Haberler

14 erken bitti, hedef 2016!

İlk yarı biterken ‘bu berbat maçta becerebildiğimiz tek iş 45 dakikada gol yememek oldu’ demeye hazırlanıyordum, sonrasını yazmasam daha iyi olur…

İyi zamanında da kötü döneminde de bizi yenmekte hiç zorlanmamış olan Romanya, bu kez sıradan bir takım görünümündeydi aslında. Yıllar önce Galatasaray’ın beğenmeyip gönderdiği Tamas ve yakın zamanda aynı işi yaptığı Stancu’nun 11’de yer alışı bu konuda bir fikir verebilir.

Ayrıca geçmişte birkaç adamı mutlaka Avrupa’nın önemli takımlarında yer alırdı onların. Bu kez öyle bir özellikleri yok. Rumen oyuncuların çok büyük bölümü için bizim oyuncuların kazandıkları paralar rüya gibi bir şey. Belki de o nedenle son zamanlarda her maçı rüyada gibi oynuyoruz. Onlarsa gerçekleri yaşıyor.

Ülkemizde futbola çok büyük yatırımlar yapılıyor, gazetelerde-televizyonlarda sürekli konuşulup tartışılıyor. Sanırsınız ki dünyanın en büyük futbol uzmanları bu ülkede yaşıyor! Sonuç, koskocaman bir sıfır! Düşünce düzeyinde de uygulamada da hiçbir sorunumuzu çözemiyoruz; ne hücum etmeyi becerebiliyor, ne savunma yapabiliyoruz. Berbat zemin, lehimize mi aleyhimize mi, kestiremiyorum.

Semih’in kafa vuruşunu kalecinin şansıyla çelişiyle başladığımız maçta ilk 45 dakika boyunca adına futbol denilebilecek tek hareket Sercan Sararer’in üç rakibi geçip kaleciye takıldığı pozisyondu. Hasan Ali’nin anlamsızca ona çok yakın oynaması, bu oyuncunun başka top almasını engelledi. Herşeyi Arda ve Emre’den bekliyor, Hamit’in de günün birinde futbola döneceğini umuyoruz.

İkinci yarıda devreye -Allah eksikliklerini göstermesin- seyircimiz giriyor. Sahaya atılan maddeler, vur-kır-parçala çirkinliği rezaleti tamamlıyor.

Gözler kenara dönüyor, birşey yapılması bekleniyor. Hocamız, belli ki bir Selçuk İnan saçmalığının kurbanı olacak! Bu perişanlık içinde gözler onu da Burak’ı da arıyor. İkisinin de olmayışıyla ilgili çeşitli komplo teorileri üretiliyor.

Avcı’nın Hamit-Mevlüt, Sercan-Emre Çolak, M.Topal-N.Şahin hamleleri de birşeyi değiştirmiyor. Özellikle Emre’nin dizlerinin titrediği tribünden görünüyor… Arda’nın kalecinin üzerine vurduğu top ve Nuri’nin uzatmada kaçırdığı dışında birşey üretemiyoruz. Onların iki pozisyonunda ise gözlerimizi kapatıyoruz. Oyun çok çabuk bitti, perde!

Maç boyunca onlar basitçe bildiklerini yapıyor; savunmada iyi kapanıp çabuk pas yaparak hızla çıkarak pozisyon buluyorlar. Bizim ne yapmak istediğimizi anlamak pek mümkün olmuyor; yavaş hareket, gereksiz top sürme, yersiz çalım ve kargaşa içinde çırpınış… Neredeyse 30 yıl öncesinin futbolu… Yazık!

Bundan sonra ‘Umudumuz bitmedi, biz bu Romanya’yı deplasmanda yeneriz, sonra da şöyle olur böyle olur’ masalını dinleriz bir süre. Gerçek ise Milli Takım’ın yeni hoca arayışının başladığı ve yeni hedef olarak da 2016 Avrupa Şampiyonası’nın gösterileceğidir.

AHMET ÇAKIR | ZAMAN – a.cakir@zaman.com.tr

Ukrayna Haber

Ukrayna'nın, ilk Türkçe haber sitesi.

Bir Cevap Yazın

İlgili Makaleler