DünyaHaberler

‘Kâğıt parçası’ için ifade verdim!

Reklam

Aleyhime açılan bir dava nedeniyle savcıya ifade vermek için birkaç hafta önce Bakırköy Adliyesi’ne gittim. Şikâyetin sahibi, Silivri’de dün sonuçlanan Ergenekon davasının en kritik unsurlarından “AK Parti ve Gülen’i Bitirme Planı”na ait fotokopinin ofisinde bulunduğu emekli asker ve avukat Serdar Öztürk idi.

Hani, Albay Dursun Çiçek’in imzasını taşıyan, Genelkurmay  Karargâhı’nda hazırlandığı birimde çalışan asker ve memurların ifadeleriyle artık sabit olan bir sürü ‘temizleme’ gayretinden sonra Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’un “kâğıt parçası” diye inkar ettiği belge. Çiçek’e ait imzanın sahte olduğu, imza makinesiyle atıldığı gibi ilginç savunmalardan sonra meçhul bir subayın savcıya aslını gönderdiği; Adli Tıp’tan TÜBİTAK, Emniyet ve Jandarma Kriminal’e birçok devlet kurumunun ‘gerçek’ demesine rağmen aylarca ıslak imza tartışması yaptığımız belge.

Nihayet Genelkurmay’ın da gerçekliğini kabul edip Çiçek hakkında üstlerine itaatsizlikten dava açtığı ama olayı darbe girişimine değil, terfisiyle ilgili duyduğu rahatsızlığa bağladığı belge.

“Laik ve demokratik düzeni yıkarak şeriata dayalı bir İslam devleti kurma hayalinde bulunan AK Parti hükümeti ve ona destek veren çeşitli gruplar ile Fethullah Gülen grubu başta olmak üzere radikal dinî oluşumlar hakkındaki gerçekleri gün yüzüne çıkarmayı, kamuoyu desteğini kırmayı ve faaliyetlerine son vermeyi” hedefleyen belge.

Camiayı ve Fethullah Gülen Hocaefendi’yi toplum nezdinde gayri meşru duruma düşürmek için nasıl karalama kampanyası yapılacağını, bu sayede muhafazakâr kesimin bile Hizmet için “Pes” demesinin sağlanacağı, öğrenci evlerine silah yerleştirip Hizmet’e nasıl terör örgütü davası açılacağının tek tek anlatıldığı belge.

Bu amaçlara ulaşmak için “AK Parti mensubu kilit haberleşmeciler”, “dindar kesim içinden hazırda bekletilen elemanlar” ve “Nurettin Veren gibi hareketle ters düşmüş isimlerden yararlanmak” gibi stratejileri içeren belge. Sadece teoride kalmayıp sürekli AK Parti ve Hizmet’i iftiralarla karalayan Genelkurmay’a ait tetikçi internet siteleri; Kayseri, Erzincan ve başka yerlerdeki operasyonlarla uygulamaya da konmuş bir belge.

İşte bu karanlık belgenin ilk kez ofisinde bulunduğu Serdar Öztürk, Ergenekon’la ilgili tüm iddialar uyduruk olsa bile en azından bu belgenin gerçek olduğuna, dolayısıyla Ergenekon davasının ciddiye alınması gerektiğine dikkat çeken “Ergenekon yalan, kâğıt parçası gerçek” başlıklı yazımdan şikâyetçi olmuştu. Kendisine hakaret ettiğimi, adil yargılamayı etkilemeye çalıştığımı ve gerçek olmayan bir belge için gerçek dediğimi iddia ediyordu.

İfademde; birçok devlet kurumunun gerçek dediği, Genelkurmay’ın bile gerçekliğini kabul ettiği, iddianamede yer alan ve kamuoyunun tartıştığı bir belgeye, basın özgürlüğü kapsamında değindiğimi, Sayın Öztürk’e hakaret etmediğimi, nihai kararı elbette mahkemenin vereceğini söyledim. Birkaç gün önce kovuşturmaya gerek görülmediği yazısı gelmişti, dün de mahkeme kararını verdi. Bu belgenin ofisinde bulunduğu Serdar Öztürk 4 ayrı suçtan 25 yıl 6 ay; belgede imzası olan Dursun Çiçek ağırlaştırılmış müebbet ve belgeye “kâğıt parçası” diyen Org. Başbuğ ise müebbetle cezalandırıldı.

Demek ki, bir sivil toplum hareketi olan Hizmet’i gayri meşru kılmayı, gönüllülerine terörist muamelesi yapmayı hedefleyen belgenin gerçekliğine ve ordu içindeki bazı unsurların darbe hazırlığı içine girdiğine şüphe yok. Elbette, bu karar temyiz edilecek ve Yargıtay onaylarsa kesinleşecek. İnşallah süreçte hiçbir masum insanın canı yanmaz. Ama dava hakkında iki kez AİHM’ye gidildiğini ve sürecin meşru, iddiaların ciddi olduğunun tescil edildiğini unutmayalım.

Ergenekon davası, ülkemizi Yunanistan, İspanya, Arjantin gibi darbecileriyle hesaplaşan ülkeler ligine çıkardığı için tarihî önemde. Ancak benzer işlere bulaşan önceki meslektaşlarının akıbetlerine aldırmadan bu davayı sonuna kadar götürmek için büyük risk alan insanların heykelleri dikilmesi gerekirken onlara yapılan muamele ve suçlulara karşı yer yer gösterilen kafa karıştırıcı tutum bir o kadar kötü.

Daha kötüsü ise eski vesayetçi yapının, camiayı karalama ve tasfiye stratejisinin çok benzerinin, bugün karanlık siteler, bazen tetikçi bazen muteber yazarlar, istihbarat faaliyetleri, Nurettin Veren gibi tipler ve liderlik konumundaki isimlerin ağır ithamları üzerinden icra edilmekte olduğuna dair birçok işaret. Demokratik Türkiye hedefi hâlâ geçerli ise gerçekliliği bir daha tescillenen “AK Parti’yi ve Gülen’i Bitirme Planı”nı herkesin yeniden okumasında büyük fayda var.

ABDÜLHAMİT BİLİCİ | ZAMAN a.bilici@zaman.com.tr http://twitter.com/ahamitbilici

Reklam
Etiketler
Reklam

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Close