DünyaHaberler

Gece ağlayan, gündüz gülen adam: Enver Ağabey…

Gökyüzü kara bulutlarla kaplı, yağmur yağdı yağacak, Eyüpsultan’a hüzün hakim. Caminin içi dışı dolu. Gençlerin çokluğu göze çarpıyor. Ülkenin dört bir yanından gelenler var. Gençlerden biri ‘İzmir’den geldim’ dedi, diğeri ‘Van’ ve ‘Erzurum’ dedi. Ezana doğru kalabalık arttı. Oğul Mücahid Ören metin. Ölümün bilincinde. Ölüm her canlı için mukadder, kaçış yok. Şişli Belediye Başkanı ilk gelen siyasilerden. Onu Enerji Bakanı Taner Yıldız izledi. Başbakan Erdoğan da en ön safta yerini aldı.

28 Şubat’ın arifesi ve yine acı bir kayıp. Herkesin ‘Enver Ağabey’ diye hitap ettiği Enver Ören’i yitirdik. Hastaydı. Yoğun bakımda yatıyordu. İki yıl önce Necmettin Erbakan, 27 Şubat’ta ayrıldı aramızdan. Kaderin akışı içinde bir hikmeti, bir anlamı vardır muhakkak. Her iki isim de 28 Şubat sürecinin mağduruydu.

Enver Ören sadece bir işadamı ve medya patronu değildi. Maneviyat dünyamızın da dinamiklerinden, kandillerinden biriydi. Hüseyin Hilmi Işık’ın yakınıydı. Hal ehliydi. Seyyid Abdülhakim Hazretleri’nin yolundan gidiyordu. 28 Şubat’ın hedef aldığı isimlerden biriydi. Karanlığı, ülkeyi aydınlığa çıkarmak için çabalayanlar daha derinden hisseder. Nitekim kimi ülkeyi terk etmek durumunda kaldı, kimi ayakta kalabilmek için büyük acılarla boğuştu.

Unutamadığım anekdotlardandır. 28 Şubat’ın soğuk, dondurucu günleri, ülkenin üzerinde kara bulutlar dolaşmakta. Enver Ören, randevu alır, Çevik Bir’le görüşmeye gider. Çevik Bir tanıdığı bir isim aslında. Kuleli’den okul arkadaşı. Ama ayrı dünyaların insanı. Çevik Bir’in irtica diye gözünü kararttığı çetin günler.

Bir, 28 Şubat’ı anlatmış. Duydukları karşısında eli ayağına dolaşmış. Nasıl dolaşmasın ki her kutsal düşman olarak bellenmiş. İhlas, kara listeye alınmış. Enver Ören önündeki sürahiyi devirmiş. Erol Özkasnak’ın üstü ıslanmış. İnanç ve insaf sahibi bir insanın sükûnetini koruması mümkün mü? Değil elbette. Enver Ören, Çevik Bir’e dönmüş “Yapmayı düşündüğünüz şeyler toplumda kaosa yol açar, kan dökülebilir.” şeklinde uyarıda bulunmuş. Bir’in cevabı çok acımasız: ‘3 milyon insan ölse ne olur?’ 28 Şubat’ı özetleyen bir cümle aslında.

Dün Nuri Elibol’un köşesinde okudum. Genelkurmay Başkanı çağırmış ve “Enver Bey’e selam söyle Türkiye Gazetesi’nin içinde irticai yayınların yapıldığı o iki sayfayı kaldırsın. Orada yazılanlar bizi çok üzüyor.” demiş. Elibol, mesajı Enver Ören’e aktarmış. Ören üzülmüş “Biz bu gazeteyi o iki sayfanın hatırına çıkarıyoruz. Sayfaları kaldırmaktansa gazeteyi kapatırız.” demiş.

2012’nin Ramazan ayıydı. Ankara’ya gelmişti. Bağlum’da şeyhi Abdulhakim Arvasi Hazretleri’nin medfun olduğu yalçın mezarlığın hemen yanında kalıyordu. Ziyaretine gidecektik. Nasip olmadı. Rahatsızlandı. Ankara’dan ayrılmak zorunda kaldı. Yıllardır böbreklerinden rahatsızdı. İki defa ameliyat oldu. Sağlığı düzelmedi. Izdırabı hiç bitmedi. Birkaç yıl önceydi. İstanbul’a gelmiştim. Türkiye Gazetesi ve TGRT’nin bulunduğu binaya uğradım. Bir saate yakın konuştuk. Sürekli tebessüm halindeydi. Hastalığını anlatırken bile. “Fethullah Gülen Hocaefendi’yi gördüm rüyamda. Bana ceviz göndermiş.” dedi. “Kuşkusuz bu rüyanın bir mesajı var.” diye ekledi. Duygulandı sonra… Dünyanın dört bir yanında yapılan hizmetlerden övgüyle bahsetti.‘Neden sürekli tebessüm ediyorsunuz?’ diye sormuşlar. Verdiği cevap çok ilginç: “Ben geceleri ağladım, gündüzleri güldüm.” Güleryüz tavsiye edilir. İnancımıza göre tebessüm sadakadır. O tavsiyenin ete kemiğe büründüğü biriydi sanki.

Mekânı cennet olsun…..

MUSTAFA ÜNAL | ZAMAN – m.unal@zaman.com.tr

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Close