayna'nın, ilk Türkçe haber sitesi.

Bir Cevap Yazın

İlgili Makaleler