Reklam
Haberler

Özel öğretim ve Ukrayna paradoksu

Reklam

“Dünün güneşiyle bugünün çamaşırı kurutulamaz”

Modernleşmeyi belirleyen üç devrim vardır; sanayi devrimi, demokrasi devrimi ve eğitim devrimi. 18. yüzyılda okulun kurgusu çocuğun doğal çevresinin olanaklarıyla bilgiye ulaşamayacağı, bilgiye ulaşabilmesi için okul denen kuruma, öğretmen denen profesyonele ve program denen çerçeveye ihtiyacı olduğu kabulleri üzerine kurulmuştur. Modernleşmenin okul kurgusu bu kabullerin üzerine bina edilmiştir.

21. yüzyıla geldiğimizde bilgi teknolojilerinde yaşanan büyük devrimin bir sonucu olarak, çocuk için bilgi ulaşılamaz bir nesne olmaktan çıkmıştır. Çocuğun bilgiye ulaşabilmesi için öğretmene, programa ve okula da ihtiyacı kalmamıştır. Oysa bugünkü okul yapısı hala yukarıdaki kabullere dayandığı için eğitim kurumları 1970’lerden sonra oluşan küresel dünyanın kurumları haline dönüşememiştir. Bunun sağlanmasında en büyük pay Özel Okullar denen yeni olgunun olmuştur.(1)

Toplumun bütün bu tür eğitim olanaklarından eşit düzeyde faydalanması için bu vasıtaların en hayati olan okulların sayılarının arttırılması gerekmektedir. Özel okullar devletin bu noktadaki görevini üstlenen gönüllü kurumlardır. Özel okullar problemi, devletin özel okulları özel sektör tarafından işletilen birer ‘devlet okulu’ olduğunu kabul etmesiyle çözüme kavuşur. Özel okula giden her öğrencinin resmi okullardaki öğrenci yoğunluğunu hafifleteceğini ve resmi okullardaki öğrencilerin daha iyi bir eğitim almalarına imkân ve fırsat vereceğini asla göz ardı etmemeliyiz.

DÜNYADA UYGULAMALAR NASIL?
Dünyada özel öğretimin gelişimi çok hızlı bir şekilde seyretmektedir. Fransa’da öğrencilerin yüzde 39’u, Avustralya’da öğrencilerin yüzde 58’i, Japonya’da öğrencilerin yüzde 36’sı, Arjantin’de öğrencilerin yüzde 50’si, Hollanda’da yüzde 70’i, Güney Kore’de yüzde 80’i, İspanya’da ilköğretimdeki öğrencilerin yüzde 33’ü, ortaöğretimde yüzde 23’ü, ABD’de öğrencilerinin yüzde 19’u,  özel okullara gitmektedir. Bu örnekler daha da arttırılabilir.

Çeşitli ülkelerde uygulanan farklı modeller var. Fransa Devleti, kanun ve yöneliklere bağlı kalarak eğitim hizmeti veren okulların personel maaşlarını ve çeşitli giderlerinin bir kısmını devlet bütçesinden karşılamaktadır.

Başka bir örnekte ABD’den. ABD’de çocuğunu özel lisede okutana, devlet 1000 dolarlık yardım yapıyor. Yani böyle uygulamalar çeşitli ülkelerde var. Bazı ülkelerde de çocuğun özel okul ücretini devlet ödüyor. Bugün dünyada tartışılan şey eğitimin kaliteli, iyi ve adil olarak sunulmasıdır. Eğitimin ucuzluğu, pahalılığı, özeli tartışılmıyor. Bugün Güney Kore’de özel öğretimin oranı yüzde 80’lerde, Rusya son 20 yıl içinde özel eğitim kurumlarının oranını yüzde 13’e çıkardı. Yine Amerika’da “Charter School” modeliyle programını ve eğitici kadrosunu hazırlayan iş adamlarına, devlet finans desteği sağlayarak okul açtırıyor.

TÜRKİYE’DE ÖZEL OKULLAR
Türkiye’de, 600 bini aşkın çocuğu eğiten yüz bini aşkın vatandaşa istihdam sağlayan devletin eğitim bütçesinden 3 milyara dolara yakın tasarruf etmesini sağlayan “Özel Eğitime” destek olması ülke eğitimine ciddi bir ivme kazandırdı. Bu öğrencilerin devlete maliyetleri ortalama 3 bin dolar olarak düşünülürse devlet, 1,8 milyar dolarlık bir mali yükten kurtulmaktadır. Bir şehre açılan her bir özel öğretim kurumu o yerleşim biriminde doğrudan ya da dolaylı hizmet içi eğitim merkezi gibi çalışır. O bölgedeki okullarda rekabet, işbirliği ortamı yaratır ve kalite getirir. (2)

Türkiye’de 1965 yılından itibaren 625 sayılı özel devlet eğitim kanunu uygulanmaktadır. Özel eğitim kurumlarının genel eğitim sistemi içindeki payı henüz yüzde 3’e ulaşmış olmasına rağmen, bu sınırlı gücüyle istihdam açısından önemli bir kaynak oluşturarak, arayışlara katkı sağlamaktadır. Türkiye’de şu an 3 bin 650 özel okulda 600 bini aşkın öğrenci okumaktadır. Özellikle özel okulculuk son 10 yılda çok ciddi bir artış göstermiştir. Şu anki gidişat ile Türkiye’de özel okulların tüm okullar içerisindeki oranının 10 yıl içerisinde yüzde 15 seviyelerine çıkacağını olağandır.

UKRAYNA’DA DURUM NASIL?
Ukrayna’da özel okulculuk çok zor günler yaşıyor. Ülkede hayatla ölüm arasında bir çizgide gelip giden bir özel eğitim yapısı var.

Ukrayna’daki özel okul sayısı son 3 yıl içerisinde yüzde 45 azaldı.

Başkent Kiev’de bile birkaç yıl öncesi 50’lere varan özel okul sayısı bugün 30’lara indi.

Birçok okul finans problemlerinden dolayı kapısına zincir vurdu.

Bir dönem Ukrayna’da 400’lere yaklaşan özel okulların sayısı, şimdilerde 150’lere geriledi.

Ukrayna’da özel okulların oranı bile komik bir seviyeye düştü: yüzde 0.1

Özel eğitimin önündeki yüksek kira giderleri, personel ve vergi giderleri, kullanılan yüksek eğitim teknolojilerinin yenilenmesi gibi ekonomik bir dizi nedenlerden dolayı özel okulların çoğu kapanma tehlikesiyle karşı karşıya bırakılmıştır ve birçoğu da kapanmıştır. (3)

Bir toplum eğitim problemini çözmeden diğer problemlerini çözemez. Ukrayna gibi batı-doğu sentezini iyi yapmış bir ülkede eğitim sisteminde modernizasyon artık kaçınılmaz olmuştur. Çünkü “Dünün güneşiyle bugünün çamaşırı kurutulamaz”

Özel Okulların Ukrayna’da önünün açılması adına şu konular acilen çözülmelidir:

Ø  Özel teşebbüsün yeni eğitim yatırımlarına girmesi ve mevcut özel okulların genişlemesi için acilen Özel Eğitim Kanunu çıkarılmalıdır.

Ø  Kiralar ile ilgili her sözleşme yenilenmesinde krizler çıkartılmamalı, enflasyon oranı ölçüsünde artışlar bir standarda bağlanmalıdır.

Ø  Kullanılan elektrik, su, ısınma vb. (Kamunalnaya uslovya) giderler özel Eğitim kurumlarında biraz daha anlayışlı rakamlara çekilmelidir.

Ø  Özellikle özel okullara uygulanan gelir vergisi oranı kaldırılmalıdır en azından ekonomik kriz dönemlerinde düşürülmelidir.

Ø  Özel öğretim kurumlarında yenilenme, AR-GE çalışmaları özendirilmeli,  bu konularda çalışma yapan özel öğretim kurumlarının desteklenmesi için teşvikler çıkarılmalıdır.

Ø  Diğer ülkelerden alınan diplomaların ülkemizdeki okullarca (ilk, orta, yükseköğretim) denkliği konusundaki ülkelerarası karşılıklı sıkıntıların giderilmesi gerekmektedir.

Ø  Özel okullarda okuyan öğrencilerin okullar arası anlaşmalarla eğitimlerinin bir ya da iki yılını yurtdışında yapabileceği, denklik sorununun yaşanmayacağı işbirliği ortamları teşvik edilmeli, bürokratik sıkıntılar çözülmelidir.

Ø  Eğitime yatırım yapan ve yapmak isteyen yabancıların ikamet ve vize ile ilgili işlemlerinde kolaylık sağlanması için  çalışmalar yapılmalıdır.

Ø  Yabancı uyruklu öğretmenlerin ön izinleri çok geç alınmakta, Çalışma Bakanlığından çalışma izni alma işlemleri çok uzun bir sürede tamamlanmakta ve çok pahalıya mal olmaktadır.  Yabancı uyruklu öğretmenlerin çalışma izinleri için kolaylık getirilmelidir.

Aleksandr Abdullahov

Kaynaklar:

1. Töder “http://www.toder.org/arastirma/ozel_ogretimcilerin_krize_onlem_paketi_1”
2. Töder “http://www.toder.org/arastirma/ozel_ogretimcilerin_krize_onlem_paketi_1”
3. Kiev Özel Okullar Birliği “2011 Raporu”

Reklam
Reklam

İlgili Makaleler

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Close